İlk Derece Mahkemesi · Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/667 E. 2025/826 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/667
- Karar No
- 2025/826
- Karar Tarihi
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/ KARAR NO : 2025/ BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : VEKİLİ :Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVA : Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/12/2019 KARAR TARİHİ : 02/07/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH :04/07/2025 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili dava dilekçesinde, taraflar arasında davacıya ait ... parselde kayıtlı bulunan villaların altyapı işlerinin tamamının, ayrıca doğal gaz tesisatı ve altyapısının ... Bakanlığı şartnamelerine uygun bir şekilde inşa edilmesi amacıyla İnşaat Yapım Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereği üstlenilen işin toplam bedelinin 550.000,00.-TL olduğunu ve ödemelerin hak edişe göre haftalık yapılacağının kararlaştırıldığını, sözleşmenin ödeme şekli başlıklı 4. maddesinde ..”ilk hak edişin 10.10.2018’de yapılan işle doğru orantılı olarak ödeme yapılacağını ve diğer hak edişlerin de aynı şekilde haftalık olarak ve fakat yapılan işle orantılı olarak ödeneceğinin” belirtildiğini, sözleşmede yapılan işle orantılı olarak ödeme yapılacağı belirlenmiş olmasına rağmen davalının sözleşme ile kararlaştırılan yükümlülüklerine uygun bir imalat yapmadığını, 6.8 maddesine göre davacının ”..işin müteahhit tarafından zamanında bitirilmemesi halinde sözleşmedeki ödeme şartları işveren lehine olmak üzere miktarları ve ödeme zamanlarını değiştirebilme..” hakkına sahip olduğunu, davalı tarafça yapılan işin süresi 1 ay olarak belirtilmiş olmasına rağmen işin davalı tarafça bitirilemeyeceği anlaşıldığından davacının ödeme yapmayı kestiğini, nitekim bilirkişi incelemesi yapıldığında davacının 180.000,00.-TL ödeme yapmış olmasına rağmen davalı tarafın bu bedelle orantılı iş yapmadığının tespit edileceğini, alacaklının icra takibine konu ettiği miktarın 351.786,67.-TL olduğunu, icra takibinde alacaklının haciz ettirdiği 46 adet villalardan ibaret taşınmazların toplam değerinin 33.900.000,00.-TL olduğunu belirterek, ... 5.İcra Müdürlüğü’nün 2018/... esas sayılı dosyası nedeniyle davalıya borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında 11.10.2018 tarihli İnşaat Yapım Sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme gereği üzerine düşen ifa yükümlülüğü yerine getiren davalının alacağına karşılık davacının borcunu gereği gibi ifa etmediğini, bu nedenle ... 5. İcra Müdürlüğü’nün 2018/... esas sayılı dosyası ile icra takibinin başlatıldığını ve yasal süre içinde itirazlarını ileri sürmeyen davacı tarafın daha sonra iş bu menfi tespit davasını açtığını, davacı yanca davalının sözde işi zamanında bitiremeyeceği anlaşıldığından hak edişinin kesildiği, yapılan ödemenin de işle orantılı olmadığını hatta daha fazla olduğu iddia edilmiş ise de yapılacak olan keşif ve bilirkişi incelemesi ile iddiaların gerçek dışı ve mesnetsiz olduğunun anlaşılacağını, davacının sözde davalının işi süresi içinde bitiremeyeceğini iddia ettiği anda yaptırmış olduğu bir tespit bulunmadığını, inşaatın gelmiş olduğu seviyenin tespit ettirilmemiş olduğunu, davalının da her hangi bir şekilde temerrüde düşürülmediğini, davalının teslim aldığı işi süresinde ve işin tamamına yakınını %90 gibi bir oranda tamamladığını, yaptığı işin karşılığı hak edişi ise zamanında almamış olmasından dolayı kalan % 10’luk işi tamamlayamadığını, davalının karşı tarafı ifaya zorlama çabaları da sonuç vermeyince icra takibi başlattığını, öte yandan davacı tarafın davalının işlerini sözde yarım bıraktığından bahisle dava açmış ise de yarım kalan işleri hangi şirkete ya da taşerona yaptırdığına dair herhangi bir delil de dosya içerisine ibraz etmediğini, davacı borçlunun davalıya 155.000,00.