Danıştay · 8. Daire
Danıştay 8. Daire 2021/5178 E. 2025/6114 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 8. Daire
- Esas No
- 2021/5178
- Karar No
- 2025/6114
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2021/5178 Karar No : 2025/6114
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI): ... İnş. Tur. Tem. Tic. Ltd. Şti VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1- ......Bakanlığı VEKİLİ : Av. ...
2- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi...İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Ankara ili, Yenikent ilçesi'nde bulunan andezit maden sahalarına ilişkin ... ve ... sayılı andezit işletme ruhsatına sahip olan davacı şirket tarafından, ASO 1. Organize Sanayi Bölgesi'nin gelişme sahası içerisinde bulunduğu, 1. OSB Tevsii Projesi faaliyetleri ile madencilik faaliyetlerinin birbirini engelediği ve madenin makul sürede üretilemeyeceği, OSB tevsii proje yatırımı için alternatif alanın da bulunmadığı gerekçesiyle Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının müştereken imza altına aldığı... tarih ve ... sayılı kararının, davacı şirket adına "ruhsat sahalarındaki proje alanı ile çakışan alanlardaki madencilik faaliyetlerine kurul karar tarihi itibariyle müsaade edilmemesine" ibaresinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; uyuşmazlığın çözümü için öncelikle dava konusu işletme ruhsat sahasının ASO 1. Organize Sanayi Bölgesi tevsii projesi sınırları içerisinde bulunup bulunmadığının, OSB Tevsii Profesi faaliyetleri ile madencilik faaliyetlerinin birbirini engelleyip engellemediğinin, madenin makul sürede üretilip üretilemeyeceğinin, tevsii proje yatırımı için alternatif alanın bulunup bulunmadığının, ayrıca davacı şirketin faaliyeti sonucu elde edebileceği gelir ve fayda ile kurulması düşünülen OSB sonucunda, elde edilecek gelirin/faydanın ne kadar olacağının, ekonomik açıdan hangi faaliyetin daha avantajlı olacağının, alınan Kurul kararı gerekçesi çerçevesinde tevsii projesi kapsamında gerçekleştirilecek faaliyet ile madencilik faaliyetinin devam etmesi durumunda elde edilecek faydanın, diğer bir ifadeyle kamu yararı açısından hangi faaliyetin sürdürülmesi gerektiğinin tespitinin teknik ve uzmanlık bilgisi gerektirmesi ve bu konuda teknik bilgisi ve uzmanlığı bulunan bilirkişilerce hazırlanacak bilirkişi raporuna ihtiyaç duyulması nedeniyle Mahkemece yapılan 21/12/2018 tarihli ara kararı ile keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiği, ardından 03/10/2019 tarihinde yapılan keşif sonrası hazırlanan bilirkişi raporunda özetle; " ...Gerek mahallinde yapılan keşif ve incelemeden elde edilen bilgilerin gerekse de dosyada mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesi ve değerlendirilmesi sonucunda; 1) Dava Konusu İşletme Ruhsatı Sahasının, ASO 1. Organize Sanayi Bölgesi’nin Gelişme Sahası İçerisinde Bulunup Bulunmadığı Hususunun Değerlendirilmesi: Dava konusu işletme ruhsat sahalarının ve ASO 1. Organize Sanayi Bölgesi’nin Gelişme Sahasının coğrafi koordinatları referans alınıp bilgisayar ortamında alanlar oluşturularak yapılan harita çizimlerinin incelenmesi neticesinde; dava konusu işletme ruhsatı sahasının, ASO 1. Organize Sanayi Bölgesi’nin gelişme sahası ile çakıştığının görüldüğü, 2) 1. OSB Tevsii Projesi Faaliyetleri İle Madencilik Faaliyetlerinin Birbirini Engelleyip Engellemediği Hususunun Değerlendirilmesi: Dava konusu maden sahasında, Açık Ocak Madenciliği yöntemiyle yapılan üretim için