Danıştay · 4. Daire
Danıştay 4. Daire 2023/12501 E. 2023/6712 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 4. Daire
- Esas No
- 2023/12501
- Karar No
- 2023/6712
T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/12501 Karar No : 2023/6712 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Çimento Sanayi Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından; maden işletme ruhsatı olan davacı şirketin maden işletme ruhsatı olan sahaya ilişkin işyeri açma ve çalışma ruhsatı talebinin reddine ilişkin 24/03/2008 tarihli işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Danıştay Onyedinci Dairesinin 09/12/2015 gün ve 2015/8936 Esas, 2015/5779 sayılı bozma kararı üzerine İdare Mahkemesinin temyize konu kararıyla bozma kararına uyularak verilen kararda; dava konusu olayda; davacının Konya ili Selçuklu ilçesi Sille Mevkiinde bulunan arazi için 26/04/2005-26/04/2015 tarihleri arasında geçerli olmak üzere I-B. Grubu maden işletme ruhsatı aldığı, 15/01/2008 tarihinde de davalı idareye işyerine işyeri açma ve çalışma ruhsatının verilmesi için başvuruda bulunduğu, davalı idarece 24/03/2008 tarihli işlemle sözkonusu talebin Maden Kanunu'nun 7. maddesine uygun olmadığından bahisle reddedilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı, dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan Maden Kanununun ilgili hükümlerinde, imar alanları içinde kalan madencilik faaliyetinin ancak ilgili yerel idareden izin alınmak suretiyle yapılabileceği, ruhsat alındıktan sonra imar alanı kapsamına giren sahalar yönünden ise ilgili idarenin iznine gerek olmadığının düzenlendiği, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 3. maddesi ile ise; herhangi bir sahanın her ölçekteki plan esaslarına ve bulunduğu bölgenin şartlarına aykırı kullanılamayacağı yönünde de emredici kurala yer verildiği, 3213 sayılı Maden Kanunu'nun dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan 7/1. maddesine göre imar alanı içinde yer alan madencilik faaliyetinin, ilgili yerel idareden izin alınmak suretiyle yapılabileceğininaçık olduğu olayda ise; yerel idare olan davalı idarece, kesinleşen imar planı sınırları içerisinde yer alan davacıya ait madencilik sahasına ilişkin olarak yetkisini madencilik faaliyeti yapılamayacağı yönünde kullanmak suretiyle davacının işyeri açma ve çalışma ruhsat talebini belirtilen alanda yapılacak bir madencilik faaliyetinin kentin gelişimine ve genel planlama hedeflerini olumsuz etkileyeceği, imar planına aykırı olduğu gerekçesiyle reddettiği belediyecilik hizmeti, halkın genel sağlığı ve refahı, şehircilik ilkeleri yönünden kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırı olmadığı ve mevzuatta öngörülen takdir yetkisi çerçevesinde kaldığı ve 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 3. maddesinde öngörülen amaca da uygun olduğu değerlendirildiğinden maden işletme ruhsatı olan davacı şirkete ait maden işletme ruhsatı olan sahaya ilişkin işyeri açma ve çalışma ruhsatı düzenlenmesi hususu davalı idarenin takdir yetkisi çerçevesinde kaldığının sonucuna varılması nedeniyle işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı vekili tarafından; maden işletme ruhsatı olan davacı şirketin maden işletme ruhsatı olan sahaya ilişkin işyeri açma ve çalışma ruhsatı talebinin reddine ilişkin dava konusu işlemin mevzuata aykırı olduğu, söz konusu sahanın yerleşim yerine 2,5 kilometre uzakta kaldığı, alanda patlayıcı madde kullanımı olmadığı, işin esasına girilerek, madencilik faaliyetinin çevresel ve kamusal etkileri ile kamu yararı ve hizmet gerekleri dikkate alınarak keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yetersiz tespitlerle, soyut gerekçe ile verilen kararda hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçeleriyle temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir. TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar Danıştay bozma kararı esas alınarak verilen mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin reddine, 2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04/12/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.