İlk Derece Mahkemesi · Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/340 E. 2018/631 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2016/340
- Karar No
- 2018/631
- Karar Tarihi
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2016/ KARAR NO : 2018/ HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : YAPI KREDİ BANKASI A.Ş - VEKİLİ : Av. DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 14/03/2016 KARAR TARİHİ : 10/05/2018 KARAR YAZIM TARİHİ : 04/06/2018 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA VE SAVUNMA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalı Yapı Kredi Bankasının ... İsimli kooperatif ortağı ve üyesi olan kişiden daire satın aldığını ve bu şekilde kooperatif üyesi ve ortağı olduğunu,Davalı bankanın kooperatif üyesi ve ortağı olması sebebi ile satın aldığı kooperatif ortağı ve üyesi olan ...'ın kooperatife olan ve üyelikten doğan aidat borçlarının da kabul etmiş olduğunu, Buradaki borçlanmanın kanundan doğan borçlanma olduğunu,Bu sebeple, davalı bankanın İcra dosyasına yapmış olduğu itirazın yasal dayanağının bulunmadığını, İtirazın iptali için iş bu davanın ikamesinin hasıl olduğunu, Davalı bankanın itirazının yasal dayanaktan yoksun olduğu için ve alacağında likit olması karşısında %20 inkar tazminatına da mahkum edilmesi gerektiğini; yargılama icrası ve iddianın sübutu ile davanın Bursa 6.icra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyaya yaptığı itirazın iptaline ve %20 den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına mahkum edilmesini ve yargılama gideri ile ücreti vekaleten davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Yapı Kredi Bankası vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkili bankanın, davacı-alacaklı kooperatifin üyesi olmadığını, Müvekkili bankanın 13.10.2010 tarihinde, ... adlı kişiden tapuda "kat irtifakı" tesis edilmiş olan ve "Bursa ili Mudanya ilçesi, Halit Paşa mah. Kırkdamla mevkii, 3 parsel, 1180 adada kayıtlı 5 nolu bağımsız bölüm " olarak kayıtlı bir taşınmazı satın aldığını, Söz konusu taşınmazda eski malikinin davacı kooperatife üyeliğinin müvekkil bankaya sirayet ettirilerek, üyelik aidat borcu altında 5 yıllık aidat borcu müvekkili bankadan kötü niyetli olarak tahsil edilmeye çalışılmakta olduğunu, 1163 sayılı kooperatif kanunu gereği, bir konutu Tapu Müdürlüğü’nce düzenlenecek resmi senet mukabilinde satın almak kooperatif üyesi olmak anlamına gelmediğini, Söz konusu kanunun 8.ve devamı maddeleri uyarınca eski malikin üyelik hissesini devrettiğini, yeni malikin de ana sözleşmeyi kabul ederek ortaklığı devraldığını kooperatife yazılı olarak bildirmesi gerektiğini, müvekkili bankanın, eski malikten kooperatif üyeliğini devralmadığı gibi hisse devrine ilişkin olarak da kooperatife başvurusunun bulunmadığını, müvekkili bankaya kooperatif üyelik hisse devri yapılmadığını, müvekkili bankanın söz konusu kooperatifin hizmetlerini bilmemekte ve yararlanmamakta olduğunu, müvekkili bankanın, faaliyetlerini bilmediği kooperatifte, yine üye olmadığı için genel kurullarınca kararlaştırılan aidat ücretinden de haberdar olmadığını, Müvekkili bankanın 13.10.2010 tarihinde taşınmazı, tapu kayıtlarına güven ve inanç esası doğrultusunda iyiniyetli üçüncü kişi olarak tapuda "kat irtifakı" tesis edilmiş olarak iktisap ettiğini, Bu mahiyette eski malikin kooperatif üyeliğini de bilmediğini, kabulü anlamına gelmemek kaydıyla bir an için müvekkil bankanın davacı kooperatife üye olduğu düşünülse dahi, davacı tarafın, taşınmazın iktisap tarihinden bu zamana kadar üyelik aidat ücretlerinin ödenmesi için müvekkil bankaya herhangi bir başvuruda bulunmadığını bu konuda bu zamana kadar herhangi bir talebinin olmadığını, Bu yönüyle de davacı kooperatifin geriye dönük 5 yıllık borçtan dolayı müvekkili bankaya, hiçbir bildirimde bulunmadan, icra takibi başlatmasının kötü niyetli olduğunu, mahkemenin resen takdir ve Tespit edeceği sebeplerle davacının hukuki dayanaktan yoksun işbu davasının reddine, davacı kooperatifin icra takibinde kötü niyetli olması gözetilerek alacağın %20 si oranında tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı taraf tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, tarafların beyanı, Bursa 6.icra Müdürlüğünün ... E. sayılı icra takip dosyası, ticari defterler, faturalar, bilirkişi raporu, yazılan müzekkere cevapları. