İlk Derece Mahkemesi · Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/1475 E. 2018/1340 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2017/1475
- Karar No
- 2018/1340
- Karar Tarihi
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2017 KARAR NO : 2018 HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 23/11/2017 KARAR TARİHİ : 18/10/2018 KARAR YAZIM TARİHİ : 23/10/2018 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA VE SAVUNMA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalı sigorta şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı olan ... plakalı aracın 15/06/2016 tarihinde sürücüsü ...'in sevk ve idaresindeyken müvekkilinin yolcu konumunda olduğu dava dışı sürücüsü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla çarpışması sonucunda yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, dava konusu kaza sonucunda müvekkilinin yaralandığını, müvekkilinin tedavi görmesine rağmen vücudunda kazadan dolayı meydana gelen hasarın giderilemediğini, müvekkilinde kalıcı hasara sebebiyet verdiğini, kaza nedeniyle müvekkilinin sakat kaldığını, maluliyet oranının tespiti için Adli Tıp Kurumundan rapor aldırılmasını, ilerleyen aşamada yapılacak aktüer hesaplamasında da davacının kusursuz olması nedeniyle tazminat miktarının herhangi bir indirime gidilmeden yapılması gerektiğini fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, davanın kabulüne, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle : Davacının Manisada ikamet ettiğini, kaza yerinin Manisa olduğunu, bu durumda yetki yönünden seçimlik hakkının davalıya geçtiğini, yetkili mahkemenin Manisa Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu, raporlar arasında çelişki olduğunu, kusur raporu alınması için dosyanın ATK'ya gönderilmesi gerektiğini, dosyanın kesin maluliyet durumunun belirlenmesi için ATK 3. İhtisas Kurulundan rapor aldırılması gerektiğini, davanın reddine yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLER: Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, cevaba cevap dilekçesi, ikinci cevap dilekçesi, tarafların beyanı, Kırkağaç Asliye Ceza Mah.nin ... E. Sayılı dosyası, yazılan müzekkere cevapları. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ: Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar sebebiyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmıştır. Dava dilekçesinin davalı ... Sigorta A.Ş.'ne 25/12/2017 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilinin HMK.nun 127.maddesinde belirtilen 2 haftalık süre içerisinde 04/01/2017 tarihinde cevap dilekçesi verdiği ve HMK.nun 117.maddesine uygun olarak yetki ilk itirazında bulunduğu anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere mahkemelerin yetkisi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 5 ila 19. maddeleri arasında düzenlenmiş olup, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi genel yetkili mahkeme olarak belirlenmiştir(m.6). HMK’da davalının ikametgahı mahkemesinin yanında, özel yetki kuralları ile başka yer mahkemeleri de yetkili kılınmıştır.. Öğretide ve uygulamada özel yetki kuralları olarak adlandırılan ve bazı dava çeşitleri için kabul edilen bu istisnai nitelikteki yetki kuralları, ilke olarak kamu düzenine ilişkin değildir. Kamu düzenine ilişkin olmayan özel yetki kuralları, genel mahkemenin (m.6) yetkisini kaldırmadığından, eş söyleyişle onunla birlikte uygulandığından, davacı davasını genel veya özel yetkili mahkemede açmak hususunda bir seçim hakkına sahiptir. Zira özel yetki genel yetkiyi ortadan kaldırmaz, onun yanında varlığını sürdürür; dolayısıyla dava veya icra takibi, davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabilir. Davalıların birden fazla olması halinde yetki ise 6100 Sayılı HMK’nın 7. maddesinde düzenlenmiş olup, madde metni; “(1) Davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Ancak, dava sebebine göre kanunda, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılır. (2) Birden fazla davalının bulunduğu hâllerde, davanın, davalılardan birini sırf kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı, deliller veya belirtilerle anlaşılırsa, mahkeme, ilgili davalının itirazı üzerine, onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik kararı verir” şeklindedir. Uyuşmazlığa konu eldeki davanın haksız eylemden kaynaklanması nedeniyle HMK 16. maddesinin de açıklanması ve