Danıştay · 5. Daire

Danıştay 5. Daire 2020/5690 E. 2023/17585 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
5. Daire
Esas No
2020/5690
Karar No
2023/17585

T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2020/5690 Karar No : 2023/17585 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı) : ... Vekili : Av. ... Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı / ANKARA Vekili : Av. ... İstemin Özeti : 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun, İdare Mahkemesi kararının vekalet ücretine ilişkin kısmının düzeltilerek reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Hakkındaki tanık beyanlarının 17/25 Aralık öncesine ait olduğu, o dönem yapının örgüt olduğunun bilinmemesi karşısında hem adli hem de idari yönden suçlanamayacağı, örgütle iltisak veya irtibatını gösteren somut hiçbir delil bulunmadığı, Anayasa'nın 36. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesi ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, savunma hakkı tanınmadan kamu görevinden çıkarıldığı, hakkında yürütülen ceza yargılamasında beraat kararı verildiği iddia edilmektedir. Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi : ... Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Dava Dairesi kararının gerekçe eklenmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek gereği görüşüldü: Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığı halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirine uymamaktadır. Her ne kadar temyize konu İdare Dava Dairesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararının gerekçesinde davacının hapis cezası ile cezalandırıldığı belirtilerek hüküm kurulmuş ise de, davacının mahkumiyet kararı kesinleşmemiş olduğundan, yargılama süreci devam eden ceza davasının davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirilmesi masumiyet karinesi gereğince mümkün değildir. Kaldı ki davacı hakkındaki mahkumiyet kararının ... Bölge Adliye Mahkemesi ...Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile bozulması üzerine yürütülen ceza yargılaması neticesinde, ... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 223/2-(e) maddesi uyarınca beraatine karar verildiği görülmüştür. Öte yandan, olağanüstü hal kanun hükmünde kararnamesi uyarınca bir kamu görevlisi hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da bu terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olması nedeniyle kamu görevinden çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan kamu görevlisi hakkında ''silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan açılan ceza davasında beraat kararı verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır. Bu bağlamda, bakılmakta olan dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki tespitler ile ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan; "...sanığın, örgüte maddi katkıda veya insan kazandırma faaliyetlerinde bulunduğuna, örgütün otel ve yurtdışı organizasyonlarına dahil olduğuna, örgütün gizli haberleşme programlarını kullandığına, kod isim kullandığına, örgüte müzahir sendika, dernek veya vakfa üye olduğuna, örgüt protestolarına katıldığına, örgütün legal görünümlü banka ile irtibatı dışında, yasa dışı olarak sürdürdüğü alanda (mahrem yapıda veya KBA, BBA, örgüt muhasebeciliği, eğitim danışmanlığı vs.) görev aldığına dair hakkında mahkumiyetine yeter mahiyette herhangi bir tespit veya delilin bulunmadığı, sanığın aksi sabit görülmeyen savunma ve beyanlarına göre 17/25 Aralık 2013 öncesi süreçte sohbet adı altında düzenlenen örgütsel toplantılara katıldığı, tanık A.D. ve M.K.'ın sanığın savunması ile uyumlu şekilde 17/25 Aralık 2013 öncesi süreçte sanığın sohbet adı altında düzenlenen örgütsel toplantılara katıldığını gördüklerini beyan ettikleri, tanık A.D.'un sanığın 5A konumunda nitelendirilen örgüt elemanı olduğuna ilişkin beyanın somut verilerle desteklenmediği ve tanık A.D. beyanlarına nazaran mahkememizce 29/04/2022 tarihli oturumda dinlenen tanık S.K. ve O.M. anlatımlarının sanığa ilişen yönleriyle iddiayı teyit etmediği, ayrıca tanık O.M.'nun soruşturma ifadesinde bahsettiği ve soy ismini bilmediği "Bünyamin" isimli kişiye yönelik mahkememizce tespit edilen teşhise dayalı beyanlarında sanık Bünyami Yeşil'i tanımadığını ve hakkında bilgi sahibi olmadığını beyan ettiği, bu haliyle kodlamaya ilişkin tanık A.D. aktarımının sanık Bünyami Yeşil yönüyle spesifik ve somut bilgi mahiyetini haiz olmadığı, sanığın terör örgütü ile iltisakından öte terör örgütü üyesi olduğuna dair somutlaşan bilgi ve görgü içermeyen ve yukarıda sıralanan beyanlara yüklenen suçların sübutu noktasında itibar edilemeyeceği, İ.K.'ın sanığın yönlendirmesi ile örgüte müzahir yurtta klavye kursuna hazırlandığına, sanığın kendisine referans olduğuna, gizli tanık Mahir'in adliyede bir işi olması nedeniyle Düzce adliye imamı olan C.U.'ın kendisini sanığa yönlendirdiğine ilişkin beyanlarının mahkumiyetine yeter delil niteliğini haiz olmadığı, aynı dosyada yargılanan diğer sanıklar, tanık ve gizli tanık beyanlarına nazaran sanığın örgüt içerisinde aktif bir görev almadığı, sadece 17/25 Aralık 2013 öncesi süreçte sohbet adı altında düzenlenen örgütsel toplantılara katıldığı, sanığın örgüt içerisindeki konumunu, görevini ve etkinliğini ortaya koyan herhangi bir ifade veya bu sonucu doğuracak bir beyanda bulunmadıkları ve bu mahiyette bir delilin dosyada mevcut olmadığı, bu haliyle sanığın 17/25 Aralık 2013 öncesi süreçteki sohbet toplantılarına katılma şeklindeki eyleminin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturmayacağı, sanığın hts raporuna nazaran aynı mahiyetteki suçtan yargılanan kişilerle görüşmesinin yüklenen suçu işlediğine dair mahkumiyetini gerektirir delil niteliğini haiz olmadığı, her ne kadar HTS analiz raporunda sanığın adliye mahrem sorumlularının kullandığı ikincil/patates hatlar ile ardışık arandığı tespit edilmişse de sanığı aradığı iddia edilen, mahrem imam olarak faaliyet gösterdiği belirtilen F.Y.'ın sanığın hemşehrisi olduğu, fetö/pdy silahlı terör örgütü ile bağlantısı olup olmadığına ilişkin bilgi ve görgüsünün bulunmadığına ilişkin beyanlarına nazaran hts analiz raporunda mahrem imam olduğu belirtilen tanığın anlatımlarının iddiayı doğrulamadığı, bu haliyle 17/25 Aralık 2013 öncesine ilişkin ardışık/görüşme kayıtlarını içeren hts analiz raporunun ve sanığın bu süreçteki sınırlı sayıdaki örgüte müzahir sohbet toplantısına katılması olgusunun tek başına yüklenen suçun sübutuna yeterli delil mahiyetinde olmadığı, ayrıca Yargıtay'ın istikrar kazanmış kararlarında vurgulandığı üzere örgütün içine sızmaya çalıştığı TSK, Mülki İdare, Yargı ve Emniyet kurumlarının örgütün mahrem yapısı içerisinde yer aldığı, ancak bu kapsamda zabıt katiplerinin/infaz koruma memurlarının mahrem yapılanma içerisinde konumlandırılamayacağı, yine hts analiz raporunda sanık ile ardışık olarak arandığı belirtilen U.B. ve C.K.'in sanığı sohbet toplantılarında gördüklerine ilişkin herhangi bir beyanlarının bulunmamasına nazaran sanığın sohbet toplantılara 17/25 Aralık 2013 öncesi süreçte katıldığına ilişkin savunmasının, sanığın buna ilişkin 17/25 Aralık 2013 öncesi sohbet toplantılarına aksi sabit görülmeyen savunmasına göre dini duygularla katılması..." yolundaki tespitler birlikte değerlendirildiğinde davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderlerinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 28/11/2023 tarihinde, oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Atıf: Danıştay 5. Daire, E. 2020/5690, K. 2023/17585, www.arakarar.com/karar/danistay-5-daire-2020-5690-e-2023-17585-k-ea08af0cdc67