Danıştay · 3. Daire

Danıştay 3. Daire 2023/7600 E. 2025/4422 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
3. Daire
Esas No
2023/7600
Karar No
2025/4422
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/7600 Karar No : 2025/4422

TEMYİZ EDENLER: 1- (DAVALI) ... Vergi Dairesi Müdürlüğü /... VEKİLİ : Av. ...

2- (DAVACI) ... VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU:... Vergi Mahkemesinin...tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurularına ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı adına, ... Dağıtım Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinden alınamayan 2012 ila 2014 yıllarına ait muhtelif kamu alacağının tahsili amacıyla ortak sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... ile ... takip numaralı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin tebliğ edilmesi, ödeme yapılmaması ve malvarlığının bulunmaması üzerine kamu alacağının tahsili amacıyla dava konusu ödeme emirlerinin düzenlendiği olayda, kamu alacağının şirketten cebren tahsili için usulüne uygun olarak tüm kanuni yollar tüketildiğinden alacağın tahsili amacıyla şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesi kararının; ... takip numaralı ödeme emri ile ... takip numaralı ödeme emrinin 58 ila 60 sırasında yer alan alacaklar haricindeki kısmı yönünden davanın reddine ilişkin hüküm fıkrası yöneltilen istinaf başvurusu, değinilen hüküm fıkrasının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle reddedilmiştir. Davacının 19/08/2014 tarihinde ortaklıktan ayrıldığı, şirket ortaklarının, kısmen sorumlu olup kısmen de sorumlu olmadığı dönemleri içeren, kıst dönem özelliğine haiz olup, dönem itibariyle birden fazla ayı içerip, kendi içinde ayrılma imkanı olmayan vergi ve cezalara ilişkin kamu alacağı yönünden, davalı idarece aksine bir belge sunulmadığı durumda vergiyi doğuran olayın, kıst hesap dönemi içinde ama davacının sorumlu olmadığı tarihte meydana geldiğinin kabul edilmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmayacağı dikkate alındığında, ... takip numaralı ödeme emrinin 58 ila 60 sırasında yer alan 2014 yılının Ağustos dönemi katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizine ilişkin kısmından davalı idarece aksinin kabulünü gerektirecek bir belgede sunulmadığından, davacının sorumlu tutulmasında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusu kısmen kabul edilerek Vergi Mahkemesi kararının değinilen alacak yönünden davanın reddine dair hüküm fıkrası kaldırıldıktan sonra 32 takip numaralı ödeme emri sözü edilen kısım yönünden iptal edilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir. Davacı tarafından, ödeme emirleri içeriği kamu alacağı, asıl borçlu şirketten ayrıldıktan sonra yasal defter ve belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle katma değer vergisi indirimlerinin reddedilmesinden kaynaklandığından bu durumdan kendisinin sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir.