oluşturulan/oluşturulacak olan kademeler/basamaklar vb. engebeli ve kot farkı bulunan alanların bulunacağı, oysa OSB Tevsii Projesi faaliyetlerinin sanayi tesislerinin yapılaşmasının sağlanması için düz ve engebesiz alanlar gerektireceği düşünüldüğünde, işletme ruhsat sahasında yapılacak madencilik faaliyetlerinin, işletme ruhsat alanını da kapsayan bir alanda yapılması planlanan 1. OSB Tevsii Projesi faaliyetleri ile birlikte eş zamanlı olarak yürütülmesine olanak bulunmadığının değerlendirildiği, diğer taraftan, OSB gelişme sahası ile çakışan maden işletme sahasında, proje ile ilgili inşaat-alt yapı faaliyeti başlayıncaya kadar madencilik faaliyetlerinin yürütülmeye devam edilmesiyle kot farkı olan engebeli bir alan olan bu sahada yapılacak kazı/hafriyat çalışmalarının gerek kamu yararına gerekse de OSB Tevsii Projesinin yararına olacağı, bu görüşün, Ankara Sanayi Odası 1. Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğü tarafından MİGEM’e yazılan ... tarih ve ... sayılı yazısında da ortaya konulduğu, sonuç olarak; dava konusu işletme ruhsatı sahasının, ASO 1. Organize Sanayi Bölgesi’nin gelişme sahası ile çakıştığının tespit edilmesiyle, OSB gelişme sahasında inşaat faaliyetlerinin başlaması durumunda, işletme ruhsat sahasındaki madencilik faaliyetleri ile bu faaliyetlerin birbirini engelleyeceği kanaatine varıldığı, 3) Madenin Makul Sürede Üretilip Üretilemeyeceği ve OSB Tevsii Proje Yatırımı İçin Alternatif Alanın Bulunup Bulunmadığı Hususunun Değerlendirilmesi: “Makul süre” hususunda; söz konusu maden sahalarında toplam görünür rezervin 101.471.400 ton ve yıllık ortalama maden üretiminin 420.615 ton olduğu dikkate alınıp bu miktarlar referans alındığında, madenin üretilmesi için gerekli sürenin yaklaşık 101.471.400 / 420.615 = 240 yıl olarak hesaplandığı, bu durumda; madenin makul sürede üretilebilme imkânının bulunmadığının değerlendirildiği, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının müştereken imza altına aldığı ... tarih ve ... sayılı Kurul Kararında; OSB Tevsii proje yatırımı için alternatif alanın bulunmadığı, yine Kurul Kararında; halihazırda Ankara 1. OSB mevcut alanında, 1000 hektar üzerinde 309 sanayi tesisi faaliyette bulunduğu, mevcut OSB alanına ilave edilmek istenen yeni 1000 hektarlık alana 1.476.000.000 TL yatırım yapılmasının hedeflendiği, projenin faaliyete geçmesi ile ek olarak 40.000 kişinin istihdamının planlandığının belirtilmiş olduğu dikkate alındığında; genişleme projesinin alanının mevcut OSB alanı ile eşdeğer olmasının planlandığı, bilirkişi heyetince mahallinde keşif ve inceleme yapıldığında, her ne kadar genişleme projesinin sınırlarının OSB’nin mevcut sınırları ile bitişik olmadığı, başka bir deyişle mevcut OSB’nin sınırlarının hemen bittiği noktada genişleme projesinin başlamadığı tespit edilmiş olsa da; genişleme projesinin alanının büyüklüğü ile dosyada aksi kanaat oluşturacak nitelikte herhangi bir belgenin de bulunmadığı gözetildiğinde, heyetimizce OSB Tevsii proje yatırımı için alternatif alanın bulunduğunu söylemenin mümkün olmadığı, bununla birlikte; OSB Tevsii proje yatırımı için alternatif alanın bulunup bulunmadığı hususunda, OSB yönetiminden veya ilgili kamu kuruluşlarından kesin görüş alınabileceğine kanaat edildiği, 5) Davacı Şirketin Faaliyeti Sonucu Elde Edebileceği Gelir Ve Fayda İle Kurulması Düşünülen Organize Sanayi Bölgesi Sonucunda Elde Edilecek Gelirin/Faydanın Ne Kadar Olacağı, Nihayetinde Hangi Faaliyetin Ekonomik Açıdan Daha Avantajlı