İlk Derece Mahkemesi · Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/19 E. 2024/1189 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/19
Karar No
2024/1189
Karar Tarihi

TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO :2022/ KARAR NO :2024/ BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : ASIL ve BİRLEŞEN ... 1. AS.TİC.MAHK.2022/ ESAS SAYILI DOSYASINDA ASIL VE BİRLEŞEN DAVANIN DAVACISI : VEKİLİ :Av. ASIL VE BİRLEŞEN DAVANIN DAVALI : TASFİYE MEMURU : ASIL VE BİRLEŞEN DAVA : Menfi Tespit ASIL DAVADA DAVA TARİHİ : 06.01.2022 BİRLEŞEN DAVA TARİHİ :12.05.2022 KARAR TARİHİ : 20.11.2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27.11.2024 Mahkememizde görülmekte olan asıl ve birleşen menfi tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkili aleyhine bonoya dayalı olarak icra takibine girişildiğini, davaya ve takibe konu bono 10.03.2021 düzenleme tarihli, davalı ... emrine düzenlenen, 2.300.000 (ikimilyonüçyüzbin) TL bedelli, 16.06.2021 tediye tarihli ve borçlusu ..., kefili davacı ... olduğunu, bononun borçlu ... ile bono alacaklısı davalı ... tarafından nitelikli dolandırıcılık eyleminde birlikte hareket ederek müvekkilinden haksız tahsilat yapmak amacıyla bononun düzenlendiğini, müvekkili kandırarak ve zorla bono imzalatmaları nedeniyle haklarında soruşturma yürütüldüğünü, müvekkil ev hanımı olup bono alacaklısı ile arasında akdi ilişkinin bulunmadığını, davaya konu bononun asıl borçlu ...'in bononun düzenlenme tarihinde kısıtlı olduğunu, avalist koşullarının bulunmadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100.000,00.-TL davalıya borcunun olmadığının tespitine ve %20 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; menfi tespit davasının kısmi dava olarak açılmasının mümkün olmadığını, ispat yükünün davacıda olduğunu, kefalet hükümlerinin bonoya uygulanamayacağını, bononun düzenlenme tarihinde borçlunun kısıtlı olup olmadığının bilinemeyeceğini, müvekkilinin iyi niyetli olduğunu, bononun düzenlendiği tarihte borçlunun cezaevinden tahliye edildiğini, dolayısıyla kısıtlılık durumunun kendiliğinden kalktığını belirterek davanın reddine ve %20 tazminata karar verilmesini istemiştir.Buna göre, Türk Medenî Kanunu'nun 407’nci maddesinde, bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir ceza ile cezalandırılan her erginin kısıtlanacağı; 448'inci maddesinde, vesayet dairelerinin yetkilerine ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla vasinin, vesayet altındaki kişiyi tüm hukukî işlemlerinde temsil edeceği; 471'inci maddesinde, özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûmiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayetin, hapis hâlinin sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkacağı yönündeki düzenleme gözetilerek; davalı ...'ın şartlı ya da bihakkın tahliye tarihinin araştırılarak adı geçen davalının şartlı ya da bihakkın tahliyesinin gerçekleştiğinin anlaşılması halinde karar tarihi de gözetilerek gıyabi hükmün yöntemince davalı asile tebliğinin sağlanması, vesayet halinin devam etmesi halinde ise başkaca işlem yapılmadan gönderilmek üzere” borçlunun 16.10.2018 tarihinde vesayet altına alındığı, 01.08.2023 tarihinde denetimli serbestlikle kısıtlılık hali son bulduğu anlaşılmıştır.Davalının yargılama sırasında vefat ettiği, yasal mirasçılarının murisin mirasını reddi miras yaptıklarından mahkemece terekeye tasfiye memuru atandığı anlaşılmakla; eldeki davanın davalı tasfiye memuruna yöneltilmek suretiyle taraf teşkili sağlanmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Asıl ve birleşen dava, icra takibinden dolayı menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı, davalı tarafından aleyhine bonoya dayalı olarak icra takibine girişildiğini, aval vereni olduğu boş bonodaki imzanın zorla imzalatıldığını, sonradan anlaşmaya aykırı doldurulan bononun takibe konu edildiğini, bono borçlusu ...’in bononun tanzim tarihinde kısıtlı olduğunu belirterek asıl davada bonodan dolayı kısmi menfi tespit talebinde bulunduğu ve talep edilen tutar yönünden borçlu olunmadığının tespitini talep etmişse de, sonradan dava konusu bono bedeli üzerinden harcın ikmal edildiği, yargılamada dava konusu bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespiti talep edildiği halde, tarafları ve konusu aynı olan bu kez 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/ E. sayılı dosyasında dava konusu bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespitine ve icra dosyasına ödenen bedelin istirdatını talep ettiği görülmüştür.Bu durumda, davacının açmış olduğu mahkememiz dosyası ile birleşen ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/ E. sayılı dosyasında menfi tespit talebi yönünden davanın derdestlik nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.Dava konusu 10.03.2021 tanzim ve 16.06.2021 vade tarihli 2.300.000,00.