Danıştay · Danıştay
Danıştay 2022/1894 E. 2023/2740 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2022/1894
- Karar No
- 2023/2740
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/1894 Karar No : 2023/2740 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 03/02/2022 tarih ve E:2016/42536, K:2022/163 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve...sayılı kararının iptaline ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ile parasal haklarının meslekten ihraç tarihi olduğu ileri sürülen 01/09/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi ve 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (6749 sayılı Kanun)'nin Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle iptali talebiyle Anayasaya Mahkemesine başvurulması istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 03/02/2022 tarih ve E:2016/42536, K:2022/163 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları ve davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası yerinde görülmemiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan açılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının... tarih ve Sor. No:..., K:... sayılı kararıyla kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği ve anılan kararın 16/03/2020 tarihinde kesinleştiğinin görüldüğü, Davacının kendi beyanları yönünden, davacı hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 16/08/2016 tarihli şüpheli ifade tutanağında özetle; lise döneminde 1999-2000 yıllarında o tarihlerde anılan örgütle bağlantısı hakkında bilgi sahibi olmadığını belirttiği dershaneye gittiğini ve eşiyle burada tanıştığını beyan ettiğinin görüldüğü, davacının ifade tutanağı incelendiğinde, eğitim saiki dışında örgütsel bir motivasyonla anılan dershaneye gittiğine ilişkin bir beyanının bulunmadığı gibi davalı idarece bu yönde dosyaya sunulmuş bir tespitin de olmadığının görüldüğü, bu haliyle davacının bu beyanının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, Davacı hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar içeriğinde yer alan 22/05/2019 tarihli bilirkişi raporunda ve 17/03/2017 tarihli bilirkişi raporunda yer alan tespitler yönünden; anılan tespitlerin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, Davacıya 2011 yılı teftişinde 80 puan (beklenenin üstünde) not verilmesi yönünden; davacıya örgütle iltisaklı/irtibatlı olması nedeniyle 80 puan verildiğine dair iddianın soyut nitelikteki bir iddiadan ibaret olup somut bilgi ve belgelerle desteklenmediği görüldüğünden, belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmediği, Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden; davalı idare tarafından, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin 2016/7900 sayılı) disiplin dosyasının bulunduğunun belirtildiği, ancak bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı, Diğer hususlar yönünden; Ş.D. ve H.S.D. isimli şahısların yaptıkları şikayetler ile davacının eşinin (D.Ö.) yargı mensubu olarak görev yapmakta iken FETÖ/PDY örgütü ile irtibat ve iltisaklı olduğu gerekçesiyle meslekten ihraç edilmiş olması hususları yönünden bakıldığında; davacı hakkındaki şikayetlerin ve davacının eşinin dosyalarına sunulmuş belgelerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı, Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin 19/04/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığı, Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararda hukuka uyarlık bulunmadığı, Dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği, Öte yandan; davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceğinin de açık olduğu gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve... sayılı kararının iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesi talebi yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :Davalı idare tarafından, usule ilişkin itirazlarının yerinde görülmeme gerekçesinin kararda yer almadığı, dava konusu işlemin bir disiplin işlemi olmadığı, bu nedenle hukuki denetimin disiplin işlemi kapsamında yapılamayacağı, dava dosyasına sunulan delillerin, idarelerince davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatını ortaya koymaya yeterli görüldüğü, davacı hakkında yürütülen ceza soruşturmasında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, dava konusu işlemler "üyelik" isnadıyla değil "iltisak ve irtibat" isnadına dayandığından, söz konusu kararın davacının hukuki durumunu değiştirmeyeceği, meslekten çıkarılan ilgililer hakkında işlem tesis edildiği tarihte idarelerince yapılan değerlendirmeyi destekleyen ve idari/adli süreçte taraflarına gönderilen bilgi ve belgelerin yargı yeri ile paylaşılmasının, işlemin dayanağı delillerin sonradan tespit edildiği anlamına gelmeyeceği, bu şekildeki bir ifadenin hukuki dayanaktan yoksun olduğu, parasal ve özlük hak, maddi, manevi tazminat ve faize ilişkin taleplerin yasal dayanaktan yoksun olduğu, 685 sayılı KHK, Anayasa'nın 159. maddesinin 10. fıkrası ve 7075 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 1. fıkrası uyarınca tam yargı davalarına karşı yargı yolunun kapalı olduğu, 685 sayılı KHK'nın yürürlüğe girdiği 23/01/2017 tarihi öncesi için hiçbir şekilde parasal ve özlük hak, maddi ve manevi tazminat ve faize hükmedilemeyeceği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:Davacı tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a)Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b)Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Diğer yandan, davacı tarafından meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun ... tarih ve... sayılı kararının iptaline ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ile parasal haklarının meslekten ihraç tarihi olduğu ileri sürülen...... tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; Danıştay Beşinci Dairesinin 03/02/2022 tarih ve E:2017/5740, K:2022/164 sayılı kararı ile Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve... sayılı karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesi talebi yönünden davanın kabulüne karar verildiği, anılan kararın Kurulumuzun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği görülmekte olup, bu kapsamda davalı idarece davacıya yapılacak ödemenin mükerrerliğe yol açmayacak şekilde yapılması gerektiği açıktır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2.Yukarıda özetlenen gerekçeyle dava konusu işlemin iptaline, davacının yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine ve özlük haklarının iadesi talebinin kabulüne ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 03/02/2022 tarih ve E:2016/42536, K:2022/163 sayılı kararının ONANMASINA, 3. 22/11/2023 tarihinde oyçokluğu ile kesin olarak karar verildi. KARŞI OY X- Dava; yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ile parasal haklarının meslekten ihraç tarihi olduğu ileri sürülen 01/09/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında; FETÖ’nün, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma hâline getiren; siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden; bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyip güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen; bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanıp böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da kendi mensubu olmayanları düşman olarak görüp mensuplarını motive eden; “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle Devlete tabandan tavana sızan; bu kadroların sağladığı avantajlarla Devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden; böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan; casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/suigeneris bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir. 1970’li yıllardan itibaren özellikle, mülkiye, adliye, emniyet, millî eğitim ve TSK içerisinde kadrolaşmaya giden FETÖ liderinin vaaz, röportaj ve kitaplarında bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında da yer alan “Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!”, "Bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!", “Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. …bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. …sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.”, “Bir gün bana ...’da bin evimiz olduğunu söyleyin, devletin paçasından şöyle bir tutacağım, devlet uyandığında yapacağı hiçbir şey kalmayacak” şeklindeki sözleri bu suigeneris örgütün, Devleti ele geçirme gayretlerinin somut talimatları olarak ortaya çıkmıştır. Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden; -Üniversiteye hazırlık döneminde FETÖ/PDY irtibatlı dershaneye gittiği, -FETÖ/PDY örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı yargı mensuplarının HS(Y)K'da etkin olduğu dönemde davacıya 2011 Yılı Teftişinde 80 puan (Beklenenin Üstünde) not verildiği, -Sosyal çevresi anlamında en yakın kişi olan eşinin (D.Ö.) yargı mensubu olarak görev yapmakta iken FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat ve iltisaklı olduğu gerekçesiyle meslekten ihraç edildiği, - Ayrıca dijital materyallerinin incelenmesi sonucu düzenlenen raporlarda yer alan tespitler, birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY örgütüyle süregelen bir ilişki içinde olduğu anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle; yukarıda belirtilen delillerin davacının anılan örgüt ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte bulunduğu ve davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun dava konusu kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ve Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.