Danıştay · 5. Daire

Danıştay 5. Daire 2022/14553 E. 2025/15562 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
5. Daire
Esas No
2022/14553
Karar No
2025/15562
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2022/14553 Karar No : 2025/15562

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Kara Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde ... rütbesiyle görev yapan davacının, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacı hakkında Silahlı Terör Örgütü'ne üye olma suçundan dolayı ...Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında yapılan yargılamada, iddia makamının esas hakkındaki mütalaasında, "sanığın ( davacı ...) kullanımında bulunan ... numaralı GSM hattından İstanbul Anadolu yakasında kurulu sabit/ankesörlü hatlar ile 13.06.2014 tarihinde asker şahıs A.B.K ile birlikte; 21.09.2014 tarihinde asker şahıs H.S. ile birlikte; 25.09.2014 tarihinde asker şahıs T.B. ile birlikte; 22.10.2014 ve 28.10.2014 tarihlerinde asker şahıslar M.Ü. ve Ç.U. ile birlikte ardışık şekilde arandığının, ayrıca sanığın 2012-2012-2014 yıllarında İstanbul ve Ankara'da kurulu sabit/ankesörlü hatlardan ardışık olmayan şekilde arandığının tespit edildiği, sanığın alınan savunmalarında suçlamaları kabul etmediği, örgüt ile bağlantısının bulunmadığını söylediği, bu şekilde tüm dosya kapsamı ve sanığın, farklı tarihlerde asker kişilerle ardışık aranma şeklinde gerçekleşen HTS kayıtlarına göre; sanığın örgüt içerisinde yer aldığı, örgüt mahrem abilerince sabit/ankesörlü hatlardan aranmak ve ayrıca görüşmek suretiyle örgüt ile irtibat sağladığı, bu şekilde örgüt ile organik bağ kurduğu, örgütün hedef ve çıkarları doğrultusunda örgüt üyesi olarak faaliyet gösterdiğinin anlaşıldığı" şeklinde değerlendirmelerde bulunularak anılan Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve K:... sayılı kararı ile davacının sübut bulan Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan, eylemine uyan TCK 314/2 maddesi uyarınca suçun işleniş biçimine göre takdiren 5 yıl hapis cezasıyla cezalandırıldığı, hükmedilen bu cezaya artırım ve indirim sebepleri uygulanarak 6 yıl 3 ay hapis cezası ile ile cezalandırılmasına" karar verildiği, işbu karara karşı ... Bölge Adliye Mahkemesi ...Ceza Dairesinin E:... sayılı dosyasında davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun Mahkemenin ... tarih ve K:... sayılı kararı ile esastan reddine karar verildiği, işbu karara karşı da Temyiz kanun yoluna başvurulduğunun görüldüğü, yürütülen adli muhakeme esnasında toplanan deliller ve alınan ifadelerden davacının örgüt ile irtibat veya iltisak içinde olduğu hususunun sübuta erdiği, bu çerçevede davalı idarece davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat, iltisak ve mensubiyet düzeyinde ilişkisinin olduğu şeklindeki değerlendirmesinin makul ve hakkaniyete uygun düştüğü, böylelikle Anayasaya sadakat yükümlülüğünü de ihlal ettiği anlaşılan davacının, kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin uyuşmazlık konusu davalı idare işleminde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve dilekçede ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Temyize konu kararın usule, yasaya ve hukuka aykırı olduğu, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakını gösteren somut herhangi bir delil ortaya konulmadığı, hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde verilen mahkumiyet kararının kesinleşmediği masumiyet karinesinin ihlal edildiği belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesince verilen kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacı, Kara Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde P. Üsteğmen olarak olarak görev yapmakta iken, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca Milli Savunma Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işlemi ile kamu görevinden çıkarılmıştır. Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. Öte yandan, UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan karara karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla esastan reddedildiği, söz konusu karara karşı yapılan temyiz başvurusu sonucunda Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; "...Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay (kapatılan) ... Ceza Dairesinin ... tarih ve ... Esas, ... sayılı ilamında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere; asker bir şahsın; örgütün gizlilik ve deşifre olmamak kuralına riayetle, örgütün talimatı ile ve örgütsel irtibatı sağlamak maksadıyla kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, lokanta vb. gibi sair işletmelerde kurulu bulunan, ücret karşılığı kullanılan sabit hat veya ankesörlü hatlar ile mahrem imam tarafından arandığı, 'her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak somut olgu ve teknik verilerle tespit edilmesi ve yargılama yapan mahkemenin de tam bir vicdani kanaate ulaşması halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren hukuka uygun delil olacağı' nazara alındığında; Sanık hakkında mahrem imam tarafından örgütsel irtibatı sağlamak amacıyla ankesör veya sabit hatlardan periyodik ya da ardışık olarak arandığını gösteren inceleme tutanağını ve sanığın HTS kayıtlarının üzerinde bir bilirkişi incelemesi yaptırılarak “gerçekleştirilen arama sayısı, aramaların ardışık ya da periyodik olup olmadığı, aramaların gerçekleştirildiği saatler, konuşma süreleri, sanığın farklı ankesörlü telefonlardan aranıp aranmadığı, ardışık aramaya dahil olan şahısların aynı kuvvete mensup ve aynı rütbede olup olmadıkları, aramaları gizlemek için herhangi bir şifreleme yönteminin kullanılıp kullanılmadığı” hususlarını gösterir bir analiz inceleme ve tespit raporunun düzenlettirilmesi, yine sanık ile birlikte ardışık arandığı tespit edilen şahıslar var ise bu şahıslarla ilgili herhangi bir soruşturma ya da kovuşturma olup olmadığı belirlendikten sonra şahısların tüm aşama ifadelerinin getirtilerek gerekirse tanık olarak dinlenmeleri, sanık ile ilgili herhangi bir beyanının olup olmadığının tespiti ile sanığın örgüt içindeki konumunun araştırılarak sanık ile mahrem imam arasındaki irtibata ilişkin evrakların dosyaya getirtilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, ..." gerekçesiyle bozulduğu, bozma sonrası yargılamanın ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası üzerinden devam ettiği görülmüştür.

İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 121. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından, 23/07/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3. maddesinde yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlardan; 4. maddesinde ise bunlar dışındaki tüm kamu personelinden (işçiler dâhil) “terör örgütlerine veya MGK’ca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara” üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu kanun da 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye Geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, ''...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen (Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarih ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararıyla,"...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) ;...9) 657 sayılı Kanuna ve diğer mevzuata tabi her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dâhil) istihdam edilen personel, ilgili kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili olunan bakan tarafından oluşturulan kurulun teklifi üzerine ilgili bakan onayıyla kamu görevinden çıkarılır. '' hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(f) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu Geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir uygulanmakta iken, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan dolayı yargılandığı ve mahkumiyetine hükmedilen davada verilen ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; "..Yargılamaya konu dosya kapsamında; sanığın son olarak ... Motorlu Piyade Tugay Komutanlığında Üsteğmen rütbesi ile görev yapmakta iken hakkında FETÖ/PDY irtibat ve iltisaklı olduğundan bahisle soruşturma başlatıldığı, sanığın, kullanımında bulunan ... numaralı gsm hattından ... yakasında kurulu sabit/ankesörlü hatlar ile, 13.06.2014 tarihinde asker şahıs A. B. K. ile birlikte, 21.09.2014 tarihinde asker şahıs H. S. ile birlikte, 25.09.2014 tarihinde asker şahıs T. B. ile birlikte, 18.10.2014 tarihinse asker şahıs A. Ş. ile birlikte, 22.10.2014 ve 28.10.2014 tarihlerinde asker şahıslar M. Ü. ve Ç. U. ile birlikte ardışık şekilde arandığının, ayrıca sanığın 2012-2013-2014 yıllarında İstanbul ve Ankara'da kurulu sabit/ankesörlü hatlardan ardışık olmayan şekilde de arandığının tespit edildiği, sanığın birlikte ardışık şekilde arandığı tespit edilen A.B.K., B.Z., H.S., M.