İlk Derece Mahkemesi · Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/1048 E. 2019/962 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2014/1048
- Karar No
- 2019/962
- Karar Tarihi
T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2014/1048 KARAR NO : 2019/962 HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACILAR :1-... (TC No:...) ... :2-... (TC No: . ....) Cumhuriyet Mah. 419 Sk. 2C/1 Gemlik/ BURSA :3-... (TC No:...)- Eşref Dinçer Mahallesi Bahar Sokak Çakır Apt. No. 20/5... VEKİLLERİ :Av. ..... - Kayhan Mah. Av.Ali Aksoy Sok. No:34 Gemlik/ BURSA DAVALI :... Mete Cad. No. 30 34437 Taksim / İstanbul İSTANBUL VEKİLİ :Av....-Osmanağa Mah. Şemsitap sok. No:18/3 Bahariye-Kadıköy/İSTANBUL DAVA : Sigorta Tazminatı DAVA TARİHİ : 15/09/2014 KARAR TARİHİ : 13/06/2019 KARAR YAZIM TARİHİ : 19/07/2019 Mahkememize tevzi edilen Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA VE SAVUNMA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle:Müvekkillerinin varisi oldukları ...'in 29/06/2013 tarihinde vefat ettiğini, murisin 2013 yılının Mayıs ayında T.... Bankası AŞ Gemlik Şubesi ile yapmış oldukları kredi kullandırma sözleşmesi sebebiyle davacı sigortacı ... Emeklilik ve Hayat AŞ ile iki adet hayat sigortası sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmelere göre muris ...'in sigortalı, T.... Bankası Gemlik Şubesi dain-i mürtehin, müvekkillerinin ise lehtar konumunda olduklarını, dolayısıyla sigortacının, vefat tarihi itibari ile murisin banka kredisi bakiye borcunu ilgili banka şubesine ödedikten sonra kalan meblağı müvekkili mirasçılara ödemesi gerektiğini, davalı sigorta şirketinin hiç ödeme yapmadığını; davalı borcunu ödememek için bahaneler ürettiğini, sigortalı ...'in vefatı ile birlikte sigortacının tazminat borcu doğduğunu, fakat davalının tazminat borcundan sıyrılmak için sigortalının bazı sağlık sorunlarını gizleyerek beyan yükümlülüğünü ihlal ettiğini iddia ettiğini, ancak davalının bu iddiasının gerçeklerle bağdaşmadığını, çünkü sigortalının davalıdan gizlediği herhangi bir sağlık sorununun olmadığını beyanla, davalının sigortacısı olduğu 20334541 e 20334544 sayılı iki ayrı sigorta sözleşmesi gereğince belirsiz alacak davası mahiyetinde toplam 24.000,00TL.vefat tazminatının 29/06/2013 tarihniden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde:HMK ve poliçe genel şartlarına göre sigortacı aleyhine açılacak davalarda birinci derecede yetkili mahkemenin sigorta şirketi genel merkezinin bulunduğu yer mahkemesi olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin genel merkezinin İstanbul ili, Beyoğlu ilçesi sınırları dahilinde bulunduğundan yetkili mahkemenin İstanbul Mahkemeleri olduğunu, şikayet konusunun ancak ve ancak ticaret mahkemelerinde çözüme ulaştırılacak bir husus olduğunu, davacıların talebinin teminat dışında kaldığını, davacıların miras bırakanının sigortalı olduğu bankanın T.... Bankası AŞ olduğu ve bu bankadan Kredi Hayat Sigortaları ile sigortalı bulunduğunu, vefatın gerçekleşmesi halinde sigorta bedelinden öncelikli olarak yararlanacak olan T.... Bankası AŞ Gemlik Şubesi olduğunu, bu nedenle öncelikle tazminat bedelinin ödenmesine karar verilmesi halinde sigortalı mirasçıları değil dain-i mürtehin sıfatıyla T.... Bankası AŞ alacaklı hak ve menfaat sahibi olduğunu, sigortanın bağlı olduğu kredi borcu kalmışsa öncelikli olarak dain-i mürtehinin alacağı kapıtalacak olup sigorta teminat bedelinden arta kalan bir meblağ söz konusu olursa kanuni varislere intikal edeceğini, sigortalının akdettiği sigorta sertifikasından da bu hususun açıkça görüleceğini, bu nedenle öncelikli hak ve menfaat sahibinin T.... Bankası AŞ olduğunun dikkate alınmasını talep ettiklerini, hipertansif kalp, hipertansiyon ve kalp yetmezliği hastalıklarının tanısının sigorta sözleşmesinin akdedilmesinden önce konulduğunu, akdedilen sigorta sözleşmesinde sigorta şirketinin sigortalama işleminin yapılıp yapılmayacağına karar verebilmesi için geçirmiş olduğu hastalıkları beyan etmenin yanısıra hastalıkla ilgili