Danıştay · 5. Daire
Danıştay 5. Daire 2023/20312 E. 2023/16375 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 5. Daire
- Esas No
- 2023/20312
- Karar No
- 2023/16375
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/20312 Karar No : 2023/16375 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ... Vekili : Av. ... Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı / ANKARA Vekili : Av.... İstemin Özeti : 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının Danıştay 5. Dairesinin 26/05/2022 tarih ve E:2021/4260, K:2022/3799 sayılı kararıyla bozulması üzerine bozma kararına uyularak verilen, istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Savunma hakkı tanınmadan tesis edilen kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğu, irtibat ve iltisak değerlendirilmesinin zaman unsuru bakımından FETÖ/PDY'nin devletle mücadeleye başladığı dönem ve sonrasında, örgüt talimatlarıyla uyumlu şekilde anlayış ve davranış içinde olmanın aranması gerekirken hakkında yetersiz delil ve incelemeye tabi tutularak karar verildiği, Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnameleriyle alınan önlemlerin tedbir niteliğinde olduğu ve geçici nitelikte olmalarından olağanüstü hal sonrasında uygulanamayacağı, meslekten çıkarma işleminin Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin birçok maddesini ihlal ettiği, idari işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden hukuka aykırılıkların bulunduğu iddia edilmektedir. Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi : ... Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi ile İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca daha önce adli yardım talebi kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek gereği görüşüldü: Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirine uymamaktadır. Dava dosyasında yer alan belgeler ve UYAP kayıtlarının incelenmesinden; davacı hakkında "silahlı terör örgütüne üye olma" suçunu işlediği gerekçesiyle yürütülen ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının hapis cezası ile cezalandırıldığı, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesi'nin ... tarih E:..., K:... sayılı kararıyla esastan reddedildiği, bu karar üzerine yapılan temyiz başvurusunun Yargıtay ... Ceza Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla esastan reddedildiği ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının onandığı görülmüştür. Bununla birlikte, davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde verilen ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan; "... Tanık B. T. Beyanında; "daha önceden sanığı fotoğraftan teşhis ederek bildiklerimi anlatmıştım, şimdi canlı olarak teşhis ediyorum, kendisini tanıyorum, FETÖ kapsamında ben Gölcük donanmada görevli subaylarla sohbet toplantıları düzenliyordum, benim subaylarla görüştüğüm eve 5 senelik dönemde 10-12 kez geldiğini tahmin ediyorum, bizi denetlerdi, ben kendisini ... olarak tanıyordum, gerçek adının emniyette ... olduğunu öğrendim ve fotoğraftan kendisini teşhis ettim, örgüt kapsamında "Bilgin" görevinin ne anlama geldiğini tam olarak bilmiyorum ancak asker olan kişilerle ilgilenen kişileri denetleyen kişi olarak tahmin ediyorum, ben video izletir sohbet yaptırırdım, kendilerine sohbet verdiğim askerlerin iş hayatında yaşadıkları sıkıntılar oluyordu ayrıca ailevi sıkıntıları olanlar oluyordu sanık daha çok bu konularla benim ilgilendiğim askerlerle görüşüyordu, benim görevim örgütte öğretmen konumundaydı, sanık ise benden bir üst konumda idi. Mahkemenizde davası olan E. K. isimli kişinin dosyasında da ben tanıklık yaptım, orada da bu dosyanın sanığı ...'in bahsi geçmişti, ben emniyette ifade verirken ... kod adlı kişinin gerçek adının ... olabileceğini söylemiştim çünkü gerçek ismini bilmiyordum, fotoğraftan yaptığım teşhisten gerçek adının ... olduğunu öğrendim, Batuhan kod adını kullanan sanık ... bana ait tablete eagle isimli programı yüklemişti, bu program üzerinden sanık ile görüştüğümü hatırlıyorum, eagle isimli programı sanık benim tabletime yüklemişti, yanımızda kimse yoktu, ayrıca benim satın aldığım başka bir tablete de ... kod adını kullanan sanıkla birlikte eagle programını yükledik, bu tableti E. kod adını kullanan benim ilgilendiğim yüzbaşı olan E. K.'ya vermiştim, ... ile birlikte eagle isimli bu programı birlikte yüklemiştik, ben bu tableti E. K.'ya vermiştim, sanık benimle düzenli görüşen kişi değildi, kendisine düzenli rapor vermiş değilim, benimle bire bir ilgilenen Z. kod adlı Ü. O. idi, sanıktan örgütsel anlamda bir talimat almış değilim, sanıkla tahminen 2011 yılında görüştüğümü ve o tarihten sonra görüşmelerimizin devam ettiğini hatırlıyorum ancak düzenli görüşmüyorduk, darbe girişiminden sonra ilgilendiğim şahısların böyle birşey yapabileceklerini beklemediğim için şok geçirdim, hastanede tedavi gördüm, evli olduğum halde annemin evinde kalmaya başladım, darbe girişiminden tahminen 2 ay sonra ben annemin evinde iken yanında M. isimli bir kişi daha olduğu halde sanık geldi, ben dışarı çıktım, sanığın aracına bindim arabanın içersinde konuştum, benimle irtibat kuramadıkları için beni merak ettiklerini, başıma bir iş gelip gelmediğini sordular, görüşmeye devam edelim dediler, ancak ben artık bu işlerin bitmesini istedim, kendilerine bu şekilde cevap verdim, ayrılıp gittiler bir daha sanık ve yanında gelen kişiyle irtibat kurmadım." beyanları ile, Tanık F. C. Beyanında; "... isimli kişiyi ... kod adını kullanırdı. 2013-2014 yıllarında L. kod isimli kişinin sohbetlerinde tanıştık. L. isimli kişinin düzensiz aralıklarla yaptığı sohbetlere katılırdı ve "bilgin" olarak tanınırdı, yani astsubaylarla ilgili bilgileri bu şahıs toplardı. Ayrıca iletişim için kullanılan programların kurulumundan da bu kişi sorumluydu. 2013-2014 yılları arasında L. isimli kişinin talimatı ile benim telefonuma sonradan ismini bylock olduğunu öğrendiğim iletişim programını ... kurdu. Programı toplantı yeri ve saati için haberleşme dışında kullanmamamız yönünde talimat vermişlerdi." beyanları, bakılmakta olan dava dosyasında yer alan diğer tespitler ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan, davacı tarafından temyiz dilekçesinde yargılama giderlerinden tamamen muaf tutulmasına karar verilmesi talebinde bulunulduğu ve bu talebin dayanağı olan düzenlemenin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Adli yardımla ertelenen yargılama giderlerinin tahsili" başlıklı 339. maddesinin 2. fıkrasında yer alan ''Adli yardım kararından dolayı Devletçe ödenen veya muaf tutulan yargılama giderlerinin tahsilinin, adli yardımdan yararlananın mağduriyetine neden olacağı mahkemece açıkça anlaşılırsa, mahkeme, hükümde tamamen veya kısmen ödemeden muaf tutulmasına karar verebilir." kuralına yer verilmiştir; anılan fıkrada yer alan koşulların davacı yönünden gerçekleşmediği sonucuna ulaşıldığından, davacının yargılama giderlerinden tamamen muaf tutulması istemi kabul edilmemiştir. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 16/11/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.