Danıştay · 10. Daire
Danıştay 10. Daire 2022/8822 E. 2023/4259 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 10. Daire
- Esas No
- 2022/8822
- Karar No
- 2023/4259
T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2022/8822 Karar No : 2023/4259 TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1) … Valiliği VEKİLİ : Av. … 2) … Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACILAR) : … 'ye velayeten, kendilerine asaleten … ve … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. DAVANIN KONUSU : Davacılar tarafından, 27/02/2014 tarihinde Bitlis İli, … Caddesinde … 'nün, eşi … ve çocukları … ile birlikte kaldırımda yürürken kaldırım yanında yol boyunca devam eden yüksek istinat duvarının arkasında bulunan kayalıklardan yola doğru gelen kaya parçalarının … 'nün üzerine gelmesi nedeniyle yararlanmasında davalı idarelerin hizmet kusurları bulunduğu ileri sürülerek … 'nün tedavi giderleri için 5.000,00 TL, eşinin çalışmaması nedeniyle kazanç kaybı için 5.000,00 TL, çalışma gücünün yitirilmesi nedeniyle 50.000,00 (kazanç kaybı ekonomik geleceği sarsılması) olmak üzere toplam 60.000,00 TL (miktar artırım dilekçesiyle 350.033,08 TL) maddi, 20.000,00 TL (miktar artırım dilekçesiyle 100.000,00 TL) manevi, eşi … için 20.000,00 TL (miktar artırım dilekçesiyle 50.000,00 TL) manevi, çocukları … için 10.000,00 TL (miktar artırım dilekçesiyle 50.000,00 TL) manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. YARGILAMA SÜRECİ : İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararıyla, dava konusu olaya ilişkin ceza yargılamasında … Asliye Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararına dayanak alınan bilirkişi raporunda davalı Belediye görevlilerinin sorumlu olduğu belirtilmiş ise de; 5442 sayılı İl İdare Kanunu 11. maddesi ve 5393 sayılı Belediye Kanunu 15. maddesi hükümleri uyarınca kamunun düzeni, kişilerin can ve mal güvenliği, halkın esenlik içerisinde yaşamasının temini konusunda Yasalarda hem Valiye hem Belediye Başkanına verilmiş görev ve sorumluluklar olduğu, somut olayda bu görev ve sorumlulukların yerine getirilmediği, bu sebeple sokakta yürüyen davacının zarar gördüğü, belirtilen Kanun hükümlerinde bu görevlerin belli sıra ile icra edileceğine dair bir öncelik sıralaması olmadığından idarelerin sorumluluğunun birliktelik hali sebebiyle teselsül arz ettiği, öte yandan davacının somut olaya katkı sağlayacak bir fiilinin bulunmadığı anlaşıldığından Bitlis Valiliğinin ve Bitlis Belediye Başkanlığının müteselsil şekilde kusurlu oldukları sonucuna varıldığı, dosya kapsamında davacılardan … 'nün maddi zararlarının belirlenmesine yönelik alınan bilirkişi raporunun hükme esas alınabilir nitelikte bulunduğu belirtilerek davacı … 'nün çalışma gücünü yitirmesi nedeniyle 344.601,56 TL maddi tazminatın davacıya ödenmesi gerektiği, öte yandan Mahkemenin ara kararı neticesinde davacı tarafından maddi tazminat istemlerine getirilen açıklamada bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin olarak istemde bulunmadıkları gözetilerek bilirkişi raporunda belirlenen 1,606,50 TL bakıcı gideri ve 3.825,01 TL geçici iş göremezlik alacağına ilişkin olarak istemlerinin reddine, … 'nün yaralanması nedeniyle eşi … 'nün kazanç kaybı olarak 5.000,00 TL tazminat talep ettiği ancak … 'nün olayda yaralanmadığı, dolayısıyla kazanç kaybına uğramasının mümkün olmaması nedeniyle reddine, davacı … 'nün tedavi giderleri talebine yönelik herhangi bir bilgi ve belgenin dosya münderecatına sunulmaması nedeniyle tedavi giderlerine ilişkin 5.000,00 TL tazminat talebinin reddi ile davacının yolda yürürken yaralanması, olayın oluş şekli ve niteliği, davacının yaşı, vücudunda meydana gelen yaralanmalar, engellilik oranı ve davacının geri kalan hayatı üzerindeki somut etkileri göz önünde bulundurularak; duyulan acı ve elemle orantılı olacak şekilde taleplerin kabulü ile davacı … 'ye 20.000,00 TL, eşi … 'ye 20.000,00 TL, çocuğu … 'ye 10.