tahlillerin, tedavilerin ve kendisine iletilen tanıların beyan edilmesi gerektiğini, oysa sigortalının sigortalı adayı sağlık beyan formunda sorulan sorulara olumsuz yanıtlar verdiğini, sigortalının sigorta başvuru ve sağlık beyan formunda önemli bir rahatsızlık veya hastalık geçirmediğini beyan ettiğini beyanla, davanın reddine, her türlü yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, murise ait tedavi evrakları, banka cevabi yazıları, mirasçılık belgesi, hayat sigortası poliçe örneği, garantör hayat sigortası poliçe örnekleri, tazminat evrakı örneği, kredi sözleşmeleri, 10/11/2017 tarihli borcun öncelikle bankaya ödenmesi durumunda muvaffaka ilişkin dilekçesi, nüfus kayıt örneği, bilgilendirme formu ve poliçe suretleri, bilirkişi raporu DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ: Dava, banka kredisi kapsamında düzenlenen hayat sigorta poliçesi tazminat istemine ilişkindir. Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmıştır. Muris ...'in 15/08/2011 tarihinde Bursa Acıbadem Hastanesi Kardiyoloji Polikliniğinde Uzm.Dr. Saim Sağ tarafından kasık fıtığı ameliyat öncesinde değerlendirilmiş sorgusunda 20 adet/gün sigara içtiği, hipertansiyonu, kalp damar hastalığı olduğu, ekokardiyografisinde EF %65, 2-3 derece aort yetersizliği (orta derece) olduğu, aortasının 40 mm ölçüldüğü (genişleme) not edilmiş, ayrıca aspirin (kan sulandırıcı), isordil 5 mg, delix plus 5 mg (tansiyon ilacı), danitrin (kalp damarı genişletici), lasix (idrar söktürücü) kullandığının saptandığı, hastaya 1995 yılında Ankara'da koroner damara stent takıldığı, hastanın eforla çabuk yorulma ve göğüs ağrısı şikayetlerinin olduğu, damar genişletici ilaç ile ağrısının azaldığının saptandığı, muayenede tansiyonun 150/80 mm hg olarak (yüksek) ölçüldüğü ve efor testinde kalp damarlarında daralma e kalpt beslenme bozukluğu olduğunu destekler şekilde çökmeler olduğunun belirlendiği, hastanın düşük orta riskle ameliyat olabileceği ve ameliyat sonrasında da koroner anjiyografi yapılmasının önerildiği, 29/06/2013 tarihinde aile hekimi tarafından düzenlenen ölüm belgesinde kişinin evde, doğal ölüm ile hayatını kaybettiği, yaralama olmadığı, otopsi yapılmadığı, hipertansif kalp hastalığı ve kalp yetmezliğinin doğrudan ölüme sebep olan hastalık veya durumlar olduğu, ayrıca ölümün gerçekleşmesinde etkisi olan fakat ölüme neden olan hastalık veya durumla ilgili olmayan olarak hipertansiyon notu düşüldüğü, hastada koroner stent olduğu muayene notuna hastanın ifadesine göre yazıldığı, koroner anjiyografi veya koroner stent takıldığını gösteren herhangi bir rapor görülmediği, ancak hastanın göğüs ağrısının olması, damar genişletici ilaçlarla ağrısının geçmesi ve efor testinde kalpte beslenme bozukluğunu gösteren bulgular olması koroner arter hastalığı olduğunu gösterdiğini, yine muayene sırasında tansiyon yüksek olarak ölçüldüğü ve yapılan ekokardiygrafide aort damarında genişleme olması ve hastanın tansiyon ilacı kullanması hipertansiyonu olduğunu gösterdiğini, ölüm notunda doğrudan öleme sebep olan hastalık ve durumlar arasında hipertansif kalp hastalığı ve kalp yetmezliğinin olduğu yazıldığı, dosyada hastanın kalp yetersizliği olduğunu gösterecek bir bilgiye rastlanmadığı, ancak ölüm raporlarının çoğu zaman hastayı ilk kez gören aile hekimi tarafından hasta yakınından alınan sözel ifadeler, belgeyi dolduran hastayı takip eden aile hekimi ise kullanılan ilaçlar, takip bilgileri ışığında doldurulduğu, doğal bir ölüm olduğu düşünülerek hastaya otopsi uygulanmadığı hususları açıklanmıştır. Davacı tarafın murisi ile davalı sigorta şirketi arasında 29/11/2011 başlangıç tarihli, 3.369,80 TL.vefat teminat bedeli ile 17918996 nolu yıllık krediye bağlı hayat poliçesi ile yine 24/05/2013 başlangıç tarihli 47.500,00 TL.vefat teminat bedeli ile 20334541 nolu hayat poliçesi düzenlendiği ve 24/05/2013 başlangıç tarihli 35.000,00 TL.vefat teminat bedeli ile 20331544 nolu Garantör Hayat Poliçesi düzenlendiği anlaşılmıştır. Düzenlenen poliçelerde ... Bankası AŞ adına dain-i mürtehin