Danıştay · 4. Daire
Danıştay 4. Daire 2025/805 E. 2025/3810 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 4. Daire
- Esas No
- 2025/805
- Karar No
- 2025/3810
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2025/805 Karar No : 2025/3810
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- ... 2- ... VEKİLLERİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: İstanbul ili, Sarıyer ilçesi, ... Mahallesi, ... Sokak No:... adresinde, tapunun ... ada, ... sayılı parselinde kayıtlı taşınmazda ruhsata aykırı imalatlar yapıldığının tespitine ilişkin 2960 sayılı Boğaziçi Kanunun 11. maddesine göre düzenlenmiş olan... tarih ve ... sayılı ...nolu yapı tatil tutanağı ile 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca ruhsatsız kısımların yıkılmasına ilişkin ... tarih ve ...-... sayılı İstanbul Büyükşehir Belediye Encümeni kararının ve 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesinin 2. fıkrası uyarınca 979.658,62-TL imar para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ...-... sayılı İstanbul Büyükşehir Belediye Encümeni kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda, davacı tarafından ruhsatsız imalatlar için, ...tarih ve ... belge nolu,... tarih ve ... belge nolu,... tarih ve ... belge nolu yapı kayıt belgelerinin düzenlendiğinden bahisle, dava konusu taşınmazın Boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesi içinde yer alması nedeniyle davaya konu taşınmaz hakkında 3194 sayılı İmar Kanununun geçici 16. maddesi hükümlerinin uygulanma imkanı bulunmadığı belirtilerek, mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi hükme esas alınmak suretiyle; dava konusu işlemlerden yapı tatil tutanağı yönünden, 2960 sayılı Boğaziçi Kanunun 11. maddesine uygun olarak 16/06/2021 tarihinde yapı yerine asılan yapı tutanağının iptali için, yapıya asılma tarihi olan 16/06/2021'i izleyen günden itibaren en geç 60 gün içinde dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten çok sonra 27/09/2021 tarihinde açılan davanın bu kısım yönünden süre aşımı nedeniyle incelenmesine olanak bulunmadığı; dava konusu işlemlerden yıkıma ilişkin encümen kararı yönünden, yapıdaki izinsiz imalatların ruhsata tabi olduğu ve mer'i plana ve imar mevzuatına göre ruhsata bağlanmasına imkan olmadığı belirtilerek, yıkıma ilişkin encümen kararında hukuka aykırılık bulunmadığı; dava konusu işlemlerden para cezasına ilişkin encümen kararı yönünden de, 3194 sayılı Kanunun 42. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca hesaplanan temel para cezasına aynı fıkranın (c) bendinin 3, 5, 7 ve 8. alt bentleri uyarınca artırım uygulanması ile hesaplanan miktara aynı fıkranın (ç) bendince hesaplanan miktarın ilave edilmesi neticesinde verilen para cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle yapı tatil tutanağı yönünden davanın süre aşımı nedeniyle reddine, encümen kararları yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacılar tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davaya konu aykırı imalatlar nedeniyle yapı kayıt belgesi alındığı, tesis edilen işlemlerin usul ve hukuka uygun olmadığı, yapı tatil tutanağının tebliğinin usule uygun olmadığı belirtilerek temyize konu İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. TETKİK HÂKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE : Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Temyiz isteminin reddine, 2.Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:... K:...sayılı kararının, dava konusu işlemlerden... tarih ve ...-... sayılı işlem yönünden oybirliği ile, ... tarih ve ...-... sayılı işlem yönünden ise üye ... ...'nin karşı oyuyla, oy çokluğuyla ONANMASINA, 3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 17/06/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY : 3194 sayılı İmar Kanununun 42. maddesinin 2. fıkrasında; ruhsat alınmaksızın veya ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere veya imar mevzuatına aykırı olarak yapılan yapının sahibine, yapı müteahhidine veya aykırılığı altı iş günü içinde idareye bildirmeyen ilgili fenni mesullere yapının mülkiyet durumuna, bulunduğu alanın özelliğine, durumuna, niteliğine ve sınıfına, yerleşmeye ve çevreye etkisine, can ve mal emniyetini tehdit edip etmediğine ve aykırılığın büyüklüğüne göre, beşyüz Türk Lirasından az olmamak üzere, maddede öngörülen şekilde hesaplanan idari para cezalarının uygulanacağı belirtilmiş, a) bendinde; Bakanlıkça belirlenen yapı sınıflarına ve gruplarına göre yapının inşaat alanı üzerinden hesaplanmak üzere, mevzuata aykırılığın her bir metrekaresi için para cezası uygulanacağı, c) bendinde, (a) ve (b) bentlerine göre cezalandırmayı gerektiren aykırılığa konu yapı için hesaplanan para cezasına uygulanacak arttırım sebepleri sayılmış, 26/03/2020 tarih ve 31080 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 7226 sayılı Kanunun 39.maddesi ile eklenen (ç) bendinde ise, bu fıkra uyarınca idari para cezası verilmesini gerektiren aykırılığa konu alan ile bu alanın bulunduğu arsa veya arazinin emlak vergisine esas asgari metrekare birim değerinin çarpımı ile bulunan bedel kadar idari para cezasının yukarıdaki bentlere göre verilen para cezalarına ayrıca ilave edileceği, bu fıkraya göre verilen idari para cezasının ilgilisine tebliğinden itibaren bir ay içinde aykırılığın giderilmesi ve yapının mevzuata uygun hale getirilmesi halinde bu bent uyarınca ilave edilen para cezasının tahsil edilmeyeceği hükmüne yer verilmiştir. Yukarıda yer alan düzenlemelere göre, 3194 sayılı Kanunun 42. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi uyarınca ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı olarak yapılan yapılar nedeniyle verilecek para cezası miktarının belirlenmesinde dikkate alınacak temel ölçütün; yapı sınıfı ve grubu ile ruhsatsız veya ruhsata aykırı imalat alanının varsa aykırılıktan etkilenen alanın katılması suretiyle bulunacak alan olduğu, mevzuata aykırılığı yapı inşaat alanı üzerinden hesaplanması mümkün olmayan, yapının cephelerini ve diğer yapı elemanlarını değiştiren veya yapı malzemesi için öngörülen gereklere aykırı bulunan uygulamalar için ise 3194 sayılı Kanunun 42. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendi uyarınca yapı maliyet birim fiyatları üzerinden temel ceza miktarının belirlenmesi gerektiği, bu miktarlar üzerinden; (c) bendinin alt bentlerinde belirtilen nedenlerin bulunması halinde ayrı ayrı arttırım oranlarının hesaplanması ve bunların toplamlarının alınması, (ç) bendi uyarınca da aykırılığa konu alan ile bu alanın bulunduğu arsa veya arazinin emlak vergisine esas asgari metrekare birim değerinin çarpımı ile bulunan bedel kadar idari para cezası ilave edilmek suretiyle toplam ceza miktarının bulunacağı ve bulunan bu miktarın belediye encümeni tarafından para cezası olarak verileceği anlaşılmaktadır. "Belirlilik ilkesi", düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesini ifade etmektedir. Belirlilik ilkesi gereği; idari yaptırımların belirli, açık ve şüpheye yer bırakmayacak şekilde düzenlenmesi gerekmektedir. Para cezasına muhatap olan kişinin, hangi fiili sebebiyle ve hangi yasaya dayanılarak yaptırım uygulandığını, para cezasının nasıl belirlendiğini, sonuçlarını ve varsa hangi hallerde para cezasının tahsilinden vazgeçileceği hususlarını, yani para cezasının sebebini ve ne gibi sonuçları olduğunu bilmesi gerekir. 3194 sayılı İmar Kanununun 42. maddesi uyarınca hesaplanarak yapı sahibi ve ilgililerine uygulanacak idari para cezası yaptırımlarında, söz konusu ilgililerin dava açma ve kanun yollarına başvuru haklarını sağlıklı bir şekilde kullanabilmelerini sağlamak ve aynı zamanda belirlilik ilkesinin gereği olarak para cezasının ne şekilde hesaplandığının dava konusu işlemde veya bunun davacıya tebliğine ilişkin işlemde açık bir şekilde belirtilmesi suretiyle işlem tesis edilmesi gerektiği açıktır. Uyuşmazlıkta, gerek davacıya verilen idari para cezasına ilişkin dava konusu encümen kararında, gerekse, encümen kararının davacıya tebliğine ilişkin yazıda, 3194 sayılı İmar Kanununun 42. maddesi uyarınca davacıya verilen imar para cezasının ne şekilde hesaplandığına ilişkin herhangi açıklama yapılmadığı görülmektedir. Bu durumda, davacının dava açma ve kanun yollarına başvuru hakkını sağlıklı bir şekilde kullanabilmesi ve aynı zamanda belirlilik ilkesinin gereği olarak para cezasının ne şekilde hesaplandığı belirtilmeksizin tesis edilen para cezası verilmesine ilişkin encümen kararında hukuka uyarlık bulunmamakta olup davacıların temyiz isteminin kabulü ile temyize konu İdare Dava Dairesi kararının ... tarih ve ...-... sayılı para cezası verilmesine ilişkin Encümen Kararına ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyorum.