İlk Derece Mahkemesi · Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1028 E. 2018/95 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2016/1028
- Karar No
- 2018/95
- Karar Tarihi
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ REKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO : HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : Av. ... - ... DAVALI : ... DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/08/2016 KARAR TARİHİ : 25/01/2018 KARAR YAZIM TARİHİ : 09/02/2018 Mahkememize tevzi edilen İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA VE SAVUNMA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalı tarafın müvekkil kuruma olan su borçları sebebiyle icra takibine geçildiğini, davalı tarafın icra takibini sürnücemede bırakmak amacıyla yasal takibe itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiğini, Bursa 9. İcra Dairesi .................Esas sayılı takip dosyasının devamına karar verilmesini, haksız ve dayanaksız olan borçlunun itirazının iptaline ve icra takibinin devamını, takibe kötü niyetli olarak itiraz eden davalının %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatını müvekkil kuruma ödemeye mahkum edilmesini, fazlaya dair her türlü talep ve dava haklarının en geniş anlamda saklı tutulmasını, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalıya usulüne uygun dava dilekçesi tebliğ edilmiş ancak davalı tarafından savunmada bulunulmamıştır. DELİLLER: Dava dilekçesi, Bursa 9. İcra Dairesi ................... Esas sayılı icra takip dosyası, Kurum Kayıtları, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ: Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. Maddesine göre açılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı tarafından su alacağına dayalı olarak 03/11/2015 tarihinde ilamsız takip talebinde bulunmuştur. İcra Dairesi tarafından davalı borçluya ilamsız takiplerde ödeme emri 17/11/2015 tarihinde tebliğ edilmiş ve davalı tarafından yasal süre içinde 24/11/2015 tarihinde borca itiraz etmiştir. Davacı tarafından icra takibinde ve dava dilekçesinde, davalının su borcu olduğu ancak bedelinin ödenmediği ileri sürülmüş davalı borca itirazda, herhangi bir nedenle o adreste oturmadığını, adreste oturanların belli olduğu savunulmuştur. Davacıya yazılan müzekkere cevabında da dava konusu dükkanda abonenin ... olduğuna dair 26/04/1988 tarihli belge sunulduğu anlaşılmaktadır. O halde bu durumda, uyuşmazlık, davalının pasif taraf (husumet) ehliyetinin bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Öncelikle uyuşmazlığın çözümü için taraf sıfatı (husumet) kavramı üzerinde durulması gerekir: Sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı (husumet) dava konusu sübjektif hakka ilişkindir., Dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen (nitelendirilen) kişiler, şeklen (biçimsel açıdan) o davanın taraflarıdır. Ancak mahkemenin bu taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, bu kişilerden birinin o davada gerçekten davacı veya davalı olmak sıfatı yoksa, dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemez. Dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir. Bir sübjektif hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bu nedenle, o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı (aktif husumet ehliyeti) da o hakkın sahibine aittir. Meselâ, bir alacak davasında davacı olma sıfatı o alacağın alacaklısına aittir. Alacak davası, o alacağın alacaklısından başka bir (üçüncü) kişi tarafından açılırsa, davacının davacı sıfatına sahip olmadığından (sıfat yokluğundan, husumetten) dolayı reddedilir (, Medeni Usul Hukuku, 22. Baskı, Ankara 2011, s. 234;, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Ankara 2012, s. 530; , Medeni Muhakeme Hukuku Ders Kitabı, 2. Bası, İst. 2011, s. 311- 312). Bir sübjektif hak kendisinden davalı olarak istenebilecek olan kişi, o hakka uymakla yükümlü (borçlu) olan kişidir (davalı sıfatı, pasif husumet ehliyeti). Örneğin, bir alacak davasında davalı olma sıfatı o alacağın borçlusuna aittir. Alacak davası, o alacağın borçlusundan başka bir (üçüncü) kişiye karşı açılırsa, davalının davalı (borçlu) sıfatına sahip olmadığından (sıfat yokluğundan, husumetten) dolayı reddedilir. Yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı üzere, bir sübjektif hakkın sahibinin ve o hakka uymakla yükümlü olan kişinin kimler olduğu (yani bir davada, davacı ve davalı sıfatının kimlere ait olduğu) tamamen maddî hukuka göre belirlenir. Bu nedenle, bir kişinin belli bir davada gerçekten davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı hususu, usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu (sübjektif) hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunudur. Sıfatın usul hukuku bakımından önemi (usul hukukunu ilgilendiren yönü) şudur: Bir davanın tarafları (veya taraflardan biri) o davada gerçekten (davacı veya davalı olarak) taraf sıfatına sahip değilse, mahkeme, dava konusu hakkın esası (mevcut olup olmadığı) hakkında inceleme yapıp karar veremez. Mahkeme, davanın sıfat (husumet) yokluğundan reddine karar verir. Bu karar, davanın mesmu olmadığına (dinlenemeyeceğine) ilişkin bir karar olmayıp, gene davanın esasına ilişkin bir karardır (taraf olarak gösterilenlerden birinin taraf sıfatının bulunmadığını tespit eden bir karardır). Mahkemenin sıfat (husumet) yokluğunu kendiliğinden (re'sen) gözetmesi gerekir. Çünkü, sıfat yokluğu, bir def’i değil, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itirazdır. Hâkim, kendisine sunulan dava malzemesinden (davalı veya davacının bildirdikleri vakıalardan, yani dava dosyasından) bir itiraz sebebinin varlığını (sıfat yokluğunu) öğrenirse, bunu kendiliğinden (re'sen) gözetir. İşte bu nedenle, hâkim, sıfat yokluğunu kendiliğinden gözetir. Taraf sıfatı, usul hukukuna değil, maddî hukuka ilişkin bir sorundur; diğer bütün maddi hukuk sorunlarında olduğu gibi, dava şartı değildir. Taraf sıfatının (davacı bakımından, aktif husumet ehliyetinin; davalı bakımından, pasif husumet ehliyetinin) yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için (def’i değil) bir itirazdır. Diğer bütün itiraz hallerinde olduğu gibi, sıfat yokluğu da, ancak dava dosyasından anlaşılabildiği ölçüde hâkim tarafından kendiliğinden (re'sen) gözetilir (. 234- 237). O halde toplanan delillerden yukarıdaki açıklamalar ışığında, davacı ile dava dışı ... arasında dava konusu 127951 numaralı abone ile abonelik sözleşmesinin düzenlendiği, davalı ile yapılmiş bir abonelik sözleşmesi olmadığı gibi davalının su sayacının fiili kullanıcısı olduğununda açıklanmadığı kaldı ki dava dilekçesinin delil listesi kısmında tutunduğu icra dosyası ile kurum kayıtlarında da davalının abonesi ya da fiili kullanıcısı olduğunun ispat edilmediğinden dava konusu hakkın davalının borçlusu olmadığı sabitir. Dolayısıyla davacı tarafından açılan su borcuna dayalı itirazın iptali davasında, davalının pasif husumetinin bulunmadığından husumet yokluğu sebebiyle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlere, 1-Davanın husumet sebebiyle reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 35,90 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 29,20 TL'nin mahsubu ile bakiye 6,7 TL nispi karar ve ilam harcının davacıdan alınarak maliye hazinesine gelir olarak kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kararın niteliği gereği üzerinde bırakılmasına, 4-HMK' nın 333. Maddesi gereğince kullanılmayan gider avanslarının hükmün kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğuna HMKnın 341. Maddesi gereğine 2018 yılı itibariyle uyuşmazlık konusu miktarı 3560,00 TL kesinlik sınırı altında olduğunda anlaşılmakla kesin olarak karar verildi. Verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.25/01/2018 Katip ... ¸E-imzalıdır. Hakim ... ¸E-imzalıdır.