İlk Derece Mahkemesi · Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/916 E. 2019/737 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2017/916
- Karar No
- 2019/737
- Karar Tarihi
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2017 KARAR NO : 2019 HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : VEKİLİ : Av. .. DAVALI : ... -... VEKİLİ : Av. DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 17/07/2017 KARAR TARİHİ : 02/05/2019 KARAR YAZIM TARİHİ : 12/06/2019 Mahkememize tevzi edilen İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA VE SAVUNMA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili firmanın 16/05/2017 tarihli seri a 064501 sıra nolu 13.328,16 TL.bedelli fatura ile davalı şirketten alacaklı olduğunu, işba faturanın ödenmesi için Bursa 15.İcra Müd.’nün ... esas sayılı icra dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının bu takibe haksız şekilde itiraz ederek takibin durmasına sebep olduğunu, müvekkili ile davalı firma arasında döviz kuru (Amerikan doları) esaslı kumaş satımına dayanan ticari ilişkinin mevcut olduğunu, müvekkili firmanın borçlu tarafa yaptığı satımlar sonucunda karşı tarafa kesilmiş bulunan faturalar da bu satım ilişkisinin USD bazlı yapıldığını ispatlar mahiyette olup, USD esaslı düzenlendiğini, ayrıca davalı borçlu tarafından müvekkiline yapılan mal siparişlerinin USD üzerinde yapıldığını, işbu satış sipariş formlarında aynen “döviz fiyat üzerinden yapılan siparişlerin ödemisi mutlaka döviz olarak yapılacaktır” “TL ödemelerde ise vade tarihindeki TCMB (s) kuru üzerinden cari hesaplardan mahsup edilir” denildiğini, ayrıca satış sipariş formlarında ödeme şeklinin belirtildiği kısımda “90 gün döviz çeki veya kur farkı TL çeki” şeklinde açıklama bulunduğunu, dolayısıyla davalı borçlu tarafından müvekkili firmaya yapılan siparişleri gösterir sipariş formlarından da açıkça görüldüğü üzere taraflar arasındaki ticaretin USD esaslı olduğunu, EK-6 satış sipariş formlarında belirtildiğini, döviz kurunun yükselmesine dayalı olarak alacak rakamında artış meydana geldiğini ve müvekkilinin kur farkından doğan alacağı için düzenlenen takibe konu faturanın ödenmesi hususunun davalı firmaya Bursa 23.Noterliğinin 06/06/2017 tarihli 18997 yevmiye nolu ihtarnamesi ile ihtar edildiğini ve bu ihtarnamenin 08/06/2017 tarihinde davalı firmaya tebliğ edildiğini e EK-7 ihtarname ve tebliğ şerhinde belirtildiğini, kur farkı ödemesi taraflar arasında teamül halini almış olup, daha öcne müvekili tarafından seri a 063237 sıra nolu 31/10/2016 tarihli 22.890,00 TL.bedelli kur arkı faturası düzenlendiğini, bu kur farkı faturasına istinaden davalı tarafından Ziraat Bankası Topkapı İstanbul Şubesinin 29/04/2017 tarih 13.096,62 TL.bedelli çek verildiğini, 21/11/2016 tarihli tahsilat makbuzu ile bu çekin müvekkili tarafından alındığını ve bedelinin müvekkiline ödendiğini, düzenlenen kur farkı faturası ve verilen çekin cari hesaba işlendiğini, daha önce taraflar arasında kur farkı faturasının düzenlenmiş olması, buna karşılık verilen çek bedelinin ödenmiş olması taraflar arasında kur farkının teamül halini aldığının da açık ispatı olduğunu, kaldı ki taraflar arasındaki akdi ilişkinin yabancı para üzerinden kurulması ve faturaların da yabancı para cinsinden düzenlenmesi halinde yabancı para üzerinden kurulan temel ilişkide kur farkı istenebilmesi için uygulama ya da teamül aranmadığını, davalı tarafın düzenlenen kur farkı faturasını ihtarnameye rağmen ödememesi üzerine müvekkilinin kur farkından doğan alacağının tahsili için icra takibi yaptığını ancak karşı tarafın icra takibine haksız yere itiraz etmiş olduğunu ifadere ederek, açıklanan nedenlerle öncelikle yapılmış olan itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına, alacağın ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, alacak miktarı fatura ile sabit olduğundan davalı tarafın %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle:Faturaya konu edilen alacağın gerçekte var olmayan bir rakamdan ibaret olduğunu, faturaya konu alacağın herhangi bir alım satım ilişkisinden kaynaklı mal veya hizmet sunumundan kaynaklanmadığını, bu hususta taraflar arasında herhangi bir sözleşme veya satış/sipqariş formu bunmadığını, faturaya konu alacağın kur farkı olarak isimlendirilmiş olmasının söz konusu kur farkını oluşturan ticari hareketlerin ne olduğunun da izah edilmesini gerektirdiğini, taraflar arasında oluşturan ticari ilişki kapsamında bütün alım satım ilişkileri ve buna bağlı düzenlenen faturalar için gereken ödemelerin yapılımş olduğunu, ayrıca davacı tarafın 31/10/2016 tarihli seri a 063237sıra numaralı fatura ile kur farkı alacaklarını talep ettiğini ve esasen taraflar arasında bu yönde bir sözleşme olmamasına rağmen müvekkili firma tarafından kur farkı olarak 22.890,00 TL.ödeme yapıldığını ve herhangi bir borç ilişkisi kalmadığına dair taraflar arasında mutabakat sağlanmış olduğunu, ticari ilişkinin sona ermesinden aylar sonra davacı tarafın yeniden kur farkı faturası ile talepte bulunmasının anlaşılabilir bir talep olmadığını, söz konusu kur farkını hangi sözleşme veya irade uyuşması sonucu düzenlendiğin, hangi alım satım ilişkilerine dayandırıldığının izahının gerektiğini, kur farkının oluşabilmesi için her şeyden önce taraflar arasında mal veya hizmet sunumu olması ve buna bağlı olarak yapılan ödemelerin kur farkı oluşmasına sebebiyet vermesi gerektiğini, ancak icra takibine konu kur farkını oluşturacak herhangi bir mal veya hizmet alımı ve buna bağlı düzenlenmiş fatura bulunmadığını, daha önce meydana gelen ticari ilişkinin son bulması ile davacı tarafça talep edilen bütün kur farkı ödemelerinin yapıldığını ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin son bulduğunu, aylar sonra talep edilen kur farkı alacağının kaynağının, haklılığı ve gerçekt var olup olmadığı, davacı tarafça ispat edilmediğini, açıklamış olunan sebeplerle davacının taleplerinin reddi gerektiğini, davacı tarafın tüzel kişiliği haiz ticari şirket olması sebebiyle basiretli davranma yükümlülüğü altında olduğunu, taraflar arasında var olan ticari ilişkinin bir yıl önce karşılıklı mutabakatla bitmiş olmasına rağmen hiçbir hukuki dayanağı ve gerçekte karşılığı olmayan binr meblağı kötüniyetli ifade ederk, açıklanan bu sebepler doğrultusunda davanın reddine, haksız ve kötüniyetli olarak icra takibinde bulunan davacı tarafın %20 tazminat ödemesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, yazılı beyanlar Bursa 15.İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra takip dosyası, ticari defterler, faturalar ve belgeleri, talimat dosyası, bilirkişi raporu. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ: Dava, hukuki niteliği itibariyle kur farkı faturasından kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır. Dosyaya celp olunan Bursa 15.