Olacağı Hususunun Değerlendirilmesi: Madencilik Faaliyetinin Ekonomik Yönden Değerlendirilmesi: Andezit ocağının yılda 420.615 ton malzeme üreteceği dikkate alındığı, üretim aşamasında maden için kayıp oranı ortalama %10 olarak referans alındığında satışa hazır andezit miktarının yaklaşık 378.554 ton/yıl olacağının hesaplandığı, andezitin TL/ton fiyatı için piyasa verilerinin alındığı MAPEG II-A ve II-C Grubu Madenler 2018 yılı Ocak Başı Satış Fiyatları incelendiğinde Ankara ili için andezit satış fiyatının 14,00 TL/ton olduğu, bu durumda madencilik faaliyeti sonucu elde edilecek ekonomik katma değerin; (14,00 TL/ton) x (378.554 ton/yıl) = 5.299.756TL olarak hesaplandığı, OSB Genişleme Projesinin Ekonomik Yönden Değerlendirilmesi: Kurul kararında; Ankara 1. OSB Tevsii projesine bağlı olarak sağlanacak kamu yararı ile S:... ve S:... sayılı II(a) grubu andezit işletme ruhsat sahalarındaki üretim sonucu ortaya çıkacak yıllık katma değer kıyaslandığında, kamu yararı yönüyle Ankara 1. OSB Tevsii projesi lehinde işlem yapılmasına karar verildiği, bu kapsamda yapılan hesaplamada; sahalarda görünür rezerv, ortalama toplam üretim miktarları (ton/yıl), madende istihdam edilecek personel sayısı, yeni sanayi alanında oluşacak ilave istihdam, yatırım gideri, şirketin kamu borcu vb. kriterlerin esas alındığının anlaşıldığı, kararda; halihazırda Ankara 1. OSB mevcut alanında, 1000 hektar üzerinde 309 sanayi tesisi faaliyette bulunduğu, ülkemizin ekonomisine 7.020.000.000 TL’si ihracat olmak üzere 21.060.000.000 TL katkı sağlanmakla olduğu, mevcut OSB alanına ilave edilmek istenen yeni 1000 hektarlık alana 1.476.000.000 TL yatırım yapılmasının hedeflendiği, projenin faaliyete geçmesi ile ek olarak 40.000 kişinin istihdamının planlandığı, ruhsat sahalarında proje ile çakışan alanda inşaat-alt yapı yatırım gideri 801.249,00 TL, makine ve teçhizat gideri 605.818,24 TL ve elektrik gideri 161.247,93 TL olmak üzere toplam 1.568.315,25 TL yatırım gideri oluştuğu, ruhsat sahibi şirketin yıllık işletme ruhsat harç borcu ve Devlet hakkı borcu olarak toplam 1.506.451,94 TL gecikme faizi hariç kamu borcu bulunduğu, ayrıca MİGEM kayıtlarında, şirketin üzerinde üçüncü şahıslara olan borçlarından dolayı icra takibi olduğu hususlarına yer verildiği, bu durumda; OSB projesi için aşağıdaki tabloya göre toplam 1.477.568,315TL gider oluşmakta oluduğu, sonuç olarak; 21.060.000.000 TL katkıdan 1.477.568,315 TL gider düşüldüğünde ortaya çıkan değer 21.058.522.431,69 TL olup, maden işletmesinin oluşturacağı katkı ile kıyaslandığında OSB Genişleme Projesinin ekonomik açıdan ciddi oranda daha avantajlı olacağı sonucunun ortaya çıktığı, 6) Dava Konusu İşleme Dayanak Teşkil Eden Gerekçelerin Değerlendirilmesi: Davacı tarafın, söz konusu ruhsat sahalarında yapılan durdurma işleminin, ... tarih ve ... sayılı Kurul Kararına dayanılarak yapıldığını iddia etmekte ve dava konusu işleme dayanak yapıldığını iddia ettiği Kurul Kararında geçen “ruhsat sahalarındaki proje alanı ile çakışan alanlardaki madencilik faaliyetlerine kurul karar tarihi itibariyle müsaade edilmemesine” ibaresinin iptali istemiyle davanın açıldığı, Kurul kararı incelendiğinde; karara dayanak alınan gerekçelerin, 3213 sayılı Maden Kanunu’nun 7. maddesinde (ilgili tarihte yürürlükte olan haliyle) yer aldığı, ... tarihli Mühürleme Zaptı ile, Sicil: ... ve Sicil: ... nolu sahalardaki madencilik faaliyetlerinin durdurulduğu, davalılardan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı vekili tarafından mahkemeye sunulan savunmalarda ise, Kurul Kararı nedeniyle tesis edilmiş herhangi bir faaliyet durdurma işlemi bulunmadığı, söz konusu ruhsat sahalarında mera vasfı değişikliği yapılmadan üretim yapılması nedeniyle faaliyetlerin durdurulduğu ifade edilmekte olduğu, bu hususla ilgili olarak; madencilik faaliyetlerinin durdurulmasına dair mühürleme zaptının tarihinin 08/01/2018 olduğu; ancak, MİGEM tarafından Ankara Valiliğine yazılarak mera vasfı değişikliği yapılmadan sahada üretim yapıldığı gerekçesiyle Sicil: ... sayılı ruhsat için faaliyetlerin durdurulması gerektiği bildirilen yazının tarihinin 12/03/2018 olduğunun (madencilik faaliyetlerinin durdurulmasına dair mühürleme işleminden yaklaşık 2 ay sonra) tespit edilmesiyle; söz konusu ruhsat sahalarında mera vasfı değişikliği yapılmadan üretim yapılması nedeniyle faaliyetlerin durdurulduğuna dair savunmaya katılmak mümkün olmadığı, bu durumda; dosyada mevcut belgelere göre; ... tarih ve ... sayılı Kurul Kararının, davacının iddia ettiği gibi 08/01/2018 tarihli mühürleme işlemi için dayanak olarak kullanılmış olduğu sonucuna ulaşıldığı, diğer taraftan; davacı tarafın, anılan Kurul Kararında geçen “ruhsat sahalarındaki proje alanı ile çakışan alanlardaki madencilik faaliyetlerine kurul karar tarihi itibariyle müsaade edilmemesine” ibaresinin iptali istemiyle dava açmış olduğu ve itirazlarının, madencilik faaliyetlerinin kurul karar tarihinde hemen durdurulmuş olmasına yönelik olduğu, bu hususla ilgili olarak; işbu raporda bahsedilen değerlendirmelerde de geçtiği üzere; Kurul Kararının alındığı tarihten bu yana, çakışan sahada henüz OSB proje genişlemesi kapsamında herhangi bir inşaat-alt yapı faaliyetinin başlamamış olduğu, projenin halen hayata geçirilmemiş olduğu dikkate alındığında; Kurul Kararında geçen “madencilik faaliyetlerine kurul karar tarihi itibariyle müsaade edilmemesine” ilişkin karar alındıktan sonra geçen yaklaşık 2,5 yıllık süreç için; Kararda öngörülen kamu yararını oluşturmamış olduğu kanaatine varıldığı" yönünde görüş ve kanaat bildirildiği, bilirkişi raporunun hükme esas alınabileceği görülerek, Mahkemece yapılan ara kararı üzerine yapılan keşif esnasında görüldüğü ve bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere dava konusu Kurul kararının alındığı 09/01/2017 tarihinden bu yana çakışan sahada henüz harhangi bir inşaat-alt yapı faaliyetlerine başlanılmamış olduğu ve projenin hayata geçirilmediğinin görüldüğü, yine Mahkemenin 12/11/2019 tarihli ara kararı ile davalı idarelerden ve ASO 1. Organize Sanayi Bölgesinden; ASO 1. Organize Sanayi Bölgesinin genişleme alanına ilişkin faaliyet programının bulunup bulunmadığının, yatırım programına alınıp alınmadığının ve yatırımlar için ödenek ayrılıp ayrılmadığının, ... tarih ve ... sayılı dava konusu Kurul kararı alındıktan sonra (madencilik faaliyetinin durdurulmasından itibaren) genişleme sahasına ilişkin ne tür işlem ve eylemlerin yapıldığının ve hangi aşamada (genişleme alanına yönelik alt yapı yatırımlarının yapılması, yol su elektrik vb, yeni sanayi tesislerinin inşaatı vb.) olduğunun, OSB genişleme alanında bulunan taşınmazlara ilişkin kamulaştırma ve benzeri işlemlerin yapılıp yapılmadığının, şayet yapılmadı ise ne zaman yapılacağının planlandığının, OSB genişleme alanına ilişkin yatırımların belirli kısımlar halinde (etap etap) ve yıllara sair olarak mı yapılacağı yoksa tüm genişleme alanını kapsayacak şekilde topyekün mü gerçekleştirileceğinin sorularak açıklama yapılmasının ve istenilen hususlara ilişkin tüm bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenildiği, fakat ilgili taraflarca herhangi bir cevap verilmediği ve bilgi belge gönderilmediği, diğer taraftan kurul kararından sonra davacı şirket ile 1.Organize Sanayi Bölgesi arasında 1. OSB ile aralarında 08/11/2017 tarihli protokol yapıldığı ve protokolün tanzim tarihinden itibaren iki buçukyıl (iki yıl altı ay) boyunca madencilik faaliyetine devam edebileceğinin kararlaştırıldığı, bu protokol kapsamında izin verilmesi talebiyle davacı şirket tarafından Maden İşleri Genel Müdürlüğüne başvuruda bulunulduğu halde herhangi bir cevap verilmediği, bahse konu protokolün sadece tarafları açısından hüküm ifade edeceği ve bağlayıcı olacağı açık olmakla birlikte, protokolün yapılmasıyla 1. OSB tevsii projesinin protokol tarihinden itibaren iki buçuk yıl sonra başlayacağına ilişkin iradenin ortaya konulduğu, yine Ankara Sanayi Odası 1 OSB Müdürlüğü tarafından MİGEM'e yazılan ... tarih ve ...sayılı yazıda; 1.OSB tarafından inşaat faaliyetlerine başlanıldığının ve söz konusu maden ruhsatlarının iptal edilmesinin talep edildiğine ilişkin yazının Kurula intikal edinceye kadar davacı şirketin faaliyette bulunmasında bir sakınca olmadığının ve davacı şirketle 2,5 yıl çalışma izni verilerek hem kamu yararına hem de OSB genişleme projesi yararına işlem yapılacağının bildirildiği, her ne kadar dava konusu işletme ruhsat sahasının ASO 1. Organize Sanayi Bölgesinin gelişme alanı içinde bulunduğu, Tevsii projesi faaliyetleri ile madencilik faaliyetlerinin birbirini engellediği, yine maden sahalarında toplam görünür rezerv ile yıllık ortalama maden üretim miktarları esas alınarak yapılan hesaplamada madenin üretilmesi için gerekli sürenin yaklaşık 240 yıl olduğu ve dolayısıyla madenin makul sürede üretilebilme imkanının bulunmadığı, ayrıca tevsii projesi kapsamında alternatif alanın bulunmadığı ve 1. OSB Tevsii projesi faaliyetinin madencilik faaliyeti ile kıyaslandığında ekonomik açıdan daha avantajlı olacağı tespit edilmiş ise de, dava konusu Kurul kararının alındığı 09/01/2017 tarihinden bu yana çakışan sahada henüz harhangi bir inşaat-alt yapı faaliyetine başlanılmamış olduğu ve projenin hayata geçirilmediği, geçen zaman diliminde madencilik faaliyetine devam edilmesinin 1. OSB Tevsii Projesine engel olağına ilişkin herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı, öyle ki bilirkişi heyetince de, OSB gelişme sahası ile çakışan maden işletme sahasında, proje ile ilgili inşaat-alt yapı faaliyeti başlayıncaya kadar madencilik faaliyetlerinin yürütülmeye devam edilmesiyle kot farkı bulunan ve engebeli olan dava konusu sahada yapılacak kazı/hafriyat çalışmalarının gerek kamu yararına gerekse de OSB tevsii profesinin yararına olacağının tespit edildiği, nitekim tevsii projesine başlanılması durumunda, sürdürülen madencilik faaliyetinin yine durdurulabileceği hususları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu işlemin, davacı şirketin madencilik faaliyetinin Kurul kararı tarihi itibarıyla durdurulmasına ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı, davalı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının savunma dilekçesinde; dava konusu maden ruhsat sahasında, mera vasfı değişikliği yapılmadan sahada üretim yapıldığının tespiti üzerine, Ankara Valiliğinin ... tarih ve ... sayılı yazısı ile faaliyetin durdurulması gerektiğinin bildirildiği, madencilik faaliyetinin bu