Danıştay · 3. Daire

Danıştay 3. Daire 2024/5112 E. 2025/2340 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
3. Daire
Esas No
2024/5112
Karar No
2025/2340
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/5112 Karar No : 2025/2340

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/... VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Motorlu Araçlar Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ...Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı şirket adına, ithalat aşamasında araçların kıymetinin noksan beyan edildiğinden bahisle sevk edildiği takdir komisyonu kararı uyarınca 2021 yılının Nisan dönemi için re'sen salınan bir kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin kaldırılması istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu cezalı tarhiyata dayanak takdir komisyonu kararında, müstenidat olarak gösterilen ... tarih ve ... sayılı yazının muhteviyatından bahsedilmediği, bahsi geçen araçların şasi numaraları ya da niteliğinin belirtilmediği, vergi matrahının nasıl hesaplandığına ilişkin bir izah yapılmadığı, bununla birlikte dava konusu katma değer vergisinin bağlı olduğu özel tüketim vergisini ihtiva eden takdir komisyonu kararının da dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden tespit edilemediğinden, bahse konu hususları açıklığı kavuşturmak adına Mahkemelerince verilen ara kararı ile buna ilişkin ilgili bilgi ve belgelerin ibrazının istendiği, davalı idarece gönderilen ...tarih ve ... sayılı yazıda söz konusu tarhiyata neden olan tespitlerin yer almadığı, bununla birlikte anılan yazıda atıfta bulunulan ve özel tüketim vergisi'ne ilişkin olan takdir komisyonu kararlarının da dava konusu işleme dayanak olarak gösterilen takdir komisyonu kararı ile muhteviyat olarak gerek araç sayısı bakımından gerek miktar yönünden ilişkilendirilemediği gibi vergi matrahının nasıl hesaplandığı sorusunun da yanıtsız bırakıldığı, bu durumda, gerek davalı idarece gerek takdir komisyonunca yasayla tanınan inceleme ve araştırma yetkileri kullanılmak suretiyle mükellef nezdinde ihtilaf konusu döneme ilişkin olarak herhangi bir inceleme yapılmadığı, matrah takdirinin 213 sayılı Kanun'un 30. maddesinde yer alan takdir sebeplerinden hangisine istinaden yapıldığının belli olmadığı, söz konusu araçların şasi numaralarının ve niteliğinin belirtilmediği gibi herhangi bir araştırma inceleme içermeyen ve nasıl belirlendiği anlaşılamayan tutarların vergi matrahı olarak takdir olunması suretiyle yapılan dava konusu vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle cezalı vergi kaldırılmıştır. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Takdir komisyonu kararına dayanılarak yapılan tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin reddine, 2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA, 3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 16/05/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X)-KARŞI OY : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Dosyaların incelenmesi" başlıklı 20. maddesinin 1. fıkrasında Danıştay ile idare ve vergi mahkemelerinin, bakmakta oldukları davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerinden yapacakları kurala bağlanarak, idari yargılama usulünde re'sen araştırma ilkesi benimsenmiştir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3. maddesinin (B) fıkrasında; vergilendirmede, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, gerçek mahiyetin, yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia edene ait olduğu düzenlenmiş, 30. maddesinde; resen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunması şeklinde tanımlanmış, maddenin vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitinin mümkün olmadığı halleri düzenleyen bentleri arasında sayılan defter kayıtları ve bunlarla ilgili vesikaların, vergi matrahının doğru ve kesin olarak tespitine imkan vermeyecek derecede noksan, usulsüz ve karışık olması dolayısıyla ihticaca salih bulunmaması ve de tutulması zorunlu olan defterlerin ve verilen beyannamelerin gerçek durumu yansıtmadığına dair delil bulunması halleri re'sen tarh sebebi olarak öngörülmüş, aynı Kanunun 134. maddesinde ise, vergi incelemesinden maksadın ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunun araştırılması, saptanması ve sağlanması olduğu kurala bağlanmıştır. 