İlk Derece Mahkemesi · Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/397 E. 2024/1173 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/397
- Karar No
- 2024/1173
- Karar Tarihi
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/ KARAR NO :2024/ BAŞKAN :... ... ÜYE :... ... ÜYE :... ... KATİP :... ... DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVA : Tespit DAVA TARİHİ : 25/04/2024 KARAR TARİHİ : 13/11/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı vekili, davalı başvurucu ... (Eski ünvanıyla ...) tarafından müvekkil şirkete karşı ... 1. Genel İcra Müdürlüğü 2023/... E. Sayılı dosyaya ilişkin itirazın iptali talebiyle dava şartı arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu, dosya arabulucusu ... tarafından taraflarına ulaşılması akabinde işbu başvuru hakkında bilgi sahibi olunduğunu, ilk toplantının 15/11/2023 tarihinde gerçekleştirildiğini, başvurucu vekili ile görüşmenin sonu beklenmek üzere toplantının ertelendiğini, bu noktada, ikinci bir toplantı için gün verilmeksizin " siz süreçte aranızda konuşun anlaşın" denilerek süreç sürüncemede bırakıldığını, arabulucu ile Av.... kullanımında bulunan ... numaralı hattan ... görüşmeleri yapıldığını, 19 Aralık 2023 tarihine kadar arabulucu ile ... üzerinden tutanak ve toplantı tarihine dair yazışmalar yapılmış ancak sonuç elde edilemediğini, 21 Aralık da arabulucu tutanaklara dair dönüş yapacağını ifade etmiş ise de bu hususta da dönüş yapılmadığını, akabinde 21 Aralık tarihinde taraflarından vekaletname talep edilmesi üzerine 26 Aralık tarihinde yine ... üzerinden vekaletname evrakı scan olarak paylaşıldığını, ilk toplantı akabinde her ne kadar taraflarınca defalarca dosya arabulucusuna mesaj ve telefon ile ulaşılmaya çalışılmışsa da bu aramalarımıza dönüş alınamadığını, hal böyleyken arabulucu geriye dönük 4 Aralık 2023 tarihinde toplantı yapılarak arabuluculuk süreci sonlandırılmış ve atfi olarak da imzadan imtina edildiği hususunda bilgi yazdığını, bu nedenle 4 Aralık 2023 tarihli arabuluculuk tutanağı mevzuata ve etik kurallara aykırı olmakla hükümsüz olduğunu belirterek 04/12/2023 tarihli arabuluculuk son tutanağının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava şartı arabuluculuk dosyası kapsamında taraflar arasında ilk toplantı düzenlenmiş ve taraflarca anlaşıp anlaşmama durumunun müvekkiller ile görüşme sağlanmasına binaen ikinci toplantıda netleştirilmesi hususunda anlaşıldığını, ancak karşı taraf ... üzerinden arama gerçekleştirerek taraflarına ulaştığını, anlaşılamayacağını belirten bir konuşma gerçekleştirildiğini, bu konuda arabulucuya bilgi verildiğini, iddiaların gerçeği yansıtmadığını, davacı taraf ile hem taraflarınca hem de arabulucu tarafından iletişim kurulmaya çalışıldığını, başvuru tarihi üzerinden 6 hafta geçmesine rağmen davacı tarafa bir türlü ulaşılamadığını, 11/01/2024 tarihinde tutanaklar konusunda arabulucu, tutanakları karşı taraf gönderdiğini ve imzalamalarını beklediğini belirttiğini, 30/01/2024 tarihine kadar karşı tarafın imzalamaması üzerine arabulucu gerekli bildirimlerde bulunmuş ve imzadan imtina edildi şeklinde tutanak düzenlemek durumunda kaldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME VE GEREKÇE Dava, 04/12/2023 tarihli arabuluculuk son tutanağının geçersiz olup olmadığının tespiti istemine ilişkin olduğuna ilişkin tespit davasıdır.