Danıştay · 9. Daire
Danıştay 9. Daire 2024/984 E. 2025/4135 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 9. Daire
- Esas No
- 2024/984
- Karar No
- 2025/4135
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y DOKUZUNCU DAİRE Esas No : 2024/984 Karar No : 2025/4135
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı-... (... Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı adına ... Madeni Yağlar İth. İhr. Paz. A.Ş.'ne ait vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davalı idare savunması ile savunma ekinde dosyaya ibraz edilen bilgi ve belgelerden, asıl borçlu şirket adına kayıtlı ... plakalı ... marka 2005 model otomobilin, ... plakalı ... marka 2015 model otomobilin, ... plakalı ... marka 2013 model otomobilin, ... plakalı ... marka 2012 model otomobilin, ... plakalı ... marka 2012 model kamyonun, ... plakalı ... marka 2012 model otomobilin, ... plakalı ... marka 2012 model otomobilin, ... plakalı ... marka 2006 model römorkun, ... plakalı ... marka 2010 model çift kabin aracın, ... plakalı ... marka 2007 model römorkun, ... plakalı ... marka 2007 model römorkun, ... ... marka 2008 model römorkun, ... plakalı ... marka 2008 model römorkun, ... plakalı ... marka 2008 model römorkun bulunduğu, söz konusu araçlar üzerine asıl borçlu şirketin borcu nedeniyle haciz tatbik edildiği; somut uyuşmazlıkta, dava konusu amme borcunun, haczedilen şirket adına kayıtlı araç bedellerinden tahsilinin mümkün bulunmadığının ortaya konulmadığı anlaşıldığından, olayda, davacının ikincil sorumlu sıfatıyla takibi koşullarının mevcut olmadığı sonucuna varılmakla, dava konusu ödeme emrinde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu ödeme emrinin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi Kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: İdarelerince yapılan işlemlerin yasal ve yerinde olduğu iddiasıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabul edilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Davacı adına ... Madeni Yağlar İth. İhr. Paz. A.Ş.'ne ait vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istenilmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzelkişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları hâlinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzelkişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği; yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı hüküm altına alınmıştır. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un "Kanundaki terimler" başlıklı 3. maddesinde; Amme borçlusu veya borçlu terimi; amme alacağını ödemek mecburiyetinde olan hakiki ve hükmi şahısları ve bunların kanuni temsilci veya mirasçılarını ve vergi mükelleflerini, vergi sorumlusunu, kefili ve yabancı şahıs ve kurumlar temsilcilerini, tahsil edilemeyen amme alacağı teriminin, amme borçlusunun bu Kanun hükümlerine göre yapılan mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacaklarını; tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı teriminin, amme borçlusunun haczedilen mal varlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen değerlerin amme alacağını karşılayamayacağının veya hakkında iflas kararı verilen amme borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerinin herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacaklarını ifade ettiği belirtilmiştir. Aynı Kanun'un 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun "bir ödeme emri" ile tebliğ olunacağı; 58. maddesinde de kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı, kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığını ileri sürerek 15 gün içerisinde vergi mahkemesinde dava açabileceği hüküm altına alınmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, tüzel kişiliğe sahip şirketlerin vergi borçları nedeniyle öncelikle o şirket adına tarh ve tahakkuk işlemi yapılacağı, borç ödenmediği takdirde şirket adına ödeme emri düzenleneceği ve kamu alacağının şirketten tahsil edilmesi için idarece 6183 sayılı Kanun'da sayılan tüm takip yollarının tüketileceği ve buna rağmen borç şirketten tahsil edilemezse şirket kanuni temsilcisi hakkında takip yollarına başvurulacağı sonucuna ulaşılmaktadır. Dosyanın incelenmesinden, davacı adına düzenlenen dava konusu ödeme emrinin, asıl borçlu şirket hakkında verilen ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı davanın reddi yolundaki kararına istinaden düzenlenen ... no'lu ihbarnamelerin tahakkuklarını içerdiği, söz konusu karara karşı bahse konu asıl borçlu şirket tarafından yapılan istinaf ve temyiz başvurularının reddine karar verildiği, dava konusu ödeme emri içeriğinde yer alan amme alacaklarını içeren ve asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emrinin elektronik tebligat yoluyla şirkete tebliğ edildiği, borcun ödenmemesi üzerine yapılan mal varlığı araştırmasında şirket adına kayıtlı 14 adet araç bulunduğunun tespit edildiği, araçlar üzerinde vergi ve icra dairelerince konulmuş olan hacizlerin bulunduğu, araçlar satılsa dahi vergi borcunun karşılanamayacağının anlaşılması üzerine davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği anlaşılmıştır. Dosyanın ve Dairemizin E:2024/7061 sayılı dosyasının birlikte değerlendirilmesinden, olayda asıl borçlu şirkete ait araçların 2005 ilâ 2008, 2010,2012,2013,2015 model araçlar olduğu, bütün araçlar üzerinde vergi ve icra daireleri tarafından konulan çok sayıda hacizlerin bulunduğu ve davalı vergi dairesinin haciz sıralarında alacağın tahsilini sağlayabilecek ön sıralarda yer almadığı gibi söz konusu araçların piyasa değeri ile ödeme emrine konu borcun tutarı göz önüne alındığında, idarece borcun tahsili amacıyla gerçekleştirilen işlemler sonucunda şirketin vergi borçlarının ödenmesi için hacizli araçların satılması durumunda dahi kamu alacağının asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılmıştır. Yukarıda da değinildiği gibi limited şirket ortaklarının sorumluluğundan farklı olarak, kanuni temsilcilerin 213 sayılı Yasa'nın 10. maddesi kapsamında sorumluluğuna gidilebilmesi için asıl borçlu şirketin tüm mal varlığının satılarak paraya çevrilmesi ve buna ilişkin muamelelerinin sonuçlanmış olması aranmamıştır. Tahsil dairesince yapılacak tahsil işlemlerinin herhangi bir aşamasında, haczedilen ya da tespit edilen asıl borçlu şirkete ait mal varlığı değerinin, borcu karşılamayacağının anlaşılması durumunda, kanun koyucu, kanuni temsilcinin sorumluluğuna gidilebilmesi için gerekli şartları yeterli görmüştür. Bunun için ayrıca borcu karşılamayacağı anlaşılan gerek hacizli olan, gerek hacizli olmayıp tespit edilen mal varlığının cebri icra yolu ile satılıp paraya çevrilmesinin beklenilmesine de gerek duyulmamaktadır. Bu durumda, ödeme emirleri içeriği kamu alacağının asıl borçlu şirketten tahsil edilemediğinin anlaşılması karşısında, olayda davacının kanuni temsilci sıfatıyla takibi için gereken koşulların oluştuğunun kabulü gerektiğinden, aksi yöndeki gerekçeyle verilen Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf istemini reddeden Bölge İdare Mahkemesi kararında isabet bulunmamakta olup, Bölge İdare Mahkemesince davacının söz konusu borçtan sorumluluğu hususunda değerlendirme yapılarak ulaşılacak sonuca göre yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; Davalının temyiz isteminin kabulüne, ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 07/10/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.