Danıştay · 10. Daire

Danıştay 10. Daire 2024/181 E. 2025/1502 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
10. Daire
Esas No
2024/181
Karar No
2025/1502

T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2024/181 Karar No : 2025/1502 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. DAVANIN_KONUSU: Davacının bilirkişilik yapmaktan yasaklanmasına ilişkin ... Bilirkişilik Bölge Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin ... Bilirkişilik Bölge Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmiştir. YARGILAMA SÜRECİ: İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K... sayılı kararı ile bilirkişilik görevi ifa eden davacı hakkında görevi kötüye kullanma suçlaması ile dava açıldığı, dava sonucunda beraatine karar verildiği görülmekle birlikte yapılan yargılama sonucunda verilen kararın, davacının eylemlerinin suç oluşturup oluşturmadığı yönünde değerlendirme içerdiği, kararda, eylemlerin gerçekleşmediğine yönelik bir tespit bulunmadığı, dolayısıyla davacı hakkında iddia edilen eylemlerin 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu kapsamında değerlendirilmesine engel bir durum bulunmadığı, bu kapsamda davacı hakkında iddia edilen şirket çalışanları ile iletişime geçerek şirkete geliş ve şirketten dönüş için araç temin edilmesini sağlaması, ücretsiz olarak sigara aldırılması ve restoranda yediği yemek ücretinin araç şoförüne ödettirilmesi eylemlerinin ifadeler ve dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgeler ile sabit olduğu, bilirkişilik mesleğinin niteliği göz önüne alındığında bilirkişinin kendisine tevdi olunan görevin her türlü kişisel veya özel menfaatin üzerinde olduğu bilinciyle hareket etmesi gerektiği, davacıya isnat edilen söz konusu eylemler bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının eylemlerinin, temel ve etik ilkelerle bağdaşmayan, görevin saygınlığını ve kişilerin adalete olan güvenini zedeleyen veya şüpheye düşüren tavır ve davranış kapsamında kaldığı, dolayısıyla davalı idarenin takdir hakkını kullanarak davacıyı bilirkişilikten yasaklamakla kendisine tanınan takdir yetkisini kötüye kullandığından söz edilemeyeceği sonucuna varıldığından, davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesince, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI: Davacı tarafından, şikayetçiler tarafından iddialarını ispatlar nitelikte bir bilgi ve belge olmamasına rağmen İdare Mahkemesinin bu iddiaları dikkate alarak karar verdiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine yönelik Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 30/10/2024 tarihli ara kararına yönelik davalı idarenin cevabının geldiği görülerek, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: MADDİ OLAY: Davacı ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dava dosyasında... tarihinde bilirkişilik listesi dışından bilirkişi olarak görevlendirilmiştir. Anılan dava dosyasına davanın tarafı ... Otelcilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından sunulan dilekçede; davacının, 15/03/2022 tarihinde ... esas sayılı dava dosyasının tarafı olan ... Otelcilik Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapmak üzere şirket merkezine giderken şirket çalışanları ile bağlantı kurarak kendisine ulaşım konusunda yardımcı olmalarını istediği, daha sonra da gittiği şirket merkezinde şirketin mali müşaviri olan S. A.'dan gidiş-geliş 250,00 TL'den toplamda 500,00 TL yol ücreti talep ederek aldığı, daha sonra da S. A. aracılığı ile şirket çalışanlarına kendisi için 27,50 TL bedelinde sigara aldırdığı ve bu ücreti sigarayı alan çalışana ödemediği, ayrıca şirket çalışanlarından kendisine