İlk Derece Mahkemesi · Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/465 E. 2024/987 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/465
Karar No
2024/987
Karar Tarihi

TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2023/ KARAR NO : 2024/ HAKİM : KATİP : DAVACI :... VEKİLİ :Av. DAVALI : ... VEKİLİ :Av. DAVA : Ticari Ünvanın Korunması DAVA TARİHİ : 02/11/2022 KARAR TARİHİ : 10/10/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Ünvanın Korunması davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA; davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkil şirketi ..., ... ve ... tarafından, 25/06/2013 yılında ... Çelik Makina İnşaat Pazarlama San. Ve Tic. Ltd. Şti. unvanı ile kurulmuş olduklarını, 25/06/2013 tarih ve sayılı Ticaret Sicil Gazetesi ile müvekkil şirketin ana sözleşmesi belirlenmiş olup; işbu sözleşmenin "Şirketin İdaresi" başlıklı ve 8 numaralı maddesi ile şirket kurucularından ... 5 yıl süre ile şirket müdürü olarak seçildiğini, müvekkili firma; her türlü çelik yapı, inşaat, makina işleri ve teçhizatların alım satım, ithalat ve ihracatı ve bunların toptan ve perakende olarak pazarlanması konularında Türkiye çapında yetkili olduğunu, davalı şirketin kurucusu ..., müvekkili şirketin hali hazırda ortağı olduğu ve müdürlüğünü yaptığı 10/10/2016 yılında, haksız rekabete sebep olacak ticaret unvanı benzerliğinde "... Makina Çelik Yapılar İnşaat San. Ve Tic. Ltd. Şti"yi kurmuş; 03/03/2021 yılında ise söz konusu şirketi kızı ...'e devretmiş olduğunu, ekte sunulan 10/10/2016 Tarih, Sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde açıkça görüleceği üzere; davalı şirketin ticaret unvanında olduğu gibi çalışma alanları , müvekkil şirketin çalışma alanları ile iltibas yaratacak düzeyde benzerlik taşıdığını, her türlü makina, çelik yapı ve inşaat işlerinin yapıldığı iki şirketin ana sözleşmesi ile de tescil edildiği gözükmekle birlikte davalı şirket müvekkili şirketin Türkiye çapındaki marka değeri haline gelmiş tanınırlığı ve güvenirliğinden yararlanarak yeni çalışma alanlarında da günümüzde faaliyet göstermeye devam ettiğini, ticaret unvanının yarattığı benzerliğin yanı sıra, çalışma alanlarının eş derecede benzerliği de büyük ölçüde iltibasa neden olduğunu, davalı şirketin, müvekkili şirketin 25/06/2013 tarihinde tescil edilerek kurulduğu adres olan "... .../..." konumunda tescil edilerek kurulmuş olmasının bile başı başına usulsüzce hareket edildiğine kanıt niteliğinde olduğunu, davalı şirkete karşı haricen yapılan araştırmalar neticesinde edinilen adrese gidildiğinde, ekte sunulan fotoğraf ve video da açıkça görüleceği üzere davalı firma müvekkili şirkete ait ticaret unvanını aktif olarak kullanmaya devam ettiğini, yukarıda açıkça izah edilen sebeplerle, davalı şirketin kullandığı "... ÇELİK MAKİNA" ibaresinin müvekkili şirketin tescilli ticaret ünvanına aynen benzediğinden bu durumun haksız rekabet nedeniyle müvekkili şirketin ticaret ünvanına tecavüz oluşturduğunu, bu sebeple TTK Madde 56/c uyarınca müvekkili şirkete karşı haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasına,müvekkil şirket aleyhine tespit edilen tescili ünvanının kullanıldığı ürün, reklam ve malzemelerinin toplatılmasına ihtiyati tedbir talebiyle karar verilmesi talep ettiklerini, anılan tüm bu sebeplerle; davalının, müvekkili şirketin ticaret unvanına tecavüzü sonucu olarak ortaya çıkan maddi durumun ortadan kaldırılmasına karşı olan dava hakkının saklı kalmak kaydı ile, öncelikle ihtiyati tedbir talebinin ve davanın kabulü ile, TTK Mad.52 doğrultusunda, davalı ... Makina Çelik Yapılar İnşaat San. Ve Tic. Ltd. Şti'nin ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde kullanması sebebiyle, işbu ticaret unvanının hak sahibi olan müvekkil şirket ... Çelik Makina İnşaat Pazarlama San. Ve Tic. Ltd. Şti. olduğunun tespitine, davalı ... Makina Çelik Yapılar İnşaat San. Ve Tic. Ltd. Şti'nin işbu ticaret unvanını kullanmasının yasaklanmasına, haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmesi sebebiyşe kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesine veya silinmesine, TTK Madde 56/c uyarınca müvekkili şirkete karşı haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasına,müvekkil şirket aleyhine tespit edilen tescili ünvanının kullanıldığı ürün, reklam ve malzemelerinin toplatılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle dava dilekçesindeki iddialara, taleplere ve aleyhe tüm hususlara itiraz ettiklerini, davacının ticaret unvanlarının aynı veya karıştırılma ihtimali oluşturacak kadar benzer olması iddiası ile taleplerini dile getirdiğini, unvanların aynı olmadığını, davacının unvanında geçen ''Pazarlama'' müvekkili şirketin ticaret unvanında bulunmadığını, ek olarak taraflarının unvanında "Yapılar" geçmekte iken davacı şirketin unvanında bulunmadığını, ayrıca karıştırılma ihtimalini doğuracak herhangi bir unsurun da bulunmadığını, nitekim karıştırılma ihtimalinin tespiti esasen müşterilerin gözünden değerlendirme gereken bir mefhum olmasına rağmen, davacının dava dilekçesinde işbu ilgili iddiayı destekleyecek bir delil sunamadığını, davacı şirket ile müvekkili davalı şirketin müşterilerinin aynı olmadığı gibi müşteriler arasında da hiçbir ilişkinin de mevcut olmadığını, müvekkili şirket ile davacı şirketin faaliyet alanlarının da farklı olduğunu, davacı şirketin çelik konstrüksiyon alanında faaliyet göstermekte iken müvekkili şirketin ise her türlü sanayi ve iş makineleri, cihazları ile bunlara ait yedek parçaları, teçhizat ve ekipmanlarının alımını, satımını, pazarlamasını, ithalatını, ihracatını ve dahili ticaretini yapmak, sanayide kullanılan alüminyum, ahşap, pvc işleme makineleri, kesici ve delici makinelerin imalatını yapmak alanında faaliyet gösterdiğini, davacının, müşterilerin aynı olduğu iddiası soyut olarak hiçbir anlam ifade etmediğini, işbu mesnetsiz ve soyut iddianın reddi gerektiğini, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte mahkemenin aynılık veya karıştırma ihtimalinin varlığına dönük kanaati var ise; müvekkili şirketin 30.09.2016 tarihinde de ticaret sicili gazetesinde tescil edildiği ilan olunduğunu, ilgili kurulum aşamasından davacı şirket yetkililerinin haberi bulunduğunu, zaten ticaret unvanının aynısı veya benzeri sicilde tescil edilmiş ise ticaret sicilinin aleniliği ilkesi gereği tescilin ilan edildiği andan itibaren hakkı ihlal edilen tarafından öğrenilmiş kabul edildiğini, ilgili mesnetsiz haksız rekabet iddiası için zaman aşımının her halde 3 yıl olduğunu, 30.09.2019 tarihinden itibaren ilgili iddianın ileri sürülemeyeceğini, dava dilekçesinin 02.11.2022 tarihinde sunulduğu için zamanaşımı gereği ilgili iddianın sırf bu sebeple dahi reddi gerektiğini, yine zamanaşımı açısından değerlendirilmesi gereken bir diğer hususunda ... Çelik Yapı Makina İnşaat Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti' nin olağanüstü genel kurulundan alınan kararlarda 7 nolu karara bakıldığında görüleceğini, davacı şirket ve ortaklarının, davalı şirketin kurulmasından haberdar olduklarını, söz konusu kararların 10.07.2019 tarihinde alındığını, 3 yıllık zamanaşımı süresinin bu bakış açısıyla da değerlendirildiğinde geçtiğini, müvekkili şirketin kurulmasından bu yana yaklaşık 7 yıl geçtiğini, 7 sene ticari hayat için ziyadesiyle büyük bir süre olduğunu, gerek davacı şirket yetkililerinin birinin oğlu olan müvekkili şirket yetkilisi ile yakın ilişkileri gereği, gerekse ticaret sicilinin aleniliği gereği davacı şirketin davalı şirketin kuruluşundan ve işleyişinden haberdar olduklarını, davacı şirketin ilgili 7 yıllık süre zarfında sessiz kaldığını, davacı şirketin işbu sürede izlediği yol ve sergilediği tavrın sessiz kalma fiilini ispatlar nitelikte olduğunu, işbu sürede davalı şirketin