İlk Derece Mahkemesi · Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/479 E. 2018/981 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2017/479
- Karar No
- 2018/981
- Karar Tarihi
T.C. BURSA "Türk Milleti Adına" 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR Esas No : 2017 Karar No : 2018 Hakim : ... ... Katip : ... ... Davacı : ... - ... Vekili : Av. ... Davalı : ... - ... Vekili : Av. ... Dava : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) Dava Tarihi : 06/04/2017 Karar Tarihi : 13/07/2018 Kararın Yazım Tarihi : 03/08/2018 Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydı yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ile davalı ... Tekstil arasında 2010 yılından süregelen ticari ilişki bulunduğunu, davalı tarafın müvekkil ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı borcuna karşılık 21/02/2017 tarihnide 70.250,58 TL ödeme yaptığını, davalı tarafından ödenen miktarın müvekkilin alacağından daha az olup eksik kalan kısmının davalıdan tahsilinin gerektiğini, bu nedenle davanın kabulüne, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarını saklı tutmak kaydıyla 100,00 TL ticari mal ve hizmet alımına dayalı alacağın ve faiz alacağının davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil ile davacı arasında ticari ilişki bulunduğunu, müvekkilin davalıya uzun süre ulaşamadığını, aralarındaki hukuki ihtilafın çözümlenemediğini, davalının da var olduğunu iddia ettiği bir alacak talebinde bulunmadığını, buna rağmen müvekkilin cari hesabında görülen 70.250,58 TL borç miktarını 21/02/2017 de atrih ihtilafın çözümlenmesinin de mümkün olmadığını ve süreci uzatmanın yararı olmadığını düşünürek davacının banka hesap bilgisine ulaşarak ödemediğini, davacının müvekkilde yasal bir asıl alacak kalemi kalmadığını, bu nedenle davanın usulü eksikliklerin ikmali aksi halde usulden reddini, müvekkilin davacıya dava tarihi itibariyle borcu olmadığından davanın asıl alacak ve faiz yönünden esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, ticari mal ve hizmet alım satımından kaynaklı alacak istemine ilişkindir. Mahkememizce yargılama yapılmış, tarafların ticari defterleri üzerinde SMMM bilirkişisi tarafından inceleme yaptırılmış, bilirkişi raporu temin edilmiştir. 28/03/2018 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı ile daval arasındaki ticrai ilişkinin 2005-2010 yılları arasında gerçekleştiğini, davacının incelemeye 2010 yılı defterlerini ibraz ettiğini, daalının 2008-2017 yıllarına ilişkin defterlerini ibraz ettiğini, defterlerin açalış tasdiklerinin yasal süresinde yaptırılmış olduğunu, defterlerin birbirleri ile uyumlu olduğunu, davacının cari hesap hareketleri ve yevmiye defter kayıtları incelendiğinde 2009 yılından 47.344,57 TL borç devri olduğu, toplam 217.593,39 TL tutarında mal satışının gerçekleştiği ve 99.998,04 TL ödeme ve devreden borç bakiyesinden sonra davalıdan 31.12.2010 tarihi itibari ile 70.250,78 TL alacak bakiyesinin kaldığının tespit edildiğini, davalının cari hesap ekstreleri ve defter kayıtları incelendiğinde davacı defter kayıtları ile birebir aynı olduğunun görüldüğünü, faturalar ve ödemelerin tamamının iki tarafça da örtüşdüğünü, aralarında bu konuda ihtilaf olmayıp, davalı defterlerinde ödemenin yapıldırğı 06/12/2016 tarinide kadar borç bakiyesi 70.250,58 TL olduğunu ve davacıyla aynı olduğunu, her ne kadar davacı vekili ve davalı vekilinin ödeme tarihi olarak 21/02/2017 tarihini belirtmişlerse de o tarihin ödeme değil düzenleme tarihi olduğunu, makbuzdaki ödeme tarihinin 06/12/2016 tarihi olduğunu, taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmamakla beraber ticari bir ilişki olduğunu, sonuç