Danıştay · 9. Daire

Danıştay 9. Daire 2023/4135 E. 2025/4501 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
9. Daire
Esas No
2023/4135
Karar No
2025/4501
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y DOKUZUNCU DAİRE Esas No : 2023/4135 Karar No : 2025/4501

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Defterdarlığı-... VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi...Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: ... Pazarlama ve Ticaret Limited Şirketi'ne ait vergi borçlarının tahsili amacıyla, kanuni temsilci sıfatıyla davacının banka hesaplarına uygulanan haczin kaldırılması istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...Vergi Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; zamanaşımını kesen unsurlar arasında haciz tatbiki sayılmış olup, yalnızca haciz bildirimi gönderilmesi zamanaşımını kesen bir sebep olarak değerlendirilemeyeceğinden, davalı idarece, davacının malvarlığına haciz uygulanması için muhtelif tarihlerde gönderilen ...,..., ..., ... ve ... tarihli haciz bildirilerinin tahsil zamanaşımını kestiğinden bahsedilemeyeceği, yine, davalı idarece her ne kadar, davacının PTT Genel Müdürlüğü Aydın/Didim şubesindeki hesap numarasında bulunan 2,75-TL tutarındaki bakiyesine 12/05/2016 tarihli yazı ile haciz uygulanmış olması durumu zamanaşımını kesen bir neden olarak gösterilmişse de, söz konusu tutarın, dava konusu toplam tutar ile karşılaştırıldığında oldukça cüzi bir oranda kalması, bu tutardaki bir haciz tatbikinin zamanaşımını kestiğinin kabülünün orantılılık, adalet ve hakkaniyete aykırı düşeceği kanaatine varılarak, 2,75-TL'lik haciz tatbikinin tahsil zamanaşımını kesmeyeceği, dava konusu haciz işleminin dayanağı ...tarih ve...,...,...,...sayılı ödeme emirleri içeriği 2008/Nisan-Haziran gelir stopaj vergisi, 2009/Eylül, Kasım ve 2010/Mayıs dönemi katma değer vergisinden kaynaklanan kısma ilişkin kısmı yönünden; sözü edilen amme alacaklarının vadelerinin sırasıyla 2008, 2009, 2012 ve 2010 yıllarına ait olduğu, bu amme alacakları açısından tahsil zamanaşımı süresinin vadelerinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren işlemeye başladığı, davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin 05/03/2013 tarihinde davacının eşine tebliği üzerine de tahsil zamanaşımı süresinin kesildiği, kesilen zamanaşımı süresinin takip eden takvim yılı başından itibaren (01/01/2014) yeniden işlemeye başladığı, 2008/Nisan-Haziran gelir stopaj vergisi, 2009/Kasım dönemi katma değer vergisi yönünden 18/05/2018; 2009/Eylül dönemi katma değer vergisi ve 2010/Mayıs dönemi katma değer vergisi yönünden ise 19/04/2017 tarihinde yapılan ödemeler nedeniyle de tahsil zamanaşımı süresinin yeniden kesildiği ve dolayısıyla sözü edilen amme alacakları için tahsil zamanaşımı süresi içinde davacı adına takip işlemlerinin usulüne uygun bir şekilde yürütüldüğü görüldüğünden, uyuşmazlığın bu kısmı yönünden davalı idarece tesis edilen haciz işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu haciz işleminin ... tarih ve ...,...,...,...sayılı ödeme emirleri dışında kalan diğer ödeme emirlerinden kaynaklanan kısmının incelenmesinden ise; söz konusu muhtelif dönem ve türdeki amme alacaklarının vadelerinin 2008, 2009, 2010 ve 2012 ve yıllarına ait olduğu, tahsil zamanaşımı süresinin amme alacaklarının vadelerinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren işlemeye başladığı, davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin 05/03/2013 tarihinde davacının eşine tebliği üzerine de tahsil zamanaşımı süresinin kesildiği, kesilen zamanaşımı süresinin takip eden takvim yılı başından itibaren (01/01/2014) yeniden işlemeye başladığı, bu amme alacakları açısından ödeme emirlerinin tebliğinden sonra da tahsil zamanaşımı süresini kesen herhangi bir neden bulunmadığı ve amme alacaklarının tahsil zamanaşımı süresinin son gününün 31/12/2019 tarihi olduğu görüldüğünden; zamanaşımına uğramış olduğu anlaşılan anılan amme alacaklarının tahsili amacıyla, muhtelif tarihlerdeki haciz bildirileriyle uygulanmış olan haciz işlemlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen reddine, kısmen kabulüne, dava konusu haciz işleminin... tarih ve ...,...,...,... sayılı ödeme emirleri dışındaki ödeme emirlerinden kaynaklanan kısmının kaldırılmasına karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince, Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair hüküm fıkrası, "her ne kadar, davacının PTT Genel Müdürlüğü Aydın/Didim şubesindeki hesap numarasında bulunan 2,75-TL tutarındaki bakiyesine 12/05/2016 tarihli yazı ile haciz uygulanmış olması durumu zamanaşımını kesen bir neden olarak gösterilmişse de, söz konusu tutarın, dava konusu toplam tutar ile karşılaştırıldığında oldukça cüzi bir oranda kalması, bu tutardaki bir haciz tatbikinin zamanaşımını kestiğinin kabülünün orantılılık, adalet ve hakkaniyete aykırı düşeceği kanaatine varılarak, 2,75-TL'lik haciz tatbikinin tahsil zamanaşımını kesmediği" gerekçesiyle verilmiş ise de, 6183 sayılı Kanun'un 103. maddesinde haciz tatbikinin zamanaşımını keseceği düzenlenmiş olup, buna göre haciz tatbikinin fiilin gerçekleşmesiyle zamanaşımı kesileceğinden, dolayısıyla haciz uygulanan meblağın düşük veya yüksek olmasının bu durumu değiştirdiğinin kabul edilmesi düzenlemeye uygun olmadığından, mahkeme kararının sözü edilen gerekçesinin isabetli görülmediği belirtilerek işin esasının incelenmesi sonucunda; kanuni temsilci sıfatıyla adına düzenlenen ödeme emirlerinin 05/03/2013 tarihinde davacıya tebliğ edilmesi sonrasında söz konusu ödeme emirlerine karşı dava açılmaması ve herhangi bir ödemede bulunulmaması üzerine, söz konusu ödeme emirleri içeriği amme alacaklarının tahsili amacıyla davacının banka hesaplarına haciz uygulandığından ve davacı tarafından ileri sürülen hususlar dava konusu işlemleri kusurlandıracak iddialar olmadığından, şirketten tahsil edilemeyen alacağın tahsili amacıyla davacının banka hesaplarına haciz uygulanmasına ilişkin işlemlerde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, Vergi Mahkemesi kararının davanın kısmen kabulüne dair hüküm fıkrasının kaldırılmasına, bu kısım yönünden de davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:Dava konusu haczin dayanağı ödeme emirlerinin kendisine tebliğ edilmediğinden borcun usulüne uygun bir şekilde kesinleştirilmediği, amme alacağının zamanaşımına uğradığı, haciz işleminin sonsuza kadar sürdürülemeyeceği iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: ... Pazarlama ve Ticaret Limited Şirketi'ne ait vergi borçlarının tahsili amacıyla, kanuni temsilci sıfatıyla davacının banka hesaplarına uygulanan haczin kaldırılması istemiyle açılan davada, Vergi Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yönündeki kararına karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabul edilerek, davanın kısmen kabulüne dair kararının kaldırılarak bu kısım yönünden davanın reddine karar verilmesi üzerine davacı tarafından söz konusu kısmın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

İLGİLİ MEVZUAT: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzelkişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları hâlinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzelkişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği; yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı hüküm altına alınmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dosyanın incelenmesinden, ... Akaryakıt Ürünleri Nakliyat Sanayi ve Tİcaret Limited Şirketi'ne 29/02/2008 tarihli ortaklar kurulu kararı ile kanuni temsilci olarak atanan ve bu karar 12/03/2008 tarihinde tescil, 26/03/2008 tarihinde ilan edilen davacının kanuni temsilcilik görevinin 05/08/2009 tarihli ortaklar kurulu kararı ile sona erdiği bu hususun ise 11/06/2013 tarihinde tescil, 19/06/2013 tarihinde de ilan edildiği, asıl borçlu şirket tarafından ödenmeyen vergi borçlarının tahsili amacıyla, davacı adına düzenlenen ... tarih ve ... ilâ ... sayılı ödeme emirlerinin 05/03/2013 tarihinde ikamet adresinde davacının eşine tebliğ edildiği, davacı tarafından ödeme emirlerine karşı dava açılmadığı gibi ödeme de yapılmaması üzerine davacının banka hesaplarına konulan haczin kaldırılması istemiyle açılan işbu davada, Vergi Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yönündeki kararına karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabul edilerek, davanın kısmen kabulüne dair kararının kaldırılarak bu kısım yönünden davanın reddine karar verilmesi üzerine davacı tarafından söz konusu kısmın temyizen incelenerek bozulmasının istenildiği, diğer kısım yönünden istinaf isteminde bulunmadığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta her ne kadar haciz işleminden önceki aşama olan ödeme emri aşamasında davacı tarafından ödeme emrine dava açılmamış ise de amme borçlusu sıfatıyla işlem yapılmasını gerektiren düzenlemede aranan koşulların gerçekleşip-gerçekleşmediğinin tahsilatın diğer bir aşaması olan haciz aşamasında da değerlendirilmesine engel bulunmamaktadır. Bu durumda; temyize konu kararda, davacının 26/03/2008 - 19/06/2013 tarihleri arasında asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisi olduğu ve haczin dayanağı borçların da davacının kanuni temsilci olduğu döneme ilişkin olduğu belirtilmiş ise de; yukarıda belirtildiği üzere 29/02/2008 tarihinde ortaklar kurulu kararı ile kanuni temsilci olarak atanan davacının 05/08/2009 tarihli ortaklar kurulu kararı ile kanuni temsilcilik görevinden ayrıldığı, kanuni temsilcilik sıfatının kazanılmasında veya kaybedilmesinde ortaklar kurulu kararının esas olduğu ve davacının da 05/08/2009 tarihli ortaklar kurulu kararıyla kanuni temsilcilik görevinden ayrıldığı, ticaret siciline tescil ve ilanın ise iyi niyetli üçüncü kişileri korumaya yönelik açıklayıcı mahiyette olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, 29/02/2008 - 05/08/2009 tarihleri arasında asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisi olan davacının dava konusu haczin temyize konu kısmına ilişkin amme borçlarından sorumluluğu bulunup bulunmadığı, amme borçlusu sıfatına haiz olup-olmadığı gözetilmek suretiyle Bölge İdare Mahkemesince yeniden karar verilmesi gerekmektedir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; Davacının temyiz isteminin kabulüne, ... Bölge İdare Mahkemesi... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ...Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 23/10/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

(X)KARŞI OY : Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği oyuyla Dairemizin kararına katılmıyorum.

Atıf: Danıştay 9. Daire, E. 2023/4135, K. 2025/4501, T. 23.10.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-9-daire-2023-4135-e-2025-4501-k-0f63b3645a86