sözde fiiline rıza göstermediğini ispata yarar herhangi bir fiili olmadığını, sessizliğine gerekçe olarak herhangi bir mücbir sebebin varlığını veya objektif imkansızlığın varlığını ispatlamadığını, ezcümle ilgili 7 yıllık süre zarfında sessizliğinin nedenini bir mücbir sebep veya objektif imkansızlık ile delillendirmeden, sessizliğini bozan herhangi bir razı olmama belirtisi göstermeden dilekçedeki iddiaları ileri sürüp taleplerini dile getirmenin kendisinin yarattığı güven nedeni ile çelişkili davranma (Venire contra factum proprium) ilkesi uyarınca TMK m.2 maddesi ile düzenlenen hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiğini, ilgili hakkın kötüye kullanılması taleplerinin reddi gerektiğini, davacı şirketin 2013 yılında kurulduğunu, muhtelif nedenlerden mütevellit 2018 yılında vergi dairesinden bloke geliştiğini, bu durum üzerine 2018 yılında davacı şirket çalışanlarının çoğunun iş akitleri feshedildiğini, 2018 yılında davacı şirket çalışmalarına genel itibar ile son verdiğini, ticaret unvanının unvan sahibi işletme tarafından kullanılması işlevini ifa edebilmesi için gerektiğini, işlev itibari ile ticari işlerde tanınırlık, kimlik, ayırt edilebilirliğe yarayan unvanın işlevinin doğması için kullanılması gerektiğini, davacıların ilgili ünvanı kullanmadığını, ticaret yapmamak suretiyle unvanını kullanmayan davacının, buna rağmen sözde ticari itibardan aynen şu şekilde bahsettiğini, "...müvekkil şirketin Türkiye çapındaki marka değeri haline gelmiş tanınırlığı ve güvenilirliğinden yararlanarak..." lakin bahsedildiği üzere davacı şirketin ticaret yapmadığını, ayrıca davacı şirketin 04.11.2021 tarihinde nakil halinde terk, 25.04.2022 tarihinde de re'sen terk ettiğini, bir zarardan bahsedilmesi için ticaret yapılması gerekliliğinin izahtan azade olduğunu, haksız rekabetten dolayı zarar iddiasında bulunmak için de zararın ispat edilmesi gerektiğini, ilgili zararın ispatı için dosyaya delil sunmayan davacının kötü niyetli mesnetsiz taleplerinin reddi gerektiğini, davacı şirketin, müvekkili şirketin tescil edilerek kurulduğu adresin davacı şirketin kurulduğu adresle aynı olduğunu ve bunun usulsüzce hareket edildiğine kanıt niteliğinde olduğunu iddia ettiğini, ancak; davacı şirketin iddialarının aksine ilgili ticaret sicil gazetelerine bakıldığında kuruluş adreslerinin aynı olmadığının görüleceğini, kabul etmemek ve kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için söz konusu adresin aynı olduğu düşünülecek olsa dahi bu durumun usulsüzce hareket edildiğini değil aksine durumun davacı şirket ortakları tarafından bilindiğini ve şirketin kurulmasından itibaren geçen 7 yıl boyunca sessiz kalınarak durumun kabul edildiğini gösterdiğini, ayrıca müvekkili şirket tarafından ... Kurumuna 04.12.2018 yılında "..." ismi için marka başvurusunda bulunulduğunu, 30.05.2019 tarihinde başvuru tescil edildiğini ve müvekkili namına marka hakkı tahsis edildiğini, bilindiği üzere marka hakkının sahibi olan kişiye markayı kullanmada, markadan yararlanmada, marka üzerinde tasarrufta bulunmada, markadan ekonomik ve kişisel menfaat sağlamada inhisari haklar ve yetkiler tanıdığını, öncelikle davacının ticaret unvanlarının aynılığı veya karıştırma ihtimali doğuracak kadar benzerliği iddiası gerçeğe uymadığını, taraflarının unvanı ile davacı şirketin unvanı aynı olmamakla birlikte karıştırma ihtimali oluşacak kadar benzer de olmadıklarını, eğer mahkeme aksi kanaatte ise kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının talebi zamanaşımına uğradığını, davacının, müvekkili şirketten 7 senedir haberdar olmasına rağmen sessiz kalması ile davacının talepleri hakkın kötüye kullanılmasının teşkil ettiğini, ticaret yapmayarak ticari unvanını kullanmamasına rağmen ticari itibardan bahsetmesinin de mesnetsiz iddialarının ve taleplerinin zemininin boş olduğunu