olarak davalının davacıya 2010 senesinden kalan alacağı davalı tarafından ihtar ve temerrüt oluşmadan 06/12/2016 tarihinde ödemiş ve asıl borç kapandığını, davacının TTK md 1530 a göre temerrüt faizi talebinin kabulü veya reddinin mahkemenin takdirinde olduğunu bildirmiştir. Davacı vekili 19.12.2017 tarihli açıklama dilekçesi ile, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı tutulmak kaydıyla ihtar şartını kaldıran kanun hükmünün yürürlük tarihi itibari ile işleyen faizin şimdilik 100 TLlik kısmının( Kısmi Alacak olarak) davalıdan tahsiline karar verilmesini beyan ve talep etmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki alacak borç ilişkisinin açıklığa kavuşturulması, yapılan bir ödeme olup olmadığı varsa miktarı yönünden taraflara ait ticari defter ve bağlı kayıtları üzerinde inceleme kararı alınmış, mahkememizce de yeterli bulunan bilimsel denetlenebilir ve gerekçeli rapora göre, davacı defterlerinin kapanış tasdikinin yasal sürede yaptırılmadığı, usulüne uygun düzenlenmediği, davalı defterlerinin ise kanun ve usule uygun düzenlendiği, taraflar arasında ticari bir ilişkinin mevcut olduğu, davacı defter ve kayıtlarına göre, 2009 yılından 47.344,57 TL borç devri olduğu, toplam 217.593,39 TL tutarında mal satışının gerçekleştiği ve 99.998,04 TL ödeme ve devreden borç bakiyesinden sonra davalıdan 31.12.2010 tarihi itibari ile 70.250,78 TL alacak bakiyesinin kaldığının tespit edildiği, davalının cari hesap ekstreleri ve defter kayıtları incelendiğinde davacı defter kayıtları ile birebir aynı olduğunun görüldüğü, faturalar ve ödemelerin tamamının iki tarafça da örtüştüğü, aralarında bu konuda ihtilaf olmayıp, davalı defterlerinde ödemenin yapıldığı 06/12/2016 tarinide kadar borç bakiyesi 70.250,58 TL olduğu ve davacıyla aynı olduğunu, her ne kadar davacı vekili ve davalı vekilinin ödeme tarihi olarak 21/02/2017 tarihini belirtmiş ise de bu tarihin ödeme değil düzenleme tarihi olduğu, makbuzdaki ödeme tarihinin 06/12/2016 tarihi olduğu, sonuç olarak davalının davacıya 2010 senesinden kalan alacağı davalı tarafından ihtar ve temerrüt oluşmadan 06/12/2016 tarihinde ödendiği ve asıl borç kapandığı bildirilmiş olmakla davacının davalıdan herhangi bir alacağının kalmadığı anlaşılmıştır.Ayrıca ödemenin yedi yıl sonra yapıldığından bahisle TTK 1530 maddesi uyarınca faiz de talep edilmekle bu yönde yapılan değerlendirmede, TTK 1530 maddesinde, 6098 sayılı TBK 117 md.uyarınca bu maddeden ayrılmamak suretiyle taraflar arasındaki sözleşmede varsa öngörülen tarihte veya sürede borcun ödenmemesi halinde temerrüt durumu oluşacağı ve kobilerin büyük ve güçlü ticari işletmelere, market, süper market ve hiper marketlere karşı koruma amacı ile öngörülmüştür.Somut olayda ise eksik bir ödemeden söz edilemeyeceği gibi taraflar arasında yapılmış bir yazılı sözleşme ve bu sözleşmede belirlenen bir ödeme günü ya da süre olmadığına göre TTK 1530 maddesi bu davada uygulanamaz.Tüm bu açıklamalar doğrultusunda davanın reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gerekli 35,90 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 31,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 4,40 TL maktu karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı vekil ile temsil edildiğinden AAÜT'ye göre belirlenen 100-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştikten sonra re'sen yatıranlara iadesine, 6-Davalı tarafından yapılan 11 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Dair, davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı, miktar itibariyle kesin olarak verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/07/2018 Katip ... ¸e-imzalıdır. Hakim ... ¸e-imzalıdır.