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine, uyuşmazlıkta, davacılar açısından sonradan oluşan veya öğrenilen yeni bir olgu bulunmadığından, manevi tazminat istemlerine yönelik miktar artırım taleplerinin kabul edilmemesi nedeniyle talep konusu miktar değişmediğinden bu kısma ilişkin olarak vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu … İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle davalı idarelerin istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idarelerden Bitlis Valiliği tarafından, 5442 sayılı Kanun'un muhteviyatında emniyetin sağlanması, suç işlenmesinin önlenmesi, çıkacak toplumsal ayaklanmaların önlenmesi gibi görevlerin bulunduğu, dava konusu olayda yer alan mücavir alan içerisindeki yol yapımından, sokak, cadde düzenlemelerinden Belediye Başkanlığının sorumlu olduğu, Ceza yargılamasında alınan bilirkişi raporunda olayın Belediye personelinin sorumluluğunda olduğunun belirlendiği ve yargılama neticesinde de Belediye Fen İşleri Müdürü aleyhine ceza verildiği, idareleri yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmekte olup, Bitlis Belediye Başkanlığı tarafından, dava konusu olayın meydana geldiği yerin kaldırım olmasına karşın davacılardan Aysel Ülkü'nün yaralanmasına sebebiyet veren kaya parçasının maliye hazinesine ait taşınmazdan geldiğinin bilirkişi raporuyla sabit olduğu, dava konusu olayda idarelerinin kusur ve sorumluluğu bulunmadığı, idareleri yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacılar tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun Ek 1. maddesi uyarınca Danıştay Onuncu ve Sekizinci Dairelerinden oluşan Müşterek Kurulca Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden davalı idarelerden Bitlis Valiliğinin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarelerin temyiz istemlerinin REDDİNE, 2. Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine ilişkin … İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin iadesine, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 04/07/2023 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X)-KARŞI OY : Davacılar tarafından, 27/02/2014 tarihinde Bitlis İli, … Caddesinde … 'nün, eşi … ve çocukları … ile birlikte kaldırımda yürürken kaldırım yanında yol boyunca devam eden yüksek istinat duvarının arkasında bulunan kayalıklardan yola doğru gelen kaya parçalarının … 'nün üzerine gelmesi nedeniyle yararlanmasında davalı idarelerin hizmet kusurları bulunduğu ileri sürülerek toplam 60.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminat istemli olarak açılan davada, davacılar tarafından verilen 29/09/2021 tarihli miktar artırım dilekçesiyle toplam maddi tazminat istemleri 350.033,08 TL'ye manevi tazminat istemleri 180.000,00 TL'ye yükseltilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına 11/04/2013 tarih ve 6459 sayılı Kanunun 4. maddesi ile eklenen hüküm ile, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktarın, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabileceği ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçenin otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edileceği kuralı getirilmiştir. İdare Mahkemesince manevi zararın niteliği gereği sonradan gelişen veya öğrenilen yeni bir olgu olmadığı sürece kişinin manevi varlığında oluşan zararın arttığından bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davacıların manevi tazminat istemlerinin dava dilekçesinde yer alan miktara bağlı kalınarak hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte davacılar tarafından, yukarıda yer alan hükümler uyarınca tanınan miktar artırım hakkının kullanılması Mahkemenin takdirinden veya karşı tarafın kabulünden bağımsız olup Mahkemece miktar artımı dilekçesinin manevi tazminat istemine ilişkin kısmının kabulüne olanak bulunmadığı gerekçesiyle manevi tazminat istemlerine yönelik miktar artırım taleplerinin kabul edilmemesi ve talep konusu miktar değişmediğinden bu kısma ilişkin olarak vekalet ücretine hükmedilmesinin de mümkün olmadığına ilişkin kararının bu kısmının Bölge