gösterdiğini, işbu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, arz ve izah edilen ve mahkemece re'sen gözden geçirilecek nedenlerden dolayı; davanın reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, ticaret ünvanının haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti, meni ve ticaret ünvanının terkini istemine ilişkindir.Davacı tarafça, davalı şirketin kullandığı "... Makina Çelik" ibaresinin davacı şirketin tescilli ticaret ünvanına aynen benzediğinden, bu durumun haksız rekabet nedeniyle müvekkili şirketin ticaret ünvanına tecavüz oluşturduğunu, TTK. 52 madde doğrultusunda, davalı ... Makina Çelik Yapılar İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti'nin ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde kullanması sebebiyle, işbu ticaret unvanının hak sahibi olan davacı şirket ... Çelik Makina İnşaat Pazarlama San. ve Tic. Ltd. Şti. olduğunun tespitine, davalının işbu ticaret unvanını kullanmasının yasaklanmasına, haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmesi sebebiyle kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesine veya silinmesine, karar verilmesi talep ve dava etmiştir.Mahkememizce, taraf şirketlere ait ticaret sicil ayıtlarının celp edildiği görülmüştür. Mahkememizce, dava dosyası ve celp edilen deliller kapsamında dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişilerin 17/09/2024 tarihli raporu dosyaya ibraz ettiği görülmüştür.17/09/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacı şirket tarafından “... Çelik Yapı Makina İnşaat Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi” ticaret unvanının 19.06.2013 tarihinden bu yana, davalı şirket tarafından ise “... Makina Çelik Yapılar İnşaat Sanayi Ticaret Limited Şirketi” ticaret unvanının 27.09.2016 tarihinden bu yana davacı ile aynı iş kolunda ve aynı bölgede davacının ticaret unvanı ile karıştırılma ihtimali yaratacak şekilde kullanıldığı, davalı tarafın 2021-2022-2023 yıllarına ait ticari defter bilgileri ve ilgili yılların mizan bilgilerine göre davacı taraf ile davalı taraf arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, ancak davacı şirket tarafından ticari defterlerinin ibraz edilmemesi nedeniyle davalı taraf ile davacı taraf müşterilerinin aynı olup olmadığı hususunun tespit edilemediği, davalı şirketin “sessiz kalma yolu ile hak kaybı” savunması bakımından iyi niyetli olup olmadığının ve davalı şirketin eyleminin aynı zamanda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 54 vd. hükümleri uyarınca haksız rekabet teşkil edip etmediği yönünden varılacak kanaat açısından ihtilaf konusu ticaret unvanını ticari dürüstlük kuralına aykırı olarak kullanılıp kullanmadığının nihai ve vicdani takdirinin dosyada mevcut deliller çerçevesinde Mahkemenin takdirinde olduğu yönünde rapor tanzim edildiği görülmüştür.Tüm dosya kapsamına göre yapılan yargılama sonucunda, somut olayda uyuşmazlık davacı şirketin ticaret unvanına tecavüzün bulunup bulunmadığı ve davalının ünvanındaki "... MakinaÇelik " ibaresinin terkini gerekip gerekmediği ,davacının uzun süreli sessiz kalma nedeniyle dava açma hakkı bulunup bulunmadığı noktasındadır.Ticaret unvanının korunması 6102 Sayılı TTK'nın 52 vd maddelerinde düzenlenmiş olup ticaret unvanı, bu hali ile kendine has özel koruma tedbirlerine tabi tutulmuştur. Bu türden açılan davalarda ... 11.Hukuk Dairesi’nin yerleşik uygulaması gereğince, terkini talep edilen şirkete ait ticaret unvanının ayrıca ek alıp almadığı, tacirlerin iştigal sahalarının benzer olup olmadığı,unvanların genel görünüm itibari ile benzer olup olmadıkları ve bu benzerliklerin üçüncü kişiler açısından karışıklığa neden olup olmayacağı hususları incelenip değerlendirilmektedir.