kaydının bulunduğu anlaşılmaktadır. Mahkememiz dosyasının sigorta hukuku açısından mahkememiz bilirkişileri kardiyoloji uzmanı Tunay Şentürk ve sigorta hukuku uzmanı ... tarafından düzenlenen 27/06/2018 havale tarihli bilirkişi raporunda sonuç olarak:Davacıların murisinin 15/08/2011 tarihinde hipertansiyon, koroner arter hastalığı ve orta derecede aort kapak yetersizliği olduğunu bildiği, davacının talebinin söz konusu olduğu 20334541 ve 20334544 nolu poliçelerin dosya araına istenerek; 9447 sertifikada olduğu gibi davacıların murisinin tüm sorulara HAYIR dediğinin kabulü halinde TTK'nun 1436.maddesi gereğince murisin kötüniyetle saklamış olduğu kabul edilerek davalı sigortanın sorumlu olmayacağı, bu konuda beyanda olumlu yanıt verilmesi durumunda ise davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun doğacağına, bu konuda beyanda olumlu yanıt verilmesi durumunda ise davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun doğacağına, dain-i mürtehin bankanın ödemeye karar verilmesi halinde ne kadar alacağı olduğunun sorulmasına, ödeme yapıldıktan sonra kalan bakiyenin davacılara meblağ sigortası olması nedeniyle miras payı oranında ödenmesine karar verilmesine kanaat getirildiği belirtilmiştir. Mahkememizce dosya içerisine celp olunan ... Emeklilik AŞ'nden talep edilen muris ...'e ilişkin 20334541 ve 20334544 numaralı poliçe ve poliçelere ilişkin düzenlenen bilgilendirme formlarının da mahkememizce daha önce rapor düzenleyen bilirkişileri tarafından incelenmesi suretiyle aldırılan 05/04/2019 havale tarihli ek raporda sonuç olarak:Davacıların muriinin 15/08/2011 tarihinde hipertansiyon, koroner arter hastalığı ve orta derecede aort kapak yetersizliğini olduğu bildiği, davacının talebinin söz konusu olduğu 20334541 ve 20334544 nolu poliçelere ilişkin bilgilendirme formlarının celp edildiği, 9447 sertifikada olduğu gibi davacıların murisinin tüm sorulara HAYIR dediğinin tespit edildiği TTK'nun 1436.maddesi gereğince murisin kötüniyetli saklamış olduğunun kabul edilerek davalı sigortanın sorumlu olmayacağı yönünde takdiri mahkemeye ait olmak üzere kanaat ve görüşü açıklanmıştır. Bilindiği üzere sigorta sözleşmeleri iyi niyet sözleşmeleri olup, taraflar sözleşme kurulması aşamasında birbirlerini aydınlatma yükümlülüğü altındadır. Riziko ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 Sayılı TTK’nın 1439. maddesinde "(1)Sigortacı için önemli olan bir husus bildirilmemiş veya yanlış bildirilmiş olduğu takdirde, sigortacı 1440. maddede belirtilen süre içinde sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir. İstenilen prim farkının on gün içinde kabul edilmemesi hâlinde, sözleşmeden cayılmış kabul olunur. Önemli olan bir hususun sigorta ettirenin kusuru sonucu öğrenilememiş olması veya sigorta ettiren tarafından önemli sayılmaması durumu değiştirmez. (2)Rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder." düzenlemesi yer almaktadır. Yine poliçe ve riziko tarihinde yürürlükte bulunan Hayat Sigortaları Genel Şartları’nın C.2 maddesinde "Sözleşmenin Yapılması Sırasındaki Beyan Yükümlülüğü:2.1-Sigortacı, bu sözleşmeyi, gerek sigorta ettiren gerekse bilgisinin olduğu hallerde hayatı sigorta edilenlerin ve temsilci aracılığıyla sigorta yapılıyorsa temsilcinin de beyanını esas tutarak yapmıştır. 2.2-Gerek sigorta ettiren gerekse sigortalı ve temsilci,sigorta sözleşmesinin yapılması sırasında kendisince bilinen ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri bildirmekle yükümlüdür. Bu yükümlülüğün ihlali halinde, sigortacı durumu öğrendiği tarihten itibaren bir ay içinde sözleşmeden cayabilir veya sözleşmeyi yürürlükte tutarak sekiz gün içinde prim farkını talep edebilir. Ancak, sigortacının bildirilmemiş, eksik veya yanlış bildirilmiş olan hususları bilmesi veya ihbar etmemenin ya da yanlış ihbar etmenin kusura dayanmaması halinde cayma caiz değildir. Bu durumda rizikonun kabul edildiğinden daha yüksek olması nedeniyle daha fazla bir prim alınması gerekiyorsa sigortacı durumu öğrendiği tarihten itibaren sekiz