İdare Mahkemesince istinaf incelemesinin reddine ilişkin kısmının davacıların reddedilmesi gereken manevi tazminat istemleri yönünden davalı idareler lehine hükmedilecek vekalet ücreti yönünden düzeltilmesi gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyoruz. (XX)-KARŞI OY : Davacılar tarafından, 27/02/2014 tarihinde Bitlis İli, … Caddesinde … 'nün, eşi ... ve çocukları … ile birlikte kaldırımda yürürken kaldırım yanında yol boyunca devam eden yüksek istinat duvarının arkasında bulunan kayalıklardan yola doğru gelen kaya parçalarının … 'nün üzerine gelmesi nedeniyle yararlanmasında davalı idarelerin hizmet kusurları bulunduğu ileri sürülerek … 'nün tedavi giderleri için 5.000,00 TL, eşinin çalışmaması nedeniyle kazanç kaybı için 5.000,00 TL, çalışma gücünün yitirilmesi nedeniyle 50.000,00 (kazanç kaybı ekonomik geleceği sarsılması) olmak üzere toplam 60.000,00 TL (miktar artırım dilekçesiyle 350.033,08 TL) maddi, 20.000,00 TL (miktar artırım dilekçesiyle 100.000,00 TL) manevi, eşi … için 20.000,00 TL (miktar artırım dilekçesiyle 50.000,00 TL) manevi, çocukları … için 10.000,00 TL (miktar artırım dilekçesiyle 50.000,00 TL) manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 1'inci maddesinde, Kanunun amacının karayollarında can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlamak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemek olduğu; "Belediye trafik birimleri, görev ve yetkileri" başlıklı 10'uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde ise; "Yapım ve bakımından sorumlu olduğu yolları trafik düzeni ve güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmak, gerekli görülen kavşaklara ve yerlere trafik ışıklı işaretleri, işaret levhaları koymak ve yer işaretlemeleri yapmak, karayolu yapısında ve üzerinde yapılacak çalışmalarda gerekli tedbirleri almak, aldırmak ve denetlemek, karayolunda trafik için tehlike teşkil eden engelleri gece veya gündüze göre kolayca görülebilecek şekilde işaretlemek veya ortadan kaldırmak, Yol yapısı veya işaretleme yetersizliği yüzünden trafik kazalarının vukubulduğu yerlerde, yetkililerce teklif edilen tedbirleri almak, çocuklar için trafik eğitim tesisleri yapmak veya yapılmasını sağlamak, bu Kanun ve bu Kanuna göre çıkarılan yönetmeliklerle verilen diğer görevleri yapmak." belediyelerin 2918 sayılı Kanun kapsamındaki görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. Aynı Kanunun 19/01/2011 günlü Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanun'un 14'üncü maddesiyle değişik 110'uncu maddesinde, “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır. Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir."; hükmü, Geçici 21'inci maddesinde de, “Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreve ilişkin hükmü, yürürlüğe girdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalara uygulanmaz” hükmü yer almaktadır. Yukarıda aktarılan Kanun hükümlerinin, karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı ve Kanun'un, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile çalışma usûllerini kapsadığı görülmektedir. Bu durumda, davacıların tazmin istemine konu olayın 2918 sayılı Kanun kapsamında yer aldığı, davalı idarelerin karayolundaki eksiklik ve kusurlardan dolayı meydana geldiği öne sürülen zararın tazmini talebiyle sorumlu idareler aleyhine açılan davaların adli yargı merciinde görülmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır. Nitekim benzer uyuşmazlıklarda Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün kararlarında belediyenin denetim ve gözetiminde bulunan yollarda oluşan kazalarla ilgili açılan tazminat davalarının görüm ve çözümünün yukarıda belirtilen 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesi uyarınca adli yargı yerleri olduğu belirtildiğinden davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığın esası incelenerek verilen Bölge İdare Mahkemesi kararının yukarıda yer alan gerekçe ile bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyorum.