İlk Derece Mahkemesi · Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/464 E. 2018/1071 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2016/464
- Karar No
- 2018/1071
- Karar Tarihi
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2016 KARAR NO : 2018 HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/04/2016 KARAR TARİHİ : 11/09/2018 KARAR YAZIM TARİHİ : 27/09/2018 Mahkememize tevzi edilen İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA VE SAVUNMA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalı şirketin davacı şirkete borçlu olduğunu, müvekkili şirket tarafından davalı şirkete teslim edilen faturaya konu mallar kapsamında davalı şirketten davalı şirket tarafından keşide edilmiş TEB Keresteciler Sitesi Şubesine ait 10/02/2016 keşide tarihli, 37.825,00 Tl bedelli, ............ çek nolu, davalı şirket tarafından keşide edilmiş Akbank Laleli Şubesine ait 09/01/2016 tarihli, 32.000 Tl bedelli, ................. çek nolu çekler alındığını, davalı şirket tarafından keşide edildiğini, davalı şirket tarafından teslim edilen çeklerin yasal süresi içerisinde muhattap bankaya ibraz edildiğini, TEB Keresteciler Sitesi şubesine ait 15/01/2016 tarihli, 21.442,00 Tl bedelli,.............. nolu çek hakkında çekteki imzanın keşideciye ait olmadığından işlem yapılamamıştır ibaresi şerh düşüldüğünü, davalı şirket tarafından teslim edilen diğer çeklerin de muhatap bankaya ibraz edildiğinde ilgili muhatap bankalar davalı şirketin çift imza ile çek keşide edebildiğini, buna karşılık çeklerde tek imza olması nedeniyle işlem yapamayacaklarını belirttiğini, bunun üzerine müvekkili şirketin davalı şirket ile görüştüğünü, çeklerin değişme ihtimali nedeniyle işlem yapılamadığını, fakat geçen süre içerisinde çeklerin değişmeyip ödeme de yapılmayınca davalı şirket aleyhine icra takibine başlandığını, bu itibarla davalı şirketin itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalı şirket yetkililerinin kasıtlı olarak çeklere tek imza atmak suretiyle birlikte verdikleri çeklerin ödeme imkanını kaldırdığını, böylece çekler hakkında kambiyo senetlerine mahsus icra yoluyla takip yapma olanağının ortadan kaldırıldığını, müvekkili şirketin davalı şirket aleyhine ilamsız icra takibi yapılmak mecburiyetinde bırakıldığını, davalı şirketin haksız itirazı ile mezkur takip durdurulduğunu, davalı şirektin yetkililerinin çeklerin icra edilebilirliğinin ortadan kaldırmak ve icra hukuku bakımından zaman kazanmak amacıyla kasıtlı olarak eksik imza atmak suretiyle sarfetmiş oldukları eylemlere karşılık resmi belgede sahtecilik ve banka kurumunu kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçlarından cezalandırmaları istemiyle Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayette bulunulduğunu, bu nedenlerle davanın kabulü ile davalının Bursa 4. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapmışolduğu itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalıya usulüne uygun dava dilekçesi tebliğ edilmiş ancak davalı tarafından savunmada bulunulmamıştır. DELİLLER: Dava dilekçesi, Bursa 4. İcra Müdürlüğünün ... ayılı icra takip dosyası, Bursa C.B.S.'nın ... soruşturma dosyası, cari hesap ekstresi, fatura sureti, çek fotokopisi, ticaret sicil kayıtları, bilirkişi raporu, yazılan müzekkere cevapları. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ: Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. Maddesine göre açılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı tarafından faturaya dayalı olarak 01/03/2016 tarihinde ilamsız takip talebinde bulunmuştur. İcra Dairesi tarafından davalı borçluya ilamsız takiplerde ödeme emri 05/03/2016 tarihinde tebliğ edilmiş ve davalı tarafından yasal süre içinde 11/03/2016 tarihinde borca itiraz etmiştir. Tarafların ticari defterleri talep edilmiş davacı tarafça ibraz edilen ticari defteler bir mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiştir. Mali müşavir bilirkişinin 02/08/2018 tarihli raporunda özetle: Davacı ... A.Ş.'nin kanunen tutmakla yükümlü olduğu defter kayıtlarında davalı ... Mermer Mad. Jeoloji İnş. San. Tic. Ltd. Şti'nin 05/04/2016 dava tarihi itibariyle ... A.Ş.'ye 93.429,02 Tl borçlu olduğu, davacı firmanın 02/03/2016 tarihli ödeme emrinde 94.629,02 Tl alacak talebinde bulunduğu, davacı firmanın davalı firmadan 11/02/2016 tarihinde 1.200,00 Tl tahsil ettiğini, davacı firmanın kayıtları incelendiğinde davalı firmadan 11/02/2016 ve 31/12/2016 tarihleri itibariyle 93.429,02 TL alacaklı olduğu mütalaa edilmiştir. Davalı ihtaratlı davetiye tebliğine rağmen belirlenen inceleme gün ve saatinde defter ve kayıtlarını sunmadığından davalının ticari defterler üzerinde inceleme yapılmamıştır. Davacının tarafların ticari defterlerine dayandığı anlaşılmakla ticari defterlerin delil olması yönünden bilindiği üzere Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28.03.2012 tarih ve 2011/11-862 Esas, 2012/51 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; 6100 sayılı HMK'nın 219. (1086 sayılı HUMK’nın 326.) maddesine göre her iki taraf kendi ellerindeki vesikaları (belgeleri) mahkemeye ibraz etmek zorundadır. Bir davada ispat yükü kendisine ait olan tarafın, başka delillerle birlikte karşı tarafın ticari defterlerine de dayandığı, diğer anlatımla, delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği, dolayısıyla da, uyuşmazlığa 6100 sayılı HMK'nın 222/5. (6762 sayılı TTK’nın 83/2.) maddesindeki özel hükmün uygulanamayacağı durumlarda; karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi ya da bundan kaçınmasına bağlanması gereken hukuksal sonuçlar, HMK'nın m. 220 (HUMK'nın 330.) maddesindeki genel düzenlemelere tabidir. HMK'nın 220. (HUMK'nın 332.) maddesi, bir tarafın, mahkemece kendisine verilen süre içerisinde ilgili belgeyi ibraz etmemesi halinde, mahkemenin, o tarafın maksadını gözeterek, diğer tarafın o belgeye ilişkin açıklamasını kabul edebileceğini öngörmektedir. Önemle vurgulanmalıdır ki; HMK'nın 220. (HUMK'nın 332.) maddesindeki bu hüküm, taraflardan birinin delillerini salt karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği hallerde, ticari defterlerin mahkemeye sunulması bakımından da uygulanır. Diğer anlatımla, belirtilen bu durumda ticari defterler de, HMK m. 220. madde (HUMK'nın 330 ve sonraki maddeleri) anlamında “vesika” niteliğindedir. Öte yandan, ticari defterlerin ispat kuvvetini düzenleyen HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 82.) maddesindeki hüküm, “I Kati delil” şeklindeki kenar başlığı ile birlikte değerlendirildiğinde ve aynı Kanun’un 1474. maddesi uyarınca kenar başlıklarının metne dahil bulunduğu da gözetildiğinde; ticari işlerden dolayı tacirler arasında çıkan uyuşmazlıklarda ticari defterlerin (maddede gösterilen koşulların mevcut olması kaydıyla), kesin delil niteliğinde bulunduğunu öngörmektedir. 6102 sayılı TTK'nın 64. (6762 sayılı TTK'nın 69. vd.) maddeleri uyarınca da defterlerini yöntemince Tasdik ettirmeyen tacirin bu gibi defterleri lehine delil olamaz. Ancak kanuna uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin münderecatı, sahibi ve halefleri aleyhinde delil sayılır. (HMK. m. 222/4, 6762 sayılı TTK'nın 84,85) O halde yapılan yargılama ve toplanan delillerden, davacı tacirin davalıyla arasındaki ticari ilişki kapsamında faturaların düzenlendiği, taraflar arasında TTK m. 87/2 anlamında yazılı bir cari hesap sözleşmesinin bulunmadığı, taraflar arasındaki ilişkinin uygulamada sıkça karşılaşılan “açık hesap” ilişkisinin olduğu, davacının ticari defterlerinin usulune uygun tutulduğundan, ticari defterin kesin delil olduğu, davalı tarafın süresi içinde ticari defterlerini sunmadığı ancak Vergi Usul Kanunu gereği icra takibine konu faturaların davalının BA formları ile beyan ettiği anlaşılmakla fatura konusu malların teslim almadığını davalının iddia edemeyeceğinden, beyan edilen bu faturalar yönünden teslim kanıtlanmış olup bu faturaların ödendiğinin davalı tarafından yazılı ve kesin deliller ile ispat yükü altında olup sunulan deliller ile davalının ödediğinin ispat edilemediğinden davacının ticari defterlerine göre asıl alacağı talep edilen 93.429,02 TL alacağın sübut bulduğu anlaşılmakla bu miktar yönünden davanın kısmen kabulü ve itirazın iptali ile takibinde devamına, icra inkar tazminatı yönünden alacağın fatura alacağı olduğu, likit olduğu, davalının asıl alacak yönünden itirazında haksız olduğundan koşulları oluşmakla, icra inkar tazminatı talebinin kabulu ile aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlere, 1-Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, Davalının Bursa 4. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, takibin 93.429,02 TL alacak üzerinden takip talebindeki şartlar ile birlikte devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-İİKnun 67 maddesi gereğince icra inkar tazminatının koşulları oluştuğundan alacağın %20'si olan 18.685,80 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 6.382,14 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 1.616,03 TL'nin mahsubu ile bakiye 4.766,11 TL nispi karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan bilirkişi gideri 400,00 TL, posta, talimat ve tebligat gideri 132,90 TL olmak üzere toplam 532,90 TL yargılama giderinden kabul ve red oranlarına göre hesaplanan 526,14 TL yargılama gideri ve 1.616,03 TL peşin harç olmak üzere toplam 2.142,17 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı vekil ile temsil edildiğinden AAÜT'ye göre belirlenen 10.224,32 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı vekil ile temsil edildiğinden AAÜT'ye göre belirlenen 1.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-HMK' nın 333. Maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının hükmün kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMKnın 341. Ve 345. Maddeleri gereğince 2 haftalık yasal süre içinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 11/09/2018 Katip ¸e-imzalıdır. Hakim ¸e-imzalıdır.