İcra Müd.'nün ... sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı alacaklı ... Dok. Teks...Ltd. Şti vekili vasıtasıyla 23/06/2017 tarihinde borçlu davalı ... Grup Tekstil...Ltd. Şti aleyhine ticari ilişkiden kaynaklanan fatura alacağını dayanak göstererek, 13.328,16 TL.alacağın, asıl alacağa işleyecek %10,50 avans faizi, icra masrafları ve vekalet ücreti ile birlikte tahsili amacıyla takibe geçtiğini, davalı borçlu tarafın 07/07/2017 tarihli itiraz dilekçesinde, yetki yönünden itirazı ve davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığı ve bu borcu kabul etmediğini, bu nedenle borca ve ferilerine itiraz ettiğini beyanla takibin durdurulmasını talep etmiştir. Mahkememizin 15/02/2018 tarihli duruşması ara kararı uyarınca dosyanın SMMM bilirkişisine tevdi edilerek düzenlenen 04/06/2018 havale tarihli raporda sonuç olarak; davacının kesmiş olduğu 13.328,16 TL.kur farkı faturasını davalıya noter vasıtasıyla yolladığını, davalının faturayı kabul etmeyince icra takibi başlattığını, takibe davalı tarafından yasal süresi içinde itiraz gelince davacının işbu itirazın iptali davasını açtığını, davacının kur farkı kesme hakkı olduğunu belirtirken davalının ise davacının neye dayanarak kur farkı faturası kestiğini izah etmesi gerektiğini, daha önce kesilen kur farkı faturasını kabul edip ödediğini ancak daha sonra alışveriş yapmadığı halde gelen bu kur farkı faturasını kabul etmelerinin mümkün olmadığını ifade ederek itiraz ettiği, taraflar arasındaki sipariş formları ve faturalar incelendiğinde alışverişin döviz bazlı olduğu, ödemelerin 90 günlük döviz bazlı çekle ödenmesi gerektiği, TL ödemelerde ise kur farkı ödeme yapılması gerektiğinin yazıldığının tespit edildiği, ancak davacının bu faturayı keserken neye dayanarak hesap yaptığını, hangi faturaların ödemelerinden kaynaklanan kur farklarına dayandığını belirten tabloyu faturaya eklemek zorunda kaldığını, sipariş formları ve faturalarda kur farkı isteneceği ödemelerin dolar bazında yapılacağı TL yapılırsa aradaki kur farkının fatura edileceğinin yazılı olduğu, dolayısıyla davacının kur farkı isteme hakkının bulunduğunu, buna dayanarak davacının 3 ay 18 gün sonra 22.890,00 TL.tutarlı kur farkı faturasını kesmiş, davalının bu faturayı ödeyip hesabının tekrar sıfırladığını, bu tarihten sonra taraflar arasında herhangi bir alışveriş yapılmadığını, taraflar arasındaki son alışverişin 12/07/2017 olup 13/07/2017 tarihinde verilen çeklerle hesabın sıfırlandığını, son alışverişten 10 ay sonra ve hesabın sıfırlanmasından 6 ay sonra bir kur farkı faturası daha kesildiğini, 16/05/2017 tarihinde davacının bu sefer 13.328,16 TL.tutarında bir kur arkı faturasını kestiğini, bu faturanın neye dayanarak kesildiğinin fatura ekinde gösterilmesi gerektiğini, neye dayanarak bu atura kesildiğinin belli olmadığını, eğer hesap kapandıktan sonra vadesi bu tarihi geçen çekler nedeniyle bir kur farkı oluştuysa davacının bu hesaplamayı tablo halinde dosaya eklemesi gerektiğini, böyle bir durum söz konusu değilse dayanağını göstermeden sadece fatura keserek kur farkı istemesinin mümkün olmadığını belirtmiştir. Mahkememizin 01/03/2018 tarihli duruşma ara kararı uyarınca, davalı ... Grup Teks. San ve Tic. Ltd. Şti'nin ticari defter ve belgeleri ile dosya üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmesi sonucu Bakırköy 2.Asliye Tic.Mah'nin ... talimat sayılı dosyasında aldırılan 17/05/2018 havale tarihli bilirkişi raporunda sonuç olarak; davalının 2017 yılı ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu olan davacının takip talebine dayanak alacağına konu 16/05/2017 tarih ve 64501 nolu 13.328,16 TL.tutarlı kur farkı faturasının davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, kur farkı faturasına ilişkin taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı gibi daha önceden yerleşmiş bir teamülünün de bulunmadığı, davalının davacıya takip tarihi itibari ile borcunun bulunduğu kanaat ve görüşü açıklanmıştır. Mahkememizin 04/10/2018 tarihli duruşmasında "davacı vekilinin sunduğu bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesi ve ekindeki belgeler doğrultusunda kur farkı faturasıyla ilgili davacının alacağı olup olmadığı hususunda önceki bilirkişilerden ek rapor aldırılmasına karar verilmiş olup, SMMM bilirkişisinden bu doğrultuda aldırılan 04/12/2018 havale tarihli bilirkişi ek raporunda sonuç olarak;kur farkı faturasının tarihinin 16/05/2017 olup, davalının bu faturayı kabul etmediğinin defterlerine işlenmediği, kur farkı faturalarında KDV iç yüzde ile hesaplandığı, yani yabancı para cari hesabında bulunan kur farkına ayrıca KDV olarak hesaplandığının görüldüğü, bu nedenle faturanın kesilirken, kalan bakiyenin 29/04/2017 tarihindeki dolar kuru ile çarpılması, ayrıca KDV hesaplanmaması gerektiği, buna göre fatura hesaplandığında 3.469,66*3,5568=12.340,88 TL.KDV dahil fatura olması gerektiği, buna göre bu konuyla ilgili gerekli açıklamalar kök raporda yapıldığı, sonuç olarak davacının kur farkı isteme hakkı bulunduğu, hem kök raporda ifade edildiği gibi sipariş formları ve faturalara göre hem de davacının itiraz dilekçesinde belirttiği gibi daha önce kesilmiş olan kur farkı faturalarının teamül oluşturmasına göre bu fatura kesilebileceğini, ancak davacının faturayı +KDV'li olarak kestiğini, kök raporda ayrıntılı olarak kur farkı faturası KDV dahil kesilmesi gerektiği, buna göre kesilmesi gereken fatura KDV dahil 12.340,88 TL.olduğu ve davacının davalıdan bu miktarda alacaklı olduğu görüş ve kanaati açıklanmıştır. Mahkememizin 24/01/2019 tarihli duruşma ara kararında, "taraf vekillerinin ek bilirkişi raporuna karşı itirazlarını değerlendirir ve talimat yoluyla aldırılan bilirkişi raporunun da irdelenerek kur farkı ile ilgili davacının alacak miktarına ilişkin gerekçeli ve denetime açık hüküm kurmaya elverişli rapor düzenlenmesi için dosyanın önceki bilirkişiye tevdine karar verilmiş olup, bu doğrultuda bilirkişiden aldırılan 04/04/2019 havale tarihli 2.ek bilirkişi raporunda özetle ve sonuç olarak; 31/10/2016 tarihinde taraflar arasında bu konuda mutabakat yapıldığı, ancak dolar bazlı hesap ekstresine göre verilen son çekin ödendiği 29/04/2017 tarihinde 3.469,66 $ bakiye bulunduğu, bu bakiye incelendiğinde 29/04/2017 tarihli ödemeye karşılık hesaplanan dövizin hatalı olduğu, o gün yapılan 13.096,62 TL.karşılığı doların 3.688,77 $ olması dolayısıyla bakiyenin de 3.190,27 $ olması gerektiğinin görüldüğü, buna göre kesilecek kur farkı faturasının da %8 KDV dahil 11.344,92 TL.'ndan ibaret olduğu (15/05/2017 tarihli kur farkı=3.556,10TL), talimatla alınan bilirkişi raporunda mevzuat gereği TL olarak işlenmesi gerekli olan fatura bedelleri üzerinden inceleme yapılmış ayrıca sipariş formlarındaki ödemenin dövizle yapılacağı şartı gözönüne alınmadığı ve taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığı ve teamül de bulunmadığı, bu nedenle davalının borcunun bulunmadığı konusunda kanaat bildirdiği, sonuç olarak; sipariş formlarında ve faturalarda ödemenin döviz ile yazılacağının açıkça belirtildiği, dolayısıyla davacının kur farkı isteme hakkı bulunduğu, rapor içeriğinde ayrıntılı olarak anlatıldığı gibi davacı tarafından kesilen faturada KDV ve tutar yönünden yapılan hatanın düzeltilmesi gerektiği olarak tespit edilen kur farkının davalı tarafından davacıya ödenmesi gerektiği belirtilmiştir. O