Ö., Ç. U. hakkında soruşturma ve kovuşturmaların bulunduğunun Uyap sisteminden yapılan sorgulamadan ve dosya kapsamından anlaşıldığı, sanığın alınan savunmalarında; suçlamaları kabul etmediği, örgüt ile bağlantısının bulunmadığını ifade ettiğinin anlaşıldığı, Sanığın tüm dosya kapsamı ve özellikle sanığın ardışık olarak sabit hatlardan aranılmış olması gözetildiğinde; sanığın FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü içerisinde askeri yapılanmada yer aldığı, örgüt mahrem kişilerince sabit / ankesörlü hattan arandığı, sanığın FETÖ/PDY terör örgütünün hedef ve çıkarları doğrultusunda örgüt üyesi olarak faaliyet gösterdiği , sanığın ardışık olarak sabit telefon hatlarından aranılmış olması gözetildiğinde, sanığın FETÖ/PDY terör örgütü içerisinde yer aldığı, diğer örgüt üyeleri ile sabit telefon hatları aracılığı ile haberleşme sağladığı, askeri personel olan sanığın ardışık arama olarak tabir olunan yöntemle silahlı terör örgütünün mahrem yapılanması içerisinde bulunan örgüt üyeleriyle irtibat kurarak örgütün hiyerarşik yapısı içerisine girdiği, sanığın örgüt ile organik bağ kurduğu, örgüt içi hiyerarşiye tabi olduğu, sanığın özellikle ardışık arama yöntemini uygulayıp hareket ederek illegal örgüte dahil olduğu, sanığın askerlik mesleği gibi emre itaatin mutlak surette ve disiplin kuralları ile işleyen ülkenin güvenliğinden sorumlu Türk Silahlı Kuvvetleri kurumunda görev almasına rağmen Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Anayasa ve kanunlarına ve üstlerinin emir / talimatlarına göre değil, silahlı terör örgütü lideri Fethullah Gülen tarafından kurulan ve yönetilen örgütün amacını bilerek örgüt hiyerarşisine katılmakla sanığın iradesini sorgusuz sualsiz örgütün belirlediği üst konumdaki mahrem kişilerine terk ettiği ve sorumlu örgüt üyesinin emir ve talimat almak suretiyle örgüt hiyerarşisine dahil olduğu, sanığın bu şekilde örgütün hedef ve çıkarları doğrultusunda örgüt üyesi olarak faaliyet gösterdiği anlaşılmakla; Sanığın süreklilik ve çeşitlilik arz eden eylemleri ile örgütün talimatlarını yerine getirebilecek konumda olduğu, müstakilen suç oluşturan bir eylemi tespit edilememiş olsa da devlet ve toplum için tehlikeli olduğu, vehamet arz eden eylemler gerçekleştirdiği kabul edilen bir örgütün üyesi olması nedeniyle "tehlike suçu" olarak düzenlenmiş silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan cezalandırılması gerektiği kanaatine varılmıştır . ...." tespitlerine yer verilmiştir. İdare Mahkemesi kararında da, sözü edilen Ağır Ceza Mahkemesi kararından hareketle adli muhakeme esnasında toplanan deliller ve alınan ifadelerden davacının örgüt ile irtibat veya iltisak içinde olduğu hususunun sübuta erdiği, davalı idarenin davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat, iltisak ve mensubiyet düzeyinde ilişkisinin olduğu şeklindeki değerlendirmesinin makul ve hakkaniyete uygun düştüğü sonucuna varılmakla birlikte, yukarıda yer verilen tespitler ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacının kullanımında bulunan GSM hattına ilişkin HTS dökümlerine göre birçok kez arandı kaydı bulunan davacının HTS kayıtları üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucunda "gerçekleştirilen arama sayısı, aramaların ardışık ya da periyodik olup olmadığı, aramaların gerçekleştirildiği saatler, konuşma süreleri, davacının farklı ankesörlü telefonlardan aranıp aranmadığı, ardışık aramaya dahil olan şahısların aynı kuvvete mensup ve aynı rütbede olup olmadıkları, aramaları gizlemek için herhangi bir şifreleme yönteminin kullanılıp kullanılmadığı" hususlarını gösterir bir analiz inceleme ve tespit raporunun düzenlettirilmesi, ayrıca davacının görev yaptığı yerlerin tespiti ile ilgili yerlere yazı yazılmak suretiyle, görev yaptıkları yerler itibarıyla haklarında ankesör veya sabit hatlardan periyodik ya da ardışık aramalarının olduğuna yönelik herhangi bir kayıt, soruşturma veya kovuşturmanın olup olmadığının saptanması, varsa buna ilişkin bilgi ve belgelerin getirtilmesi yine davacı ile birlikte ardışık arandığı tespit edilen diğer şahıslar var ise bu şahıslarla ilgili herhangi bir soruşturma ya da kovuşturma olup olmadığı belirlendikten sonra davacının hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma neticesinde karar verildiği anlaşılmıştır. Öte yandan, her ne kadar İdare Mahkemesi kararının gerekçesinde davacının terör örgütü üyeliği suçundan hapis cezası ile cezalandırıldığı belirtilerek hüküm kurulmuş ise de, anılan mahkumiyet kararının, Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla bozulduğu, bozma kararı sonrası yargılamanın ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası üzerinden devam ettiği görülmüş olup, davacının mahkumiyet kararı kesinleşmemiş olduğundan, yargılama süreci devam eden ceza davasının davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirilmesi de masumiyet karinesi gereğince mümkün değildir. Bu durumda, davacının ankesörlü/sabit hatlardan örgütsel saiklerle ardışık arandığı hususunda belirsizlik bulunduğu görüldüğünden, dosyanın bu husus araştırıldıktan sonra karara bağlanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte, Mahkemece yukarıda yer verilen eksikliklerin tamamlanmasının yanı sıra 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için; "Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığından; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait örgüt içi iletişim programı (ByLock) kullandığına ya da ankesörlü telefon görüşme kaydı bulunduğuna ilişkin tespit olup olmadığının sorulmasına, var ise tespitlere ilişkin belge ve raporların, (mahiyetleri ve kullanım bilgileri yer alacak şekilde) FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında var ise davacının adının geçtiği ifade tutanaklarının istenilmesine, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonundan; davacının, müflis Asya Katılım Bankası AŞ’de katılım ya da cari hesabının bulunup bulunmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, hesap no, hesap açılma tarihi, işlem tarihleri, işlemlerin mahiyeti, tutarı yer alacak şekilde) istenilmesine, Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünden; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait özel öğretim kurum ve kuruluşlarına ilişkin eğitim kaydı ile özel öğrenci yurtları vb. ilişkin kayıt bilgileri (istihbari olanlar dâhil) olup olmadığının sorularak, var ise tespitine ilişkin belge ve raporların istenilmesine, Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulundan (MASAK); davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkili gerçek (sivil imamlar vb) veya tüzel (Kimse Yok Mu Derneği vb) kişilere bağış ya da para transferinin olup olmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, dernek/vakıf, miktar ve tarih yer alacak şekilde) istenilmesine, İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğünden; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait olduğu gerekçesiyle kapatılan dernek ya da sendikalarda yönetim/denetim/genel kurul üyelik/aidat bilgisi olup olmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, tarih aralığı ve ilgili kuruluş yer alacak şekilde) istenilmesine, Vakıflar Genel Müdürlüğünden; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait olduğu gerekçesiyle kapatılan vakıflarda üyeliği ya da mütevelli heyeti üyeliği olup olmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, tarih aralığı ve ilgili kuruluş yer alacak şekilde) istenilmesine, Krea İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon Anonim Şirketinden; davacının Digitürk aboneliğinin bulunup bulunmadığı, aboneliği bulunuyorsa bu aboneliği iptal ettirip ettirmediğinin, iptal ettirmiş ise hangi tarihte iptal ettirdiğinin sorularak, var ise müşteri hizmetleri ile yapılan görüşmenin çözümünün ve diğer bilgi ve belgelerin birer örneğinin istenilmesine" yönelik yapılacak ara kararı neticesinde davalı idare ile yukarıda anılan kurum ve kuruluşlarca gönderilecek bilgi ve belgeler davacıya tebliğ edilerek karşı beyanlarının da alınmasından sonra davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Kuşkusuz yukarıda anılan değerlendirme yapılırken davacı hakkındaki ceza soruşturmasındaki ve ceza kovuşturmasındaki (kesinleşmiş takipsizlik ya da beraat kararı ile sonuçlanmış olsa dahi) tespitlerin de irtibat ve iltisak noktasında göz önüne alınması gerekmektedir. Zira 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca bir kamu görevlisi hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da bu terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olması nedeniyle kamu görevinden çıkarılmasına yönelik yaptırım uygulanabilmesi karşısında, anılan kamu görevlisi hakkında ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' suçundan yürütülen ceza kovuşturması neticesinde beraatine hükmedilmiş olmasının, ilgili hakkında tesis edilen yaptırımın hukuka uygunluğu yönünden yürütülen yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır. Bu itibarla, belirtilen hususlarda araştırma yapılmaksızın, eksik incelemeyle davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 25/12/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Atıf: Danıştay 5. Daire, E. 2022/14553, K. 2025/15562, T. 25.12.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-5-daire-2022-14553-e-2025-15562-k-e5b3aa44c81f