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ: Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. Maddesine göre açılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı tarafından kooperatif aidat alacağına dayalı olarak 05/01/2016 tarihinde ilamsız takip talebinde bulunmuştur. İcra Dairesi tarafından davalı borçluya ilamsız takiplerde ödeme emri 11/01/2016 tarihinde tebliğ edilmiş ve davalı tarafından yasal süre içinde 14/01/2016 tarihinde borca itiraz etmiştir. Mahkememizce 13/06/2017 tarihli celsede, taraflar arasındaki alacak borç ilişkinin açıklığa kavuşturulması yönünden, taraflar arasındaki ticari ilişkinin başlangıcından sonuna kadar olan dönemi kapsayan, ticari defter ve bağlı kayıtları üzerinde, bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olmakla; bilirkişiler hukukçu ... ile SMMM Şevki Yetiker tarafından Mahkememize ibraz edilen 20/04/2018 havale tarihli bilirkişi raporunda " 1-)Dava kooperatif aidatlarından kaynaklanan itirazın iptali davasıdır. Davacı kooperatif üyeliğini devrettiğin ifade ederken davalı da dairesini aldığı ortak ... ın kooperatif üyeliğini devretmediğini taşınmazı devrettiğini dolayısıyla kooperatife üye ortak olmadığını ifade etmektedir. 2-)Davacı 06.01.2016 tarihinde Bursa 6.icra Müdürlüğünün ... e. sayılı dosyası ile 11,500,00-TL asıl alacak 3,467,75-TL işlemiş faiz 93,22-TL % 5 gecikme zammı,38,81-Tl % 2.5 Gecikme zammı 1,50-TL % 1,5 gecikme zammı olmak üzere toplam 15,101,28-TL üzerinden icra takibi başlatmış davalı tarafından 14,01,2016 tarihinde yapılan itiraz üzerine takip durdurulmuştur. 3-)Davalı vekili itiraz dilekçesinde, müvekkilinin kooperatife üye olmadığını aidatlarını her ay yatırdığını belirterek itiraz etmiştir. Tapu kayıtlan incelendiğinde: ...'ın tapusunu 29/09/2008 de aldığı 13/10/2010 tarihinde YKB na sattığı, YKB nin tapuyu 13/10/2010 tarihinde aldığı 06/04/2016 tarihinde Ömer Zengin’ e devrettiği görülmektedir. Bu satış tarihlerinde karar defterinde üyelik devri ile ilgili alınmış herhangi bir karar bulunmamaktadır. 4-)Tapunun davalı YKB’ye devri tarihinden sonraki 2010-2011-2012-2013 ve 2014 yıllarındaki genel kurullarda hazirun cetvelinde üye olarak ...'ın adının yazılı olduğu genel kurul tutanaklarından tespit edilmiştir. 5-)Davalımn daireyi 13/10/2010 tarihinde devir alırken hem devralan hem de devreden tarafından üye ortaklığın devri için verilen bir dilekçe bulunmamaktadır. Dava dışı ... tarafından üyeliğin davalıya devri için bir dilekçe verilmiş olsa dahi bu tek taraflı dilekçe tek başına yeterli değildir. Dolayısıyla davalı YKB kooperatife ortak olmamıştır. 6-)Ancak davacı vekili dava dilekçesinde Davalı bankanın kooperatif üyesi ve ortağı olması sebebi ile satın aldığı kooperatif ortağı ve üyesi olan ... ın kooperatife olan ve üyelikten doğan aidat borçlarının da kabul etmiş olduğunu. Burada ki borçlanmanın kanundan doğan borçlanma olduğunu iddia etmiştir. 7-)Davacı vekili bu iddiasını kanıtlayacak bir belgeyi dosyaya ibraz etmemiştir. Yani davalının ortaklığı devir aldığında kendisine ortaklığı devreden eski ortakla yapması gereken belgeleri ibraz etmesi gerekmektedir. Bu belgeler devreden ve devralan ortaklar tarafından yönetim kuruluna verilen dilekçeler ve yönetim kurulunun bu devri onayladığını gösteren karar örneği dosyada yoktur. Bu dilekçeler olmadan ve yönetim kurulunun devre onayı olmadan devir gerçekleşmez. Devreden ... hala kooperatif ortağıdır. Yargıtay kararlan bu yöndedir. 8-)Rapor içeriğinde ayrıntılı olarak anlatıldığı şekilde ödenmeyen aidat borcu 11,500.00-TL dir. Bu borç halen ortak sıfatı taşıyan devreden ...’a aittir. Çünkü ... taşınmazı devretmiş ancak ortaklığı devretmemiştir. Dolayısıyla davalı YKB kooperatifin ortağı değildir ve borçtan sorumlu tutulamaz. 9-) Şayet davacı, daireyi satın alan YBK’nin daireyi kullanması sebebiyle kooperatif tarafından verilen hizmetlerin genel giderlerinden sorumlu olduğuna ilişkin bir iddiada bulunmakta ise ; talep ettiği aidat miktarlarının hangi kalem alacakları içerdiğini ayrıştırması gerekmektedir. Zira; Yargıtay kararlan gereğince üye olmamasına rağmen satın aldığı daireye ilişkin kooperatifin genel hizmetlerinden (temizlik, aydınlatma v.v.) yararlanan malikin bu kalem alacaklar yönünden sorumlu olacağı ifade edilmektedir. Dava dosyasında bu yönde bir bilgi ve talep de bulunmadığı, sonuç ve kanaatine varıldığı" belirtilmiştir. O halde toplanan delillerden somut olayda, davacı tarafından davalının dava dışı kooperatif üyesi ...' dan daire satın aldığını ve kooperatif üyesi olduğunu, ...' ın kooperatife olan aidat borçlarından davalının sorumlu olduğunu