gün içinde prim farkını talep edebilir. Sigorta ettiren, talep edilen prim farkını kabul ettiğini sekiz gün içinde bildirmediği takdirde sözleşmeden cayılmış olur. Ancak, prim farkının kabul edilmemesi nedeniyle sözleşmeden cayılması sigortacının gerçeğe aykırı veya eksik beyanı öğrendiği tarihten itibaren bir aylık süre içinde söz konusudur. Beyan yükümlülüğünün kasıtlı ihlalinde sigortacı riziko gerçekleşmiş olsa bile sözleşmeden cayabilir ve prime hak kazanır. Kastın söz konusu olmadığı durumlarda riziko; sigortacı durumu öğrenmeden önce veya sigortacının cayabileceği veya caymanın hüküm ifade etmesi için geçecek süre içinde gerçekleşirse, sigortacı tazminatı o tazminata ilişkin olarak tahakkuk ettirilen prim ile tahakkuk ettirilmesi gereken prim arasındaki orana göre öder. 2.3-Cayma veya prim farkını talep etme hakkı süresinde kullanılmadığı takdirde düşer.2.4-Sözleşme akdedilmesinden itibaren aralıksız veya itirazsız olarak iki yıl süreyle yürürlükte kalmışsa artık sigortacı sözleşmeden cayamaz ancak durumu öğrendiği tarihten itibaren sekiz gün içinde prim farkını talep edebilir. Ancak, sigortalı talep edilen prim farkını kabul etmezse rizikoya ilişkin olarak alınan prim ile alınması gereken prim arasındaki oran çarpılır çıkan miktar tazminat olarak ödenir.2.5- Eksik ve yanlış beyan fazla prim alınmasına neden olmuşsa, fazla alınan miktar sigorta ettirene gün esası üzerinden iade olunur." hükmü düzenlenmiştir. O halde toplanan delillerden yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda, davacıların murisi ...' in kullandığı kredi sebebiyle davalı ... Emeklilik Hayat A.Ş ile düzenlenen hayat sigorta sözleşmesi kapsamında murisin poliçenin düzenlenmesinden sonra kalp krizi geçirerek vefat etmiştir. Davacı tarafından murisin gizlediği hastalık olmadığını, kendisinin bilgisinin olmadığı ileri sürmüş, davalı ise muriste mevcut bulunan hipertansiyon ve kalp hastalıklarının gizlenmesi nedeniyle sorumlu olduğu savunulduğundan, sigortalının doğru beyan yükümlülüğü kapsamında, sigorta ilişkisinin kurulmasından önce sigortalı muriste bulunan ve sigortacıya bildirilmeyen hipertansiyon ve kalp yetmezliği ile ölüm rizikosu arasında illiyet bağının olup olmadığı konusunda 19/08/2016 tarihli İç Hastalıkları Uzmanı doktor bilirkişisinin raporuna karşı itirazlar üzerine düzenlenen 26/06/2018 tarihli kardiyoloji ve sigortacı bilirkişinin rapor ve ek raporunun ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli düzenlenen bilirkişi heyetinin 04/04/2019 ek raporunda, müteveffanın 15/08/2011 tarihinde sigorta poliçelerinin düzenlenmeden önce kendisinde mevcut hipertansiyon, koroner arter hastalığı ve orta derecede aort kapak yetersizliği olduğunu bildiği, ölümün kalp yetmezliği ve hipertansiyon sonucunda gerçekleştiği bu hastalıkların davalıdan gizlendiği doğru beyan yükümlülüğüne aykırı davranıldığından davanın reddine ( Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/5286 Esas ve 2019/6643 Karar sayılı Kararında da vurgulandığı üzere, kalp yetmezliğine dair doğru beyan yükümlülüğüne aykırı sebebiyle davanın reddi gerekir.) dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlere, 1-Davanın subut bulmadığından REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 44,40 TL harcın, peşin olarak alınan 409,90 TL harçtan mahsubu ile 365,50 TL fazla harcın, hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kararın niteliği gereği kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalının yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T göre 2.880,00TL nispi vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın,HMK'nın 333.maddesi uyarınca,kararın kesinleşmesinden sonra ve istek halinde davacıya iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMKnın 341. Ve 345. Maddeleri gereğince 2 haftalık yasal süre içinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.13/06/2019 Katip ... ¸E-imzalıdır. Hakim ... ¸E-imzalıdır. Güvenli elektronik imza ile onaylanmıştır. Aslının aynı olduğu tasdik olunur. Katip ... ¸E-imzalıdır.