Danıştay · 9. Daire
Danıştay 9. Daire 2023/3985 E. 2025/4127 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 9. Daire
- Esas No
- 2023/3985
- Karar No
- 2025/4127
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y DOKUZUNCU DAİRE Esas No : 2023/3985 Karar No : 2025/4127
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı-... VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: ... Dokumacılık Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti'ne ait vergi borçlarının tahsili amacıyla şirket ortağı sıfatıyla davacı adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava konusu ödeme emirlerinin yargı harcına ilişkin kısımları yönünden, söz konusu yargı harçlarının asıl borçlu şirket tarafından 2010 ve 2011 yıllarının muhtelif dönemlerine ilişkin tarh edilen vergilerin kaldırılması istemiyle açılan davaların reddedilmesi sonucunda hükmedilen yargı harçları olduğu ve davacının şirket ortaklığından ayrıldığı tarihten çok sonra açılan davalardan kaynaklandığı ve bu nedenle davacının dönemsel olarak sorumluluğuna gidilemeyeceğinden, ödeme emirlerinin bu kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı,davacının asıl borçlu şirketteki hisselerini ... tarihli ortaklar kurulu kararı ile devrettiği görüldüğünden, ... sayılı ödeme emrinin 1, 2, 4, 5, 7, 8, 10, 11, 12, 14, 15, 17, 18, 19, 20, 21 sıralarında yer alan 2011/Temmuz-Eylül, 2011/Ocak-Aralık ve 2011/Temmuz dönemlerine ait kurumlar vergisi, katma değer vergisi, gecikme faizi ve vergi ziyaı cezalarından oluşan amme alacaklarının vergilendirme işlemlerinin davacının şirket ortaklığından ayrıldığı 27/07/2011 tarihinde henüz tekemmül etmediğinin anlaşıldığı, dönem tamamlanmadığından ve davacının normal vade tarihi itibariyle şirket ortağı olmadığından, anılan borçlardan sorumlu olmadığından ödeme emrinin anılan kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı, ödeme emirlerinin kalan kısımları yönünden ise hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen reddine, kısmen kabulüne, ... sayılı ödeme emrinin yargı harcına ilişkin kısmı ile ... sayılı ödeme emrinin yargı harçları ile 1, 2, 4, 5, 7, 8, 10, 11, 12, 14, 15, 17, 18, 19, 20, 21. sıralarındaki amme alacaklarına ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi Kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: ... Dokumacılık Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti'ne ait vergi borcunun doğduğu dönemde davacı şirket ortağı olduğundan, vergi borcunun tahsili amacıyla 6183 sayılı Kanunun 35. maddesi uyarınca ortak sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı iddiasıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ:Daire kararında belirtilen gerekçeyle Bölge İdare Mahkemesi kararının ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin 1, 2, 4, 5, 7, 8, 10, 11, 12, 14, 15, 17, 18, 19, 20, 21. sıralarındaki amme alacaklarına ilişkin kısmının bozulması kalan kısmının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: ... Dokumacılık Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti'ne ait vergi borçlarının tahsili amacıyla şirket ortağı sıfatıyla davacı adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 19. maddesinde; vergi alacağının, vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun tekemmülü ile doğacağı, vergi alacağının mükellef bakımından vergi borcunu teşkil ettiği açıklanmış; 20. maddesinde; verginin tarhı, vergi alacağının kanunlarda gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi dairesi tarafından hesaplanarak bu alacağı miktar itibarıyla tespit eden idari muamele olduğu, 21. maddesinde, tebliğin, vergilendirmeyi ilgilendiren ve hüküm ifade eden hususların yetkili makamlar tarafından mükellefe veya ceza sorumlusuna yazı ile bildirilmesi olduğu, 22. maddesinde, tahakkukun tarh ve tebliğ edilen bir verginin ödenmesi gereken bir safhaya gelmesi olduğu, 23. maddesinde de, verginin tahsilinin kanuna uygun suretle ödenmesi olduğu tanımlanmıştır. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun, "Kanunun şümulü" başlıklı 1. maddesinde, devlete, vilayet özel idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait mahkeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi feri amme alacakları ile bunların takip masrafları hakkında bu kanun hükümlerinin tatbik olunacağı öngörülmüştür. Anılan Kanunun 35. maddesinde de limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları, ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahısların devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacağı, amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacağı hükümleri yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge İdare Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Bölge İdare Mahkemesi kararının, ... tarih ve ... sayılı ödeme emirlerinin yargı harçlarına ilişkin hüküm fıkrası usul ve hukuka uygun olup ileri sürülen temyiz iddiaları, kararın belirtilen kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının, ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin 1, 2, 4, 5, 7, 8, 10, 11, 12, 14, 15, 17, 18, 19, 20, 21. sıralarındaki amme alacaklarına ilişkin hüküm fıkrasına yönelik temyiz istemi yönünden ise; Yukarıda yer verilen Kanun hükümlerinin değerlendirilmesinden; 6183 sayılı Kanunun 1. maddesine göre bir amme