ileri sürmüş davalı ise ...' dan taşınmaz satın aldığını ancak üyeliğin devredilmediğini ve üye olmadığından borçlu olmadığını savunmuş olup uyuşmazlık, kooperatif üyesinden taşınmazın satın alınması ile kooperatifin üyeliğinin devredilip devredilmediği davalı bankanın kooperatif üyesi olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Davalı kooperatif anasözleşmesinin 17/3. maddesi, “Devir halinde eski ortağın kooperatife karşı tüm hak ve yükümlülükleri yeni ortağa geçer” hükmünü içermektedir. Ortaklığın devir biçimi yasada gösterilmemiştir. Ancak pay devrinin alacağın temliki yolu ile yapılması, temlikin de dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan TBK'nın 184. maddesi uyarınca yazılı olması gerekmektedir. Üyeliğe bağlı hak ve alacakların borçlusu kooperatif, alacaklısı ise üyeliği devir alan yeni ortaktır. Eğer devir eden ortak pay yönünden borçlu ise, borcun nakli hükümleri uygulanır (TBK 195 vd), borç devir alana geçer. Ancak, pay devri için resmi şekle bile gerek bulunmamaktadır. Her ne kadar yapı kooperatifinde, ortakları mal sahibi yapmak amacı olsa bile, pay devri, bir satış vaadi de değildir. Bu nedenle, adi yazılı devir dahi geçerlidir. Devredenin borçları, devre ve devrin kabulüne engel değildir, devredenin borçları devir alana geçer ve ödemediği takdirde devralanın ihraç edilme olanağı da her zaman vardır. Daire satımında üyelik kendiliğinden alıcıya satım ile birlikte geçmez. Satıcının üye olması ve üyeliğinin alıcı tarafından ayrıca devir alınması gerekmektedir. Üyelik ayrıca devredilmedikçe satıcının üyeliği kooperatif nezdinde devam eder. Satıcının üye olması, alıcının bu üyeliği ayrıca devir alması ve devir alanın kooperatif üyelik koşullarını taşıması halinde kooperatifin bu kişiyi 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 14/2. ve anasözleşmenin 17/2. maddesi uyarınca ortaklığa kabul etmesi zorunludur. Üyelik devir sözleşmesi yapıldığı tarih itibariyle sözleşmenin yanları arasında geçerli sonuç doğurmasına karşın, kooperatif bakımından ise 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 14/3. ve anasözleşmenin 17/1. ve 2. maddeleri hükümleri gereği, devrin kooperatife bildirilmesi ve yönetimin makul sürede yapacağı inceleme sonunda devir alanın ortaklık şartlarını taşıması durumunda devir alanı makul süre içerisinde üyeliğe kabulü kararı verdiği tarihte hüküm ifade eder. 17/1. madde hükmünde yer alan yazılı başvuru koşulu, devrin geçerliliğine ilişkin olarak değil, devrin kooperatife iletilmesi ve kabulü için ispat bakımından sevk edilmiştir. Bu nedenle, kooperatif üyelik hakkının devredildiğinin davadan önce davalı kooperatife bildirilmemesi, devir alanın hakkına olumsuz bir etki yapmaz. (Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2015/8800 Esas ve 2016/356 Kararında vurgulandığı üzere) Sonuç olarak, yukarıda da açıklandığı üzere, dairenin devri tek başına alıcıyı kooperatif üyesi yapmadığı, alıcı tarafından ayrıca üyeliğin devralınması gerektiği, davacı tarafın kooperatif defteri üzerinde ve sunulan delillerden davalının kooperatif üyeliğinin devraldığına dair yazılı bir delil sunulmadığı gibi kooperatif üyeliğinin zımnen kabul ettiğine dair bir beyanı ve fiili olarak bir durumun olmadığı gibi davalı tarafın genel kurulada katılmadığı anlaşılmakla bilirkişi heyetinin raporuna itibar edilerek davalının davacı kooperatifin üyesi olmadığından aidat alacağından sorumlu olmadığı anlaşılmakla açılan davanın sübut bulmadığından reddine, davacının icra takibinde kötü niyetli icra takibi başlattığının ispat edilemediğinden kötü niyet tazminatı talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlere, 1-Davanın subut bulmadığından reddine, 2-İİK 67 md. Gereği kötü niyet tazminatı koşulları oluşmadığından reddine, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 35,90 TL nispi karar ve ilam harcının peşin alınan 182,39 TL'den mahsubu ile 146,49 TL fazla harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kararın niteliği gereği davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı vekil ile temsil edildiğinden AAÜT'ye göre belirlenen 2.180,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-HMK' nın 333. Maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının hükmün kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMKnın 341. Ve 345. Maddeleri gereğince 2 haftalık yasal süre içinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.10/05/2018 Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır