İlk Derece Mahkemesi · Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/570 E. 2020/491 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2020/570
Karar No
2020/491
Karar Tarihi

TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2020 KARAR NO : 2020 HAKİM : KATİP : DAVACI : KARAYOLLARI 14. BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/02/2020 KARAR TARİHİ : 05/10/2020 KARAR YAZIM TARİHİ : 06/10/2020 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA VE SAVUNMA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili idare tarafından davalı aleyhine Bursa 15. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının borca itiraz ederek takibin durmasına neden olduğunu, davalının borca itirazında haksız ve kötü niyetli olup, itirazının iptaline karar verilmesi gerektiğini, Ankara-Bursa Devlet yolunun 53+000 kmsinde 17/08/2018 tarihinde davalı ...'ın maliki olduğu ... plakalı araç sürücüsü ...'in yol açtığı trafik kazası neticesinde idare tesislerine zarar verildiğini, yapılan keşif ve hesaplamalar neticesinde hasar keşif raporuna binaen hasarlı malzemenin eski haline getirilmesi için gerekli olan 3.436,70 TLnin tahsili amacıyla gerekli evraklar eklenerek davalılara tebligat yapılmasına rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını, bunun üzerine hasar bedelinin sigorta şirketi açısından temerrüt davalı malik açısından kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili için Bursa 15. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalıların haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiklerini, bu nedenlerle itirazın iptali ile alacağın % 20 den az olmamak şartıyla icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: İcra dosyasında yetki itirazlarının bulunduğunu, öncelikle bu itirazlar değerlendirilerek yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, ZMMS kapsamında müvekkilinin ... Sigorta A.Ş.'nin kaza başına zarar görenlere ödenecek maddi tazminat sorumluluk limit miktarının 72.000 TL olduğunu, direkt başvurularda yapılan ödemeler ile sorumluluk limitlerinin dolduğunu, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, Bursa 15. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takip dosyası, hasar dosyası, icra emri, icra takibinin durdurulması kararı, arabuluculuk son tutanağı, yazılan müzekkere cevapları ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ: Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. Maddesine göre açılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Dava dilekçesinin davalı ... Sigorta A.Ş.'ye 24/02/2020 tarihinde tebliğ edildiği, HMK.nun 127.maddesinde belirtilen ek cevap süresi içerisinde 05/03/2020 tarihinde cevap dilekçesi verdiği ve HMK.nun 117.maddesine uygun olarak yetki ilk itirazında bulunduğu anlaşılmaktadır. Davalı ... Sigorta vekili Bursa 15. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takip dosyasına sunmuş olduğu itiraz dilekçesinde: takip dosyasındaki yetki icra dairesinde ikame edildiğini, Bursa İcra Müdürlüğünün yetkisiz olduğunu, yetkili icra müdürlüğünün şirket merkezinin bulunduğu yer İstanbul Mahkemesi ve İcra Müdürlüğü olduğunu, bu nedenlerle takibin yetki yönünden reddi gerektiğini, iddia edilen alacağın zaman aşımına uğradığını, bu nedenlerle zaman aşımından reddini talep etmiştir. İtirazın iptali davasında icra müdürlüğünün yetkisi 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 50. Maddesinde düzenlenmiştir. İcra ve iflas Kanunun 50. Maddesinde "Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe salahiyetlidir. Yetki itirazı esas hakkındaki itirazla birlikte yapılır. icra mahkemesi*1* tarafından önce yetki meselesi tetkik ve kati surette karara raptolunur. İki icra mahkemesi*1* arasında yetki noktasından ihtilaf çıkarsa Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 25 inci maddesi hükmü tatbik olunur." yetkiye ilişkin düzenlemede kıyasen Hukuk Usulu Muhakemeleri Kanunun yetkiye dair hükümlerinin uygulanması öngörülmüştür. 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 04/02/2011 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile yürürlükten kaldırılmıştır. Anılan 6100 sayılı yasanın 447/2. Maddesine göre "Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır." Hukuk Usulu Muhakemeler Kanununa yapılan atıfların HMK' ya yapılmış gibi sayılması öngörülmüştür. Bilindiği üzere mahkemelerin yetkisi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 5 ila 19. maddeleri arasında düzenlenmiş olup, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi genel yetkili mahkeme olarak belirlenmiştir(m.6). HMK’da davalının ikametgahı mahkemesinin yanında, özel yetki kuralları ile başka yer mahkemeleri de yetkili kılınmıştır.. Öğretide ve uygulamada özel yetki kuralları olarak adlandırılan ve bazı dava çeşitleri için kabul edilen bu istisnai nitelikteki yetki kuralları, ilke olarak kamu düzenine ilişkin değildir. Kamu düzenine ilişkin olmayan özel yetki kuralları, genel mahkemenin (m.6) yetkisini kaldırmadığından, eş söyleyişle onunla birlikte uygulandığından, davacı davasını genel veya özel yetkili mahkemede açmak hususunda bir seçim hakkına sahiptir. Zira özel yetki genel yetkiyi ortadan