yemek ısmarlamalarını söylediği fakat şirket çalışanlarının bu talebini reddederek yerine getirmedikleri, davacının şirketten ayrılacağı sırada kendisini bir yere kadar şirket çalışanlarının araçla bırakmasını talep etmesi üzerine şirket çalışanlarının da davacıyı gideceği yere gitmesi için ... plakalı aracı tahsis ettikleri, davacının ... plakalı araç ile şirketten ayrılıp giderken yolda uğradığı bir restoranda yediği 274,00 TL bedelli yemek ücretini araç şoförüne ödettiği iddialarında bulunması üzerine davacı hakkında adli ve idari soruşturma başlatıldığı, yürütülen idari soruşturma sonucunda, davacının bilirkişi olarak görevlendirildiği ... Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında taraf şirketin defter ve belgelerinin incelemek üzere şirket merkezine giderek şirket çalışanları ile bağlantı kurduğu, gerek iddianame gerekse tanık anlatımlarında açıklandığı şekilde onlardan yol ücreti talep etme, sigara aldırma, sigaranın parasını ödetme, şirket çalışanlarının yemek ısmarlamalarını isteme, kendisinin gideceği yere bırakmak üzere götürülürken restoranda yediği yemeği araç şoförüne ödetme şeklinde tutum ve eylemleri ile temel ve etik ilkelerle bağdaşmayan, güven duygusunu sarsıcı tutum ve davranışlar içerisinde bulunduğu gerekçesiyle 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu'nun 13. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi yollamasıyla 14. maddesinin 6. fıkrası uyarınca davacının bilirkişilik yapmaktan yasaklanmasına karar verildiği, karara karşı yapılan itirazın reddi üzerine davacı tarafından, bilirkişilikten yasaklanmasına ilişkin ... Bilirkişilik Bölge Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına yapılan itirazın reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı ... Bilirkişilik Bölge Kurulu Başkanlığı kararının iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: 24/11/2016 tarih ve 29898 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu'nun; "Bilirkişilik sicilinin ve listesinin tutulması ile bilirkişinin görevlendirilmesi" başlıklı 12. maddesinde, "(1) Bilirkişilik sicilinde aşağıdaki hususlar ile gerekli görülen diğer bilgiler yer alır: a) Bilirkişinin adı ve soyadı ile iletişim bilgileri b) Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası c) Yerleşim yeri ç) Mesleği d) Temel ve alt uzmanlık alanları e) Çalıştığı kurum veya kuruluşun adı f) Bilirkişilik temel eğitim tarihi g) Hazırlanan rapor sayısı (2) Bilirkişilik sicili, bölge kurulları ile hâkim ve Cumhuriyet savcılarının erişimine açılır. (3) Bilirkişilik siciline kayıtlı kişilerin ad ve soyadları, temel ve alt uzmanlık alanları ve meslekleri gösterilmek suretiyle bölge kurulu bilirkişi listesi oluşturulur. Bu listeler alenidir. (4) Bilirkişiler, sicile kaydolmak şartıyla yemin ederek göreve başlar. (5) Adli ve idari yargıda görev alacak bilirkişiler, bölge adliye mahkemelerinin yargı çevreleri esas alınmak suretiyle bilirkişilik bölge kurulları tarafından hazırlanan listelerden görevlendirilir. Ancak kendi bölge kurulu bilirkişi listesinde ilgili uzmanlık alanında bilirkişi olmasına rağmen diğer bir bölgedeki bilirkişinin, görevlendirme yapılan yere daha yakın bir mesafede bulunması durumunda, bu listeden de görevlendirme yapılabilir. (6) Bölge kurulunun hazırladığı listede bilgisine başvurulacak uzmanlık dalında bilirkişi bulunmaması hâlinde, diğer bölge kurulları bilirkişilik listelerinden, burada da bulunmaması hâlinde, 10 uncu maddenin (d), (e) ve (f) bentleri hariç birinci fıkrasında yer alan şartları taşımak kaydıyla listelerin dışından bilirkişi görevlendirilebilir. Listelerin dışından görevlendirilen bilirkişiler, bölge