Danıştay · 9. Daire

Danıştay 9. Daire 2023/3807 E. 2025/4865 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
9. Daire
Esas No
2023/3807
Karar No
2025/4865
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y DOKUZUNCU DAİRE Esas No : 2023/3807 Karar No : 2025/4865

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı- ... VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı adına, ... Ltd. Şti'nin vergi borçlarının tahsili amacıyla şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının, Ankara 25. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numaralı işlemi ile şirketteki paylarının tamamını diğer ortağa devir ve temlik ettiği, söz konusu devir işlemi 13/08/2012 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, hisse devir tarihine kadar şirket ortağı olması nedeniyle, bu tarihe kadar tahakkuk ettiği halde vadesinde ödenmemiş, dolayısıyla amme alacağı haline gelmiş borçlardan sorumlu tutulması gerektiği, dava konusu ödeme emrinin içeriğindeki kamu alacaklarının 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin kısımlarının kamu alacaklarının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda davacının şirketle ilişkisinin bulunmadığı bu nedenle belirtilen borçlardan şirketin ortağı sıfatıyla sorumlu tutulamayacağı, 2010 ila 2012 yıllarının muhtelif dönemlerine ilişkin kısımları yönünden ise kamu alacağının vade tarihlerinin davacının şirketteki payını devrettiği 07/08/2012 tarihinden sonra olduğundan ve davacının payını devrettikten sonra vadesinde ödenmemiş kamu alacağı niteliği kazanan şirket borçlarından sorumlu tutulmasına imkan bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu ödeme emrinin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi Kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacının ortağı olduğu ... Yapı Limited Şirketi'ne ait kamu alacağının vadesinde ödenmediği, kamu alacağının şirketin mal varlığından karşılanamayacağının anlaşılması üzerine davacı adına hissesi oranında düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı iddiasıyla kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kısmen kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Davacı adına, ... Ltd. Şti'nin vergi borçlarının tahsili amacıyla şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istenilmektedir.

