Danıştay · 5. Daire

Danıştay 5. Daire 2023/18035 E. 2025/9801 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
5. Daire
Esas No
2023/18035
Karar No
2025/9801
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/18035 Karar No : 2025/9801

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... adına ... Sendikası VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Belediye Başkanlığı / ... VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde mühendis olarak görev yapmakta iken 692 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline, bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; dosyada mevcut bilgi ve belgeler ile UYAP kayıtlarının birlikte incelenmesinden; Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu tarafından yapılan tespitlerde Valiliğince, Komisyona intikal ettirilen davacıya ait personel bilgi dosyasında davacının PKK/KCK terör örgütü ile bağlantısı olduğu yönünde ve belediyede görev yaptığı süre içerisinde PKK/KCK bölücü terör örgütünün talimatları doğrultusunda hareket ederek kayyumun atanmasını protesto, işi yavaşlatma, sivil itaatsizlik ve diğer eylemlere ve basın açıklamalarına bizzat katıldığı, örgüte müzahir olduğu yönünde değerlendirmenin bulunduğunun bildirildiği, Mahkemelerinin 22/10/2020 tarihli ara kararı üzerine Van Valiliği tarafından dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden, davacının babası H.D. hakkında terör örgütü propagandası yapmak suçundan adli işlem yapıldığı, kardeşi Ş.D. hakkında 2010 yılında silahlı terör örgütü kurma, yönetme veya üye olma suçundan, 2015 yılında PKK/KCK terör örgütü adına eylem ve faaliyetlerde bulunmak, terör örgütü propagandası yapmak, silahlı terör örgütü kurma, yönetme veya üye olma suçundan, 2016 yılında silahlı terör örgütü kurma, yönetme veya üye olma suçundan, 2017 yılında terör örgütü propagandası yapmak, silahlı terör örgütü kurma, yönetme veya üye olma suçundan ayrı ayrı adli işlem yapıldığı, diğer kardeşi A.D.'nin terör amaçlı kayıp şahıs olarak arandığı, davacının sözde değer ailesi olarak işe alındığının değerlendirildiğinin anlaşıldığı, davacının durumunun değerlendirilmesinde ve hükme esas alınabilecek nitelikte görülüp yukarıda aktarılan Komisyon tespitleri ile davacı ile Van Valiliği tarafından dosyaya sunulan bilgi ve belgeler birlikte dikkate alındığında, davacının PKK/KCK terör örgütü ile en az irtibat derecesinde bağının olduğu anlaşıldığından; dava konusu Komisyon kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, dava konusu işlem Mahkemelerince hukuka uygun bulunduğundan, davacının anılan işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesi ve özlük haklarının iadesi talebinin kabulüne olanak bulunmadığı belirtilmiştir. Açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : AİHM tarafından hükme esas alınan gizlilik dereceli belgelere karşı savunma yapma olanağının verilmemesinin silahların eşitliği ile çelişmeli yargılama ilkelerine aykırılık teşkil ettiğinin değerlendirildiği, ara karara istinaden dosya içerisine alınan bilgi ve belgelerin tarafına tebliğ olunmadığı, yasal olarak kurulmuş olan sendikalarda sendikacılık faaliyeti gerçekleştirmiş olması sebebiyle bazı sendikal eylem ve etkinliklere katıldığı, bunun dışında hiçbir yasadışı eylem ve etkinliğe katılmadığı, Mahkeme kararında bahsi geçen gözaltı olayının 1992 yılında meydana geldiği, gözaltına alınmış olmasının ret kararına gerekçe olarak gösterilemeyeceği, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunundaki usul ve esaslara uyulmadığı, hakkında kesinleşmiş mahkûmiyet kararının olmadığı, hiç kimsenin din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamayacağı ve bunlardan dolayı suçlanamayacağı, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağı, hakkında soruşturma yürütülmeden, somut delil gösterilmeden ve savunma hakkı tanınmadan kamu görevinden çıkarıldığı, yasama yetkisinin devredilemeyeceği, Anayasa'nın 15. ve 121. maddeleri uyarınca OHAL KHK’ları ile sadece durumun gerektirdiği ölçüde OHAL’in neden olduğu konularla ve OHAL süresiyle sınırlı geçici tedbirler alınabileceği, savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği, dava konusu işlem