Danıştay · 3. Daire
Danıştay 3. Daire 2023/7721 E. 2025/499 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 3. Daire
- Esas No
- 2023/7721
- Karar No
- 2025/499
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/7721 Karar No : 2025/499
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/... VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Ticaret Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının aleyhe olan hüküm fıkrasının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı şirketin, ihracat nedeniyle elde ettiği yurt dışı satış hasılatının binde beşi oranındaki götürü gider indiriminin kurum kazancının belirlenmesinde dikkate alınması gerektiği yolundaki ihtirazi kaydıyla verdiği 2022 yılı kurumlar vergisi beyannamesi üzerinden bu çekinceye itibar edilmeksizin yapılan tahakkuk işleminin, götürü gider tutarına isabet eden 856.237,28-TL'lik kısmının iptali ve ödeme tarihinden itibaren işleyecek tecil faiziyle birlikte iadesine hükmedilmesi istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 40. maddesinin 1. bendinde ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan ve Vergi Usul Kanunu uyarınca belgelendirilmesi gereken genel giderlere ilaveten yurt dışındaki işlerle ilgili giderlere karşılık olmak üzere, hasılatın binde beşini aşmamak şartıyla götürü giderin kazançtan indirilebileceği herhangi bir şarta bağlı kalmaksızın kabul edildiğinden davacı şirketin, kurum kazancının tespitinde yaptığı ihracatlardan elde ettiği hasılatın binde beşini götürü gider olarak indiriminin kabul edilmemesinde hukuka uygunluk görülmediği, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesinin 4. fıkrası uyarınca haksız ve yersiz tahsil edilen verginin 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'a göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanacak tecil faizi faiziyle birlikte iadesi gerektiği gerekçesiyle tahakkukun dava konusu edilen kısmı iptal edilmiş ve tahsil edilen tutarın ödeme tarihinden itibaren işleyecek tecil faiziyle birlikte davacıya iadesine hükmedilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesi kararının, tahakkukun davaya konu edilen kısmının iptaline ve kurumlar vergisi beyannamesinin verildiği tarihten itibaren üç aylık sürenin sonundan sonra faiz işletilmesine ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf başvurusu, değinilen hüküm fıkrasının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle reddedilmiştir. Davacı adına tahakkuk eden kurumlar vergisinin, bir kısmının yıl içinde kesinti suretiyle ödenen vergilerden diğer kısmının ise geçici vergi ödemelerinden mahsup edilmek suretiyle karşılandığı ve tahakkuk fişinde ödenecek verginin çıkmadığı, öte yandan, fazladan yapılan tahakkuk nedeniyle beyannamede gösterilen iadesi gerekli geçici vergi tutarının uyuşmazlık konusu tahakkuk kadar azaldığı ve geçici vergi beyannameleri üzerine peşin ödenen bu verginin davacıya iadesinin gerektiği ancak iade nedeniyle hesaplanacak faizin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesinin 5. fıkrası uyarınca beyannamenin verildiği tarihten itibaren üç aylık sürenin sonundan itibaren başlatılması gerektiği gerekçesiyle Vergi Mahkemesi kararının, kurumlar vergisi beyannamesinin verildiği tarihten itibaren üç aylık sürenin sonundan önceki dönemlere yönelik faiz işletilmesine ilişkin kısmına dair hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf başvurusu kabul edilerek değinilen hüküm fıkrası kaldırıldıktan sonra dava bu yönden reddedilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Gelir Vergisi Kanunu'nun 40. maddesi ve 194 sayılı Gelir Vergisi Genel Tebliği uyarınca, götürü giderin, mükelleflerin yurt dışındaki işleri ile ilgili olarak yapmış oldukları giderlerden belgesi temin edilemeyenlerin anılan faaliyetlerden sağlanan hasılatın belirli bir oranını aşmamak kaydıyla ticari kazançtan indirilebileceği, Tek Düzen Muhasebe Sisteminde işletmenin faaliyetleri sonucunda doğan tüm giderlerin vergi yasalarınca ticari kazançtan indiriminin kabul edilmiş olsun veya olmasın doğrudan ilgili oldukları gider hesaplarında muhasebeleştirilmesinin gerektiği, muhasebe düzeninden sağlanan bilgilerle dönem sonunda vergi matrahına ulaşılabileceği, buna göre işletmenin yurt dışı faaliyetlerine ilişkin olarak yapılan belgesiz giderlerin de tekdüzen muhasebe sisteminde ilgili gider hesaplarında izlenmesinin ve dönem sonunda kar-zarar hesabına aktarılmasının zorunluluk arz ettiği, ancak davacının yaptığını iddia ettiği giderleri muhasebe kayıtlarına intikal ettirmediği, ihtirazi kayıtla beyan edilerek ödenen vergilerin iadesinde 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesinin 4. fıkrasında yer alan düzenleme uyarınca faiz hesaplanmasına olanak bulunmadığı ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Götürü gider indiriminden yararlanılabilmesi için kanunda öngörülmeyen yasal deftere kayıt şartının idari düzenlemelerle normlar hiyerarşisine aykırı olarak getirilemeyeceği, Gelir Vergisi Kanunu'nda belgelendirilmeyen giderlerin muhasebeleştirilmesi zorunluluğunun bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen hüküm fıkrası usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri sözü edilen hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin reddine, 2. Vergi Dava Dairesi kararının temyize konu hüküm fıkrasının ONANMASINA, 3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 10/02/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.