Danıştay · 5. Daire
Danıştay 5. Daire 2021/10760 E. 2023/17960 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 5. Daire
- Esas No
- 2021/10760
- Karar No
- 2023/17960
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2021/10760 Karar No : 2023/17960 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...'ya vesayeten ... Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı / ANKARA Vekili : Av. ... İstemin Özeti : 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen .... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: OHAL Komisyonunca insan hakları ihlallerinin giderilmediği, somut olayda ceza hukukuna ilişkin ilkelerin uygulanması gerektiği, terör örgütü üyeliği suçunun kasten işlenebilen bir suç olduğu ve taksirle işlenemeyeceği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24 Haziran 2008 tarihli kararıyla bu yapının bir terör örgütü olmadığı kesin hükümle tespit edildiğinden söz konusu eylemlerin tekrar terör örgütü suçlamasına dayanak yapılması ve cezalandırılmasının hukuka aykırı olduğu, aynı eylem ve faaliyetler nedeniyle ikinci bir yargılamanın yapılamayacağı, FETÖ/PDY yapılanması hakkındaki terör örgütü suçlamasının ilk olarak 26 Mayıs 2016 tarihli MGK kararıyla alındığı, bunun 30 Mayıs 2016 tarihinde kamuoyuna duyurulduğu, ancak bu tarihten sonraki iradi faaliyet ya da kasti hareketlerinden dolayı sorumlu tutulabileceği, terör örgütü suçlaması açısından dikkate alınması gereken tarihin 15 Temmuz 2016 olduğu, OHAL döneminde sadece durumun gerektirdiği türden geçici tedbirlerin alınabileceği, kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Anayasanın 15., 121. ve TBMM İç Tüzüğü'nün 128. maddelerine aykırı olduğu ve 30 gün içerisinde TBMM Genel Kurulunda görüşülmediği, kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulguların delil olarak kabul edilemeyeceği, dava konusu işlem ile adil yargılanma hakkı, mahkemeye erişim hakkı, masumiyet karinesi, gerekçeli karar hakkı, bağımsız ve tarafsız mahkeme önünde yargılanma hakkı, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi, suç ve cezaların geçmişe yürümezliği ve şahsiliği ilkeleri, non bis in idem ilkesi, hukuk devleti ve hukuki güvenlik ilkeleri, ifade özgürlüğü, örgütlenme ve barışçıl toplanma özgürlüğü, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı gibi Anayasa ve AİHS ile güvence altına alınan haklarının ihlal edildiği iddia edilmektedir. Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, davacının temyiz iddialarının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uymadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi : ... Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının gerekçe eklenmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, .... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla Maşide Akkaya'nın davacıya vasi olarak atandığı ve söz konusu kararın ... tarihinde kesinleştiği görüldüğünden davaya vasi yoluyla devam edilmesine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek gereği görüşüldü: Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığı halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirisine uymamaktadır. Bununla birlikte, dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan; "...Bylock kaydı bulunan ... numaralı GSM hattının ...'nın üzerine kayıtlı olduğu, Bylock ID'sinin ... olduğu, kullanıcı adı olarak ''...'' şifre olarak ''...'' ibarelerini kullandığı, şahsın 1971 doğumlu olduğu, isminin ve soyisminin ilk harflerinin ''...'' olduğu, ''...'' ibaresinin bu benzerlikten yola çıkılarak oluşturulmuş olabileceği, sanığın kulanmış olduğu GSM ve ByLock baz bilgileri de karşılaştırıldığında ... numaralı ID'nin gerçek kullanıcısı Nusrettin AKKAYA isimli şahıs olduğunun tespit edildiğine dair tutanak.." tespitleri dikkate alındığında davacının örgütün gizli haberleşme programı olan ByLock programını kullandığı ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 29/11/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.