Danıştay · 5. Daire

Danıştay 5. Daire 2023/7692 E. 2025/13128 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
5. Daire
Esas No
2023/7692
Karar No
2025/13128
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/7692 Karar No : 2025/13128

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı):...

Karşı Taraf (Davalı): ... Bakanlığı / ... Vekili : Av. ...

İstemin Özeti :672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat ve iltisakının bulunmadığı, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, savunması alınmadan kamu görevinden çıkarıldığı, en fazla kar payı veren banka olduğu için Bank Asya'da 2008 yılında hesap açtığı, 2009 yılında evlendikten sonra banka hesaplarının tamamını eşi M.K.'nın kullandığı, banka hesaplarının eşi tarafından yönetildiği, söz konusu banka hesap hareketlerinin ticari işlerinin gereği, rutin bankacılık işlemleri olduğu, Aktif Eğitimciler Sendikası'na üyelik talebinin bulunmadığı, üye olduğunu öğrenince 10/10/2014 tarihinde söz konusu sendikadan istifa ettiği, adil yargılanma hakkının, özel hayata saygı hakkının, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin, masumiyet karinesinin, ayrımcılık yasağının ihlal edildiği belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir

Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi : ... Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Dava Dairesi kararının gerekçe eklenerek onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü. Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirine uymamaktadır. Diğer yandan, FETÖ tarafından Devleti ele geçirme ve yeni bir düzen kurma yönündeki örgütsel amaçlarına ulaşmak için mensuplarının evliliklerinin ve aile yaşamlarının örgüt menfaatlerine hizmet edecek şekilde düzenlenmesi yönünde faaliyetlerde bulunulmuştur. Bu kapsamda katalog evliliği olarak adlandırılan yöntemle örgüt mensuplarının örgüt dışından kişilerle evlenmeleri yasaklanmış ve kendi aralarındaki evlenmeleri de örgütün yönlendirmesi ile gerçekleştirilmiştir. Bu suretle şüpheye yer bırakılmayacak şekilde örgüte sadakatin sağlanması amaçlanmış ve örgüt mensuplarının örgüt dışından kişilerle evlenmelerinin engellenmesi için telkin, baskı, dışlama veya tehdit gibi yöntemlere başvurulmuştur. Örgütün evlilikle ilgili anılan uygulamaları kapsamında evlendirme sorumlusu olarak belirlenen kişiler ile bunlara yardımcı olan örgüt mensupları aracılığıyla katalog evlilikler gerçekleştirilmiş, bu evliliklerin genellikle meslektaşlar arasında gerçekleştirilmesine özen gösterilmiş, eşlerin ikamet edeceği yere örgüt tarafından karar verilmesi, örgüt lideri Fetullah Gülen'den evlilik sonrası doğan çocuklara isim koymasının istenmesi, çocukların eğitimi ile ilgilenilmesi gibi uygulamalara başvurulmuş, örgütün sohbet toplantılarına veya gruplarına eşlerle birlikte katılım sağlanmasına önem verilmiş, bu toplantıların erkek ve bayanlar için ayrı ayrı gruplarda/odalarda gerçekleştirilmesi ve eşlerden her birinin bu gruplardan birinin sorumlusu olması gibi uygulamalara gidilmiş, ByLock uygulamasının kimi durumlarda eşin telefonuna yüklenmesi yöntemi izlenmiş ve örgütten alınan talimatlar doğrultusunda izlenen her türlü tutum ve davranış ile gerçekleştirilen faaliyete eşin de katılımına önem verilmiştir. UYAP kayıtlarının incelenmesinden; davacının eşi M.K. hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde, ... Ağır Ceza Mahkemesinin...tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; "(...) FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün mensupları arasında haberleşmeyi sağlamak, örgüt lider ve yöneticilerinin emir ve talimatlarını aktarmak için