halde yapılan yargılama ve toplanan delillerden, davacı ile davalı arasında mal alım satıma ilişkin faturaların düzenlendiği, davacı tarafından 16/05/2017 tarihli 13.328,16 TL bedelli kur farkı yönünden alacaklı olduğu ileri sürülmüş davalı ise davacı ile borç ilişkisi kalmadığını, aralarında sözleşme ve teamülün olmadığını savunarak inkar edilmekle uyuşmazlığın, taraflar arasında kur farkının mutat bir uygulama olup olmadığı ve davacının, davalı adına düzenlediği 16/05/2017 tarih A-064501 seri nolu 13.328,16 TL bedelli kur farkı faturasına dayanılarak davalıdan alacak talep edilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır. Dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden hüküm kurmaya elverişli kabul edilen 04/04/2019 tarihli ikinci ek bilirkişi raporuna itibar edilerek, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından kur farkı faturasının düzenlendiği ve davalı tarafından 22.890 TL ödeme yapıldığı, sipariş formları ve faturalarda ödemenin dövizle yapılacağının belirtildiği anlaşılmakla taraflar arasında teamülün oluştuğu ve her ne kadar davalının kur farkından kaynaklı borcunun da kalmadığı savunulmuş ise de açıkça kur farkından feragat edildiği, alacağın ibra edildiğinin belirtilmediğinden, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2013/9139 Esas ve 2014/6755 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere, bu savunmaya itibar edilmemiş olup davalının takip tarihi itibariyle 11.344,91 TL davacıya borçlu olduğunun ispat edildiğinden bu miktar yönünden itirazın iptaline, takibin aynen devamına, icra inkar tazminatı yönünden alacağın fatura alacağı olduğu, likit olduğu, davalının asıl alacak yönünden itirazında haksız olduğu anlaşıldığından icra ve inkar tazminatı talebinin kabulune, davalının kötü niyet tazminatı talebinin davacının takip başlatması ve devamında kötü niyetli olduğunun sabit olmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlere, 1-Davanın KISMEN KABUL-KISMEN REDDİ ile, davalının, Bursa 15.İcra Müd.'nün ... esasasyılı icra dosyasına yapılan itirazın KISMEN İPTALİ ile, takibin 11.344,91 TL.asıl alacak üzerinden ve bu asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek avans faiziyle birlikte DEVAMINA, Fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-İİK'nun 67.maddesi gereğince icra inkar tazminatının koşulları oluştuğundan, alacağın %20'si olan 2.268,98 TL.icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davanın reddedilen kısım yönünden davalı lehine kötüniyet tazminatının koşulları oluşmadığından reddine, 4-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 774,97TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 160,98 TL'nin mahsubu ile bakiye 613,99TL nispi karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 5-Davacı tarafından sarf edilen aşağıda dökümü yazılı 1.037,00TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre 882,69 TL yargılama gideri ve 160,98TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davacı vekil ile temsil edildiğinden AAÜT'ye göre belirlenen 2.725,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı vekil ile temsil edildiğinden AAÜT' 13/2. maddesine göre belirlenen 1983,25 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-HMK' nın 333.Maddesi gereğince kullanılmayan gider avanslarının hükmün kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMKnın 341. Ve 345. Maddeleri gereğince 2 haftalık yasal süre içinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.02/05/2019 Katip ... e-imza Hakim ... e-imza