Danıştay · 13. Daire

Danıştay 13. Daire 2024/2166 E. 2025/723 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
13. Daire
Esas No
2024/2166
Karar No
2025/723
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2024/2166 Karar No:2025/723

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Varlık Yönetim A.Ş. VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ...Kurumu VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU :... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, Kurumun ...tarih ve ... sayılı, ...tarih ve ... sayılı Talimatları ve/veya (mülga) Varlık Yönetim Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmeliğin 10/A maddesinde belirtilen usul ve esaslara aykırı eylemler gerçekleştirildiğinden bahisle hakkında 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 148. maddesinin (b) bendi uyarınca 200.000,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (Kurul) kararının iptali ile 150.000,00-TL tutarında yapılan ödemenin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; davacı şirket hakkında İ.D. adlı vatandaşın 24/07/2020 tarihli şikayeti incelendiğinde, borçlu tarafından 2018 yılında borcun ödenmesine rağmen icra dairesindeki dosya masraflarını kimin ödeyeceği hususunda bilgilendirme yapılmadığı gerekçesiyle icra dosyasının 2018 yılından bu yana açık kaldığı; M.D. adlı vatandaşın 23/08/2020 tarihli şikayeti incelendiğinde ise, 2017 yılında ödediği borcun icra dairesine 2020 yılında bildirildiği, bu durumda, davacı şirketin söz konusu iddialara yönelik savunmalarının yeterli olmadığı, davacı şirketin söz konusu Talimata birden fazla aykırı davranışta bulunduğu hususu sabit olduğundan, her bir fiil için 100.000,00-TL olmak üzere toplamda 200.000,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, davacı şirket tarafından ödenen 150.000,00-TL’nin iadesine karar verilmesi isteminin de reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesince; kanun koyucunun, finansal piyasalarda güven ve istikrarın sağlanmasına, kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışmasına, tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlerinin korunmasına yönelik olarak, cezaları caydırıcılık fonksiyonunun yerine getirebileceğini takdir ettiği alt ve üst sınırı gösterilmek suretiyle para cezasının belirtildiği, yasama organının uzmanlık ve idare tekniğine ilişkin konularda alınacak önlemlerin duyulan gereksinmelere uygunluğunu sağlamak amacıyla idareye kimi kararlar almak üzere yetki verdiği, kabahat karşılığı olan idari para cezasının türü, süresi ve miktarının, 5411 sayılı Kanun'un 148. maddesinde belirtildiği, kanunun kapsam ve koşulları bakımından belirlediği çerçeve hükmün içeriği, idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de doldurulabileceğinden, Talimat maddesinin kanunilik ilkelerine aykırı olduğu iddiasının yerinde görülmediği; Davacı tarafından, idari işlemin şekil kurallarına uygun olmadığı, idari yaptırım karar tutanağında yer alması gereken unsurların bulunmadığı ileri sürülmüş ise de, hakkında idari yaptırım kararı verilen kişinin ismi, idari yaptırım kararı verilmesini gerektiren kabahat fiili, idari yaptırım miktarı ve yasal dayanak maddesi gibi asli şekil unsurlarına yer verildiği, davacı tarafından iddia edilen hususlara yönelik şekil unsuru yönünden idari işlemin iptalini gerektirecek bir hukuksal durum bulunmadığı; Davacı tarafından, idari para cezasına dayanak teşkil eden Kurul kararının taraflarına tebliğ edilmediği gerekçesiyle işlemin iptal edilmesi gerektiği iddia edilmiş ise de bu hususun tek başına idari işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden işlemin hukuka aykırılığını doğuracak şekilde bir hukuksal durum oluşturmadığı, davanın süresinde görülerek işin esası hakkında karar verildiği, işlemin maddi ve hukuki sebeplerinin davalı idarece savunma dilekçesinde belirtildiği, savunma dilekçesinin davacıya