alacağı olan vergi alacağının anılan Kanun uyarınca tahsil edileceği, 213 sayılı Kanunun 19. maddesine göre de vergi alacağının, vergiyi doğuran olay ile doğacağı ve vergi alacağının doğmasının mükellef bakımından vergi borcunu teşkil edeceği, yani amme alacağı türlerinden birisi olan vergi alacağının, vergiyi doğuran olayla birlikte doğduğu, dolayısıyla vergiye ilişkin alacak ve borç ilişkisinin vergiyi doğuran olay ile gerçekleştiği ve vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesiyle, mükellefin vergi borçlusu, devlet, vilayet özel idareleri ve belediyelerin de vergi alacaklısı sıfatına sahip olduğu, vergi alacağının doğmasından sonraki aşamada ise, kanunlarda gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi dairesi tarafından hesaplanarak vergi alacağının tarh ettirildiği, tarh ettirilen verginin tebliğ edilmesi üzerine tahakkuk ederek ödenebilir aşamaya geldikten sonra verginin tahsili aşamasına geçilerek, kanunda belirtilen surette ödenmesiyle vergilendirme sürecinin tamamlandığı, ancak vergi borcunun vadesinde ödenmediği durumda ise kamu gücü kullanılarak, alacaklısı veya alacaklı adına kamu gücü kullanma konusunda yetkili makamlar tarafından cebren tahsil aşamasına geçildiği ve cebren tahsil esaslarının hüküm altına alındığı 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda belirtilen esaslar çerçevesinde tahsilatın yapılacağı anlaşılmaktadır. 213 sayılı Kanunun 19. maddesi uyarınca vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesi ile vergiye ilişkin alacak ve borç ilişkisinin kurulduğu, mükellefin artık vergi borçlusu olduğu, tarh, tebliğ ve tahakkuk ettikten sonra vadesinde ödenmeyen vergi alacağının ise cebren tahsilata ilişkin esasların hüküm altına alındığı 6183 sayılı Kanunda belirtilen esaslar çerçevesinde yapıldığı, dolayısıyla, 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesinde yer verilen "amme alacağının doğduğu zaman" kavramından kastedilenin "vergiyi doğuran olay" olduğu ve verginin tahakkuk edip vadesinde ödenmemesi durumunun ise vergi alacağının, cebren tahsil edilme şartlarının gerçekleşmesine işaret ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla, 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesinde değinilen amme alacağının doğduğu zaman kavramından anlaşılması gerekenin amme alacağının da konusu olan vergi alacağının doğduğu olay olduğu da açıktır. Aksine bir yorum anılan maddede yer alan; "Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur." hükmünü de etkisiz kılar. Zira, amme alacağının doğduğu zamanı temyize konu kararda değinildiği gibi tahakkuk edip kesinleşen verginin kamu alacağı haline gelmesine indirgendiği durumda aynı tarihte ödenmesi de gerekli olan mezkur alacak için vade tarihi aramak anlamsız olacaktır. Nitekim kesinleşen ve kamu alacağı haline dönüşen bu alacak için sonrasında düzenlenen ödeme emrinde gecikme faiziyle birlikte yer alan gecikme zammı da bu tarih itibarıyla işletilmeye başlanır ve ödeme emri ile talep edilir. Bu nedenle; 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesindeki düzenlemeden asıl borçlu şirkete ait amme alacaklarının doğduğu dönemde şirketin ortağı olan kişilerin ortak olunan dönemlerle sınırlı olarak amme alacağının ödenmesinden sermaye hisseleri oranında sorumlu olacağının anlaşılması gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden, davacının 04/11/2001-22/07/2011 tarihleri arasında ortağı olduğu ... Dokumacılık Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti'ne ait 2011 yılına ilişkin muhtelif vergi borçlarının tahsili amacıyla davacı adına ortak sıfatıyla dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği anlaşılmıştır. Bu durumda, vergi alacağının doğduğu 2011 yılında, 04/11/2001-22/07/2011 tarihleri arasında asıl borçlu şirketin ortağı olan davacının, dava konusu ödeme emrinin 1, 2, 4, 5, 7, 8, 10, 11, 12, 14, 15, 17, 18, 19, 20, 21. Sıralarında yer alan 2011 yılına ilişkin kurumlar vergisi ve vergi ziyaı cezası, 2011/Temmuz-Eylül dönemine ilişkin vergi ziyaı cezası ile 2011/Temmuz dönemine ait katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası ve belirtilen dönemlere ait gecikme faizinin kıst dönemine isabet eden kısmından sorumluluğu bulunduğundan, ödeme emirlerinin anılan kısmı yönünden yukarıda yazılı gerekçeyle verilen davanın kabulüne ilişkin Vergi Mahkemesi kararına karşı davalı idarenin istinaf istemini reddeden Bölge İdare Mahkemesi kararında isabet görülmemiştir. Ayrıca, bozma kararı üzerine davacının sorumlu olduğu dönemdeki sermaye payı, amme alacağının asıl borçlu şirketten tahsili amacıyla yapılan takibin usulüne uygun olarak tamamlanıp tamamlanmadığı gibi hususlar da değerlendirilerek yeniden bir karar verilmesi gerektiği tabiidir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; Davalının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine, ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, ödeme emirlerinin yargı harçlarına ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA, ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin 1, 2, 4, 5, 7, 8, 10, 11, 12, 14, 15, 17, 18, 19, 20, 21. sıralarındaki amme alacaklarına ilişkin hüküm BOZULMASINA, Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 07/10/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.