Danıştay · 8. Daire

Danıştay 8. Daire 2021/3734 E. 2024/4093 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
8. Daire
Esas No
2021/3734
Karar No
2024/4093
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2021/3734 Karar No : 2024/4093 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Turizm ve Ticaret Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanununun 10. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi gereğince her yıl Haziran ayı sonuna kadar ödenmesi gereken ve... tarih ve ... sayılı yazı ile bildirilen idare payının eksik ödendiğinden bahisle davacı şirketin 2018 döneminde elde ettiği gayrisafi hasılattan % 1 tutarında idare payı istenilmesine ilişkin Bursa Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı Doğal Kaynaklar, Ruhsat ve Kültür Varlıkları Müdürlüğünün... günlü ve ... sayılı işlemi ile bu işleme vaki itirazın reddine yönelik aynı idarenin ... günlü ve... sayılı işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; davalı idarece Sayıştay Başkanlığı Denetim Raporunda yapılan değerlendirme doğrultusunda davacı şirkete ait işletmeye ait ayrıntılı gelir tablosu ve bilançoların ilgili vergi dairesinden temini suretiyle hesaplanan 2018 yılına ait Haziran ayı sonuna kadar ödenmesi gereken 336.119,67-TL idare payının Defterdarlık Muhasebe Müdürlüğü'ne yatırılması gerektiğinin... tarih ve ... sayılı yazı ile davacı şirkete bildirildiği, bildirim üzerine davacı şirket vekilince Bursa'da bulunan kaynağı kullanmadığı açık olan İstanbul adresindeki işyerinin de dahil edilerek işletmenin tüm faaliyetlerini kapsar şekilde tüm cirosu üzerinden idare payı tahakkuk ettirilmesinin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla 18/06/2019 ve 03/10/2019 tarihli dilekçeler ile itiraz edildiği, itirazlar üzerine davalı idarece beyan edilen miktarın %1'ine tekabül eden 106.441,85-TL idare payından 20/05/2019 tarihinde ödenen 263,68-TL'nin düşülmesi sonucu güncellenen 106.178,17-TL tutarındaki idare payının Bursa Defterdarlığı Muhasebe Müdürlüğü'ne yatırılmasını konu alan ... tarih ve ... sayılı işlemin tesis edildiği, davacı tarafından işletilen Bursa İli, Osmangazi İlçesi Çekirge Bölgesi'nde yer alan otelin belirgin ve ayırdedici özelliğinin termal nitelikli bir otel olması olduğu, jeotermal kaynak sularının çeşitli şekillerde kullanımı dışında herhangi bir turizm özelliğinin bulunmadığı, insanların büyük ölçüde anılan termal nitelik sebebi ile konakladığı ve konaklayan herkesin otelin termal niteliğinden bir şekilde yararlanabildiği, davacıya ait termal otelin işletilmesinin doğal sonucu olarak elde edilen her türlü gayrisafi hasılatın %1'i oranında idare payı kesilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı, davacı tarafından idare payının şirketin tüm gayrisafi hasılatı üzerinden değil de jeotermal kaynağın kullanıldığı tesisin yani ''kaynaklarla ilgili tesisin'' gayrisafi hasılatı üzerinden tahakkuk ettirilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de; Danıştay 9. Dairesince 5686 sayılı Kanunun 10. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinin ''Jeotermal kaynaklardan elde edilen akışkanın doğrudan ve/veya dolaylı olarak kullanıldığı tesislerden, akışkanın kullanım miktarına ve amacına bakılmaksızın yıllık gayrisafi hasılatları üzerinden aynı oranda idare payı alınmasının öngörüldüğü, anılan işletmelerin elde ettiği hasılatın bir bölümünün akışkan kullanımıyla ilgisinin bulunmadığı göz önünde bulundurulduğunda, kullanılan akışkan miktarı dikkate alınmaksızın tüm işletmelerden tek oran üzerinden idare payı alınmasının mükellefler yönünden haksızlığa ve eşitsizliğe yol açtığı belirtilerek'' Anayasa'nın 2., 10. ve 73. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istemiyle başvuru yapılması üzerine Anayasa Mahkemesi'nin 31/10/2013 tarih ve E:2013/41, K:2013/124 sayılı kararında ''... Kullanılan akışkan miktarı ile elde edilen hâsılat arasında doğru bir orantının bulunduğu ve istisnai durumlar dışında işletmenin büyüklüğüne paralel olarak kullanılan akışkan miktarı arttıkça, gayrisafi hâsılatın da aynı oranda artacağı tabiidir. İstisnaen, bazı işletmelerce kullanılan akışkan miktarı az olmasına rağmen, uygulanan satış ve pazarlama politikasına bağlı olarak elde edilen hâsılatın diğer işletmelere nazaran fazla olması mümkündür. Ancak bu durumda dahi, elde edilen hâsılatın fazla olmasının, kullanılan akışkan miktarından tamamen bağımsız olduğu düşünülemez. İşletmenin elde ettiği hâsılatın bütününde, akışkan kullanımının oluşturduğu ticari avantajın etkisinin bulunduğu gözardı edilmemelidir. Kaldı ki, itiraz konusu kuralda, idare payı matrahının tespitinde, akışkanın fiilen kullanıldığı tesiste elde edilen hâsılatın esas alınması öngörülmüş olup mükellefin diğer işletmelerinde elde edilen hâsılatın dikkate alınması söz konusu değildir. Bu durumda, idare payının, faaliyetin sonucunda elde edilen hâsılat üzerinden alınmasının öngörülmesinde, sosyal devlet ve vergilendirmede eşitlik ve adalet ilkelerine aykırı bir yön bulunmamaktadır...'' belirtilmesi üzerine davacı tarafından ileri sürülen işbu iddiaya Anayasa Mahkemesi kararında belirtilen gerekçeyle itibar edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, idare payının davacı şirketin tüm gayrisafi hasılatı üzerinden değil de şirketin jeotermal kaynağı kullandığı tesisin yani kaynaklarla ilgili tesisinin gayrisafi hasılatı üzerinden idare payının tahakkuk ettirilmesi gerektiği, Mahkemece Anayasa Mahkemesi kararının başvuru sebepleri ve neticesi açısından hatalı yorumlanarak hükme dayanak alındığı, ilgili mevzuatta gayrisafi hasılatın akışkanın doğrudan ve/veya dolaylı kullanıldığı tesislerin gayrisafi hasılatı olduğu, mevzuatta işletme ve tesisin ayrı yarı tanımının yapıldığı, buna göre bir işletmenin birden fazla tesisinin olabileceği hususlarının dikkate alınmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz isteminin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine, 4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak, 03/07/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Danıştay 8. Daire, E. 2021/3734, K. 2024/4093, T. 03.07.2024, www.arakarar.com/karar/danistay-8-daire-2021-3734-e-2024-4093-k-8c7d55c22f14