geliştirip kullandığı kriptolu haberleşme programı olan ByLock programını eniştesi H.K. adına kayıtlı olan ve kendisinin kullandığı... nolu hat üzerinden ilk kez 06/09/2014 tarihinde kullanmaya başladığı, ID numarasının "...", kullanıcı adının "...", giriş şifresinin "..." olarak tespit edildiği, sanığın kullandığı cep telefonu hattı ve telefon ile, BTK cevabi yazılarına göre ByLock programı için kiralanan IP adreslerine erişim sağladığının da belirlendiği, buna göre; ... nolu hattın 06/09/2014 -02/09/2015 tarihleri arasında ByLock programı için kiralanan IP adreslerine çok sayıda bağlantı yaptığının tespit edildiği görülmüştür. Sanığın kullandığı cep telefonu hattı ile kullanılan cep telefonu IMEI numarası, HTS/GPRS baz ve karşı baz istasyon bilgilerinin de yapılan tespitlerle örtüştüğü, böylece sanığın örgütün gizliliği sağlanan ve deşifre olmamak için cep telefonlarında ve tablet tabir edilen bilgisayarlarda kullanılabilen kriptografik haberleşme sistemlerinden ByLock programını indirip kullandığı teknik verilerle desteklenmek suretiyle tespit edilmiştir. (...) Sonuç olarak; tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanığın örgütün vermiş olduğu talimata uyarak suç örgütünün mensupları tarafından kullanılmakta olan ByLock programını indirip kullanmış olmasının, sanığın örgüte iltisakını ve mensubiyetini ifade ettiği böylece sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile organik bağı bulunan örgüt mensubu olduğu (...)" tespitlerine yer verilmek suretiyle silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına mahkum edildiği, ceza Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 11/03/2020 tarih ve E:2019/8916, K:2020/1947 sayılı ilamı ile düzeltilerek onanmak suretiyle kesinleştiği görülmüştür. Bu durumda, FETÖ'nün yapısı ve işleyiş kuralları uyarınca evlilik ve aile yaşamına kadar yansıyan faaliyetlerde bulunduğu ve davacının aile birlikteliği içerisinde birlikte yaşadığı eşinin FETÖ silahlı terör örgütü içerisindeki konumu dikkate alındığında, davacının söz konusu örgütün faaliyetlerinden ve eşinin örgüt içerisindeki konumundan haberdar olmamasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi, davacının, eşinin söz konusu örgüt içerisindeki faaliyetlerine karşı çıktığı yönünde bir delil de bulunmadığı, bu durumun, bir kamu çalışanı olarak Devlet'e sadakat yükümlülüğü içinde kamu görevini icra etmesi gereken davacı açısından sadakat yükümlülüğünün yerine getirilmesinde şüphenin oluşmasına ve dolayısıyla FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakı bulunduğu kanaati oluşmasına neden olan bir delil niteliğinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 02/12/2025 tarihinde esasta oybirliğiyle, gerekçede oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X) GEREKÇEDE KARŞI OY : 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin .../.../... tarih ve .../... sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin...tarih ve E... K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. 6528 sayılı Kanun'un 9. maddesiyle yapılan değişiklikle 08/02/2007 tarih ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 2. maddesindeki "dershaneleri" ibaresi yürürlükten kaldırılarak, FETÖ/PDY'nin faaliyetleri içinde çok önemli bir yer tuttuğu anlaşılan dershaneler kapatılmıştır. Konuyla ilgili olarak kamuoyunda yaşanan tartışmaların yoğunlaştığı süreçte Aktif Eğitimciler Sendikası 01/03/2012 tarihinde kurulmuştur. (AYM, Ali Şeker, B. No:2016/68962, 20/09/2018, §10). Sendikanın üye sayısındaki değişiklikler incelendiğinde; 10/08/2012 tarih ve 28380 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan istatistiklere göre 402 üyesinin olduğu, 31/03/2013 tarihinde yaklaşık olarak 35.000 üye sayısına ulaştığı halde kendini feshetmek suretiyle kapandığı, 22/11/2013 tarihinde yeniden kurulduğu (AYM, Ali Şeker, §12-14), 04/07/2014 tarih ve 29050 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan istatistiklere göre 23.489 üye sayısına, 08/07/2015 tarih ve 29410 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan istatistiklere göre 23.700 üye sayısına ulaştığı, 04/07/2016 tarih ve 29762 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan istatistiklere göre ise üye sayısının 18.015'e düştüğü görülmüştür. Akabinde, Sendika, 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılmıştır. Anılan Sendikanın, 2012 yılı başlarında FETÖ/PDY'ye ait dersanelerin kapatılması tartışmalarının başladığı dönemde kurulması, 1 yıllık süre içinde 35.000 üyeye ulaşması, feshini müteakip 17/25 Aralık 2013 süreciyle birlikte FETÖ/PDY ile yapılan açık mücadeleye rağmen yeniden kurularak kısa sürede 23.489 üyeye ulaşması ancak iltisaklı ve irtibatlı bir grup bilincinin varlığı ile izah edilebilir. Nitekim, Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 20/12/2017 tarih ve E:2017/1862, K:2017/5796 sayılı kararı ile terör örgütüne ait sendikaya üye olmak fiilinin terör örgütünün amacına hizmet eden yardım suçu kapsamında değerlendirilebileceği vurgulanmıştır. Öte yandan, Aktif Eğitimciler Sendikası yöneticilerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 ila 13 yıl arasında hapis cezasıyla cezalandırılmaları yönünde Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 11/06/2018 tarih ve E:2017/87, K:2018/121 sayılı kararın 62. sayfasından; Sendika Genel Başkanının wi-fi üzerinden erişim sağladığı ByLock programı aracılığı ile diğer ByLock programı kullanıcılarına "Sendika isteği güvencedir. Aktif Eğitimciler Sendikası ateşten gömlek değil, çelikten zırhtır." ibarelerinin yer aldığı toplu mesaj gönderdiği anlaşılmaktadır. Tüm bu açıklamalar ışığında, Aktif Eğitimciler Sendikası üyeliğinin istisnai durumlar haricinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne irtibat veya iltisak noktasında delil olarak değerlendirileceği açıktır. Öte yandan, Aktif Eğitimciler Sendikası'nda, darbe teşebbüsünün gerçekleştiği 15/07/2016 tarihine kadar üyeliğin devam ettirilmesi hususunun FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisak noktasında aleyhe bir delil olarak değerlendirilmesi mümkün olmakla birlikte, bu tarihten önce herhangi bir sebepten dolayı istifa etmek suretiyle Sendika üyeliğini sonlandıran kişiler yönünden Sendika üyeliğinin irtibat ve iltisak noktasında delil olarak kullanılması hakkaniyete uygun düşmeyecektir. Dava dosyasının incelenmesinden; davacının 10/10/2014 tarihinde sendika üyeliğinden istifa etmesi ve davalı idare tarafından, davacının anılan Sendikaya üyelik dışında yöneticilik, temsilcilik gibi idari bir görevde bulunduğuna ve Sendikanın protesto vb. etkinliklerine katıldığına ilişkin bir bilgi veya belgenin sunulmamış olması karşısında, sendika üyeliğinin davacı aleyhine örgütle iltisakına veya irtibatına delil olarak alınmasının mümkün olmayacağı sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte, eşi M.K. hakkında Ağır Ceza Mahkemesinin söz konusu kararında yer alan tespitler, dava dosyasında yer alan diğer tespitler ile birlikte değerlendirildiğinde ise davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varıldığından, çoğunluk kararına bu gerekçe yönünden katılmıyorum.

Atıf: Danıştay 5. Daire, E. 2023/7692, K. 2025/13128, T. 10.10.2014, www.arakarar.com/karar/danistay-5-daire-2023-7692-e-2025-13128-k-a49149467176