tebliğ edildiği, yine idari para cezası verilmeden önce davalı idarece davacıdan savunma istenildiği, davacı tarafından da savunma verildiği, gerek idari aşamada gerek dava aşamasında davacının savunma hakkının ihlalinden söz edilemeyeceğinden anılan iddiaya itibar edilmediği; Davacı tarafından, verilen idari para cezasında ölçülülük bulunmadığı ileri sürülmüş ise de, ceza miktarının, idari yaptırımın caydırıcılık fonksiyonunun da yerine getirilmesi amacıyla kanun koyucu tarafından belirlendiği, idari para cezasının alt sınırdan ve tekerrür hükmü uygulanarak verildiği, para cezasının miktarının kanunla belirlendiği, 5411 sayılı Kanun'un 148. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, idari para cezasının uygulanmasından itibaren iki yıl içerisinde aynı aykırılığın tekrarlanması halinde ceza miktarının iki kat uygulanacağı, dosya kapsamında, davacının 148. maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında yer verilen Talimat ve Yönetmelik hükümlerine aykırı davranılması nedeniyle ...tarih ve ... sayılı Kurul kararıyla 5411 sayılı Kanun'un 148. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca davacıya alt sınırdan 50.000,00-TL idari para cezası verildiği, bu işlemin iptali istemiyle açılmış bir davanın bulunmadığı, dolayısıyla 5411 sayılı Kanun'un 148. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında yer verilen düzenlemelere aykırılığın iki yıl içerisinde tekrarı nedeniyle alt sınırdan verilen idari para cezasının iki kat olarak uygulanmasında da hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun açıklama eklenmek suretiyle reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 20/02/2020 tarih ve 7222 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle 5411 sayılı Kanuna tekerrür müessesesinin getirildiği, yine aynı kanunla ceza miktarlarının artırıldığı, getirilen söz konusu düzenlemelerin ancak getirildiği tarihten sonraki olaylara uygulanabileceği, dava konusu işleme dayanak alınan fiil tarihlerinin tespit edilerek cezanın yerindeliğinin incelenmesi gerektiği, aleyhe hükümlerin geçmişe yürütülemeyeceği, dava dışı müşteki İ.D.'ye yönelik olarak dosyaya sunulan ibranamenin dikkate alınmadığı, 28/07/2020 tarihinde yayınlanmış Talimat dikkate alınmak suretiyle geçmişe dönük olarak idari para cezası verilemeyeceği, Varlık Yönetim Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları ile Devralınacak Alacaklara İlişkin İşlemler Hakkında Yönetmeliğin 22. maddesi uyarınca borçlunun talebi bulunmaksızın ve borçlu tarafından gerekli harç yatırılmaksızın icra dairesine bildirimde bulunulmamış olması sebebiyle ceza verilemeyeceği, Talimatta yer alan "diğer ilgili kuruluş" ifadesinin muğlak olduğu, isnat edilen fiillerin 08/07/2020 tarih ve 6195 sayılı Talimatın 8. ve 11. maddelerine aykırılık teşkil ettiğinin belirtildiği, ancak söz konusu Talimata aykırılıktan daha önce herhangi bir eyleminin bulunmadığı, tekerrür hükümlerinin uygulanmasında yanılgıya düşüldüğü, işlemin tebliğine ilişkin yazıda isnat edilen fiillere yer verilmediği, işlemin usulüne uygun tebliğ edilmediği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, verilen kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının; davacıya isnat edilen söz konusu fiiller 08/07/2020 tarih ve 6195 sayılı Talimatın 8. ve 11. maddelerinde yer aldığı, ancak daha öncesinde söz konusu Talimatın 8. ve 11. maddeleri yönünden davacıya herhangi bir işlem tesis edilmediği anlaşıldığından, tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle tesis edilen işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun açıklama eklenmek suretiyle reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 12/02/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Danıştay 13. Daire, E. 2024/2166, K. 2025/723, T. 12.02.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-13-daire-2024-2166-e-2025-723-k-56f5d0727326