kuruluna bildirilir. (7) Yüksek mahkemelerin ilk derece mahkemesi olarak baktıkları işlerde, tüm bölge kurulları bilirkişilik listelerinde kayıtlı bilirkişiler arasından görevlendirme yapılabilir." hükmüne; "Bilirkişilik sicilinden ve listesinden çıkarılma" başlıklı 13. maddesinde, "(1) Bilirkişiler, aşağıdaki şartlardan birinin gerçekleşmesi hâlinde sicilden ve listeden çıkarılır: a) Bilirkişiliğe kabul şartlarının kaybedilmesi veya sicile kabul tarihinde gerekli şartların bulunmadığının sonradan tespit edilmesi. b) Kanuni bir sebep olmaksızın bilirkişilik yapmaktan kaçınılması veya raporun belirlenen süre içinde mazeretsiz olarak verilmemesi. c) Bilirkişilik görevi ve bu görevin gerektirdiği etik ilkelerle bağdaşmayan, güven duygusunu sarsıcı tutum ve davranışlarda bulunulması. ç) 3 üncü maddede belirtilen temel ilkelere aykırı olarak bilirkişilik faaliyetinde bulunulması. d) Bölge kurulu tarafından yapılacak performans değerlendirmeleri sonucunda yeterli bulunulmaması. e) Bilirkişilik süresinin dolmasına rağmen süresi içerisinde yenileme talebinde bulunulmaması. f) Bilirkişinin sicilden çıkarılmayı talep etmesi. (2) Birinci fıkranın (b), (c), (ç) ve (d) bentlerinde belirtilen hâllerde ihlalin niteliğine göre sicilden ve listeden çıkarma yaptırımı yerine uyarma veya bir yıla kadar geçici süreyle listeden çıkarma yaptırımı uygulanabilir." hükmüne; "Denetim ve inceleme" başlıklı 14. maddesinde, "(1) Bilirkişiler, görevleriyle ilgili tutum ve davranışlarının veya hazırladıkları raporların ilgili mevzuata uygunluğu bakımından bölge kurulları tarafından resen veya başvuru üzerine denetlenir. (2) Hâkim veya Cumhuriyet savcısı, görevlendirdiği bilirkişinin göreviyle ilgili tutum ve davranışlarının veya hazırladığı raporun mevzuata uygun olmadığına ilişkin kanaat edinmesi durumunda, bu hususu bölge kuruluna bildirir. (3) Bölge kurulları, bilirkişi raporlarını özel veya teknik bilgi yönünden denetleyemez. (4) Bilirkişi raporlarının özel veya teknik bilgi yönünden içeriğine ilişkin bölge kurullarına başvuru yapılamaz; yapılan başvurular incelenmeksizin reddedilir. (5) Bölge kurulu yaptığı inceleme sırasında yargı mercilerinden, kamu kurum ve kuruluşlarından, meslek odalarından, özel hukuk tüzel kişilerinden ve gerçek kişilerden inceleme konusuyla ilgili bilgi ve belge talep edebilir. İlgililerce bu talebin yerine getirilmesi zorunludur. (6) Bilirkişilik sicili ve listesinde kayıtlı olmayıp da 12 nci maddenin altıncı fıkrası uyarınca görevlendirilenler ile listeye kaydolmaktan muaf tutulanlar, 3 üncü maddede belirtilen temel ilkeler ile etik ilkelere aykırı olarak bilirkişilik faaliyetinde bulunduklarının tespit edilmesi hâlinde, bölge kurulu kararıyla bilirkişilik yapmaktan yasaklanabilir. Bu karar, ilan edilmek üzere Daire Başkanlığına bildirilir." hükmüne, "İtiraz ve dava hakkı" başlıklı 15. maddesinde, "(1) Bölge kurulu kararlarına karşı, kararın tebliğ veya ilan tarihinden itibaren otuz gün içinde kararı veren bölge kuruluna itiraz edilir. Bölge kurulunun itiraz üzerine verdiği kararlara karşı yetkili idare mahkemesine dava açılabilir." hükmüne yer verilmiştir. 03/08/2017 tarih ve 30143 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bilirkişilik Yönetmeliği'nin; "Saygınlık ve Güven" başlıklı 10. maddesinde, "(1) Bilirkişi, görevinin saygınlığını ve kişilerin adalete olan güvenini zedeleyen veya şüpheye düşüren her türlü tavır ve davranıştan kaçınır. (2) Bilirkişi, kendisine tevdi olunan görevin her türlü kişisel veya özel menfaatin üzerinde olduğu bilinciyle hareket eder; görevini layıkıyla yerine getirir. (3) Bilirkişi, görev almak amacıyla her türlü öneri veya girişimden kaçınır." hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bilirkişilik Kanunu'nun 14. maddesinin 6. fıkrası, bilirkişilik sicili ve listesinde kayıtlı olmayıp da 12. maddesinin 6. fıkrası uyarınca (liste dışından) görevlendirilenler ile listeye kaydolmaktan muaf tutulanların bilirkişilik yapmaktan yasaklanmasını düzenlemektedir. Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup kişilerin özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler. Bu bakımdan, disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurullar mevzuatla belirlenmekte, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konu ile ilgili disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmaktadır. Bu nedenle, adli, idari ve disiplin hukuku anlamında suç teşkil eden fiillerle ilgili olarak soruşturma yapılması zorunlu olduğu gibi soruşturmanın belirli usûller çerçevesinde yapılması da söz konusu isnada maruz kalanların hukuki güvencesidir. Disiplin cezası vermeye yetkili mercilerce disiplin suçu sayılacak eylemlerin işlenildiğinin öğrenilmesi hâlinde, bu kişiler hakkında soruşturma emri verilmesi; bağımsız ve üst veya denk görevde olan bir soruşturmacı atanması, olayla ilgili tanık ve soruşturulanın ifadelerinin alınması, ifade alınmadan kişiye haklarının ve soruşturma konusunun bildirilmesi, isnat olunan fiille ilgili lehe ve aleyhe başkaca delillerin araştırılması, hatta teknik konularda bilirkişilere inceleme yaptırılmak suretiyle, soruşturulanların görev ve konumları itibarıyla sorumlukları ile suçun oluş biçimi irdelenerek fiilin sübut bulup bulmadığının her türlü şüpheden uzak olacak şekilde ortaya çıkarılması amacıyla yürütülen soruşturma sonucunda, adli, idari ve disiplin yönünden soruşturulan hakkında soruşturmacı kanaat teklifinin de yer aldığı soruşturma raporunun hazırlanması ve raporun disiplin cezası vermeye yetkili amire veya kurula sunulması üzerine yetkili amir ve kurullarca yukarıda sıralanan bilgi ve belgelerin bulunduğu soruşturma dosyasının incelenerek karar verilmesi, soruşturmayı yapan kişi ile soruşturmada elde edilen delilleri değerlendirecek kişi veya kurulların ayrı olması, yasal süre içerisinde isnat olunan fiiller bildirilerek soruşturulanın savunmasının alınması gerekliliği, disiplin hukukunun temel ilkelerinden olduğu gibi hukuki güvenlik ilkesinin de bir gereğidir. Öte yandan, soruşturma yapmakla görevlendirilenlerin ve cezayı verecek olan disiplin amirlerinin soruşturmaya konu olayla hiçbir ilgisi bulunmayan kişilerden olmaları, hakkında soruşturma yapılan kamu görevlisinin suç konusu eyleminden zarar gören veya yarar sağlayan kişilerden olmamaları, ayrıca soruşturulanın veya olayın mağduru durumundaki kişilerden etkilenecek konumda bulunmayan tamamen tarafsız kişi veya kişilerden olması, kıdem ve görev bakımından en az soruşturulan ile aynı seviyede veya üst düzeyde bulunmaları gerekmektedir. Davacı hakkındaki iddiaların, davacının savunmasının ve buna yönelik yapılan soruşturmanın, ... Bilirkişilik Bölge Kurulu başkanı olan hâkim ... tarafından bilgi ve çalışma notu olarak Kurula aktarıldığı, yine hâkim ...'ün başkan olarak yer aldığı Kurulca karar verildiği ve davacı tarafından yapılan itirazın da yine hâkim ...'