Danıştay · 8. Daire
Danıştay 8. Daire 2023/1515 E. 2025/7450 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 8. Daire
- Esas No
- 2023/1515
- Karar No
- 2025/7450
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2023/1515 Karar No : 2025/7450
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI) : ... VEKİLİ Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ...
DAVALI YANINDA MÜDAHİL: ... Sanayi Tesisleri ve Ticaret A.Ş. VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacının maliki olduğu İstanbul ili, Beyoğlu ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... pafta, ... parselde kayıtlı taşınmazda yer alan binada, davalı idarece kamu hizmetinde kullanılacak yapılara ilişkin olarak yürütülen inşai faaliyetler nedeniyle hasar meydana geldiği belirtilerek oluşan zararlara karşılık olmak üzere fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak şimdilik 1.000.000,00-TL maddi, 50.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ödenmesine ve bu amaçla yapılan müracaatın zımnen reddine dair işlemin iptaline karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, davalı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından Kabataş-Mahmutbey Metro Hattı işinin 13/05/2015 tarihinde imzalanan sözleşme ile müdahil davalı şirkete ihale edildiği, anılan sözleşme kapsamında müdahil şirket tarafından 17/11/2016-30/04/2017 tarihleri arasında davacıya ait binanın altında 55 metre derinlikte tünel açma faaliyeti gerçekleştirildiği, keşif esnasında yapılan incelemelerde binada bir kısım çatlakların bulunduğu anlaşılmakla birlikte, uyuşmazlık konusu yapının yaklaşık yüz yaşında olduğu ve yapıda oturan kimse bulunmadığı gibi, yapının uzun süredir bakım ve onarım da görmediğinin tespit edildiği, binada oluşan çatlakların yapının yaşı nedeniyle zamanla oluşan korozyon ve çevredeki inşai faaliyetler nedeniyle oluşmuş olabileceği, yapılan metro çalışması ve davalı idarenin yürüttüğü deniz dolgu çalışmasının binadaki çatlakların artışına neden olabileceği dikkate alınsa bile, doğrudan metro çalışması esnasında yürütülen kazıdan kaynaklı bir hasarın bulunmadığı anlaşılmış olup, tespit edilen hasar ile davalı idarece yürütülen inşai faaliyetler arasında hasarın bizzat sebebiyet verebilecek belli başlı bir olgu bulunmadığı ve idarenin eylemleri ile davacıya ait yapıda oluşan hasar arasında oluşmasına illiyet bağı bulunmadığı anlaşılmakla, maddi ve manevi tazminat ödenmesine dair koşulların mevcut olmadığı, bu nedenle tazminat talebinin reddine dair işlemde de hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; her ne kadar uyuşmazlık konusu olayda 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca yapılan ön başvurunun zımnen reddine dair işlemin iptali de talep edilmekte ise de, anılan başvurunun bir ön başvuru mahiyetinde olması ve idari davaya konu edilebilecek icrai işlem vasfına haiz olmaması sebebiyle davanın bu kısmının incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerekmekte ise de, anılan kısmın reddine dair başvuruya konu kararda sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek istinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, söz konusu taşınmazın kültür varlığı olarak tescil edildiği, binanın İstanbul'da yaşanan depremlerden sonra düzenli şekilde bakım ve onarımının yapıldığı, davalı idare tarafından başlatılan Kabataş-Mahmutbey metro inşaatı çalışmalarının zemin üzerinde oluşturduğu deformasyon ve zemin kaymaları sonucunda, taşıyıcı duvarda, yapının iç duvarlarında, pencere boşluklarında ve köşe duvarlarda ciddi çatlamalar oluştuğu, ... Asliye Hukuk Mahkemesi eliyle yapılan tespit raporunda, binada ciddi çatlaklar bulunduğunun ortaya konulduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunu düzenleyen bir kısım bilirkişilere yapılan itirazın mahkemece reddedildiği oysa anılan kişilerin benzer bir başka uyuşmazlık ile ilgili tartışmalı bir rapora imza attıkları, konuya uzman bilirkişiler eliyle yeniden bir rapor alınması gerektiği, ilk derece mahkemesinin yeterli araştırma ve inceleme yapmadan karar verdiği, bu durumun 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesine aykırılık oluşturduğu, hiçbir teknik ölçüm yapılmadan, davalı yanın sigortalama sürecine ilişkin tespit, rapor vb. incelenmeden, Koruma Bölge Kurulu kayıtlarına dahi bakılmadan dava konusu zararı doğuran çatlakların eskiye ait olduğunun iddia edilmesinin bilimsel gerçeklikten uzak olduğu, yapım işinin başladığı tarih itibarıyla