HMK 7. maddesi ile birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. HMK’nın “Haksız fiilden doğan davalarda yetki” başlıklı 16. maddesi; “Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir” düzenlemesini içermektedir. Yine 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesi ile ZMSS Genel Şartlarının C.7. maddesinde, motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi, kazanın vukuu bulduğu yer mahkemesinde de açılabileceği düzenlenmiştir. Anılan bu düzenlemeler ve HGK'nun 25.12.2002 tarih ve 2002/11-1105 karar sayılı ilamı ile "birden fazla (genel ve özel) yetkili mahkeme varsa, davacının bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda seçimlik hakkına sahip olacağını" belirtmiştir. Ayrıca HGK'nun 16.04.2014 gün,2013/17-2098 E, 2014/541 K sayılı ilamında “merkez veya şubenin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerini yetkili kabul eden Kanun'un, acente ve şubeyi denetleyen, üst mercisi olan, genel merkezin emir ve talimatı doğrultusunda çalışan ve yetkisi şubeye göre daha fazla olan bölge müdürlüğünün bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olduğunu kabul etmek gerekir. Ayrıca davalı sigorta şirketi tarafından yetki itirazının ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması olarak da kabul edilmesi mümkündür.” denilmek suretiyle sigorta şirketlerinin bölge müdürlüklerinin bulunduğu yer mahkemelerinin yetkili olduğu benimsenmiştir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: -Dava konusu trafik kazası Kırkağaç/ Manisa İlçe ve İlinde gerçekleşmiştir. -Davacının yerleşim yeri adresi Soma/ Manisadır.. -Davalının merkezi adresi Şişli/İstanbuldur. -Kazaya karışan ... plaka sayılı aracın davalı ... Sigorta A.Ş şirkette ZMMS ile sigortalı olduğu, poliçenin Ankara' da düzenlendiği anlaşılmaktadır. -Davalı sigorta şirketin bölge müdürlüğünün olup olmadığı hususunda davalı sigorta şirketinin genel müdürlüğü ve Türkiye Sigortalar Birliğine ayrı ayrı müzekkereler yazılmış müşterek cevaplarında, Bursa İlinde satış direktörlüğünün olduğu, Bölge Müdürlüklerinin ayrı sicil kayıtları olmadığını, satış direktörlüğünün yetkileri itibariyle Bölge Müdürlüğü niteliğinde olmadığı ve genel müdürlüğünün İstanbul İlinde olduğu bilgisi verilmiştir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda, 15.06.2016 tarihinde Manisa İlinde meydana gelen trafik kazasında davacının maluliyeti sebebiyle açılan maddi tazminat isteminde,, genel yetki kuralı ve özel yetki kuralları gereği yetkili mahkemenin Bursa Mahkemesi olmadığı gibi HGK'nun 16.04.2014 gün,2013/17-2098 E, 2014/541 K sayılı kararında açıklandığı üzere davalı sigorta şirketinin şubeleri denetleyici şubeye göre yetkisi fazla olan bir bölge müdürlüğünün Bursa İlinde olmadığı, sadece satış direktörlüğünün bulunduğu bildirilmiş olduğundan mahkememizin yetkisizliğine, davalı vekilinin müvekkilinin şirket merkezinin Şişli / İstanbul'da olması nedeniyle yetkili mahkemenin İstanbul Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğu savunmuş, genel yetkili mahkeme olan davalının ikametgahının (şirket Merkezi) bulunduğu yerin Şişli / İstanbul olması nedeniyle usulune uygun yapılan yetki ilk itirazının kabulu ile mahkememizin yetkisizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlere, 1-Davalının yetki ilk itirazının kabulü ile mahkememizin yetkisizliğine, İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğuna, 2-HMKnun 20 maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde talep halinde dosyanın İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, talep olmadığı takdirde dosya üzerinden davanın açılmamış sayılmasına dair karar verilmesine, 3-Yargılama giderlerinin 6100 Sayılı Kanunun 331. maddesinin 2. fıkrasının 1. cümlesi uyarınca görevli ve yetkili Mahkemece değerlendirilmesine, taraflardan birinin iki hafta içerisinde gönderme talebinde bulunmaması halinde, taraflardan birisinin talebi halinde Mahkememiz tarafından davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek, aynı karar ile yargılama giderlerinin 6100 Sayılı Kanunun 331. maddesinin 2. fıkrasının 2. cümlesi uyarınca hüküm altına alınmasına, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMKnın 341. Ve 345. Maddeleri gereğince 2 haftalık yasal süre içinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 18/10/2018 Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır