İlk Derece Mahkemesi · Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/648 E. 2018/477 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2017/648
- Karar No
- 2018/477
- Karar Tarihi
T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. BURSA "Türk Milleti Adına" 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR Esas No : 2017/648 Karar No : 2018/477 Hakim : ... ... Katip : ... ... Davacı : ... Vekili : Av. ... - Gazcılar Cad. 2.Kocayunus Sk. No:19 K:1 D:2 Osmangazi/ BURSA Davalı : ... - ... Vekili : Av. ... - Cuma Mah. Atatürk Blv. No:69 İnegöl/ BURSA Dava : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) Dava Tarihi : 11/05/2017 Karar Tarihi : 09/04/2018 Kararın Yazım Tarihi :10/04/2018 Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydı yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket ile davalı şirket arasında akdi bir ilişki söz konusu olup ticari alışveriş bulunmadığını, davalı şirket yetkiye ve borca itiraz dilekçesinde taraflar arasında bulunan akdi ilişkiyi reddetmediğini, bu nedenle dava konusu borç akdi bir ilişkiden kaynaklandığı için yetkili icra dairesi ve mahkemelerinin Bursa olduğunu, söz konusu borç karşılığında 28/10/2016 tarihli 913644 seri numaralı fatura düzenlendiğini, neticede müvekkil şirketin fatura bedelini davalı şirketten alınmadığını, bunun üzerine davalı adına icra takibine geçildiğini, bu nedenle davalı tarafından yapılmış olan itizarın kaldırılmasına ve davalı borçlunun %20'den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil aleyhine açılmış bu dava haksız ve kötü niyetli olduğunu, söz konusu fatura karşılığında davacıdan satın alınan ürünler ardaki anlaşmaya ve standartlara uygun olmadığından ürünlerin ayıplı olduğunu, ürünlerin ayıplı olduğu davacı yana süresinde ayıp bildirimi yapılmadığını, bu sebeple 28/10/2016 tarihli 913644 seri numaralı faturada belirtilen ürünlerin ayıplı olduğunun tespit edilmesi gerektiğini, borçlunun icra takibine yaptığı yetkiye ve borca itirazın iptaline, takibin devamına karar verilmesine, davalı borçlunun takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, Bursa 12. İcra Müdürlüğü'nün 2017/... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalının borca ve yetkiye itiraz neticesinde takibin durması sonucunda itirazın iptali ve icra inkar istemine ilişkindir. Mahkememizce yargılama yapılmış, Bursa 12. İcra Müdürlüğünün 2017/... E. Sayılı dosyası celp edilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; Bursa 18. İcra müdürlüğü 2017/... E. Sayılı dosyası incelendiğinde, alacaklısının CFG İthalat İhracat A.Ş oldığı olduğu, boçlusunun ... Cam Ayna Mobilya San.Tic.Ltd.Şti olduğu, borçlu hakkında fatura alacağının tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, borçlunun süresinde borca ve yetkiye itiraz neticesinde takibin durması sonucu işbu itirazın iptali davasının süresinde açıldığı anlaşılmıştır. İcra dairesinin yetkili olup olmadığı yönünden yapılan değerlendirmede, İcra ve iflas kanununda yetki itirazı İİK 50/2.maddesinde düzenlenmiştir.Buna göre HMKnın yetkiye ilişkin hükümleri kıyas yolu ile uygulanacaktır.Borçlar, sözleşmeden, haksız fiilden ya da sebepsiz zenginleşmeden doğar. Bu üç borcun kaynağına göre yetkili mahkeme ayrı ayrı düzenlenmiş olup, genel yetkili mahkeme ise HMK.nın 6. maddesi gereğince davalının ikametgahı mahkemesidir. Yetkiye ilişkin diğer düzenlemeler, bu düzenlemenin yanında özel düzenlemeler olup, genel düzenlemeyi ortadan kaldırıcı nitelikte değildir.Taraflar arasında ticari nitelikte mal alım-satımından kaynaklı bir ilişki olduğu açıktır.Taraflar arasında usulüne uygun düzenlenmiş bir yetki sözleşmesi de yoktur.Bu durumda HMK 10.maddesinde düzenlenen sözleşmeden doğan davalar sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir.Borcun İfa yeri TBK 89.maddesine göre belirlenecektir.TBK.nun 89 maddesinde para borçlarının alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edileceği belirtilmektedir. Türk Borçlar Kanununun 89.maddesinde yer alan düzenleme ile para borçlarının ifa yerine göre yetkili mahkemeyi belirleme esası getirilmiştir. Dava ticari mal satımından kaynaklı olup, alacağın varlığı öncelikle sözleşmenin mevcudiyeti, daha sonra da davacının edimini yerine getirilip getirilmediğinin tespitinden sonra belirlenecektir. Bir başka ifade ile davanın konusu münhasıran para borcuna ilişkin değildir. Sözleşmenin mevcudiyeti tartışıldıktan ve davacının edimini yerine getirildiğinin tespitinden sonra nihayetinde bir paraya hükmedilecek olması uyuşmazlığın esasının para borcu olduğu sonucunu doğurmamaktadır. Aslında tüm borç kaynaklarına göre değerlendirme yapıldığında dahi, neticede bir para ödeme kararına hükmedildiği için, tüm borçların para borcu olduğu gibi bir sonuca ulaşılır. Haksız fiilden kaynaklanan bir borçta sonuçta haksız fiilin varlığının tespiti halinde para borcuna dönüşeceği gibi sebepsiz zenginleşmeye dayalı bir borçta, sebepsiz zenginleşme koşulların varlığı kabul edildiğinde bir tazmin hükmüne varıldığı için neticede bir para borcuna dönüşecektir. Tüm bu borç ilişkilerinden doğan borçların para borcu olduğu kabul edildiğinde. HMK.nun yetkiye ilişkin genel hükmü olan 6.madde hükmü neredeyse uygulanamaz hale gelecek, özel hüküm olan 10.madde genel hüküm halini alacaktır.(İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17 HD.nin 07.12.2017 tarihli, 2017/1241 Esas- 2017/1939 Kara sayılı kararı). Para borçlarında ifa yerine ilişkin kuralın, konusu alacaklının, borçluya verdiği bir miktar paranın iadesi talebini içeren karz sözleşmesinden doğan borçlarla sınırlı olduğu kabul edilmiştir.Somut olaydaki uyuşmazlık karz aktinden kaynaklanan bir uyuşmazlık olmayıp, ticari nitelikte mal alım-satımından kaynaklanan alacağa ilişkin bulunduğundan ve davalının ikametgahının İnegöl olması nedeniyle davalının Bursa İcra Müdürlüğünün yetkisine yönelik itirazın usulune uygun yasal sürede yapıldığından kabulune ve dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1-Davanın dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE, 2-Alınması gerekli 35,90 TL harçtan peşin alınan 63,79 TL'nin mahsubu ile artan 27,89 TL'nin karar kesinleştikten sonra talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı vekil ile temsil edildiğinden AAÜT'ye göre belirlenen 2.180-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştikten sonra re'sen yatıranlara iadesine, 6-Davalı tarafından yapılan 11 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Dair, davacı ... davalı vekilinin yüzüne karşı hükmün tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde BAM'da istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.09/04/2018 Katip ... ... Hakim ...