Danıştay · 4. Daire
Danıştay 4. Daire 2025/3053 E. 2025/3968 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 4. Daire
- Esas No
- 2025/3053
- Karar No
- 2025/3968
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2025/3053 Karar No : 2025/3968
TEMYİZ EDENLER (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... 3- ... 4- 5- 6- 7- ... Derneği 27- ... 28- ... 29- ... 30- ... Kişiliği VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ... Anonim Şirketi VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile "hakimin reddi talebinin" reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Sivas İli, Kangal İlçesi, ... Köyü sınırları içerisinde davalı yanında müdahil tarafından "... Madeni İşletmesi (Açık Ocak İşletmesi, Kırma-Eleme Tesisi ve Yığın Liç Prosesi) Kapasite Artışı" projesi ile ilgili olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen ... tarih ve ... sayılı Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu Kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; uyuşmazlığın çözümü amacıyla çevre mühendisi, maden mühendisi, jeoloji mühendisi, hidrojeoloji mühendisi, ziraat mühendisi, meteoroloji mühendisi, orman mühendisi, harita mühendisi, antropolog, arkeolog, biyolog, kimyager ve şehir plancısından oluşan bilirkişi heyetiyle yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile dosyadaki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; harita mühendisliği yönünden; proje alanına hazırlanan haritalardaki gösterimlerin rapor içeriğinde bulunan koordinat verileri ile uyumlu olduğu, jeoloji mühendisliği yönünden; konum ve topografya, bölgesel ve yerel jeoloji açısından genel olarak alınan gerekli önlemlerin yeterli olduğu, maden mühendisliği yönünden; toz emisyonu, gürültü emisyonu, vibrasyon, hava şoku, HCN solüsyonunun atmosfere, toprağa, yüzey ve yeraltı sularına yayılması, erozyon, sediman, toz taşınımı, atıksu, kullanılacak kimyasal maddelerin dökülmesi gibi muhtemel çevresel etkilere karşı alınması planlanan önlemlerin yerinde olduğu, sanat tarihi yönünden; proje raporunda belirtilen önlemlere uyulması durumunda, madencilik faaliyetinden Molladeresi Höyüğü'nün olumsuz olarak etkilenmeyeceği, çevre mühendisliği yönünden; hava kirliliği, su kirliliği, gürültü kirliliği ve katı atıklar yönüyle ilgili mevzuat çerçevesinde gerekli önlemlerin alındığı, patlatmadan kaynaklanan yer sarsıntısı, hava şoku ve gürültü, fırlayan kaya ve toz emisyonu değerlerinin kabul edilebilir düzeyde oldukları ve sınır değerlerin altında olduğu, meteoroloji yönünden; meteorolojik parametrelerin uygun kullanıldığı, kimya mühendisliği yönünden; ÇED raporu içerisinde yapılan analizlerin akredite kuruluşlar tarafından yapıldığı, numune alma ve analiz protokollerine uyulduğu ve işletmenin kapasite artışının çevreye vereceği zararların minimum düzeyde tutulduğu, orman mühendisliği açısından; proje alanının mevcut bitki örtüsü ve toprak yapısı antropojenik etkiler sebebiyle çok uzun süre önce orman niteliğini önemli ölçüde kaybettiğinden, dava konusu proje alanında gerçekleştirilen işletme faaliyetlerinin; orman alanlarına, bitki örtüsü ve türlerine, biyolojik çevresel değerlere ve ekolojik dengenin tahribine, bozulmasına ve yok olmasına neden olacak herhangi bir etkiye sahip olmadığı, zamanla oluşabilecek olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için gerekli önlemlerin alındığı, ziraat mühendisliği yönünden; projede belirtilen taahhütlerin yerine getirilmesi durumunda, proje alanı içerisinde ve yakınlarında bulunan tarla, bahçe ve mera alanlarındaki bitkilerin madencilik faaliyetleri sonucu oluşacak tozlardan etkilenmeyeceği ve yapılacak madencilik faaliyetlerinden ilgili alanların zarar görmeyeceği, sosyal antropolojik yönden; ÇED raporunda belirtilen önlemlere uygun olarak davranıldığı takdirde projenin, Sivas Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından Somut Olmayan Kültürel Miras olarak tescil edilmiş Bakırtepe Ziyaret Alanı'nda gerçekleştirilen tören ve ritüellerin gerçekleşmesinde bir sorun teşkil etmeyeceği, şehircilik ve bölge planlama yönünden; yer seçimine yönelik olarak ilgili kurumlardan yazılı görüşler alınmak suretiyle gerekli ve yeterli sayılabilecek önlemlerin alındığı, biyolojik yönden; projenin yerleşim yerlerine uzaklığı ve proje dosyasında belirtilen önlemlerin sıkı denetiminin yapılması durumunda risklerin (rüzgar, toz, gürültü ve diğer parametreler değerlendirildiğinde) kabul edilebilir düzeyde kaldığı, hidrojeolojik yönden; ÇED raporunda, alanının mevcut durumu, inşaat/iletme dönemi ve kapama dönemi ile ilgili jeolojik, hidrolojik ve hidrojeolojik hesaplamaların, çalışmaların, analizlerin ve değerlendirmelerin mevcut bilimsel ölçütler (kontrol edilebilir, izlenebilir, hesaplanabilir, vb.) dikkate alınarak, fiziksel ve çevresel yapısı ile uyumlu bir şekilde temsil edici ölçekte ele alındığı anlaşılmakla, projenin çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun, raporun yeterli bilimsel verilere dayandığının, çevresel etkiler ve alınacak önlemler bakımından yeterli detayları içerdiğinin, gerekli tüm önlemlerin alınması ve kanunlara/yönetmeliklere harfiyen uyulması koşuluyla söz konusu madencilik faaliyetinin yürütülebileceğinin sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, usule ilişkin olarak, bilirkişi raporuna yönelik itirazların dikkate alınmaksızın, gerekçesiz olarak yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verilmesi ile gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği, 2577 sayılı Kanun'da öngörülen süre koşuluna uyulmaksızın duruşma gününün verilmesi ile taraflara yeterli hazırlık imkanının tanınmadığı, dolayısıyla adil yargılanma hakkının bu yönüyle ihlal edildiği gerekçesiyle mahkeme başkan ve üyeleri yönünden hakimin reddi talep edildiği, 6100 sayılı HMK hükmü uyarınca hakimin el çekmesi gerekirken, hakimin reddi talebiyle ilgili yasal sürecin tamamlanması için duruşmanın ertelenmesine, bu taleple ilgili beyanda bulunulabilmesi için davalı idareye 1 hafta süre verilmesine yönelik ara kararı verildiği, bu haliyle ara kararının hukuka aykırı olduğu; dolayısıyla hakimin reddi talebinin reddine dair İdare Dava Dairesi kararının da hukuka aykırı olduğu, esasa ilişkin olarak, önceki bilirkişi raporunun jeoloji mühendisi tarafından yapılan ve Danıştay Altıncı Dairesince hukuka aykırı bulunan değerlendirmede olduğu gibi, işbu davada da bilirkişi raporunda jeoloji mühendisi tarafından muğlak ifadelerle değerlendirme yapıldığı, bu nedenle jeoloji/hidrojeoloji yönünden ÇED raporunda alınan önlemlerin yetersiz olduğu kanaatinin oluştuğu, ayrıca önceki iptal kararının gereklerinin ÇED raporunda yerine getirilip getirilmediğinin tam olarak ortaya konulmadığı, ÇED raporunda kümülatif etki değerlendirmesi bakımından yapılan değerlendirmelerin yetersiz olduğu, yöre halkının dini ritüellerinin madencilik faaliyetinin yapılmasından doğrudan etkileneceği, bu haliyle dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu belirtilerek, Mahkeme kararının bozulması ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : 1- Davalı idare tarafından, usule ilişkin olarak hakimin reddi talebine ilişkin itirazların hukuken itibar edilebilir olmadığı, esasa ilişkin olarak, hükme esas alınan bilirkişi raporuyla projenin harita mühendisliği, maden mühendisliği, çevre mühendisliği, orman mühendisliği, ziraat mühendisliği, sosyal antropoloji, şehir ve planlama, biyoloji, hidrojeoloji, yönlerinden projenin yapılmasının uygun olduğunun ortaya konulduğu, halkın katılımı toplantısının yapılarak, halkın Kalkım Balıklı Kaplıca ve su kaynaklarına yönelik etkilerle ilgili hassasiyetlerinin ÇED raporunda dikkate alındığı, Bakırtepe ziyaret alanına halkın girişlerinin engellenmediği, patlatmanın etkilerinin bu bakımdan da gözetildiği, Kalkım Balıklı Kaplıcasının ÇED alanına 2,3 km mesafede bulunduğu, dolayısıyla gerek bu kaplıcaya gerekse su kaynaklarına etkilerinin değerlendirilmesi amacıyla yeraltı akım suyu modeli ve kirletici taşınım modelinin oluşturulduğu, ÇED raporunun önceki iptal kararının gerekçelerini de dikkate alacak şekilde hazırlandığı, kapasite artışı olması nedeniyle ÇED alanı içerisinde yer alan ve alması planlanan tüm üniteleri kapsayacak şekilde kümülatif değerlendirme yapıldığı, proje hakkında ilgili kurumların olumlu görüşünün bulunduğu, dava konusu işlemin hukuka uygun tesis edildiği belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. 