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 20. maddesinde, teslim ve hizmet işlemlerinde matrahın, bu işlemlerin karşılığını teşkil eden bedel olduğu, bedel deyiminin ise, malı teslim alan veya kendisine hizmet yapılan veyahut bunlar adına hareket edenlerden bu işlemler karşılığında her ne suretle olursa olsun alınan veya bunlarca borçlanılan para, mal ve diğer suretlerde sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaat, hizmet ve değerler toplamını ifade ettiği; 21. maddesinde, ithalatta verginin matrahının, ithal edilen malın gümrük vergisi tarhına esas olan kıymeti olduğu; 24. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde ise, ambalaj giderleri, sigorta, komisyon ve benzeri gider karşılıkları ile vergi, resim, harç, pay, fon karşılığı gibi unsurların matraha dahil olacağı belirtilmiştir. 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu'nun 1. maddesinin (b) bendinde, Kanun'a ekli (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tabi olanların ilk iktisabının bir defaya mahsus olmak üzere özel tüketim vergisine tabi tutulacağı; 2. maddesinin (b) bendinde, ilk iktisabın, (II) sayılı listedeki mallardan Türkiye'de kayıt ve tescil edilmemiş olanların kullanılmak üzere ithalini, müzayede yoluyla veya kayıt ve tescil edilmiş olsa dahi 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine göre iade edilenler de dahil motorlu araç ticareti yapanlardan iktisabını, motorlu araç ticareti yapanlar tarafından kullanılmaya başlanmasını, aktife alınmasını veya adlarına kayıt ve tescil ettirilmesini ifade ettiği, 3. maddesinin (a) bendinde, mal teslimi veya ilk iktisap hallerinde, vergiyi doğuran olayın malın teslimi veya ilk iktisabı olduğu; 4. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tâbi olanlar için özel tüketim vergisinin mükellefinin motorlu araç ticareti yapanlar, kullanmak üzere ithal edenler veya müzayede yoluyla satışını gerçekleştirenler olacağı; 11. maddesinin 3. fıkrasında, (II) sayılı listede yer alan mallar için verginin matrahının bunların teslimi, ilk iktisabı ve ithalinde, hesaplanacak özel tüketim vergisi hariç, katma değer vergisi matrahını oluşturan unsurlardan teşekkül edeceği; 12. maddesinin 1. fıkrasının 6487 sayılı Kanun'un 28. maddesiyle 11/06/2013 tarihinde yürürlüğe giren değişik halinde ise (II) sayılı listedeki mallardan alınacak verginin, mükellefin bu malı alış bedeli ile her hâlükârda bu malların imalatçısının satış bedeli veya ithalatta hesaplanan katma değer vergisi matrahı üzerinden malın tabi olduğu orana göre hesaplanan vergi tutarından az olamayacağı hükme bağlanmıştır. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; ithalattaki katma değer vergisi matrahının, ithal edilen malın kıymetinin gümrük vergisi tahakkukuna esas olan kıymeti olduğu, özel tüketim vergisi matrahının ise özel tüketim vergisi hariç katma değer vergisi matrahından oluştuğu sonucuna ulaşılmaktadır. Bu bakımdan, gümrük kıymetinde tespit edilen eksikliğin, doğrudan katma değer vergisi matrahını ve dolayısıyla özel tüketim vergisi matrahını etkileyeceği açıktır. Özel Tüketim Vergisi Kanunu'na ekli (II) sayılı listedeki mallardan alınacak vergi, mükellefin bu malı alış bedeli ile her hâlükârda bu malların imalatçısının satış bedeli veya ithalatta hesaplanan katma değer vergisi matrahı üzerinden malın tabi olduğu orana göre hesaplanan vergi tutarından az olamayacaktır. İlk iktisap kapsamında teslimi gerçekleştirmesi nedeniyle özel tüketim vergisi mükellefi olan davacı adına, gümrük kıymet farkı üzerinden takdir komisyonunca takdir edilen matrah üzerinden cezalı tarhiyatların yapıldığı uyuşmazlıkta yukarıda yapılan açıklamalar da dikkate alınarak Vergi Dava Dairesi tarafından re'sen araştırma ilkesi uyarınca ithalatçı firma adına gümrük idaresince ek tahakkuk kararı alınıp alınmadığı alındı ise bu işleme karşı dava açılıp açılmadığı hususu ortaya konulmak ve dosya kapsamında yer alan raporlardaki tespitler değerlendirmek suretiyle karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararının bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyorum.

Atıf: Danıştay 3. Daire, E. 2024/5112, K. 2025/2340, T. 16.05.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-3-daire-2024-5112-e-2025-2340-k-2ddece7fe430