Danıştay · 5. Daire

Danıştay 5. Daire 2020/5529 E. 2023/14470 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
5. Daire
Esas No
2020/5529
Karar No
2023/14470
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2020/5529 Karar No : 2023/14470 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı):... Vekilleri: 1-Av. ... 2- Av.... Karşı Taraf (Davalı): ...Komutanlığı / ... Vekili: Av. ... İstemin Özeti : Davacı tarafından, 7145 sayılı Kanun ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen geçici 35/D. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı'nın ... tarih ve sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti:Hakkındaki suçlamalarla ilgili bütün aşamalarda samimi bir şekilde açıklama yaptığı, tesis edilen kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğu, hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararının bulunmadığı iddia edilmektedir. Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi:... Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığı halinde mümkündür. Bununla birlikte, kamu görevinden çıkarılma gerekçelerinden olan "üyelik" unsuru, ceza kanunları ile tanımlanmış bir suç olduğundan idari yargı mercilerinin bu yönde bir inceleme yapmaları ve tespitte bulunmaları mümkün değildir. Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 24/06/2021 tarih ve E:2018/81, K:2021/45 sayılı kararıyla, 7086 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 1. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle, idari yargı yerlerince terör örgütleri ile iltisak ve irtibat noktasında değerlendirme yapılması gerekmektedir. Bu bağlamda; ilgili hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan verilen takipsizlik ya da beraat kararı ilgilinin FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi, ilgili hakkında örgüt üyeliğinden hükmün açıklanmasının geri bırakılması ya da kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunması da anılan mahkumiyetin gerekçesi olan maddi tespitlere yönelik olarak ilgili hakkında irtibat ve iltisak kavramları yönünden idari yargı yerlerince ayrıca bir irdeleme yapılması gerekliliğini ortadan kaldırmayacaktır. Şüphesiz terör örgütüne üyelik suçundan kesinleşmiş mahkumiyet kararının bulunması irtibat ve iltisak değerlendirmesi yönünden önemli bir veri olmakla birlikte, dava konusu işlemin irtibat ve iltisak sebebine dayanması nedeniyle, idari yargı yerlerince işlemin sebep unsuru yönünden ayrıca değerlendirme yapılması ve kararda bu değerlendirmeye ilişkin gerekçeye yer verilmesi zorunludur. Mahkemelerce gerekçeli karar verilmesi ile dosyadaki mevcut delillerin, yargılamada yapılan değerlendirmedeki hukuki gerekçelerin taraflarca öğrenilmesi sağlanmaktadır. Kararın gerekçeli olması ilgililerin karara karşı kanun yoluna başvurması ve bu başvurulardaki iddialarını oluşturması açısından da önem arz etmektedir. Bu sebeple, mahkeme kararının gerekçesiz olmasının bir bozma sebebi olacağı açıktır. Ancak dava konusu işlemin sebep unsurunu oluşturan eylemlerin aynı zamanda suç teşkil ettiği durumlarda, davacı hakkında yapılan ceza yargılaması sırasında davacının etkin pişmanlıktan faydalanarak samimi ikrarda bulunması işlemin tesisinde belirleyici olan olgularla ilgili çekişmeli durumu ortadan kaldırmaktadır. Sonuç itibarıyla; kanun hükmünde kararnamenin verdiği yetkiye dayanılarak kamu görevinden çıkarılan kişiler tarafından anılan çıkarma işlemlerinin iptali istemiyle açılan davalarda, idari yargı mercilerince; kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisakının bulunup bulunmadığı hususunun, davalı idarelerce dosyaya sunulan tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması ve/veya yargılamasında elde edilen maddi delillerin birlikte dikkate alınması suretiyle irdelenmesi ve kararlarda bu değerlendirmeye ilişkin gerekçeye yer verilmesi gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında, etkin pişmanlık kapsamında hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı kararı verilen davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Anılan İdare ve Bölge İdare Mahkemesi kararları, yukarıda yer verilen tespitler ışığında değerlendirildiğinde; İdare ve Bölge İdare Mahkemesince, re'sen araştırma ilkesi uyarınca herhangi bir araştırma yapılmadığı gibi davalı idare tarafından bakılan bu dosyaya sunulan bilgi, belge ve tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması ve yargılamasında elde edilen maddi deliller değerlendirilmeksizin karar verildiği anlaşılmıştır. Öte yandan, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı ve etkin pişmanlıktan yararlandığı ceza yargılaması sonucunda .... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında, "...Sanık ...'in Erzincan Üniversitesi ... Fakültesi ... Bölümününden 2013 yılında mezun olduğu, 2014 yılında Jandarma Genel Komutanlığı tarafından açılan Muvazzaf Subay alım sınavını kazandığı, 2014 yılının Ağustos ayında Ankara Beytepe de bulunan Jandarma Eğitimler Komutanlığında eğitime başladığı, aynı yıl Ankara Jandarma Kriminal Daire Başkanlığında Jandarma Kimyager Teğmen olarak göreve başladığı ve halen burada görev yaptığı, sanığın hazırlık aşamasında etkin pişmanlıkta bulunarak 40 kişi hakkında bilgi verdiği ve bu kişileri teşhis ettiği, Sanığın etkin pişmanlık kapsamında verdiği bilgilerin doğrulanması nedeniyle sanık hakkında TCK 221/4. maddesinin ikinci cümlesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği kanatine varılmıştır. Sanık hakkında ; tanık M.L.'nin "Bana sormuş olduğunuz sanık ...'i 2012 yıllarında fetö silahlı terör örgütüne müzahir evlerde kaldığım dönemde görmem nedeniyle tanırım. ... sanık ...'de bu eve haftada bir iki gidip geliyordu. Daha sonra sanığı 2015 yılında Ankara Beytepe jandarma okulları komutanlığında üniformalı olarak gördüm. " beyanının olduğu, Sanık hakkında Tanık B.K.'nin " ... 2011 yıllarında örgüte müzahir evlere ders çalışmaya gidiyordum. Çarşı Tokideki evde bizimle ilgilenen kişi bana sormuş olduğunuz sanık ...dir. ...Sanık da kendisi Erzincan Üniversitesi ... bölümünde okuyordu, Erzurumluydu. " " ... 2011 yıllarında örgüte müzahir evlere ders çalışmaya gidiyordum. Çarşı Tokideki evde bizimle ilgilenen kişi bana sormuş olduğunuz sanık ...dir. ...Sanık da kendisi Erzincan Üniversitesi ... bölümünde okuyordu, Erzurumluydu. " şeklinde beyanda bulunduğu , sanığın da tanıklar hakkında teşhis ve itiraf beyanları olduğu anlaşılmıştır. Sanık hakkında birleşen dava ile ankesör/sabit hatlardan aranması deliline dayanarak dav açıldığı, sanığın bu davada kendisiyle beraber ardışık aranan E.T., Y.O.Y. isimli kişileri de teşhis ettiği anlaşılmıştır. Sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ideolojisini, amaçlarını ve faaliyetlerini benimseyip örgütle organik bağ kurup örgüt hiyerarşisi içerisinde hareket ederek, isnat edilen silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği, sanığın örgüt üyesi olduğunu itiraf ettiği ve pişman olduğunu samimi olarak beyan ettiği" yönünde tespitlerin bulunduğu görülmüştür. Bu durumda, her ne kadar İdare ve Bölge İdare Mahkemesince, davacı hakkında bakılan bu dosya kapsamındaki bilgi, belge ve tespitler ile ceza soruşturması/yargılaması kapsamındaki maddi deliller değerlendirilmeksizin, salt ceza yargılaması sonucunda silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinin sabit olduğu gerekçesine dayalı olarak davanın reddi yönünde kurulan hüküm hukuka aykırı ise de, ceza yargılamasında etkin pişmanlıktan faydalanan davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibat düzeyindeki ilişkisi kendi samimi ikrarı ile ortaya konulduğundan ve buna bağlı olarak dava konusu işlemin sebep unsurunu oluşturan maddi olgulara ilişkin çekişmeli durum ortadan kalktığından, söz konusu hukuka aykırılık kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiş ve davacının ceza yargılamasında elde edilen deliller ile bakılmakta olan dava dosyasında yer alan tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının anılan örgüt ile irtibat ve iltisakı bulunduğu sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu kararda sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 24/10/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Atıf: Danıştay 5. Daire, E. 2020/5529, K. 2023/14470, T. 24.10.2023, www.arakarar.com/karar/danistay-5-daire-2020-5529-e-2023-14470-k-f203a4e7cfbb