Danıştay · 5. Daire
Danıştay 5. Daire 2023/22487 E. 2025/12434 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 5. Daire
- Esas No
- 2023/22487
- Karar No
- 2025/12434
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/22487 Karar No : 2025/12434
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Edirne Emniyet Müdürlüğünde ... olarak görev yapmakta iken 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarını yasal faiziyle bilrikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Edirne İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; uyuşmazlıkta, dosyada mevcut tüm bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçu kapsamında Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturma sonucunda ... tarih ve ... sayılı karar ile işleme dayanak gösterilen iddiaları da içine alacak şekilde davacı hakkında Kovuşturma Yapılmasına Yer Olmadığına dair karar verildiği, her ne kadar, orta okul ve lise döneminde örgüt evine gitmiş ise de, gittiği dönemin 2013 öncesine denk geldiği ve örgütsel bir faaliyette bulunduğuna ilişkin bir bilginin bulunmadığı, yine 17/25 aralık sürecinden sonra örgüt evinde kaldığına veya gittiğine ilişkin de bir bilginin bulunmadığı, davacı ile ilgili özellikle 17/25 aralık sürecinden sonra örgüt bağını ortaya koyacak şekilde bir tespitin bulunmadığı, diğer taraftan, Uyap sistemi üzerinden yapılan sorgulamada, davacı hakkında başkaca bir kovuşturmanın bulunmadığı ve bu konuda dava dosyasına başkaca bir bilgi ve belgenin de sunulmadığı dikkate alındığında, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle irtibatının ve iltisakının olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda, davacı hakkında terör örgütü ile irtibat veya iltisakını ortaya koyacak nitelikte herhangi bir somut delilin dava dosyasında bulunmadığı anlaşıldığından, davalı idarece, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile mensubiyeti, iltisakı ve irtibatı olduğu değerlendirilmek suretiyle davacının, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline, bu işlem nedeniyle yoksun kalacağı parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davalı idarelerin tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; dava konusu işlemin hukuka ve mevzuata uygun olduğu belirtilerek İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından; savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY VE İLGİLİ MEVZUAT : Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır. 23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 4/1-(f) maddesinde; 14/07/1965 tarih ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 3. maddesinde belirtilenler hariç diğer mevzuata tabi her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dahil) istihdam edilen personelin, ilgili kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili bakan tarafından oluşturulan kurulun teklifi üzerine ilgisine göre ilgili bakan onayıyla kamu görevinden çıkarılmasına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, "...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya (Anayasa Mahkemesinin 12/01/2023 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 30/06/2022 tarih ve E:2018/137 K:2022/86 sayılı kararıyla, 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 26. maddesiyle 27/06/1989 tarih ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye eklenen geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan...üyeliği, mensubiyeti veya" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.) iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen; ... 9) 657 sayılı Kanuna ve diğer mevzuata tabi her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dâhil) istihdam edilen personel, ilgili kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili olunan bakan kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili olunan bakan tarafından oluşturulan kurulun teklifi üzerine ilgili bakan onayıyla kamu görevinden çıkarılır. Bu maddenin (A) fıkrasında belirtilenlerin işlemleri ise söz konusu fıkradaki usule göre yapılır." hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(f) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir. Davacı, Edirne Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapmakta iken 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca İçişleri Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işlemi ile kamu görevinden çıkarılmıştır. Bunun üzerine; anılan işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarını yasal faiziyle bilrikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. Diğer yandan, davacı