-TL bedelli bononun keşidecisi ..., avalisti ... ve lehtarı ... olduğu ve bononun ... 10.İcra Müdürlüğünün 2021/... sayılı dosyasından icra takibine konu edildiği, icra dosyasına davacı borçlu tarafından 13.10.2021 tarihinde yatırılan 100.178,60 TL’nin davalı alacaklı vekilince 13.10.2021 tarihinde tahsil edildiği görülmüştür.Davacı asil yargılama sırasında bonodaki aval imzasının kendisine ait olduğunu kabul etmiş olduğundan imza incelemesine mahal görülmemiştir.Türk Medenî Kanunu'nun 407’nci maddesinde, bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir ceza ile cezalandırılan her erginin kısıtlanacağı; 448'inci maddesinde, vesayet dairelerinin yetkilerine ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla vasinin, vesayet altındaki kişiyi tüm hukukî işlemlerinde temsil edeceği; 471'inci maddesinde, özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûmiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayetin, hapis hâlinin sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkacağı düzenlenmiştir. Bu durumda, dava konusu bononun borçlusu (keşidecisi) ... hakkında hürriyeti bağlayıcı cezası nedeniyle ... 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/ E., 2019/ K. sayılı kararıyla vesayet altına alındığı ve vasisi olarak ...’in atandığı, bu kez aynı mahkemenin 20.09.2023 tarihli ek kararıyla; ...’in 01.08.2023 tarihinde denetşmli serbestliğe ayrılması nedeniyle kısıtlılık halinin son bulduğunun tespitine karar verildiği görülmüştür. Aval verenin borcu bağımsız bir borçtur, bir diğer ifade ile feri nitelikte değildir. Aval ile teminat altına alınan borç geçersiz olsa bile, aval verenin sorumluluğu devam eder. Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da, aval verenin taahhüdü geçerlidir. Yani lehine aval verilenin borcu geçersiz olsa bile, aval veren bu geçersizliği ileri süremez. Lehine aval verilenin mevcut olmaması, ehliyetsiz olması ya da imzasının sahte olması hâlinde de aval verenin sorumluluğu devam eder. Aval veren, sadece kambiyo senedindeki zorunlu şekil eksikliğini ileri sürebilir (TTK m.702/2). Dolayısıyla aval veren kişinin teminat altına aldığı borç şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da, aval verenin taahhüdü geçerli olup, aval veren tarafından şekle ait noksanlıklar dışında itirazda bulunulması mümkün değildir. Bu durumda, bono üzerinde imzası bulunan keşidecinin kambiyo senediyle borçlanma ehliyeti bulunmamasının davacı avalistin sorumluluğuna etkisi bulunmamaktadır. Ne var ki, davacının katılanı, davalı ... ve ...’in sanık olarak yargılandığı ... 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/ E., 2024/ K.sayılı 06/02/2024 tarihli kararında; “ sanık ... ile sanık ...'in ikrarından da anlaşılacağı üzere katılan ...'in eşi olan sanık ...'in sanık ... ile birlikte iştirak içinde hareket ederek katılanı dolandırıp parasını almak için anlaştıkları, sanık ...'in eşi olan katılana kendisine araba kiralamak bahanesi ile suça konu senedi boş olarak imzalattığı, sanık ...'in bu senedi arkadaşı olan sanık ...'e verdiği, sanıklar ... ile ...'in senedin bedelini 2.300.000 TL olarak doldurarak katılan hakkında icra takibi başlatığı, Sanık ...'in sanık ... ile birlikte hareket ederek katılan eşine araba kiralayacağından bahisle hile ile katılan olan eşine resmi belgeden sayılan kambiyo senedi vasfına haiz boş senedi imzalatıp daha sonra gerçeğe aykırı doldurarak resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği, akabinde bu senedi kamu kurumu niteliğinde olan icra dairesi aracılığıyla da icra takibine koyarak kamu kurumunun araç olarak kullanılması suretiyle dolandrıcılık suçunu işlediğinin sabit olduğu ancak sanık ile katılanın suç tarihinde evli oldukları anlaşılmakla CMK'nın 167/1-a, 223/4-b maddeleri gereğince sanığa ceza verilmesine yer olmadiğina dair karar verildiği, Sanık ... ve sanık ... hakkında her ne kadar suça konu senedi almak isteyen katılandan 365.000 TL parayı vermezse öldüreceklerinden bahisle tehdit ettikleri, darp ettikleri iddiasıyla yağma suçunu işledikleri iddiasıyla kamu davası açılmışsa da tüm sanıkların savunmalarında yüklenen suçlamayı kabul etmedikleri, katılanın yaralandığına dair bir doktor raporunun, tanık beyanının bulunmadığı, dosya kapsamında katılanın soyut cürüm