İLGİLİ MEVZUAT: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 19. maddesinde; vergi alacağının, vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun tekemmülü ile doğacağı, vergi alacağının mükellef bakımından vergi borcunu teşkil ettiği açıklanmış; 20. maddesinde; verginin tarhı, vergi alacağının kanunlarda gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi dairesi tarafından hesaplanarak bu alacağı miktar itibarıyla tespit eden idari muamele olduğu, 21. maddesinde, tebliğin, vergilendirmeyi ilgilendiren ve hüküm ifade eden hususların yetkili makamlar tarafından mükellefe veya ceza sorumlusuna yazı ile bildirilmesi olduğu, 22. maddesinde, tahakkukun tarh ve tebliğ edilen bir verginin ödenmesi gereken bir safhaya gelmesi olduğu, 23. maddesinde de, verginin tahsilinin kanuna uygun suretle ödenmesi olduğu tanımlanmıştır. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun, "Kanunun şümulü" başlıklı 1. maddesinde, devlete, vilayet özel idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait mahkeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi feri amme alacakları ile bunların takip masrafları hakkında bu kanun hükümlerinin tatbik olunacağı öngörülmüştür. Anılan Kanunun 35. maddesinde de limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları, ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahısların devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacağı, amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacağı hükümleri yer almaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge İdare Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Bölge İdare Mahkemesi kararının, ... tarih ve ... sayılı ödeme emri içeriğindeki kamu alacaklarının 2016 ve 2017 yıllarının muhtelif dönemlerine ilişkin kısma ait hüküm fıkrasının dayandığı sebepler ve gerekçesi Dairemizce de uygun görülmüş olup davalı tarafından ileri sürülen iddialar temyize konu kararın bu hususa ilişkin kısmının bozulmasını gerektirir nitelikte bulunmamıştır. Bölge İdare Mahkemesi kararının, ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin 2010 ila 2012 yıllarının muhtelif dönemlerine ilişkin hüküm fıkrasına yönelik temyiz istemine gelince; Yukarıda yer verilen Kanun hükümlerinin değerlendirilmesinden; 6183 sayılı Kanunun 1. maddesine göre bir amme alacağı olan vergi alacağının anılan Kanun uyarınca tahsil edileceği, 213 sayılı Kanunun 19. maddesine göre de vergi alacağının, vergiyi doğuran olay ile doğacağı ve vergi alacağının doğmasının mükellef bakımından vergi borcunu teşkil edeceği, yani amme alacağı türlerinden birisi olan vergi alacağının, vergiyi doğuran olayla birlikte doğduğu, dolayısıyla vergiye ilişkin alacak ve borç ilişkisinin vergiyi doğuran olay ile gerçekleştiği ve vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesiyle, mükellefin vergi borçlusu, devlet, vilayet özel idareleri ve belediyelerin de vergi alacaklısı sıfatına sahip olduğu, vergi alacağının doğmasından sonraki aşamada ise, kanunlarda gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi dairesi tarafından hesaplanarak vergi alacağının tarh ettirildiği, tarh ettirilen verginin tebliğ edilmesi üzerine tahakkuk ederek ödenebilir aşamaya geldikten sonra verginin tahsili aşamasına geçilerek, kanunda belirtilen surette ödenmesiyle vergilendirme sürecinin tamamlandığı, ancak vergi borcunun vadesinde ödenmediği durumda ise kamu gücü kullanılarak, alacaklısı veya alacaklı adına kamu gücü kullanma konusunda yetkili makamlar tarafından cebren tahsil aşamasına geçildiği ve cebren tahsil esaslarının hüküm altına alındığı 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda belirtilen esaslar çerçevesinde tahsilatın yapılacağı anlaşılmaktadır. 213 sayılı Kanunun 19. maddesi uyarınca vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesi ile vergiye ilişkin alacak ve borç ilişkisinin kurulduğu, mükellefin artık vergi borçlusu olduğu, tarh, tebliğ ve tahakkuk ettikten sonra vadesinde ödenmeyen vergi alacağının ise cebren tahsilata ilişkin esasların hüküm altına alındığı 6183 sayılı Kanunda belirtilen esaslar çerçevesinde yapıldığı, dolayısıyla, sadece vergi borçlarını değil diğer amme alacaklarını da kapsayan 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesinde yer verilen "amme alacağının doğduğu zaman" kavramından kastedilenin vergi hükümleri açısından "vergiyi doğuran olay" olduğu ve verginin tahakkuk edip vadesinde ödenmemesi durumunun ise vergi alacağının, cebren tahsil edilme şartlarının gerçekleşmesine işaret ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla, 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesinde değinilen amme alacağının doğduğu zaman kavramından anlaşılması gerekenin, amme alacağının da konusu olan vergi alacağının doğduğu zaman olduğu da açıktır. Aksine bir yorum anılan maddede yer alan; "Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur." hükmünü de etkisiz kılar. Zira, amme alacağının doğduğu zamanı temyize konu kararda değinildiği gibi tahakkuk edip kesinleşen verginin kamu alacağı haline gelmesine indirgendiği durumda aynı tarihte ödenmesi de gerekli olan mezkur alacak için vade tarihi aramak anlamsız olacaktır. Nitekim kesinleşen ve kamu alacağı haline dönüşen bu alacak için sonrasında düzenlenen ödeme emrinde gecikme faiziyle birlikte yer alan gecikme zammı da bu tarih itibarıyla işletilmeye başlanır ve ödeme emri ile talep edilir. Ayrıca tahakkuk eden verginin sadece ödenmesi gereken tarihte ortak sıfatı taşıyan kişilerden aranabileceği şeklindeki hukuki değerlendirme ise, payı devralan ve devreden ortağın müteselsil sorumluluğuna ilişkin olarak getirilen kusursuz ve müteselsil sorumluluk ilkesiyle bağdaşmadığından 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesindeki düzenlemeden asıl borçlu şirkete ait amme alacaklarının doğduğu dönemde şirketin ortağı olan kişilerin ortak olunan dönemlerle sınırlı olarak amme alacağının ödenmesinden sermaye hisseleri oranında sorumlu olacağının anlaşılması gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden, davacının 06/04/1994 tarihli ortaklar kurulu kararı ile ortak olduğu, 07/08/2012 tarihli ortaklar kurulu kararı ile payını devrederek ortaklıktan ayrıldığı, hususun 24/06/1996 ve 13/08/2012 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, dava konusu ... tarih ve ... sayılı ödeme emri içeriği 2010 ila 2012 yıllarının muhtelif dönemlerine ait amme alacaklarının davacının ortaklıktan ayrıldığı dönem ile öncesine isabet ettiği anlaşılmıştır. Bu durumda, 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca, davacının, dava konusu ödeme emrine konu vergi borçlarının, şirket ortağı olduğu dönemlere ilişkin kısmının ödenmesinden sorumluluğu bulunduğu açık olduğundan, ... sayılı ödeme emri içeriği 2010 ila 2012 yıllarının muhtelif dönemlerine ait amme alacakları yönünden yukarıdaki yazılı gerekçeyle verilen Bölge İdare Mahkemesi kararında isabet görülmemiştir. Öte yandan, bozma kararı üzerine davacının sorumlu olduğu dönemlerdeki sermaye payı, amme alacağının asıl borçlu şirketten tahsili amacıyla yapılan takibin usulüne uygun olarak tamamlanıp tamamlanmadığı gibi hususlar da değerlendirilerek yeniden bir karar verilmesi gerektiği tabiidir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; Davalının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine, ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının dava konusu ödeme emri içeriğindeki kamu alacaklarının 2016 ve 2017 yıllarının muhtelif dönemlerine ilişkin kısmı yönünden ONANMASINA, kalan kısmı yönünden BOZULMASINA, Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 17/11/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Danıştay 9. Daire, E. 2023/3807, K. 2025/4865, T. 17.11.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-9-daire-2023-3807-e-2025-4865-k-370336dfbd37