İlk Derece Mahkemesi · Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/602 E. 2025/526 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/602
- Karar No
- 2025/526
- Karar Tarihi
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2023/ KARAR NO : 2025/ BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/06/2023 KARAR TARİHİ : 30/04/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/05/2025 Mahkememizde görülmekte olan menfi tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili hakkında 350.000,00 USD bedelli bir senede dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlattığını, ancak takibin haksız olduğunu, 63 yaşında olan müvekkilinin yıllarca başta kalp olmak üzere birçok sağlık sorunu yaşadığını, okuma yazma anlamında kendini ancak ifade edebilen, işsiz bir ev hanımı olduğunu, ömrü boyunca hiç kimse ile hiçbir hukuki ve ticari ilişkisi olmadığını, davalıyı da tanımadığını ve hiç görmediğini, taraflar arasında hiçbir hukuki ve ticari ilişki olmadığını, yine dava konusu senede ve icra takibine ilişkin olarak taraflar arasında icra hukuk mahkemesinde görülen davada davalının cevap dilekçesi ile taraflar arasında 13/04/2018 tarihli protokol olduğu belirtilmişse de ortada böyle bir protokol olmadığı gibi 350.000,00 USD’lik bir miktarı müvekkilinin hiç tanımadığı davalıya elden teslim etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, hiçbir şekilde senedin içeriği ve imzasını kabul etmemekle beraber, bir an için senedin sahtelikle oluşturulmadığı, imzanın müvekkilinin eli ürünü olduğu düşünülse dahi, senet ve içeriği incelendiğinde 2018 keşide 2019 vade tarihli senet üzerinde 2023 tarihli damga pulu olduğunun görüleceğini, bunun senedin keşide tarihinde düzenlenmediğinin, sahte olarak oluşturulduğunun kanıtı olduğunu, öte yandan ilk bakışta çıplak gözle ve basit bir gözlemle dahi senetteki imzanın müvekkili eli ürünü olmadığının anlaşılacağını ileri sürerek müvekkilinin takip konusu senet nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, takibin ve senedin iptaline, davalı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı vekili müvekkilinin yurtdışında yaşamakta olduğunu, senet altındaki imzası açıkça kendisine ait olmasına rağmen davacı tarafça kötüniyetli bir şekilde imzaya itiraz edildiğini, senedin bizzat davacı tarafından düzenlendiğini ve taraflar arasındaki protokole istinaden müvekkiline verildiğini, protokol ve senet tanzimi esnasında iki adet de tanık yanlarında bulunmuş olup bu tanıkların huzurunda imzalar atıldığını, protokol hükümleri uyarınca; davacı, tarafı olduğu bir dava sonucunda kendi adına tescil edilecek taşınmazları müvekkiline satacağını belirtmiş olup, taşınmazların bedeli için de müvekkili tarafından davacıya elden 350.000,00 USD ödeme yapıldığını, müvekkilinin davacı tarafa yapmış olduğu ödemeler için davacı tarafça dava konusu senedin düzenlendiğini, akabinde protokolde belirtilen taşınmazlar müvekkili adına tapuda tescil edilmediğinden ve müvekkilinin elden davacı tarafa ödemiş olduğu 350.000,00 USD de geri ödenmediğinden, müvekkili tarafından dava konusu senede dayalı olarak kambiyo takibi başlatıldığını, müvekkili ... ... Eyaleti içerisinde ikamet etmekte olan bir iş adamı olup, senet bedelinin müvekkilinin yıllık kazancı dahi olmadığını, davacının elindeki rahatsızlık ve geçirdiği ameliyat nedeniyle imza incelemesinde yalnızca ameliyat öncesindeki imzalarının dikkate alınması gerektiğini savunarak davanın reddini ve davacı aleyhine tazminata hükmedilmesini istemiştir. DELİLLER: Keşidecisi davacı, lehtarı davalı olan, 13/04/2018 keşide 15/04/2019 vade tarihli 350.000,00 USD bedelli nakden kayıtlı senet, protokol aslı, istiktap tutanağı, bilirkişi incelemesi, tanık ve her türlü hukuki delil. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, icra takibine konu edilen bonodan dolayı boçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.Davacı, davalının lehtarı olduğu dava konusu bonodaki davacıya atfen atılı imzanın dahte olduğu, davalı ile arasında herhangi bir akdi ilişkinin para alış verişinin bulunmadığını iddia ederek bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitini istemişi, davalı ise, davacının maliki olduğu taşınmazların satışı konusunda anlaşmaya varıldığını, bu bağlamda düzenlenen protokol kapsamında taşınmazların bedeli için davacıya elden 350.000,00 USD ödeme yapıldığını, bu ödeme için dava konusu bononun düzenlendiğini, ancak taşınmazların resmi satış işlemlerinin gerçekleşmediğini, bu nedenle davacıya yapılan ödeme karşılığı alınan bononun takibe konu edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.Dava konusu, 13.04.2018 tarihli ve 15.04.2019 vade tarihli 350.000 USD bedelli bononun keşidecisi davacı ..., lehtarı ... olduğu, davalı tarafça bononun icra takibine konu edildiği, davacı borçlunun talebi üzerine, mahkememiz 17.11.2023 tarihli ara kararıyla teminatsız icra takibinin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.Her iki tarafça imzalı 13.04.2018 tarihli "Protokol" başlıklı belgede gösterilen ve davacıya ait olduğu belirtilen taşınmazların davalıya satışının vaadedildiği, karşılığında 350.000 USD elden peşin olarak alındığı, sözleşmeden cayma veya tapuda devir yapılmaması durumuna karşılık 350.000 USD bedelli bononun alındığı belirtilmiştir. Dava konusu bonodaki keşideci imzasının davacının eli ürünü olup olmadığı hususunda, davacının imza örnekleri, noterde düzenlenmiş vekaletname, azilname, protokol ile bonodaki imzanın birlikte incelenmesi sonucunda, dava konusu bonodaki ve protokoldeki imzanın davacının eli ürünü olduğu dosyada alınan denetime ve hükme elverişli grafoloji heyet raporu ile sabit olduğu gibi, bonodaki imzanın sahteliği hususunda ... 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2022/... E. Sayılı dosyasında imzaya itiraz davasında alınan Adli Tıp Kurumu raporunda da, dava konusu bonodaki imzanın davacıya ait olduğunun tespit edildiği, dava konusu bononun herhangi bir akdi temel ilişkiye dayalı olmadığı, davalının iddia ettiği gibi taşınmaz satış vaadi karşılığı yapılan ödemenin teminatı olarak düzenlenmediği şeklindeki iddianın yazılı delille kanıtlanamadığı, davacı tarafça açıkça yemin deliline dayanılmadığı gözetildiğinde, davacının ispat edilemeyen davasının reddine karar vermek gerekmiş, davalı alacaklının alacağına geç kavuşmasına yönelik olarak aleyhine verilmiş ve infaz edilmiş bir tedbir kararı bulunduğundan davalı alacaklı lehine kötü niyet tazminatına hükmedildiğine dair aşağıdaki karar tesis edilmiştir. HÜKÜM; Gerekçesi ve ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Koşulları oluştuğundan davalı alacaklı lehine dava konusu edilen alacağın %20’si oranında hesaplanan 945.782,00.-TL kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 3-Harçlar yasası gereğince alınması gereken 615,40.-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 80.758,00.-TL harcın mahsubu ile fazla alınan 80.142,60.-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa İADESİNE, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 5-6325 Sayılı Kanun 18/A-12-13 maddeleri uyarınca 1.320,00.-TL zorunlu arabuluculuk hizmeti giderinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, bu hususta harç tahsil tezkeresi düzenlenmesine, 6-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T hükümleri uyarınca hesaplanan 512.445,50.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 7-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK md. 333 uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara İADESİNE, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ... açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/04/2025 Başkan ... e-imza Üye ... e-imza Üye ... e-imza Katip ... e-imza