TARAFLARIN SAVUNMALARI: Taraflarca savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'ÜN DÜŞÜNCESİ: Davacı temyiz isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi ile davalı idare temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacının, 19/08/2014 tarihli ortaklar kurulu kararıyla hisselerini devrederek ortaklıktan ayrıldığı, asıl borçlu şirketin 2013 ve 2014 yıllarına ait defter ve belgelerinin istenmesine yazının, şirket müdürü ...'a tebliğ edilmesine karşın söz konusu defter ve belgelerin ibraz edilmemesi üzerine düzenlenen vergi inceleme raporları uyarınca yapılan katma değer vergisi tarhiyatına ilişkin ihbarnamelerin şirkete tebliğ edildiği ancak söz konusu borcun ödenmemesi üzerine gerçekleştirilen mal varlığı araştırması sonucunda borcun şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşıldığından bahisle adına ortak sıfatıyla dava konusu ödeme emirlerinin düzenlendiği anlaşılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 13. maddesinde, temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 35. maddesinin 1. fıkrasında, limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu oldukları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları kurala bağlanmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun limited şirketlere ilişkin "Bilgi alma ve inceleme hakkı" başlıklı 614. maddesinin 1. fıkrasında, her ortağın, müdürlerden, şirketin bütün işleri ve hesapları hakkında bilgi vermelerini isteyebilecekleri ve belirli konularda inceleme yapabilecekleri belirtilmiş, 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanununun 548. maddesinde de benzer hükümlere yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Temyiz istemlerine konu edilen Vergi Dava Dairesi kararının, dava konusu ... takip numaralı ödeme emri ile ... takip numaralı ödeme emrinin 58 ila 60 sırasında yer alan kamu alacaklarına ilişkin hüküm fıkraları aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle Dairemizce de uygun bulunmuştur. Kamu hizmetlerinin yürütülmesinde gerekli kaynağın elde edilmesi amacıyla vergi ve diğer kamu alacaklarının takip ve tahsili için hukuki düzenlemeler ve ayrıcalıklı yetkilerle kolaylık ve hızlılık sağlanmasının doğal olduğu kabul edilmekle birlikte bu konuda bireylerin hakları ve hukukun genel ilkelerinin de göz önünde bulundurulması hukuk devletinin bir gereğidir. Kamu hizmetlerinin yürütülmesi için gerekli düzenlemeler yapılırken elde edilmek istenen kamu yararıyla bireysel haklar arasında bir dengenin kurulması gerekir. Mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanuni olması ve kamu yararına dayalı meşru bir amacının bulunması yeterli olmayıp ayrıca müdahalenin ölçülü olması da şarttır. Hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında dikkate alınacak ölçütlerden biri olan Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ölçülülük ilkesi uyarınca mülkiyet hakkının sınırlandırılması suretiyle elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil bir dengenin sağlanması zorunludur. Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir. Limited şirket ortaklarını, şirketten tahsiline olanak bulunmayan kamu alacaklarının ödenmesinden doğrudan doğruya ve payları oranında sorumlu tutan 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesi karşısında, tahsili gereken kamu alacağını yaratan vergilendirmenin ait olduğu dönemde şirketin paylarına sahip ortakların, ortaklık sıfatının sürdüğü dönemlere ilişkin ortaklık sıfatından doğan ve bu dönemlere dair yapılacak bir inceleme sonrası salınacak vergi ve kesilecek cezalardan sorumlu tutulabilecekleri açıktır. Ancak, ortakların takibi aşamasında, kusursuz sorumlu olduklarından bahisle kendilerine orantısız bir külfet yüklenmemesi gerekmektedir. Limited şirketin bütün hesap ve işlemlerine yönelik olarak denetim ve gözetim yetkisi bulunan ortakların, şirket faaliyetlerini ve temsile yetkili kişilerin yükümlülüklerini yerine getirip getirmediklerini denetleme, inceleme ve bu konularda bilgi alma hakları bulunmaktadır. Buna göre, sadece ortaklık sıfatının devam ettiği dönemlerde şirket işlemleri hakkındaki her türlü bilgiye erişme imkanı olan ortakların, paylarını devrettikten, başka bir ifadeyle şirketle bağlarının ortadan kalkmasından sonra ortaklıkları döneminde gerçekleşmeyen fiiller sonucunda ortaya çıkan kamu alacağından, salt vergilendirme dönemlerinde payları bulunduğundan bahisle sorumlu tutulmaları düşünülemez. Uyuşmazlık konusu olayda, ödeme emri içeriği kamu alacağının oluşturan vergi ve cezalara ilişkin re’sen tarh nedenini, davacının ortaklık sıfatının sona erdiği tarihten sonra şirkete ait defter ve belgelerin ibraz edilememesi oluşturmaktadır. Söz konusu eylem, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359. maddesi gereğince gizleme olarak nitelendirilmekte ve tüm katma değer vergisi indirimlerinin reddi üzerine tarhiyat yapılması ve üç kat vergi ziyaı cezası kesilmesi sonucunu doğurmaktadır. Bu durumda, 19/08/2014 tarihinde hisselerini devrederek ortaklıktan ayrılan ve şirketle hukuki ve fiili bağlantısının kalmaması nedeniyle ortaklık sıfatının kazandırdığı ibraz etmeme fiiline yönelik olarak bilgi alma ve inceleme hakkı olmayan dolayısıyla herhangi bir müdahale imkanı bulunmayan davacının, takip edilen kamu alacağına ilişkin vergilendirme dönemi ortaklık sıfatının bulunduğu döneme ilişkin olmakla birlikte yukarıda belirtildiği üzere pay devrinden sonra gerçekleşen ibraz ödevinin yerine getirilmemesi sebebiyle salınan vergi ve kesilen cezalardan sorumlu tutulmasının, ortaklık sıfatından kaynaklanan kusursuz sorumluluğu aşan mahiyette ölçüsüz bir müdahale olduğu ve kendisine orantısız bir külfet yüklediği dikkate alındığında, dava konusu ... takip numaralı ödeme emri, 1 ila 56 satırlarındaki kamu alacağı yönünden hukuka uygun düşmediğinden, Vergi Mahkemesi kararının ödeme emrinin belirtilen kısmı yönünden davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen davacı istinaf başvurusunun reddine dair Vergi Dava Dairesi kararının değinilen hüküm fıkrasının bozulması gerekmiştir.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idare temyiz isteminin reddine, davacı temyiz isteminin kısmen reddine, 2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının, dava konusu ... takip numaralı ödeme emri ile ... takip numaralı ödeme emrinin 58 ila 60 sırasında yer alan kamu alacaklarına ilişkin hüküm fıkralarının ONANMASINA, 3. Davacı temyiz isteminin kısmen kabulüne, 4. Kararın; ... takip numaralı ödeme emrinin 1 ila 56 sırasında yer alan kamu alacağına ilişkin hüküm fıkrasının BOZULMASINA, 5. Davacıdan 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca ...-TL maktu harç alınmasına, 10/11/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X)-KARŞI OY : Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar Vergi Mahkemesi kararının; ödeme emirlerinin, defter ve belge ibraz edilmemesine dayalı kamu alacaklarından kaynaklanan kısmına ilişkin hüküm fıkrasının dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında, değinilen hüküm fıkrasının bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından, davacı temyiz isteminin reddi gerektiği oyuyla karara bu yönden katılmıyorum.

Atıf: Danıştay 3. Daire, E. 2023/7600, K. 2025/4422, T. 10.11.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-3-daire-2023-7600-e-2025-4422-k-acef2ee07f9a