kaldırmaz, onun yanında varlığını sürdürür; dolayısıyla dava veya icra takibi, davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabilir. Davalıların birden fazla olması halinde yetki ise 6100 Sayılı HMK’nın 7. maddesinde düzenlenmiş olup, madde metni; “(1) Davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Ancak, dava sebebine göre kanunda, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılır. (2) Birden fazla davalının bulunduğu hâllerde, davanın, davalılardan birini sırf kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı, deliller veya belirtilerle anlaşılırsa, mahkeme, ilgili davalının itirazı üzerine, onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik kararı verir” şeklindedir. Uyuşmazlığa konu eldeki davanın haksız eylemden kaynaklanması nedeniyle HMK 16. maddesinin de açıklanması ve HMK 7. maddesi ile birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. HMK’nın “Haksız fiilden doğan davalarda yetki” başlıklı 16. maddesi; “Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir” düzenlemesini içermektedir. Yine 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesi ile ZMSS Genel Şartlarının C.7. maddesinde, motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi, kazanın vukuu bulduğu yer mahkemesinde de açılabileceği düzenlenmiştir. Anılan bu düzenlemeler ve HGK'nun 25.12.2002 tarih ve 2002/11-1105 karar sayılı ilamı ile "birden fazla (genel ve özel) yetkili mahkeme varsa, davacının bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda seçimlik hakkına sahip olacağını" belirtmiştir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: -Dava konusu trafik kazası İegöl/Bursa İlinde gerçekleşmiştir. -Davacı Genel Müdürlüğün adresi Ankara' dır. -Davalı ... Sigorta A.Ş' nin merkez adresi İstanbuldur. -Kazaya karışan ... plaka sayılı aracın davalı ... Sigorta A.Ş şirkette ZMMS ile sigortalı olduğu, poliçeninin İnegöl' de düzenlendiği anlaşılmaktadır. -Davalı sigorta şirketin bölge müdürlüğünün olup olmadığı hususunda Mahkememizin ... Esas ve ... Karar sayılı dosya da davalı sigorta şirketinin genel müdürlüğü ve Türkiye Sigortalar Birliğine ayrı ayrı müzekkereler yazılmış müşterek cevaplarında, Bursa İlinde temsilciliklerinin olduğu, Bölge Müdürlüklerinin ayrı sicil kayıtları olmadığını, satış direktörlüğünün yetkileri itibariyle Bölge Müdürlüğü niteliğinde olmadığı ve genel müdürlüğünün İstanbul İlinde olduğu bilgisi verilmiştir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda, 17/08/2018 tarihinde İnegöl İlçesinde meydana gelen trafik kazasında davacıya ait ait tesislerde zarar meydana geldiğinden eldaki dava ile maddi tazminat talep edilmiş olup, genel yetki kuralı ve özel yetki kuralları gereği yetkili icra müdürlüğün Bursa olmadığı gibi güncel Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/17-1092 Esas, 2018/463 Karar sayılı içtihadında özetle; ''...2918 sayılı KTK ve 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanununun ilgili maddelerinde bölge müdürlüğünün yetkili olduğu yönünde bir düzenlenme bulunmamaktadır. Kanunda bulunmayan bir düzenleme de yorum yolu ile genişletilemez. Bu durumda HMK’nın 7. maddesi hükmü uyarınca bölge müdürlüklerin bulunduğu yer mahkemelerinin de yetkili mahkeme olarak kabul edilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.'' Nitekim Anayasanın 142. maddesinde ''Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir'' hükmü gereği ve Ankara BAM 26. Hukuk Dairesinin 2019/1196 Esas ve 2019/909 Karar sayılı Kararı gereği, bizatihi bölge müdürlüğünün Bursa olmasının, Bursa İcra Müdürlüğünün yetkili olduğunun kabul edilemeyeceğinden, davalının icra dairesine yapmış olduğu yetki itirazının usulune uygun olduğundan, icra müdürlüğünün yetkisinin dava şartı olduğundan davanın usulden reddine, davanın usulden karar verildiği icra takibinin başlatılmasında davacının haksız ve kötü niyetli olduğunun ispat edilmediğinden kötü niyet tazminatının reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlere, 1-Davalının icra müdürlüğünün yetkisine yönelik yapılan itirazın kabulü ile, icra müdürlüğünün yetkisinin dava şartı olduğundan dava şartı yokluğu sebebiyle davanın HMKnun 115/2 maddesi gereğince usulden reddine, 2-Davalının kötü niyet tazminatının koşulları oluşmadığından reddine, 3-Davacının Harçlar Kanunu gereğince haçtan muaf olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kararın niteliği gereği üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalı vekil ile temsil edildiğinden AAÜT 7/2, 13/1. Maddelerine göre nispi olarak belirlenen 515,5 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-HMK'nın 333. Maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının hükmün kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine, Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMKnın 341. Ve 345. Maddeleri gereğince 2 haftalık yasal süre içinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 05/10/2020 Katip ¸e-imzalıdır. Hakim ¸e-imzalıdır.

Atıf: Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/570, K. 2020/491, T. 05.10.2020, www.arakarar.com/karar/bursa-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2020-570-e-2020-491-k-b4e76da33c58