Danıştay · 3. Daire
Danıştay 3. Daire 2023/6880 E. 2024/5650 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 3. Daire
- Esas No
- 2023/6880
- Karar No
- 2024/5650
T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/6880 Karar No : 2024/5650 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı şirketin, örtülü sermaye hükümleri uyarınca ilişkili şirketlere verdiği borçlar nedeniyle elde ettiği 7.623.499,92-TL faiz gelirinin iştirak kazancı istisnası kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ihtirazi kaydıyla verdiği 2020 yılı kurumlar vergisi beyannamesi üzerine bu çekinceye itibar edilmeksizin tahakkuk eden ve ödenen kurumlar vergisinin fazlaya isabet eden kısmının kaldırılması ve tecil faiziyle birlikte iadesine hükmedilmesi istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 11. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, örtülü sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faiz, kur farkları ve benzeri giderlerin kurum kazancının tespitinde indirime konu edilemeyeceği, 12. maddesinin 1. fıkrasında, kurumların, ortaklarından veya ortaklarla ilişkili olan kişilerden doğrudan veya dolaylı olarak temin ederek işletmede kullandıkları borçların, hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte kurumun öz sermayesinin üç katını aşan kısmının ilgili hesap dönemi için örtülü sermaye sayılacağı, 7. fıkrasında ise örtülü sermaye üzerinden kur farkı hariç, faiz ve benzeri ödemeler veya hesaplanan tutarların, Gelir ve Kurumlar Vergisi kanunlarının uygulanmasında, gerek borç alan gerekse borç veren nezdinde, örtülü sermaye şartlarının gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibariyle dağıtılmış kar payı veya dar mükellefler için ana merkeze aktarılan tutar sayılacağı, daha önce yapılan vergilendirme işleminin, tam mükellef kurumlar nezdinde yapılacak düzeltmede örtülü sermayeye ilişkin kur farklarını da kapsayacak şekilde, taraf olan mükellefler nezdinde buna göre düzeltileceği, şu kadar ki, bu düzeltmenin yapılması için örtülü sermaye kullanan kurum adına tarh edilen kesinleşmiş ve ödenmiş olmasının şart olduğu kuralına yer verildiği, değinilen düzenlemelere göre, borç alan ilişkili şirketler tarafından gider olarak yazılan faizin, davacı şirket tarafından kar payı olarak düzeltilmesinin, örtülü sermaye kullanan kurum adına tarh edilen verginin kesinleşmesi ve ödenmesi şartına bağlı olduğu, olayda ise ilişkili kişi niteliğindeki şirketler adına ilgili dönemde oluşan kurum zararı nedeniyle tahakkuk eden vergi bulunmadığı dikkate alındığında, yapılan tahakkukta hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : İlişkili kişiye kullandırılan borcun örtülü sermayeye isabet eden kısmı üzerinden hesaplanan faiz ve kur farkı tutarları, gerek borç alan gerekse borç veren kurum için dağıtılmış kar payı niteliğinde olup bu kapsamda söz konusu tutarın, davacı tarafından iştirak kazancı istisnası olarak dikkate alınması gerektiği, sözü edilen Kanunda borç alan kurumun kar elde etmesi şartına yer verilmediği, mükerrer vergilendirmeyi önleme amacı taşıyan bir kanun hükmünün verginin eşitliği ve vergi yükünün adaletli dağılımı ilkelerine aykırı bir uygulamaya dönüştürülmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Dava konusu faiz gelirlerinin Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 12. maddesinin 7. fıkrasında yer alan şartları taşımadığından iştirak kazancı istisnası kapsamına girmediği, bu istisnadan yararlanabilmesi için kar payı kazançlarının vergilendirilmiş olması, kesinleşmesi ve ödenmesi gerektiğinden borç alan tarafından üstlenilen faizin kanunen kabul edilmeyen gider olarak yazılmasıyla istisna şartının sağlanmış olmadığı, mükerrerliğin ancak ödemenin gerçekleşmesi sonucu oluşacağı, ayrıca davacının aldığı faiz gelirlerinin vergiden istisna olduğu yönünde bir kanuni düzenleme bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davacının duruşma isteminin yerine getirilmesine gerek görülmeyerek gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin reddine, 2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA, 3. Davacıdan 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca ...-TL maktu harç alınmasına, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 06/11/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.