kapsamda durdurulduğu ileri sürülmekte ise de, bakılan davanın Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nca müştereken imza altına alınan...tarih ve ... sayılı kararın, "Kurul kararı tarihi itibariyle madencilik faaliyetlerinin durdurulmasına" ilişkin kısmının iptali istemiyleaçıldığı, nitekim davacı şirket tarafından mera vasfı değişikliği yapılmadan faaliyet gösterildiğinden bahisle, faaliyetinin durdurulmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle Mahkemenin E:... sayılı esasına kayıtlı ayrı bir davanın açıldığı ve... tarih ve K:... sayılı kararla "....Bu durumda; davacı şirketin maden ruhsat sahasının mera alanı ile çakıştığı, her ne kadar mera alanına tekabül eden kısımlarda faaliyet gösterilmediği ileri sürülse de, maden ruhsatlarının bir bütün olduğu ve işletme izni düzenlenen ruhsat sahalarında, ruhsat sahibince mera tahsis değişikliği yapılmadan faaliyette bulunulduğunun tespit edilmesi halinde Maden Kanunu'nun 7. maddesi kapsamında Genel Müdürlükçe müktesep haklar korunarak faaliyetin durdurulacağı düzenlemesi karşısında davacı şirketin bu gerekçe ile faaliyetinin durdurulmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır." gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği ve söz konusu karara karşı kanun yollarına başvurulmaması üzerine kararın kesinleştiği, sonuç olarak işbu dava konusu uyuşmazlığın, maden ruhsat sahasının 1. OSB Tevsii Projesi kapsamında kaldığı ve bundan bahisle madencilik faaliyetinin Kurul kararı tarihi itibarıyla durdurulmasına ilişkin kısmının iptalinden kaynaklandığı anlaşıldığından davalı idarenin mera vasfı değişikliği yapılmadığından bahisle faaliyetin durdurulduğuna ilişkin savunmasına da itibar edilmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi Kararıyla, işletme ruhsat sahalarındaki proje alanı ile çakışan alandaki madencilik faaliyetlerine kurul karar tarihi itibarıyla (09/01/2017) müsaade edilmemesine karar verilmekle birlikte; kurul kararının devamında "işletme ruhsat sahasının proje ile çakıştığı alandaki yatırım giderinin proje sahibi ASO 1. OSB Müdürlüğü tarafından ödenmesine, aksi takdirde çakışmalı alandaki madencilik faaliyetlerinin yatırım gideri ödeninceye kadar devam etmesine" karar verildiği, anılan kurul kararının tebliğinden çok sonra 08/11/2017 tarihinde ASO 1. OSB ile davacı şirket arasında imzalanan protokolle yatırım giderlerinin MİGEM tarafından verilen hesaba ödendiği şerh düşülerek, maden sahasının 2,5 yıl daha işletilmesi hususunda anlaşmaya varıldığı, dolayısıyla madencilik faaliyetinin fiilen kurul kararından sonra da devam ettiği, 08/01/2018 tarihine kadar devam eden madencilik faaliyetinin 08/01/2018 tarihinde tesis edilen mühürleme işlemi ile durdurulduğu, madencilik faaliyetinin durdurulmasına ve tesislerin mühürlenmesine ilişkin işleme karşı ...İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında açılan davada verilen davanın reddine ilişkin... tarihli, K:... sayılı karara göre; "faaliyetin durdurulmasının nedeninin, maden sahasının bir bölümünün mera alanı ile çakışması ve bakılmakta olan davanın konusunu oluşturan kurul kararında yer alan "çakışan alanlardaki madencilik faaliyetlerine kurul karar tarihi itibariyle müsaade edilmemesi" ibaresi olduğu, uyuşmazlık konusu alanda mera taşınmazı olduğu hususunda tartışma bulunmadığından ve madencilik faaliyetinin devamında temel ve belirleyici unsur olan mera vasıf değişikliği gerçekleşmeden madencilik faaliyetinin sürdürülebilmesi hukuken