-TL ödeme yaptığını, davalı tarafından yapılamayan iş karşılığı olan 55.000,00.-TL tutarın düşülmesi ile 340.000,00.-TL davalının hak edişinden kalan bakiye bedel için icra takibi başlattıklarını, hatta icra takibi başlatıldığı tarihten sonra dahi davacı tarafça 20.000,00.-TL daha ödeme yapıldığını, eksik iş iddiasında bulunulsa idi bu ödemenin dahi yapılmayacağını, davacı tarafın haksız ve kötü niyetli olarak iş bu davayı açtığını belirterek davanın reddi ile haksız ve kötü niyetli davacı aleyhine %20’den aşağı olmayacak şekilde icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini savunmuştur. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı iş bedeli borcu bulunmadığı iddiasına dayalı menfi tespit istemidir. Mahkememizin 22.12.2022 tarih ve 2022/ E-2024/ K sayılı kararının istinaf edilmesi üzerine, ... BAM 7 HD 17/05/2024 tarih 2022/ E., 2024/ K. sayılı kararaıyla ".. işin miktar ve değerinin ispat yükü yüklenicide olduğundan, yükleniciye işin miktar ve değerini ispat imkanı, ayıplı imalatın ispat yükü iş sahibine ait olduğundan iş sahibine ayıplı imalatın ispat imkanı tanınmalı, gerekirse keşif yapılarak mahallinde bu işler tespit edilmeli, akabinde; eksik iş, ayıplı iş ayrımının ve ayıp tespit edilirse ayıbın açık ayıp mı gizli ayıp mı olduğunun açıklanması ve taraflar arasında götürü bedel sözleşme bulunduğu gözetilerek eksik ve ayıplı işleri saptanarak fiziki orana göre hesaplama yapılıp, tüm ödemeler mahsup edilerek sonuç hesaba ulaşılması için, hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık ek rapor alınmalı, yukarıda açıklanan ilkeler de göz önüne alınarak, oluşacak sonuca göre karar verilmelidir..." denilerek mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilşmiştir.İstinaf kaldırma kararı doğrultusunda, sözleşmenin götürü bedelli olduğu dikkate alınarak, gerçekleştirilen imalatın eksik ve kusurlar gözetilerek sözleşme ile üstlenilen işin tamamına göre fiziki oranı tespit edilip, bu oranın toplam götürü bedele uygulanmak ve kanıtlanan tüm ödemeler düşülmek suretiyle hesaplanması suretiyle icra takip tarihi ve dava tarihi itibariyle ayrı ayrı olmak üzere davalı yüklenicinin alacaklı olduğu bir tutar bulunup bulunmadığının tespiti yönünde bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verilmiş, düzenlenen ek rapor ile, eksik ve ayıplı işlerin tüm işe oranının %20,73 olduğu, bu orana göre yapılan işin %79,27’sinin karşılığı olarak davalı yüklenicinin 436.000,00 TL iş bedeline hak kazandığı, ayrıca ayıpların gizli ayıp niteliğinde olduğu, uygulama projesi sunulmadığı için ayıp ve eksiklerin tam olarak tespitinin mümkün olmadığı tespit edilmiştir.Öte yandan davacı tarafça iş bu yargılama sırasında icra tehdidi altında icra dosyası borcunun ödendiği belirtilmiş olup, dava istirdat davasına dönüşmüştür.İstinaf ilamından sonra, dosyanın yapılan duruşması sırasında, davalı vekili tarafından dosyaya 25.02.2022 tarihli “Sulh ve Protokol” başlıklı belgenin sunulduğu, belgenin her iki tarafça imzalanmış olduğu, belge içeriğinde, dava konusu davalı alacaklı tarafından başlatılan ... 5. İM 2018/... E. sayılı dosyasından dolayı açılan mahkememiz menfi tespit davasından söz edilerek; tarafların bir araya gelerek eksik işlerin tamamlanması ve icra takibine konu edilen borcun yapılandırılması hususunda anlaşmaya vardıkları, bu bağlamda, iş sahibi davacının dava konusu icra dosyasına konu borcu her türlü harç, masraf, yargılama giderleri de dahil olmak üzere, davalı yüklenici ...’nin şahsi hesabına ödeneceği, bunun karşılığında davalını dava konusu ... 5. İM 2018/... E. sayılı icra dosyasından ve gerekse mahkememiz menfi tespit davası dosyasından herhangi bir yargılama gideri talep etmeyeceği, davalının 25.02.2022 tarihinde icra dosyasına haricen tahsil bildiriminde bulunarak icra dosyasını kapatacağı, haciz bloke ve diğer icra işlemlerinin kaldıracağı, davacı işveren de, davalı yüklenici tarafından eksik işin tamamlandığı ve yapılan işin kabul edildiği takdirde mahkememiz menfi tespit dosyasından feragat edeceğinin hükme bağlandığı, bu dosyaya ilişkin olarak yargılama gideri ve avukatlık ücreti de talep etmeyeceği hükme bağlanarak diğer sözleşme hükümlerinde taraflar arasında eksik yapılan işler yönünden anlaşma şartlarının kararlaştırdıkları anlaşılmıştır.Davacı tarafça, az yukarıda anılan sulh ve protokol belgesi inkar edilmemiş ise de, sulhun şarta bağlı olarak düzenlediğini belirterek ödeme nedeniyle davanın istirdat davası olarak görülerek sonuçlandırılması istenmiştir.Davalı tarafça sunulan ve taraflarca imzası inkar edilmeyen sözleşmenin, eldeki davayı sonlandırmaya yönelik yapıldığı, dolayısıyla mahkeme dışı sulh sözleşmesi niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Mahkeme dışında yapılan sulh sözleşmesinde de, tıpkı mahkeme huzurunda yapılan sulh de olduğu gibi benzer sonuçlar ortaya çıkmaktadır. Şöyle ki; maddî uyuşmazlığı sona erdiren bu sözleşme usûlî talep üzerinde etki ederek uyuşmazlığı ve davayı sona erdirecektir. Bunun için tarafların dışarıda yaptıkları sulhü mahkemeye bildirmeleri durumunda usûlî talebe ilişkin yargılama sulh nedeniyle sona erebilir. Mahkeme huzurunda yapılan sulhun diğer etkileri olan kesin hükmün sonuçlarının doğması ve icra edilebilirlik için mahkeme dışında yapılan sulhun mahkeme huzurunda yapılan sulhe dönüştürülmesi gerekecektir. Mahkeme dışında yapılan sulh, mahkeme huzurunda yapılan sulhe dönüştüğünde ise artık mahkeme huzurunda yapılan sulhun sonuçlarını doğuracaktır. Sulh sonucu derdest davanın kendiliğinden sona ermesi üzerine mahkemenin vereceği karar sulh sözleşmesinin şarta bağlı olup olmamasına göre değişecektir. Zira sulh, feragat ve kabulden farklı olarak şarta bağlı olarak yapılabilecektir (HMK md.313/4). Böyle bir durumda, şarta bağlı olarak sulh sözleşmesi yapılabilse de mahkeme şarta bağlı olarak hüküm veremeyecektir. Bu durumda mahkemenin “karar verilmesine yer olmadığına”na karar vermesi gerekir. Bu açıklamalar ışığında, dosyaya sunulan mahkeme dışı sulh sözleşmesinde, davacının dava konusu icra dosyası borcunu haricen davalı yükleniciye ödediği, davalı yüklenicinin eksik işin tamamlandığı ve bunun davacı işveren tarafından kabul edildiği takdirde davadan feragat edileceği, bu bağlamda mahkeme dışı sulhun şartına bağlandığı ve hukuken geçerli olduğu, sulh protokolünün duruşmada okunarak tutanağa geçirildiği ve tutanağın taraflarca imzalandığı, şekli koşulları yerine getirilerek 25.02.2022 tarihli sulh sözleşmesi gereğince konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, sulh protokol hükümlerine göre her iki taraf lehine yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilmediğine dair aşağıdaki kararı vermek gerekmiştir. HÜKÜM; Gerekçesi ve ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere; 1-Taraflarca imzalanan 25.02.2022 tarihli sulh sözleşmesi gereğince KONUSUZ KALAN DAVA HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Harçlar yasası gereğince alınması gereken 615,40.-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 956,34.-TL harcın mahsubu ile fazla alınan 340,94.-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, 3-Taraflarca vekalet ücreti talep olunmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA, 4-Sulh protokol hükümlerine göre her iki taraf lehine yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilmediğine YER OLMADIĞINA, 5-6325 Sayılı Kanun 18/A-13 maddesi uyarınca 1.320,00.-TL zorunlu arabuluculuk hizmeti giderinin 660 TL'nin davacıdan kalan 660 TL'nin ise davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 6-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara İADESİNE, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ... açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.02/07/2025 Başkan ... e-imza Üye ... e-imza Üye ... e-imza Katip ... e-imza