2- Davalı yanında müdahil tarafından, halihazırda faal olan bir projeyle ilgili kapasite artışının söz konusu olduğu, jeolojik ve hidrojeolojik çalışmaların yetersiz olduğu gerekçesiyle önceki ÇED kararının iptaline, diğer yönlerden ise hukuka uygun olduğuna karar verildiğinden, bu gerekçelerin dikkate alınmasıyla ÇED raporunun revize edildiği, dolayısıyla yargılamanın iptal gereklerinin yerine getirilip getirilmediği hususunda yapılması gerektiği, buna rağmen bilirkişi raporunda tüm yönleriyle değerlendirme yapılarak, projenin yapılmasının uygun bulunduğu, davacının iddialarının soyut nitelikte olduğu, bilirkişilerin değerlendirmelerine, gözlemlerine uygun olduğu müddetçe ÇED raporuna atıf yapılarak bilirkişi raporunun hazırlanmasının doğal olduğu, meteoroloji mühendisinin kök bilirkişi raporunda eksik olduğu ileri sürdüğü veri setinin ÇED raporunu etkilemeyeceği, kaldı ki ÇED raporunun bir kısmında zaten söz konusu veri setinin kullanıldığının anlaşılması nedeniyle ek bilirkişi raporunda görüşün değiştirildiği, davacının yığın liçinde kayma yaşandığı iddiasının gerçeği yansıtmadığı, zira maden mühendisi bilirkişinin böyle bir duruma işaret etmediği, sonuç olarak dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü ile Mahkeme kararının esasa ilişkin kısmının karşı oyda belirtilen gerekçeyle bozulması, usule ilişkin temyiz isteminin ise reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE : İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar ve "hakimin reddi talebinin" reddine ilişkin karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri söz konusu kararların bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz istemlerinin reddine, 2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının Üye ...'ın ve Üye ...'ın karşı oyuyla ve oyçokluğuyla; "hakimin reddi talebinin" reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ise oybirliğiyle ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, 4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 23/06/2025 tarihinde karar verildi.
(X) KARŞI OY : Dava; Sivas İli, Kangal İlçesi, ... Köyü sınırları içerisinde davalı yanında müdahil tarafından "... Madeni İşletmesi (Açık Ocak İşletmesi, Kırma-Eleme Tesisi ve Yığın Liç Prosesi) Kapasite Artışı" projesi ile ilgili olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen ... tarih ve ... sayılı Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu Kararının iptali istemiyle açılmıştır. Uyuşmazlıkta, her ne kadar İdare Mahkemesince; bilirkişi raporunun hükme esas alınması suretiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, bilirkişi raporunda, hidrojeoloji mühendisliği yönünden yapılan değerlendirmede, projenin su kaynakları üzerindeki etkilerinin incelendiği, gerekli önlemlerin alındığı belirtilmiş iken, jeoloji mühendisi tarafından bir önceki bilirkişi raporunda jeolojik açıdan yapılan değerlendirmede olduğu gibi, Naldöken açık ocak alanlarında basamak yüksekliği belirtilen ocak derinliğine ulaşmaya başladığında, Molla Deresindeki su akıntısının kesilmesi olasılığına karşı gerekli önlemlerin alınmasının önem taşıdığının belirtildiği, ziraat mühendisi tarafından da özellikle tozumanın bitki üzerindeki etkisinin değerlendirildiği, hayvancılık ile ilgili ayrıca bir değerlendirme yapılmadığı dikkate alındığında, gerek su kaynaklarına etkiler bakımından (varsa) çelişkinin giderilmesi ve ziraat mühendisliği alanında (varsa) eksikliğin tamamlanması, bir önceki ÇED Olumlu kararının iptal gerekçelerinin ÇED raporunda yerine getirilip getirilmediği hususları ile projenin kümülatif etkilerinin açık ve somut bir şekilde irdelenmesi gerekmektedir. Bu durumda, yukarıda yer verilen hususlar başta olmak üzere, davacılar tarafından temyiz dilekçesinde esasa etkili olabilecek itirazlarının açıklığa kavuşturulabilmesi amacıyla İdare Mahkemesince ek bilirkişi raporunun alınması suretiyle yeniden bir karar verilmek üzere, Mahkeme kararının bozulması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyoruz.