Danıştay · 7. Daire
Danıştay 7. Daire 2023/1600 E. 2024/1521 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 7. Daire
- Esas No
- 2023/1600
- Karar No
- 2024/1521
T.C. D A N I Ş T A Y YEDİNCİ DAİRE Esas No : 2023/1600 Karar No : 2024/1521 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Başkanlığı (... Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nden tahsil edilemeyen 2013 yılının Mayıs, Temmuz ve Eylül aylarına ilişkin katma değer ve özel tüketim vergilerinin tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlık konusu vergi borçlarına ilişkin olarak asıl borçlu şirket tarafından 6552 sayılı Kanun kapsamında 26/11/2014 tarihinde yapılandırılan borçların ödenmeyerek yapılandırma şartlarının ihlal edilmesi üzerine 02/09/2015 tarihinde yapılandırmanın iptal edildiği anlaşılmışsa da, yapılandırma işlemi sonucunda yeni bir hukuki durum ortaya çıkmış olduğundan, vadesi ve tutarı değişen borçların ödenmemesi halinde öncelikle şirket adına yeniden ödeme emri düzenlenip şirketten tahsili cihetine gidilmesi, bu suretle tahsilinin sağlanamaması halinde yapılandırma başvurusunda bulunarak borcu kabullenen kanuni temsilci hakkında takip yapılması gerekirken, yapılandırma tarihinde şirketi temsil ve ilzam yetkisi bulunmayan davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla tanzim olunan ödeme emrinde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyen amme alacaklarından, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca, kanuni temsilci sıfatıyla sorumluluğu bulunan davacı adına tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacının, asıl borçlu şirketin yönetim kurulu üyesi olmakla birlikte, münferiden temsil ve ilzama yetkili olmadığı, ayrıca, kanuni temsilcilik sıfatının sona erdiği 27/08/2013 tarihinden sonra yapılandırılan borcun niteliğinin değiştiği, yapılandırma tarihinde kanuni temsilci olmayan davacı adına tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Davacının kanuni temsilcilik sıfatının sona erdiği 27/08/2013 tarihinden sonraki döneme ilişkin olduğundan, ödeme emrinin 2013/9 dönemine ait amme alacaklarından sorumlu tutulmasının mümkün bulunmadığı; ödeme emrinin kalan kısımlarında ise asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyeceğinin somut olarak ortaya konulamadığı gerekçesiyle temyize konu kararın onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Üçüncü ve Yedinci Dairelerince, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'na, 3619 sayılı Kanun'la eklenen Ek 1. madde hükmü uyarınca birlikte yapılan toplantıda, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Dosyanın UYAP kayıtlarıyla birlikte incelenmesinden; 10/09/2013 tarih ve 8401 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde 27/08/2013 tarihli olağanüstü genel kurul kararıyla davacının yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığının anlaşılması karşısında, kanuni temsilcilik sıfatının sona erdiği 27/08/2013 tarihinden sonraki dönemlere isabet eden amme alacaklarından sorumlu tutulması mümkün bulunmadığından dava konusu ödeme emrinin 2013/9 dönemine ilişkin kısmında hukuka uyarlık görülmediği; öte yandan, davalı idarece şirket adına kayıtlı 5 adet araca ilişkin haciz işlemlerinin devam ettiği, ancak satış işlemine başlanılmadığı bilgisinin verildiği, 17/04/2019 tarih ve 9811 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde şirket tarafından üçüncü şahıslar aleyhine açılmış davalar ve icra takipleri neticesinde kesinleşmiş alacaklarının bulunduğu, ayrıca, şirketin iflası istemiyle ... Asliye Hukuk Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında açılan davada yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen 22/01/2018 tarihli bilirkişi raporunda, şirketin özvarlığının 220.672,24 TL olduğunun ifade edildiği, tarafların anılan rapora itiraz etmeleri üzerine düzenlenen ek bilirkişi raporunda ise şirkete ait 12.706.172,27 TL tutarındaki marka değerinin de bilançoya dahil edilmesi suretiyle özkaynağının 12.926.844,89 TL olduğu, dolayısıyla borca batık durumda bulunmadığının belirtildiği, davalı idare tarafından şirkete ait varlıkların amme alacağını karşılamaya yeterli olmadığına ilişkin herhangi bir tespit ve beyana yer verilmediği, bu durumda, asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyeceği somut olarak ortaya konulamayan alacakların tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilcisi sıfatıyla tanzim olunan ödeme emrinin kalan kısmında da hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılması karşısında, temyize konu kararda sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE, 2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 19/03/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.