olanaklı olmadığından, davacının salt 09/01/2017 tarihli kurul kararında, "kurul kararı tarihi itibariyle faaliyete müsaade edilmemesine" ilişkin düzenleme olmasaydı ruhsat hukukunun devam ettiğinden bahisle madencilik faaliyetinin de devam edeceği iddiasına itibar etmenin mümkün olmadığı, yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda özetle ve sonuç olarak, "Dava konusu işletme ruhsatı sahasının, ASO 1. Organize Sanayi Bölgesi'nin gelişme sahası içinde bulunduğu, 1. OSB Tevsii projesi faaliyetleri ile madencilik faaliyetlerinin birbirini engellediği, madenin makul sürede üretilebilme imkanının bulunmadığı, mevcut belgelere göre OSB Tevsii Proje yatırımı için alternatif alanın bulunduğunun söylenemeyeceği, Ankara 1. OSB Tevsii projesi faaliyetinin, madencilik faaliyeti ile kıyaslandığında ekonomik açıdan daha avantajlı olacağı..." hususları tespit edildiğine göre, kamu yararına olduğu bilirkişi raporuyla da ortaya konulan OSB Tevsii Projesi yatırımı nedeniyle faaliyeti kısıtlanan davacı maden işleticisinin yatırım giderinin ASO 1. OSB Müdürlüğü tarafından ödendiği hususu da göz önünde bulundurulduğunda, işlem tarihinde yürürlükte olan 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 7. maddesinin 15. ve devamı fıkralarında öngörülen usul ve esaslara uygun olarak tesis edildiği anlaşılan 09/01/2017 tarihinde toplanan Kurulun ... sayılı kararının dava konusu kısmında kamu yararına ve mevzuata aykırılık görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, ilgili ruhsat sahasında halen (4,5 yıl sonra dahi) genişleme projesine ilişkin hiçbir çalışma başlamamasının faaliyetinin durdurulmasında hukuka uygunluk bulunmadığının en açık göstergesi olduğu, kurul kararındaki “ruhsat sahalarındaki proje alanı ile çakışan alanlardaki madencilik faaliyetlerine kurul karar tarihi itibariyle müsaade edilmemesine” ibaresi madencilik faaliyetleri ve bu faaliyetlere bağlı tesisler için verilmiş izinlerin ruhsat hukuku devam ettiği sürece geçerli olduğu şeklindeki yasa hükmünü açıkça ihlal ettiği, kendilerine ait ruhsatların iptali için inşaata başlanması şartı öngörülmüşken faaliyet iznine kurul kararı tarihi itibarıyla son verildiği, bu durumun idari işlemin açıkça amacına aykırı olduğunu gösterdiği, madencilik faaliyetine devam edilmesinin hem kamu yararına hem de proje yararına olduğu, kendilerine ait ruhsat sahasında faaliyetin durdurulmasına ilişkin tutanak ve yazışmalarda işlemin dayanağının davaya konu kurul kararı olduğunun şüpheye yer vermeyecek derecede açık olduğu, mera vasfı değişikliğine ilişkin yazışma tarihinin 12/03/2018 olmasının tesisin mühürlenmesi ve faaliyetin durdurulmasından çok sonra olduğunu gösterdiği, dava konusu işlemin mera vasfı değişikliği ile ilgisi bulunmadığı, mera vasfı değişikliği ayrı bir hukuki işlem ve ayrı bir dava konusu olduğu, kurul kararının hukuka aykırılığını bertaraf edebilmesinin mümkün olmayacağı, yatırım giderlerinin maden işletmecisine ödenmediği, kendilerine ait borçlarına karşılık vergi dairesine ödendiği, usul ve yasaya uygun olmayan Bölge İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek belirtilen sebepler ve resen takdir edilecek diğer nedenlerle bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz isteminin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:... K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine, 4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak, 25/06/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.