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18. maddesinin 5. fıkrasına “Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması halinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz.” şeklinde düzenleme mevcut olup, ilgili maddenin gerekçesinde arabuluculuk faaliyetinin niteliği gereği, anlaşmaya varılması hâlinde de sıkı kurallar konulmadığı, anlaşmanın kapsamı ve şeklinin, taraflarca serbestçe kararlaştırılabileceği düzenlenmiştir.Arabuluculuğa ilişkin düzenlemelerin temel gerekçesini, daha az masrafla ve daha kısa zamanda uyuşmazlıkların çözüme kavuşturulması, başka uyuşmazlıkların doğması engellenerek uyuşmazlıkların temelden çözümlenmek suretiyle sosyal barışa katkı sağlanması şeklinde özetlemek mümkündür. Bu genel gerekçeden hareketle arabuluculuk faaliyeti sonucunda anlaşmaya varılması hâlinde, uyuşmazlığın tarafların iradeleriyle çözüme kavuşturulduğu kabul edilmiş ve artık mahkemelere bu uyuşmazlığın tekrar yansıtılmaması amaçlanmıştır. Bunun sonucunda da, uyuşmazlıkların temelden çözümlenerek tarafların barışması, aynı konuların mahkeme önüne tekrar getirilmemesi sağlanmış olacaktır. Dava açma yasağının kabul edilmesinin ikinci gerekçesi, anlaşmanın taraflar açısından bağlayıcı olması noktasında bulunabilir. Kural olarak, arabuluculuk faaliyeti sonunda yapılan anlaşmanın taraflar için bağlayıcı olması sebebiyle (anlaşmanın iptali veya geçersizliğine sebep olabilecek ya da anlaşmanın sahteliği ve benzer hâllere ilişkin davalar dışında) konusu, tarafı ve sebebi aynı olan bir uyuşmazlık hakkında artık dava açılamayacağı belirtilmiştir. Bu anlamda dava açma yasağının bir diğer gerekçesi ise tarafların kendi iradeleriyle buldukları çözümün ve yaptıkları anlaşmanın bağlayıcı olması sebebiyle artık aynı konuda bir uyuşmazlığın doğmayacağıdır. Hatta bu bağlayıcılığı bir anlamda sağlamak amacıyla mahkemeden icra edilebilirlik şerhi alınmak suretiyle ilâmların icrasına ilişkin hükümlere tâbi olması ya da şartları varsa doğrudan bu anlaşma belgesinin ilâm niteliğinde belge kabul edilmesi söz konusu olmuştur (HUAK m. 18). Böylece, daha önceden yaşanan uyuşmazlık için veya çözüm anlaşmasının ifası için tarafların dava açmasına da gerek kalmamaktadır.Dava açma yasağının istisnaları bulunmaktadır. Anlaşma belgesinde yer alan anlaşılan hususlarda dava açılmasının mümkün olduğu hâller mevcuttur. Örneğin, irade fesadı hâlleri (Bunlardan ilki anlaşma belgesine karşı ileri sürülebilecek irade fesadı hâlleridir, bu durumda anlaşmaya varılan hususlarla ilgili olarak bu sözleşmenin iptali Türk Borçlar Kanunu (m. 30 vd., m. 39) hükümleri çerçevesinde talep edilerek dava açılabilir. Elbette anlaşma belgesinin ehliyetsizlik, emredici hukuk kurallarına, kamu düzenine, ahlaka, kişilik haklarına ve şekle aykırılık gibi sebeplerle mutlak butlanla sakatlanması da düşünülebilir. Böyle bir durumda butlanın tespiti mahkemeden istenebilir. Bu anlamda, Türk Borçlar Kanunu’nun 27. maddesindeki kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmelerin kesin hükümsüzlüğüne dayanılabilir. Aşırı yararlanmanın koşulları varsa bu konuda da mahkemede dava açılabilir TBK m. 28), anlaşma belgesinin sahte olması, anlaşmanın geçersizliği, anlaşma hükümlerinin yorumlanmasına ihtiyaç bulunması, icra edilebilir bir anlaşma bulunmaması gibi durumlarda dava açılması ve bu hususların mahkemece incelenip karara bağlanması mümkün olduğu kabul edilmiştir.Arabuluculuk sözleşmesi Türk Borçlar Kanununa tabi bir sözleşme olup, ilam niteliğine dönüşse bile geçersizliği her zaman dava konusu edilebilir. Somut olayda; arabuluculuğa yönelik 04/12/2023 tarihli arabuluculuk son tutanağında, "karşı tarafa yapılan tüm araştırmalara rağmen telefon, mail, internet üzerinden ulaşılamamıştır" şeklinde bir ifadeye yer verilerek arabuluculuktan sonuç alınamadığı belirtilmiş olduğunun görüldüğü, davacı tarafa usulüne uygun olarak arabuluculuk toplantı davetinin yapılmadığı ileri sürülerek arabuluculuk son tutanağının hükümsüz olduğunun tespiti istenmiştir.Konuya ilişkin ... 9. Hukuk Dairesi'nin 26/04/2022 tarihli ve 2022/ Esas, 2022/ Karar sayılı BAM Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemine Dair emsal içtihadında da değinildiği üzere; arabulucunun taraflara ulaşma ve toplantıya davet etme sorumluluğunu usulünce yerine getirmeden arabuluculuk faaliyetini sonlandırması hâlinde dahi öngörülen arabuluculuk dava şartının gerçekleşmiş sayılacağı kabul edilmelidir. Zira, taraflara ulaşmak ve tarafları toplantıya davet etmek arabulucunun sorumluluğunda olduğundan, arabulucu tarafından davalı tarafın usulünce toplantıya davet edilmediği somut uyuşmazlıkta davalıya yükletilebilecek bir kusurun varlığından söz edilemeyecektir. Zira, davacı dava açmadan önce, kanun hükmüne uygun olarak arabulucuya başvurmuş ve sürecin sonlanmasını beklemek suretiyle yükümlülüğünü yerine getirmiştir. Bu nedenle, arabulucunun taraflara ulaşma ve toplantıya davet etme sorumluluğunu usulünce yerine getirmeden arabuluculuk sürecini sonlandırması ihtimalinde "arabulucuya başvurulmuş olma" dava şartının gerçekleşmediğinin söylenemeyeceği kabul edilmiştir. Aksi yöndeki bir kabulün, hak arama özgürlüğünü aşırı derecede zorlaştıracağı açıktır. Nitekim ... Mahkemesi de dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin kanuni düzenlemenin iptali istemiyle açılan davaya ilişkin 11/07/2018 tarihli ve 2017/ Esas, 2018/ Karar sayılı kararında, düzenlemenin hak arama hürriyeti ve bu kapsamda mahkemeye erişim hakkına getirilen bir sınırlama niteliğinde olduğu kabul edilmiş, ancak "Arabuluculuğa başvuru zorunluluğunun, kişilerin hak aramalarını imkânsız hâle getiren veya aşırı derecede zorlaştıran etkisiz ve sonuçsuz bir sürece neden olmadıkça hak arama hürriyetinin özüne dokunduğu söylenemez" şeklindeki gerekçeyle bir çeşit sınırlama getirmiştir. (..., 2017/ E. 2018/ K. ) O halde yapılan bu açıklamalar ve yukarıda anılan kararlar ışığında, arabuluculuğa başvuru zorunluluğunun davalı tarafça yerine getirildiği, davacı tarafın usulünce toplantıya davet edilmemesine rağmen arabuluculuk son tutanağının düzenlenmiş olması başlı başına arabuluculuk son tutanağının hükümsüzlüğünü doğurmayacağı sonucuna varılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gerekli 427,60.-TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, kalan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 30.000,00.-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yatırılan gider avansı bakiyesinin karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya İADESİNE, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzünde, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.13/11/2024 Başkan ... e-imza Üye ... e-imza Üye ... e-imza Katip ... e-imza