Danıştay · 5. Daire

Danıştay 5. Daire 2023/16592 E. 2025/15428 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
5. Daire
Esas No
2023/16592
Karar No
2025/15428
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/16592 Karar No : 2025/15428

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Başkanlığı / ... VEKİLLERİ : Av. ... Hukuk Müşaviri ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 692 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; FETÖ/PDY terör örgütü liderinin 25/12/2013 tarihli talimatından sonraki süreçte 20/08/2014 tarihinde davacı tarafından Bank Asya'da ilk kez vadesiz hesap açıldığı, aynı tarihte söz konusu hesaba 8.000,00-TL para yatırdığı, 22/01/2015 tarihinde ise ... Bankası'ndaki hesabından Bank Asya'daki sözü geçen hesabına 5.000,00-TL para gönderdiği, ayrıca 01/05/2015 tarihinde de ATM üzerinden anılan hesaba 1.300,00-TL para yatırdığı, davacı tarafından bahsi geçen hesaba yatırılan paraların fatura, okul taksiti, kredi kartı borcu ödemesi gibi olağan olarak görülebilecek bankacılık işlemleri için kullanılmadığı dikkate alındığında örgüt liderinin 25/12/2013 tarihli talimatından önce Bank Asya'da hesabı bulunmamakta iken bahsi geçen talimattan sonraki süreçte anılan bankada ilk kez hesap açıp, bu hesaba muhtelif tarihlerde farklı tutarlarda para yatırdığı, ayrıca örgütle irtibatlı ve iltisaklı olduğundan bahisle TMSF'ye devredilen Cihan Medya Dağıtım Anonim Şirketi'ne 02/04/2014 tarihinde toplam 252,00-TL ödeme yaptığı görüldüğünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibatlı ve iltisaklı olduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve dilekçede ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : FETÖ/PDY ile irtibatının bulunmadığı, Bank Asya'da örgüt talimatıyla hesap açmadığı, Bank Asya'nın TMSF'ye devredilmesinden sonra da hesabını kullanmaya devam ettiği, silahlı terör örgütüne üye olma veya üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçlarından hakkında soruşturma ve kovuşturma bulunmadığı ve dava konusu işlemin, şekil, konu, sebep ve maksat unsurları yönünden hukuka aykırı olduğu iddia edilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi ile temyize konu İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile temyize konu İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 121. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından kararlaştırılan ve 14/07/2017 tarih ve 30124 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 692 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) ''Kamu personeline ilişkin tedbirler'' başlıklı 1. maddesinin 1. fıkrasında, ''Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir." hükmüne yer verilmiştir. Anılan KHK, 08/03/2018 tarih ve 30354 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7089 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun ile kanunlaşmış olup, anılan Kanun'un 1. maddesinin 1. fıkrasındaki “…üyeliği, mensubiyeti veya…” ibaresi Anayasa Mahkemesi’nin 30/11/2022 tarih ve E:2018/83, K:2022/144 sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Davacı, 692 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılmış, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu'na yaptığı başvuru, ... tarih ve ... sayılı işlem ile reddedilmiştir. Bunun üzerine, anılan işlemin iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. Davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma veya üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçlarından herhangi bir soruşturma ve kovuşturma bulunmamaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 692 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın bu KHK eki listelerle kamu görevinden çıkarılmaları, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. AİHM, "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarihli ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Bununla birlikte iptal davaları idarî işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalardır. İdari işlem ise idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı olarak tesis ettiği hukuki sonuç doğuran işlemdir. İdareyi işlem yapmaya sevk eden maddi ve hukuki etkenler ise idari işlemin sebep unsurunu oluşturmaktadır. Bu kapsamda davacı hakkındaki terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerekmektedir. Dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuki denetiminin yapılabilmesi; bu değerlendirmeyi haklı kılan maddi sebeplerin yargılama esnasında davalı idarece ortaya konulmasına ve izah edilmesine bağlıdır. Bu konudaki yükümlülük şüphesiz öncelikle dava konusu işlemi tesis eden davalı idareye aittir. Bununla birlikte idari yargı mercilerince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesinde öngörülen resen araştırma ilkesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için her türlü inceleme ve araştırmanın yapılması da mümkün hatta olayın niteliğine göre gereklidir. Dava dosyasının incelenmesinden; davalı idarece, davacının 692 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin gerekçesi olarak davacının, FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir Bank Asya isimli banka hesabında bulunan para miktarını örgüt liderinin talimat verdiği tarih sonrasındaki dönemde arttırdığı ve örgütün yayın organı olan Cihan Medya Dağıtım A.Ş.'ye ödemede bulunduğu hususlarının gösterildiği, ilk derece mahkemesi tarafından 13/02/2020 tarihli ara kararı ile sadece davalı idareden bilgi ve belgeler ile Bank Asya hesapları yönünden TMSF'den bilgi ve belge istenildiği, başkaca bir araştırma yapılmaksızın OHAL Komisyonu kararında yer alan tespitler doğrultusunda davanın reddine karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine de Bölge İdare Mahkemesince başkaca herhangi bir araştırma yapılmaksızın istinaf başvurusunun reddine karar verildiği görülmüştür.

a) Bank Asya Hesabı Yönünden; FETÖ/PDY terör örgütü lideri tarafından talimatın verildiği 25/12/2013 tarihinden, Bank Asya'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihine kadar, örgüt liderinin emri doğrultusunda mali olarak zor duruma düşen Banka'nın parasal yönden iyi durumda olduğunu göstermek amacıyla örgüt mensuplarınca, gerek birkısım malvarlıkları elden çıkarılarak, gerekse başka finans kuruluşlarından kredi çekilerek tasarruf ve kâr amacı gözetilmeksizin, kendileri, eşleri, reşit olmayan çocukları ve bazen de anne-babaları adına para yatırılmış, katılım hesapları açılmış, döviz ve altın alım-satımı gibi işlemler yapılmıştır. Bu nedenle, ilgililerin Bank Asya hesabı ve bu hesaptaki hareketlerin FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve itisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilebilmesi için, FETÖ lideri tarafından talimatın verildiği 25/12/2013 tarihinden Banka'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihine kadar olan dönemdeki hesap hareketlerinin örgüt liderinin talimatıyla uyumluluk arz edip etmediğinin tespit edilmesi gerekmektedir. Dava dosyası bu çerçevede incelendiğinde; her ne kadar Bölge İdare Mahkemesince davacının Bank Asya hesap hareketleri örgüt talimatıyla uyumlu olarak değerlendirilmiş ise de, dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacı tarafından Banka Asya hesabının 20/08/2014 tarihinde açıldığı ve aynı tarihte 8.000,00 TL yatırıldığı, ayrıca 22/01/2015 tarihinde 5.000,00 TL ve 01/05/2015 tarihinde 1.300,00 TL yatırıldığının görüldüğü, ancak diğer hesap hareketlerinin tamamının peyderpey ATM'den para çekme şeklinde olduğu, hesabın Bank Asya'nın TMSF'ye devrinden sonra da kapatılmayarak kullanıldığı, hesap hareketlerinin davacının geliriyle açıklanamayacak nitelikte bulunmadığı ve örgüt liderinin talimatı doğrultusunda işlem yapıldığına dair şüpheli bir hesap hareketinin bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından davacının Bank Asya hesap hareketlerinin FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve itisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır. b) Diğer Tespitler Yönünden; Dava konusu işlemde, davacının örgütle iltisaklı olduğu gerekçesiyle TMSF'ye devredilen Cihan Medya Dağıtım A.Ş'ye 02/04/2014 tarihinde 252,00 TL ödeme yaptığı tespitine yer verildiği görülmekte ise de, bu hususun da davacının FETÖ/PDY terör örgütüne irtibat ve iltisakının tespiti açısından tek başına yeterli olmayacağı ve diğer delillerle desteklenmesi gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. Bu nedenlerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için; Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığına; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait örgüt içi iletişim programı (ByLock) kullandığına ya da ankesörlü telefon görüşme kaydı bulunduğuna ilişkin tespit olup olmadığının sorulmasına, var ise tespitlere ilişkin belge ve raporların, (mahiyetleri ve kullanım bilgileri yer alacak şekilde) FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında var ise davacının adının geçtiği ifade tutanaklarının istenilmesine, Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kuruluna (MASAK); davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkili gerçek (sivil imamlar vb) veya tüzel (Kimse Yok Mu Derneği vb) kişilere bağış ya da para transferinin olup olmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, dernek/vakıf, miktar ve tarih yer alacak şekilde) istenilmesine, İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğüne; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait olduğu gerekçesiyle kapatılan dernek ya da sendika/federasyon/konfederasyonlarda yönetim/denetim/genel kurul üyelik/aidat bilgisi olup olmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, tarih aralığı ve ilgili kuruluş yer alacak şekilde) istenilmesine, Vakıflar Genel Müdürlüğüne; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait olduğu gerekçesiyle kapatılan vakıflarda üyeliği ya da mütevelli heyeti üyeliği olup olmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, tarih aralığı ve ilgili kuruluş yer alacak şekilde) istenilmesine, ... İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon Anonim Şirketine; davacının Digitürk aboneliğinin bulunup bulunmadığı, aboneliği bulunuyorsa bu aboneliği iptal ettirip ettirmediğinin, iptal ettirmiş ise hangi tarihte iptal ettirdiğinin sorularak, var ise müşteri hizmetleri ile yapılan görüşmenin çözümünün ve diğer bilgi ve belgelerin birer örneğinin istenilmesine" yönelik yapılacak ara kararı neticesinde davalı idare ile yukarıda anılan kurum ve kuruluşlarca gönderilecek bilgi ve belgeler davacıya tebliğ edilerek karşı beyanlarının da alınmasından sonra davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu itibarla, belirtilen hususlarda araştırma yapılmaksızın, eksik incelemeyle davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 24/12/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Atıf: Danıştay 5. Daire, E. 2023/16592, K. 2025/15428, T. 24.12.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-5-daire-2023-16592-e-2025-15428-k-52b8f1d72970