Öte yandan bir başka tacire ait ticaret unvanının terkinini talep eden tarafın davasını belirli ve makul bir süre içinde açması gerekir. Ticaret unvanları tescil ve ilana tabi bulunduğundan makul sürenin hesabında bunun da nazara alınması icap eder. Makul sürenin geçirilmesi halinde sessiz kalma nedeni ile hak kaybı oluşur. Uzun süreli sessiz kalma suretiyle hak kaybı, TTK’da düzenlenmiş değildir. Bu durum ... 11. Hukuk Dairesi'nin uygulaması ile hukukumuza yerleşmiş olup, yasal dayanağı da TMK’nin 2. maddesidir. Sessiz kalma yolu ile hak kaybının oluşması için öncelik hakkı sahibinin kullanımdan haberdar olması gerekmekte ise de sessiz kalmanın kaç yıl sonra hak kaybına yol açacağı ile ilgili kesin bir süre vermek mümkün değildir. Burada önemli olan öncelik hakkı sahibinin sonraki kullanıma bir süre katlanmış olmasıdır. Bu itibarla bu sürenin belirlenmesinde somut olayın özelliklerinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Terkin talep eden tarafın, sessiz kalma ve göz yumma kast ve iradesi olmasa dahi geçen süre zarfında ticaret unvanının terkini talep olunan tacirin, yapmış olduğu belirli yatırımlarla müşteri çevresi oluşturması, işletmesini geliştirerek belirli kesimlerce tanınır hale getirmesi de mümkündür. Bu açıdan bakıldığında, davanın ihmal yolu ile de geç açılıp hak kaybına uğranması mümkün hale gelebilecektir.(... 11.HD , 03.04.2013 tarih, 2013/ E., 2013/ K. sayılı ilamı)Somut olayda,ticaret siciline davacı şirketin ticaret ünvanı 19.06.2013 tarihinde ,davalı şirketin ise 30.09.2016 tescil edilmiştir. Davacının öncelikli kullanım hakkına sahip olduğu "..." ibaresinin her iki şirketin ünvanının ayırt edici ek unsuru olduğu ,iştigal alanlarının benzer olduğu da anlaşılmaktadır. Ancak davacı; 02.11.2022 tarihinde, davacının davalının ünvanın tescilinden 6 yıl 1 ay geçtikten sonra eldeki davaya açmıştır. Aradan geçen zamanda sessiz kalarak kullanıma razı olduğu, ayrıca davalı şirketin, tescil tarihinde tek hissedarı ve müdürü olan ...'in, davacı şirketin kurucu ortaklarından ve 18.06.2018 tarihine kadar şirket müdürü olduğu, davalı şirketin varlığından haberdar olunduğu gibi, davalı tarafın 2021-2022-2023 yıllarına ait ticari defter bilgilerine göre taraflar arasında ticari ilişkilerin bulunduğu anlaşılmakla birlikte, ticaret sicili kayıtlarının herkese açık olduğu gözetildiğinde de dava açma hakkı olmadığı, iş bu davanın makul süre içinde açılmadığı anlaşılmakla, mahkememizce, davacının ticaret ünvanına yönelik tespit ve ticaret ünvanının terkini taleplerinin reddi gerektiği kanaatine varılmış, öte yandan davalının unvanı tescilli olup, tescilli unvanın sicilden terkin edilmesi anına kadar kullanılmasında usulsüzlük bulunmadığından, bu dönem için ünvana tecavüz ve haksız rekabetten bahsedilemeyeceği, bu nedenle davalının tescilli unvanını kullanması nedeniyle terkine kadar haksız rekabetin tespiti ile meni talepleri haklı değil ise de, esasen ticari ünvana tecavüz dışında başkaca bir haksız rekabet eylemi ileri sürülmediğinden aynı gerekçeyle Mahkememizce haksız rekabetin tesbiti ve meni ile haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhası, ürün, reklam ve malzemelerin toplatılmasına ilişkin isteminin reddi gerektiği kanaati hasıl olduğundan Mahkememizce aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM; Gerekçesi ve ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar yasası gereği alınması gereken 427,60-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90-TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT göre belirlenen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 5-Kesinleşme süreci tamamlanana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa İADESİNE, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde İstinaf Kanun Yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 10/10/2024 Katip e-imzalı Hakim e-imzalı

Atıf: Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/465, K. 2024/987, T. 10.10.2024, www.arakarar.com/karar/bursa-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-465-e-2024-987-k-5115b15897a8