Danıştay · 13. Daire
Danıştay 13. Daire 2024/1706 E. 2025/724 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 13. Daire
- Esas No
- 2024/1706
- Karar No
- 2025/724
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2024/1706 Karar No:2025/724
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... A.Ş. VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) :...Kurumu VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, Kurumun ... tarih ve ... sayılı, ...tarih ve ... sayılı Talimatları ve/veya (mülga) Varlık Yönetim Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmeliğin 10/A maddesinde belirtilen usul ve esaslara aykırı eylem gerçekleştirildiğinden bahisle hakkında 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 148. maddesinin (b) bendi uyarınca 100.000,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (Kurul) kararının iptali ile 75.000,00-TL tutarında yapılan ödemenin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; davacı şirket tarafından her ne kadar pandemi koşullarında yaşanan ekonomik ve sosyal sorunlar nedeniyle şikayetçiye anılan borcu için yapılandırma ve yeniden itfa planına bağlama konusunda esneklik ve kolaylık sağlandığı ve söz konusu kişinin borcunun yapılandırıldığı görülmekle birlikte, anılan kişi tarafından yapılandırılan borcun bir kısmının her ay 500,00-TL taksitler halinde ödemeye başlandığı ve bir kısmının ödendiği, en son 2020 yılı Mart ayına kadar borcunu ödediği, yapılan görüşme kayıtlarından anılan kişi tarafından ne kadar ödeme yapıldığı, bakiye borcunun, ana paranın, faizinin ne kadar olduğu yönünde herhangi bir bilgilendirme yapılmaksızın 6.000,00-TL üzerinden kendisine yardımcı olunacağı şeklinde görüşme yapıldığı, davacı şirket tarafından ilgili Talimata aykırı olarak, ödenmesi talep edilen borç bakiyesini oluşturan anapara, tahakkuk eden faiz ve diğer masraf tutarlarının ayrıca ve açıkça belirtilmediği, davacı şirketin söz konusu Talimata aykırı davranışta bulunduğu sabit olduğundan, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, davacı şirket tarafından ödenen 75.000,00-TL’nin iadesine karar verilmesi isteminin de reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; kanun koyucunun, finansal piyasalarda güven ve istikrarın sağlanmasına, kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışmasına, tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlerinin korunmasına yönelik olarak, cezaları caydırıcılık fonksiyonunun yerine getirebileceğini takdir ettiği alt ve üst sınırı gösterilmek suretiyle para cezasının belirtildiği, yasama organının uzmanlık ve idare tekniğine ilişkin konularda alınacak önlemlerin duyulan gereksinmelere uygunluğunu sağlamak amacıyla idareye kimi kararlar almak üzere yetki verdiği, kabahat karşılığı olan idari para cezasının türü, süresi ve miktarının 5411 sayılı Kanun'un 148. maddesinde belirtildiği, kanunun kapsam ve koşulları bakımından belirlediği çerçeve hükmün içeriği, idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de doldurulabileceğinden, Talimat maddesinin kanunilik ilkelerine aykırı olduğu iddiasının yerinde görülmediği; Davacı tarafından, idari işlemin şekil kurallarına uygun olmadığı, idari yaptırım karar tutanağında yer alması gereken unsurların bulunmadığı ileri sürülmüş ise de, hakkında idari yaptırım kararı verilen kişinin ismi, idari yaptırım kararı verilmesini gerektiren kabahat fiili, idari yaptırım miktarı ve yasal dayanak maddesi gibi asli şekil unsurlarına yer verildiği, davacı tarafından iddia edilen hususlara yönelik şekil unsuru yönünden idari işlemin iptalini gerektirecek bir hukuksal durum bulunmadığı; Davacı tarafından, idari para cezasına dayanak teşkil eden Kurul kararının taraflarına tebliğ edilmediği gerekçesiyle işlemin iptal edilmesi gerektiği iddia edilmiş ise de bu hususun tek başına idari işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden işlemin hukuka aykırılığını doğuracak şekilde bir hukuksal durum oluşturmadığı, davanın süresinde görülerek işin esası hakkında karar verildiği, işlemin maddi ve hukuki sebeplerinin davalı idarece savunma dilekçesinde belirtildiği, savunma dilekçesinin davacıya tebliğ edildiği, yine idari para cezası verilmeden önce davalı idarece davacıdan savunma istenildiği, davacı tarafından da savunma verildiği, gerek idari aşamada gerek dava aşamasında davacının savunma hakkının ihlalinden söz edilemeyeceğinden anılan iddiaya itibar edilmediği; Davacı tarafından, yaklaşık 17.000,00-TL muaccel alacağı bulunan kişiden 6.000,00-TL ödeme planı teklif edilmesiyle müşteriye kolaylık ve esneklik sağlandığı, tekerrürün oluşmadığı, 2.994,00-TL alacak için 100.000,00-TL idari para cezasının orantılılık ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de, ceza miktarının, idari yaptırımın caydırıcılık fonksiyonunun da yerine getirilmesi amacıyla kanun koyucu tarafından belirlendiği, idari para cezasının alt sınırdan ve tekerrür hükmü uygulanarak verildiği, miktarının da kanunla belirlendiği, 5411 sayılı Kanun'un 148. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, idari para cezasının uygulanmasından itibaren iki yıl içerisinde aynı aykırılığın tekrarlanması halinde ceza miktarının iki kat uygulanacağı, dosya kapsamında, davacının 148. maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında yer verilen Talimat ve Yönetmelik hükümlerine aykırı davranılması nedeniyle 28/06/2020 tarih ve 9081 sayılı Kurul kararıyla 5411 sayılı Kanun'un 148. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca davacıya alt sınırdan 50.000,00-TL idari para cezası verildiği, bu işlemin iptali istemiyle açılmış bir davanın bulunmadığı, dolayısıyla, 5411 sayılı Kanun'un 148. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında yer verilen düzenlemelere aykırılığın iki yıl içerisinde tekrarı nedeniyle alt sınırdan verilen idari para cezasının iki kat olarak uygulanmasında da hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, davacı tarafından verilen ikinci dilekçede, dava dilekçesinde yer verilen talep dışında, ayrıca 6195 sayılı Talimatın 10. maddesinin de iptaline karar verilmesi istenilmekle birlikte, dava dilekçesinde yer verilmeyen bu talebin "davanın genişletme yasağı" uyarınca incelenmesine imkan bulunmadığı belirtilmiştir. Açıklanan nedenlerle istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun açıklama eklenmek suretiyle reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Mahkemece yanlış Talimat maddesinin değerlendirildiği, suç ve cezada kanunilik ilkesi ihlal edilerek soyut Talimat maddesi üzerinden ceza verildiği, müşteki borçlunun ödemelerinin altı ay süresince ertelendiği, ilgili Talimat ve pandemi koşulları nedeniyle borçludan ödeme talep edilmediği, dolayısıyla borçluya esneklik sağlandığı, tekerrür hükümlerinin ve cezanın artırılmasının hukuka aykırı olduğu, ölçülülük ilkesine aykırı işlem tesis edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, verilen kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının; davacıya isnat edilen söz konusu fiilin 08/07/2020 tarih ve 6195 sayılı Talimatın 10. maddesinde yer aldığı, ancak daha öncesinde söz konusu Talimatın 10. maddesi yönünden davacıya herhangi bir işlem tesis edilmediği anlaşıldığından, tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle tesis edilen işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun açıklama eklenmek suretiyle reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 12/02/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.