binaların sorunlu olup olmadığını ortaya koyacak olanın davalı idarenin olduğu, karara esas alınan bilirkişi raporunda bilirkişilerin kendi görev ve sorumluluklarının dışına çıkarak binanın onarımına ilişkin tavsiyede bulundukları, idarenin neden olduğu zararların karşılanmasında idarenin kusur sorumluluğu kadar kusursuz sorumluluğun da bulunduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporuna dayalı olarak verilen Mahkeme kararının hukuka ve mevzuata uygun olduğu belirtilerek istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmuştur. Davalı yanında müdahil ... Sanayi Tesisleri ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından, kazı faaliyetinin söz konusu binadan 55 metre derinde ve herhangi bir patlayıcı madde kullanılmadan yapıldığı, kazı esnasında herhangi bir olumsuzluk yaşanmadığı ve bu nedenle oluştuğu iddia edilen zararın müdahilin üstlendiği inşaattan dolayı olmasının mümkün görünmediği, kazı öncesinde sırasında ve sonrasında binaların üzerinde ve tünel için deformasyonların ölçüldüğü ve bunların sonucunda binalarda herhangi bir deformasyon tespit edilmediği, beş kişilik bilirkişi tarafından hazırlanan raporun hukuka uygun olduğu savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ..'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz isteminin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine, 4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak, 09/10/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY : (X)- Dava, davacının maliki olduğu İstanbul İli, Beyoğlu İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... pafta, ... parselde kayıtlı taşınmazda yer alan binada, davalı idarece kamu hizmetinde kullanılacak yapılara ilişkin olarak yürütülen inşai faaliyetler nedeniyle hasar meydana geldiği belirtilerek oluşan zararlara karşılık olmak üzere fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak şimdilik 1.000.000,00-TL maddi, 50.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ödenmesine ve bu amaçla yapılan müracaatın zımnen reddine dair işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ile hukuka uygun bulunan ilk derece Mahkemesi kararında; dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, davalı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından Kabataş-Mahmutbey Metro Hattı işinin 13/05/2015 tarihinde imzalanan sözleşme ile müdahil davalı şirkete ihale edildiği, anılan sözleşme kapsamında müdahil şirket tarafından 17/11/2016-30/04/2017 tarihleri arasında davacılara ait binanın altında 55 metre derinlikte tünel açma faaliyeti gerçekleştirildiği, keşif esnasında yapılan incelemelerde binada bir kısım çatlakların bulunduğu anlaşılmakla birlikte, uyuşmazlık konusu yapının yaklaşık yüz yaşında olduğu ve yapıda oturan kimse bulunmadığı gibi, yapının uzun süredir bakım ve onarım da görmediğinin tespit edildiği, binada oluşan çatlakların yapının yaşı nedeniyle zamanla oluşan korozyon ve çevredeki inşai faaliyetler nedeniyle oluşmuş olabileceği, yapılan metro çalışması ve davalı idarenin yürüttüğü deniz dolgu çalışmasının binadaki çatlakların artışına neden olabileceği dikkate alınsa bile, doğrudan metro çalışması esnasında yürütülen kazıdan kaynaklı bir hasarın bulunmadığı anlaşılmış olup, tespit edilen hasar ile davalı idarece yürütülen inşai faaliyetler arasında hasarın bizzat sebebiyet verebilecek belli başlı bir olgu bulunmadığı ve idarenin eylemleri ile davacıya ait yapıda oluşan hasar arasında oluşmasına illiyet bağı bulunmadığı anlaşılmakla, maddi ve manevi tazminat ödenmesine dair koşulların mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Karara esas alınan bilirkişi incelemesinde binada çatlakların olduğunun açıkça ortaya konulmasına rağmen, yürütülen tünel faaliyetinin bu çatlakların oluşmasına yol açmadığı ya da var olduğu varsayılabilecek çatlakları artırmadığı yönünde açıkça bir tespite yer verilmediği, aksine muğlak ifadeler kullanıldığı, oysa yapılan bu tür faaliyetlerde oluşan zararın bu işlerden kaynaklanmadığının ortaya konulması halinde ancak illiyet bağının kesilebileceği, bunun aksinin bu tür faaliyetlerin bu tür zararlara her zaman karine teşkil edeceği, bunun aksinin ancak ilim ve fenne uygun bir bilirkişi incelemesiyle ortaya konulması gerektiği tartışmasızdır. Sonuç olarak dosyadaki bilirkişi incelemesinin yetersiz olduğu, konunun yeni bir bilirkişi incelemesine muhtaç bulunduğu, kararın bozulması gerektiği görüşüyle uygunluk kararına katılmıyorum.