Danıştay · 5. Daire
Danıştay 5. Daire 2022/11780 E. 2025/2307 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 5. Daire
- Esas No
- 2022/11780
- Karar No
- 2025/2307
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2022/11780 Karar No : 2025/2307
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...
Karşı Taraf (Davalı) :... Bakanlığı / ... Vekili : Av. ...
İstemin Özeti : 692 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: FETÖ/PDY’nin terör veya suç örgütü olmadığının Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24 Haziran 2008 tarihli kararıyla ortaya konulduğu, aynı eylem ve faaliyetler nedeniyle ikinci bir yargılamanın yapılamayacağı, tesis edilen işlemin ceza hukuku anlamında bir yaptırım niteliğinde olduğu, FETÖ/PDY yapılanması hakkındaki terör örgütü suçlamasının ilk olarak 26 Mayıs 2016 tarihli MGK kararıyla alındığı, bunun 30 Mayıs 2016 tarihinde kamuoyuna duyurulduğu, ancak bu tarihten sonraki iradi faaliyet ya da kasti hareketlerinden dolayı sorumlu tutulabileceği, terör örgütü suçlaması açısından dikkate alınması gereken tarihin 15 Temmuz 2016 olduğu, OHAL döneminde sadece durumun gerektirdiği türden geçici tedbirlerin alınabileceği, mahkemelerce irtibat ve iltisak kavramlarına son derece geniş, muğlak ve başlı başına temel hakları ihlal eden anlamlar yüklendiği, bu durumun kanunların öngörülebilir olması gerektiği ilkesine aykırılık teşkil ettiği, yürütme organının düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamayacağı, kimsenin işlendiği zaman suç oluşturmayan bir eylemden dolayı suçlanıp cezalandırılamayacağı, Birleşmiş Milletler Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu’nun "Mestan Yayman" kararı ışığında ByLock kullanımının ve dini sohbetlere katılmanın düşünce ve düşünceyi açıklama özgürlüğü, barışçıl toplantı yapma ve örgütlenme özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, aynı suçlamaya dayalı olarak iki kez yargılanıp iki ayrı cezaya mahkûm edilemeyeceği, iletişim kaydı olduğu belirtilen kişi hakkında eylem tarihi itibariyle herhangi bir soruşturmanın bulunmadığı, OHAL KHK’ları ile sadece durumun gerektirdiği ölçüde OHAL’in neden olduğu konularla ve OHAL süresiyle sınırlı geçici tedbirler alınabileceği, Kanun Hükmünde Kararnamenin Anayasanın 15., 121. ve TBMM İç Tüzüğü'nün 128. maddelerine aykırı olduğu ve 30 gün içerisinde TBMM Genel Kurulunda görüşülmediği, sadakat yükümlülüğüne riayet etmediğine ilişkin somut bir gerekçe ortaya konulmadığı, dava konusu işlem ile adil yargılanma hakkı, masumiyet karinesi, gerekçeli karar hakkı, bağımsız ve tarafsız mahkeme önünde yargılanma hakkı, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi, suç ve cezaların geçmişe yürümezliği ve şahsiliği ilkeleri, non bis in idem ilkesi, hukuk devleti ve hukuki güvenlik ilkeleri, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri, şeref ve itibara saygı hakkı, ayrımcılık yasağı, ifade özgürlüğü, örgütlenme ve barışçıl toplanma özgürlüğü gibi Anayasa ve AİHS ile güvence altına alınan haklarının ihlal edildiği iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : ... Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan ''adli yardım hükmün kesinleşmesine kadar devam eder'' düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek gereği görüşüldü: Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. Her ne kadar İdare Mahkemesi tarafından, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hapis cezası ile cezalandırıldığı belirtilmiş ise de, davacının mahkumiyet kararı kesinleşmemiş olduğundan, yargılama süreci devam eden ceza davasının davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirilmesinin masumiyet karinesi gereğince mümkün olmadığı, kaldı ki Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile anılan mahkumiyet hükmünün bozulduğu, bozma kararı sonrasında yapılan yargılama neticesinde ... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 223/2-(e) maddesi uyarınca beraat kararı verildiği görülmüştür. Bununla birlikte olağanüstü hal kanun hükmünde kararnamesi uyarınca bir kamu görevlisi hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da bu terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olması nedeniyle kamu görevinden çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan kamu görevlisi hakkında ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' veya ''silahlı terör örgütüne yardım etmek'' suçundan açılan ceza davasında beraat kararı verilmiş olmasının, ilgili hakkında bu olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır. Bu kapsamda, dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki tespitler değerlendirildiğinde ise davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 25/02/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.