hakkında, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yürütülen ceza soruşturması sonucunda; Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... tarih ve Soruşturma No:..., K:... sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve anılan kararın 10/03/2022 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından Anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile UYAP üzerinden yapılan inceleme neticesinde; davacı hakkında yapılan soruşturmada, 21/03/2017 tarihinde Çanakkale Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğünce APFİS veri tabanına kaydedilen ve Çan Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma dosyası kapsamında FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü yurtlarından elde edilen kitaplar üzerinde yapılan incelemede, davacının parmak izinin olduğunun tespit edildiği, Müfettiş tarafından alınan ifadesinde; “...21/03/2017 tarihinde Çanakkale Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğünce FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü yurtlarından elde edilen kitaplar üzerinde parmak izinin olmasıyla alakalı olarak; ben lise ikinci sınıfı okurken 2014-2015 yılları arasında FETÖ'ye sempati duyan arkadaşlarım oldu. Ara sıra bunların kalmış olduğu yurda giderek öğle yemeklerine katıldığım, aynı zamanda ders çalışmak amacıyla etüt programlarına katıldığım oldu...” şeklinde beyanda bulunduğu, - davacı hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçu nedeniyle Edirne Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan ... Soruşturma numaralı ve ... tarih ve ... numaralı kararda; Edirne TEM Şube Müdürlüğünün 10.03.2020 tarihli ardışık arama raporunun yapılan incelemesinde; şüpheli ...'nin 01.03.2013 - 29.03.2013 - 25.04.2013 - 07.08.2013 - 12.09.2013 - 19.03.2014 - 20.04.2014 tarihlerinde Çanakkale'de bulunan ankesörlü büfe hatlarından ardışık olarak arandığının, ardışığında Çan Çanakkale nüfusuna kayıtlı Ö.F.Y., A.B.B., H.G., R.Y., S.K.S.'nun bulunduğunun anlaşıldığı, şüphelinin 04/05/2020 tarihinde Edirne TEM Şube Müdürlüğünde alınan savunmasında özetle; Çanakkale Çan ilçesinde eğitim gördüğünü, 2010-2012 yılları arasında Ortaokul son iki sınıfta örgüte ait Anafen Dershanesine gittiğini, Çan Anadolu İmam Hatip Lisesinde eğitim gördüğü, Lise 1 ve 2.sınıfta ... ad/kod adlı Çanakkale MYO öğrencisinin daveti üzerine zaman zaman örgüt evine veya örgüt yurduna gittiğini, 17/25 Aralık 2013 sonrasında ve Lise 3 ile 4. sınıflarda örgüt evine gitmediğini, 2018 yılında üniversite sınavı sonucunda Polis Okulunu kazandığını, Ocak 2019 tarihinde mezun olduğunu, suçlamayı kabul etmediğini beyan ettiği, şüphelinin teşhis işleminde; A.D., A.E.K., M.A. ve Ö.F.Y.'ı teşhis ettiği, şüphelinin örgüte ait yurtta ele geçen kitaplarda parmak izlerinin tespit edilmesi ve 2013/2014 yıllarında 7 kez ardışık aranması dışında hakkında tespit olmadığı, alınan savunmasında örgüte ait dershane, yurt ve örgüt evlerine gittiğini kabul ettiği, şüphelinin bu sırada Ortaokul ve Lise'de eğitim gördüğü, Polis Okulunda eğitim gördüğü sırada veya mesleki dönemde örgütle irtibatını devam ettirdiğine dair tespit yapılamadığı, 17/25 Aralık 2013 sonrası örgüt evlerine gitmediği yönündeki savunması aksine delil elde edilemediği, bu sebeple şüpheli ... ve tespit edilemeyen ankesör kullanıcısı hakkında kamu davası açmayı gerektirir yeterli şüphe oluşturacak dosyaya yansır delil elde edilemediği anlaşılmakla, Kamu Adına Kovuşturma Yapılmasına Yer Olmadığına," dair karar verildiği görülmüştür. Bu durumda; davacının, örgüte müzahir öğrenci evi ve yurtlara ders çalışmaya gittiğine ilişkin beyan ve ikrarı ile FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü yurtlarından elde edilen kitaplar üzerinde yapılan incelemede, davacının parmak izinin olduğu, davacının bu hususa ilişkin 17/25 Aralık 2013 tarihinden sonra 2014-2015 yıllarında öğrenci yurtlarına gittiği ve etüd programlarına katıldığına ilişkin beyanı birlikte değerlendirildiğinde, davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, iptali yönündeki temyize konu kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalının temyiz isteminin kabulüne, 2. Dava konusu işlemin iptaline, bu işlem nedeniyle yoksun kalacağı parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA, 3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi'ne gönderilmesine,13/11/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY : Bölge İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir neden bulunmadığından, davacının temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği oyuyla, kararın bozulmasına ilişkin çoğunluk kararına katılmıyoruz.