ile adil yargılanma hakkı, masumiyet karinesi, silahların eşitliği ile çelişmeli yargılama ilkeleri, hukuk devleti ve hukuki güvenlik ilkeleri, mahkemeye başvurma hakkı, gerekçeli karar hakkı, hak arama özgürlüğü, suçta ve cezada şahsilik ilkesi, kazanılmış haklara saygı ilkesi, belirlilik ilkesi, öngörülebilirlik ilkesi, çalışma hakkı, savunma hakkı, özel hayata saygı hakkı, ayrımcılık yasağı gibi Anayasa, AİHS, uluslararası kuruluşlar ve uluslararası sözleşmeler ile güvence altına alınan haklarının ihlal edildiği iddia edilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY Erciş Belediye Başkanlığı bünyesinde ... olarak görev yapan davacı, 692 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılmış, kamu görevine iade edilmesi istemiyle yaptığı başvurusu Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonunun ... tarih ve ... sayılı işlemiyle reddedilmiştir. Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline, bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde sona ermiştir. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 121. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından kararlaştırılan ve 14/07/2017 tarih ve 30124 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 692 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) ''Kamu personeline ilişkin tedbirler'' başlıklı 1. maddesinin 1. fıkrasında, ''Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir." hükmüne yer verilmiştir. Anılan KHK, 08/03/2018 tarih ve 30354 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7089 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun ile kanunlaşmış olup, anılan Kanun'un 1. maddesinin 1. fıkrasındaki “…üyeliği, mensubiyeti veya…” ibaresi Anayasa Mahkemesi’nin 30/11/2022 tarih ve E:2018/83, K:2022/144 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 692 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Yukarıda da belirtildiği üzere, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı yapılan darbe teşebbüsü ve sonrasında yaşanan olağanüstü dönem ve koşullar gereğince alınan tedbirler kapsamında, yine Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı silahlanmış bir terör örgütü olan PKK/KCK'ya yönelik olarak da tedbir alınmasının ve bu bağlamda kamu görevlilerinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na, kanunlarına, kurumlarına, dolayısıyla Devlete sadakat yükümlülüklerine riayeti konusundaki denetimin en hassas ve azami şekilde yapılmasının, yaşanan söz konusu olağanüstü dönemin doğal bir sonucu olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında; davacının, PKK/KCK terör örgütü ile bağlantısı olduğu yönünde ve belediyede görev yaptığı süre içerisinde PKK/KCK bölücü terör örgütünün talimatları doğrultusunda hareket ederek kayyumun atanmasını protesto, işi yavaşlatma, sivil itaatsizlik ve diğer eylemlere ve basın açıklamalarına bizzat katıldığı, örgüte müzahir olduğu yönünde kurum kanaatinin bulunduğu, Mahkemelerinin 22/10/2020 tarihli ara kararı üzerine Van Valiliği tarafından dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden, davacının babası H.D. hakkında terör örgütü propagandası yapmak suçundan adli işlem yapıldığı, kardeşi Ş.D. hakkında 2010 yılında silahlı terör örgütü kurma, yönetme veya üye olma suçundan, 2015 yılında PKK/KCK terör örgütü adına eylem ve faaliyetlerde bulunmak, terör örgütü propagandası yapmak, silahlı terör örgütü kurma, yönetme veya üye olma suçundan, 2016 yılında silahlı terör örgütü kurma, yönetme veya üye olma suçundan, 2017 yılında terör örgütü propagandası yapmak, silahlı terör örgütü kurma, yönetme veya üye olma suçundan ayrı ayrı adli işlem yapıldığı, diğer kardeşi A.D.'nin terör amaçlı kayıp şahıs olarak arandığı, davacının sözde değer ailesi olarak işe alındığının değerlendirildiğinin anlaşıldığı şeklinde tespitlerin bulunduğu belirtilmiş ve anılan hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacının PKK/KCK terör örgütü ile irtibat ve iltisakı bulunduğu sonucuna varılmıştır. Öte yandan, İdare Mahkemesince dava konusu işlemin ve davacının PKK/KCK terör örgütüyle irtibat ve iltisakına yönelik değerlendirmenin dayanaklarının davalı Erciş Belediye Başkanlığına sorulduğu; ayrıca Van Valiliği, İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü, Emniyet Genel Müdürlüğü, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı ve Mali Suçları Araştırma Kurulundan da ara kararıyla davacının anılan örgütle irtibat ve iltisakını gösterecek bilgi ve belgelerin istendiği; Van Valiliği dışında diğer kurumlar tarafından ara karara verilen cevaplarda, davacı hakkında PKK/KCK terör örgütü ile irtibatı veya iltisakı bulunup bulunmadığına ilişkin yapılan araştırmalar neticesinde herhangi bir bilgi belgeye rastlanılmadığının bildirildiği, Van Valiliği tarafından ise anılan ara karara cevaben özetle; davacının babası H.D. hakkında terör örgütü propagandası yapmak suçundan adli işlem yapıldığı, kardeşi Ş.D. hakkında 2010 yılında silahlı terör örgütü kurma, yönetme veya üye olma suçundan, 2015 yılında PKK/KCK terör örgütü adına eylem ve faaliyetlerde bulunmak, terör örgütü propagandası yapmak, silahlı terör örgütü kurma, yönetme veya üye olma suçundan, 2016 yılında silahlı terör örgütü kurma, yönetme veya üye olma suçundan, 2017 yılında terör örgütü propagandası yapmak, silahlı terör örgütü kurma, yönetme veya üye olma suçundan ayrı ayrı adli işlem yapıldığı, diğer kardeşi A.D.'nin terör amaçlı kayıp şahıs olarak arandığı, davacının sözde değer ailesi olarak işe alındığının değerlendirildiğinin belirtildiği görülmüştür. Bu durumda, yukarıda yer verilen tespitler ile davacının beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; İdare Mahkemesince yapılan ara kararlarına verilen cevaplarda davacının babası ve kardeşleri ile ilgili tespitlerin davacının PKK/KCK terör örgütüne iltisak ve irtibatını ortaya koyan hususlar içermediği, davacının PKK/KCK terör örgütü ile irtibatı ve iltisakı olduğu yönünde herhangi bir bilgi ve belgeye ulaşılamadığı, davalı idarece de davacı hakkında somut tespitlere dayanmayan istihbari bilgiler ve kurum kanaati dışında PKK/KCK terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğuna dair somut bir bilgi ve belge sunulmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne; 2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 30/09/2025 tarihinde, oyçokluğuyla, kesin olarak karar verildi.

(X) KARŞI OY : 692 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline, bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Dava dosyasının incelenmesinden, dava konusu Komisyon kararında davacı hakkında, davacının, PKK/KCK terör örgütü ile bağlantısı olduğu yönünde ve belediyede görev yaptığı süre içerisinde PKK/KCK bölücü terör örgütünün talimatları doğrultusunda hareket ederek kayyumun atanmasını protesto, işi yavaşlatma, sivil itaatsizlik ve diğer eylemlere ve basın açıklamalarına bizzat katıldığı, örgüte müzahir olduğu yönünde kurum kanaatinin bulunduğu, Mahkemelerinin 22/10/2020 tarihli ara kararı üzerine Van Valiliği tarafından dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden, davacının babası H.D. hakkında terör örgütü propagandası yapmak suçundan adli işlem yapıldığı, kardeşi Ş.D. hakkında 2010 yılında silahlı terör örgütü kurma, yönetme veya üye olma suçundan, 2015 yılında PKK/KCK terör örgütü adına eylem ve faaliyetlerde bulunmak, terör örgütü propagandası yapmak, silahlı terör örgütü kurma, yönetme veya üye olma suçundan, 2016 yılında silahlı terör örgütü kurma, yönetme veya üye olma suçundan, 2017 yılında terör örgütü propagandası yapmak, silahlı terör örgütü kurma, yönetme veya üye olma suçundan ayrı ayrı adli işlem yapıldığı, diğer kardeşi A.D.'nin terör amaçlı kayıp şahıs olarak arandığı, davacının sözde değer ailesi olarak işe alındığının değerlendirildiği anlaşılmış, bu tespitlerin, davacının anılan terör örgütü ile iltisak veya irtibatını gösterecek yeterlilikte olduğu sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, temyiz isteminin reddi ile davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf isteminin reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği oyuyla aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.

Atıf: Danıştay 5. Daire, E. 2023/18035, K. 2025/9801, T. 22.10.2020, www.arakarar.com/karar/danistay-5-daire-2023-18035-e-2025-9801-k-a36f43ffe79c