ün başkan olarak yer aldığı Kurul kararı ile reddedildiği dikkate alındığında, disiplin hukuku ilke ve esasları çerçevesinde, objektiflik ve tarafsızlık ilkeleri göz ardı edilerek tesis edilen dava konusu işlemde bu yönü ile hukuka uyarlık bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE, 2. Davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 11/03/2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X)-KARŞI OY: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinde, bölge idare mahkemelerinin maddede sayılan davalar hakkında verdikleri kararların Danıştay'da temyiz edilebileceği, aynı Kanun'un 45. maddesinin 6. fıkrasında ise bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu hüküm altına alınmıştır. İdari yargıda istinaf kanun yolunu düzenleyen 6545 sayılı Kanun'un (20/07/2016 tarihinde) yürürlüğe girmesiyle birlikte, ilk derece idari yargı mercilerince verilen kararlara karşı temel başvuru yolu (ikinci derece mahkeme sıfatıyla) "istinaf kanun yolu" olarak ortaya çıkmış bulunmaktadır. Kanun koyucu bu temel belirlemenin ardından, 2577 sayılı Kanun'un 46 ncı maddesinde yer verilen sınırlı sayıdaki davalara karşı temyiz yolunun da açık olduğu düzenlemesini öngörmüştür. Yapılan bu yasal düzenlemelerden sonra ilk derece mahkemelerince verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine verilen kararlar için temyiz yoluna gidilebilmesi için, davanın konusunu oluşturan hususun Kanun'un 46 ncı maddesinde sayılan dava türlerinden birine ilişkin olması gerekir. Temyizen incelenmekte olan davanın konusunu "bilirkişilikten yasaklanma" işlemi oluşturmaktadır. Belirtilen nitelikteki dava ile ilgili Bölge İdare Mahkemesi kararına karşı temyiz yolunun açık olup olmadığının saptanabilmesi için, davanın konusunun 46 ncı maddede sayılan temyiz edilebilecek kararlardan hangisi ile ilgili olabileceğinin saptanması gerekir. 2577 sayılı Kanun'un 46 ncı maddesinde yer verilen dava türleri bağlamında yapılacak hukuki değerlendirme çerçevesinde, davanın konusunu oluşturan hususun, maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer verilen "belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemler" şeklindeki düzenleme ile ilgili olma olasılığı söz konusu olabilir. Fakat metni yazılı bentte yer verilen düzenlemede belli bir meslekten çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan davalarda verilen kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilmesine olanak sağlanmaktadır. Oysa gerek 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu'nda gerekse 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Bilirkişi incelemesi" başlıklı Beşinci Bölümü'nde bilirkişiliğin bir meslek olduğuna dair herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bilirkişilik Kanunu'nda gerçek kişilerden seçilecek bilirkişilerin uzmanlık alanlarında yani mesleklerinde en az beş yıl fiilen çalışmış olma şartı getirilmek suretiyle mesleki yeterliliği haiz olma koşulu öngörülmüştür. Dolayısıyla esasen belli bir mesleği ya da uzmanlık alanı bulunmakla birlikte, bu kişilere tevdi edilen bilirkişilik görevi bir meslek değildir. Bu itibarla; bilirkişilik görevinin yargılamaya yardımcı olma vasfı göz önünde bulundurulduğunda, bu görev ya da görevlendirmenin bir "meslek" olarak değerlendirilemeyecek olması nedeniyle, bilirkişilikten yasaklanma işlemlerinin de, usul kanunumuzda yer verilen düzenlemeler çerçevesinde "meslekten çıkarılma sonucunu doğuran bir işlem" olarak kabul edilebilmesine hukuken imkan bulunmamaktadır. Bakılan uyuşmazlık, yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde değerlendirildiğinde, konusu itibarıyla 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesi kapsamında olmadığından, Bölge İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır. Açıklanan nedenle, temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, temyiz isteminin esasının incelenmesi suretiyle karar verilmesine yönelik Daire kararına katılmıyorum.

Atıf: Danıştay 10. Daire, E. 2024/181, K. 2025/1502, www.arakarar.com/karar/danistay-10-daire-2024-181-e-2025-1502-k-c48252956f6a