atfı mahiyetindeki beyanları dışında sanıkları yüklenen suçtan cezalandırmaya yeter her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı bir delil bulunmadığı anlaşılmakla sanık ... ve ...'in yüklenen suçtan ayrı ayrı beraatlerine, Sanık ... hakkında her ne kadar 04/11/2021 tarihinde katılan ...'e karşı yağma, dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediği iddiası ile eylemlerine uyan TCK'nın 148/2, 149/1-c, 158/1-(d,f), 204/1. maddeleri gereğince ayrı ayrı cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de sanığın 17/07/2023 tarihinde öldüğü anlaşılmakla sanık hakkındaki kamu davalarının TCK'nın 64. maddesi ile CMK'nın 223/8. maddesi gereğince ayrı ayrı düşmesine karar..” verildiği, kararın istinaf aşamasında olup kesinleşmediği anlaşılmıştır.Davalı müteveffa hakkındaki ceza davası ölüm nedeniyle düşmüş ise de, anılan ceza davasında tespiti yapılan maddi olgular ve deliller ile mahkememiz nezdinde dinlenen tanık beyanları ve dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; davacının resmli nikahlı eşi olan dava dışı ...'in davalı müteveffa ... ile birlikte hareket ederek araba kiralamak bahanesi hile yoluyla dava konusu bonoyu davacıya boş olarak imzalattıkları, sonradan bonoyu gerçeğe aykırı doldurdukları sübut bulduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.Hal böyle olunca, asıl dava yönünden menfi tespit talebinin kabulüne, davalının bononun borçlusu ile birlikte hareket ederek hile yoluyla davacı aval verenden bonoyu elde ederek kötü niyetli olarak icra takibine konu ettiğinden bono bedelinin %20 karşılığı 460.000 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen davadaki menfi tespit talebi yönünden derdestlik nedeniyle davanın usulden reddine, istirdat talebi yönünden ise, icra dosyasına ödenen ve davalı alacaklı vekilince tahsil olunan 100.178,60 TL’nin davalıdan ödeme tarihi olan 13.10.2021 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan istirdatına dair aşağıdaki karar tesis olunmuştur. HÜKÜM : Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Asıl dava yönünden; Davanın kabulüne, ... 10.İcra Müdürlüğünün 2021/... sayılı dosyasına konu 10.03.2021 tanzim ve 16.06.2021 vade tarihli 2.300.000,00.-TL bedelli bonodan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının bononun borçlusu ile birlikte hareket ederek hile yoluyla davacı aval verenden bonoyu elde ederek kötü niyetli olarak icra takibine konu ettiğinden bono bedelinin %20 karşılığı 460.000 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Birleşen davadaki menfi tespit talebi yönünden derdestlik nedeniyle davanın usulden reddine, istirdat talebi yönünden talebin kabulüne, icra dosyasına ödenen ve davalı alacaklı vekilince tahsil olunan 100.178,60 TL’nin davalıdan ödeme tarihi olan 13.10.2021 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan istirdatına, ASIL DAVADA HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN; 3-Harçlar yasası gereğince alınması gereken 157.113,00.-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.707,75.-TL ile 37.571,00.-TL harcın mahsubu ile bakiye 117.834,25.-TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAT KAYDINA, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/1-2 uyarınca belirlenen 313.000,00.-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davacı tarafından yapılan aşağıda dökümü gösterilen toplam 40.075,75.-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Kesinleşme süreci tamamlanana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa İADESİNE, BİRLEŞEN DAVADA HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN; 7-Harçlar yasası gereğince alınması gereken 6.843,20.-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.710,81.-TL harcın mahsubu ile bakiye 5.132,39.-TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAT KAYDINA, 8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/1-2 uyarınca belirlenen 30.000,00.-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 9-Davacı tarafından yapılan aşağıda dökümü yapılan toplam 1.791,51.-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 10-Kesinleşme süreci tamamlanana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa İADESİNE, Dair, davacı vekilinin yüzünde, davalı tarafların yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/11/2024 Başkan e-imza Üye e-imza Üye e-imza Katip e-imza

Atıf: Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/19, K. 2024/1189, T. 20.11.2024, www.arakarar.com/karar/bursa-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-19-e-2024-1189-k-4939a739383a