İlk Derece Mahkemesi · Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/143 E. 2024/628 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/143
- Karar No
- 2024/628
- Karar Tarihi
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ... 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR KISMEN KABUL KISMEN RED ESAS NO : 2023/ Esas KARAR NO : 2024/ BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : DAVACI : ... TARIM İLAÇLARI SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - VEKİLİ : Av. DAVALI : ... TÜRK SİGORTA ŞİRKETİ - VEKİLİ : Av. DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/02/2023 KARAR TARİHİ : 22/05/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/05/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; Davacı ile davalı sigorta şirketi ile 22.02.2022 -22.02.2023 tarihlerini kapsayan 109984222 nolu ... Paket Poliçesi ile ... adresinde bulunan işletmesindeki taşınır ve taşınmaz malvarlığını poliçede belirtilen rizikolara karşı sigortalanmak üzere sigorta sözleşmesi akdedildiğini ve davalı şirketin sigortalısı olduğunu, 31.08.2022 tarihinde ... ilinde meydana gelen kuvvetli fırtına nedeniyle davacının işyerinin maddi zarara uğradığını, bu kapsamda davalının ödemeden kaçındığı gibi haksız ve hukuka aykırı biçimde cayma hakkını kullandığını, Davalı şirket ... 33. Noterliğinin 26.12.2022 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile müvekkil şirketin tarafı olduğu 109984222 numaralı ... Paket Sigorta Poliçesinin sözleşmeden cayma nedeniyle fesh ettiğini, 31.08.2022 tarihinde meydana gelen zararın kaynağı olan doğal afet niteliğindeki şiddetli rüzgarın detaylı izah edileceği üzere poliçe kapsamında fırtına sayılması ve davacıya bu kapsamda ödeme yapılması gerekildiğini ileri sürerek olay tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile birlikte Sigorta Sözleşmesi ve ekleri kapsamında davacının mücbir sebep dolayısıyla uğramış olduğu zarar nedeniyle poliçe sınırlarında kalmak kaydıyla şimdilik 550,000,00-TL maddi tazminatın davalıdan tahsili ve yargılama masrafları ile vekâlet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ; Dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını, sigortalı zarara ve zararın artmasına kendi kusuru ile sebebiyet verdiğini bu nedenle dava konusu taleplerin teminat dışında kaldığını, poliçede Hasarla İlgili Muafiyet bölümünde : Fırtına hasarlarında hasar bedelinin %10’u oranında muafiyet kaydı bulunduğunu, yargılama sonunda bir sorumluluklarının bulunduğu tespit edilse dahi zarar tutarından muafiyet tenzili yapılması gerektiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe : Dava sigorta sözleşmesi uyarınca alacak istemine ilişkindir. Davacı ile davalı arasında ... paket sigorta poliçesi düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bu poliçenin 31/08/2022 tarihinde meydana gelen fırtına nedeniyle oluşan hasarı teminat altına aldığı gerekçesi ile davacı tarafça maddi tazminat isteminde bulunulmuştur. Poliçenin 22/02/2022-22/02/2023 tarihlerini kapsamına aldığı, olayın 31/08/2022 tarihinde meydana geldiği görülmektedir. Davalı taraf sigortalının zarara kendi kusuru ile sebebiyet verdiği gerekçesiyle dava konusu taleplerin teminat dışında kaldığını ileri sürmüştür. Davalı özetle hasara uğrayan yapının imalatında kusur olduğunu, bu gerekçeyle sözleşmeden caydıklarını ileri sürerek poliçe nedeniyle sorumlu olmadıklarını savunmuşlardır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık söz konusu hasarın poliçe teminat kapsamında olup olmadığı, zararın davacının kusuruyla meydana gelip gelmediği, bu kusurun poliçe teminatından sorumluluğu ortadan kaldırıp kaldırmadığı, davalının sigorta poliçesinden cayma hakkını kullanıp kullanamayacağı noktasındadır. Mahallinde keşif icra edilmiş, keşif öncesinde hasarın meydana geldiği 31/08/2022 tarihindeki meteoroloji ve rüzgar hızına ilişkin bilgiler dosya arasına celp edilmiştir. Meydana gelen rüzgarın 18,9 m/saniye mertebesine ulaştığı ve 8 bofor şiddetinde olduğu bildirilmiştir. Poliçe teminatına bakıldığında poliçenin 17,1 m/saniye ve 7 bofor ve üzerindeki şiddette olan fırtınaları teminat kapsamına aldığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar rüzgarın şiddeti poliçe teminatındaki sınırı aşıyor ise de; davalı tarafın imalattaki kusura ilişkin iddiaları yapıda bilirkişi incelemesini gerektirmiştir. Bu nedenle mahallinde bilirkişiler eliyle keşif icra edilmelidir. Yine hasara uğrayan emtialar ve yapı bakımından da hasar tutarı bilirkişiler eliyle araştırılmalıdır. Yapılan incelemede taraflar arasındaki sigorta poliçesinin fırtına klozu bölümüne göre; fırtınanın 10 metre yükseklikte hızı saniyede 17/1 m/saniye ve 7 bofordan fazla olan fırtınaları kapsadığı, esen rüzgarın ise hızının 18/9 m/saniye, 68 km/saat ve 8 bofor şiddetinde olduğu, meydana gelen rüzgarın sigorta sözleşmesinde belirtilen skaladan daha yüksekte olduğu, yapıya ilişkin 13/04/2021 tarihli inşaat sözleşmesinde dış duvarların BİMS beton ile ekli plana uygun olarak örüleceği, dış duvarlara +4,25 ve +8,50 kotlarında 2 sıra betonarme hatıl yapılacağı, yükleme kapıları etrafına kolon ve kiriş yapılacağının kararlaştırıldığı görülmektedir. TS498'de bildirilen hızdaki rüzgarın yaratacağı yükü taşıması gerekirken çok daha düşük hızda duvarların devrilmesinin nedeni araştırıldığında duvarlardaki hatılların (yatay betonarme kirişlerinin) kolonlara bağlanmadığı gibi bazı duvarlardaki düşey taşıyıcıların/kolonların kirişlerine bağlanmadığı da görülmüştür. Duvarların devrilmesinin önlenmesi için yapının statik çözümünde herhangi bir hesaplama yapılmadığı anlaşılmaktadır. Yukarıda belirtilen hususlara göre yüksekliği ve genişliği fazla olan duvarlarda öncelikle düşey ve yatay betonarme hatıllar ile çerçevelerin oluşturulması ve içlerinin duvar elemanları ile doldurulması gerekmektedir. Bu haliyle yapının imalinde kusur bulunduğu ve rüzgar nedeniyle oluşan hasarın meydana gelmesine ve sonuca katkıda bulunduğu anlaşılmaktadır. TTK'nun 1435. Maddesine göre sigorta ettiren sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigortacıya bildirilmeyen eksik veya yanlış bildirilen hususlar sözleşmenin yapılmasında veya değişiklik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise önemli kabul edilir. Sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususlar aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır. Sigortacı için önemli olan bir husus bildirilmemiş veya yanlış bildirilmiş olduğu takdirde sigortacı 1440. Maddede belirtilen süre içerisinde sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir. İstenilen prim farkının 10 gün içinde kabul edilmemesi halinde sözleşmeden cayılmış kabul olunur. Önemli bir hususun sigorta ettirenin kusuru sonucu öğrenilmemiş olması veya sigorta ettiren tarafından önemli sayılmaması durumu değiştirmez. Rizikonun gerçekleşmesinden sonra sigorta ettirenin ihmali ile beyan hükümlülüğü ihlal edildiği takdirde bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan hükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar. Bağlantı yoksa sigortacıya ödenen prim ile ödenmesi gereken prim arasındaki oran dikkate alınarak sigorta tazminatı ya da bedelini öder. (madde 1439) Davacının hasarın meydana geldiği binanın maliki olduğu, yapı için imalatı üstlenen firma ile 13/04/2021 tarihli inşaat sözleşmesi yapıldığı görülmektedir. Keşif ve bilirkişi incelemesi ile belirlenen yapıdaki kusur TTK'nun 1439. Maddesinde düzenlenen poliçenin yapımı sırasında davacının kasten gizlediği hususlardan değildir. Zaten yapıdaki kusurlar da nitelik olarak teknik konulara ilişkindir. Nitekim aynı durum poliçe akdedilirken sigortacı tarafından sigortaya konu edilen yapıyı inceleme yükümlülüğü bakımından da geçerlidir. Poliçe akdedilirken de teknik inceleme yapılmalıdır. Dolayısıyla burada kasten gizlemeden söz etmek ve poliçe teminatından davacının istifade edemeyeceğinden söz etmek mümkün değildir. Yapılan incelemeye göre yapıdaki kusurun hasara etkisinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Ancak belirtildiği gibi bu kusur hem davacının yükümlülüğü hem de davalının sigorta ettirirken ki uzman teknik ekspertizlere incelettirme yükümlülüğü dikkate alındığında her iki tarafın eşit kusurlu olacak biçimde tazminat miktarından indirim yapılmasının daha doğru olacağı sonucuna varılmıştır. Kısacası TTK'nun 1439. Maddesi uyarınca tazminattan indirim yapılması yerinde olacaktır. Bu hususta %50'şer kusur dikkate alınarak tazminat bedelinden %50 tenzilat yapılması mahkememizce uygun görülmüştür. Bilirkişilerden zararın miktarının da rapora konu edilmesi istenilmişse de; 30/07/2023 tarihli raporun zarar miktarı bakımından denetime elverişli olmadığı, yalnızca sigorta ekspertizi tarafından yapılan belirlemenin mahalli piyasa rayiçleri bakımından uygun olduğunun belirtilmekle yetinildiği ancak hasara ilişkin unsurların ayrıntılı denetlenmemiş olduğu, bu yönüyle bilirkişi raporundaki hasar tutarına yönelik kısmın hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmıştır. Bu husus hatırlatılarak bilirkişilerden ek rapor düzenlenmesi istenilmiş, yapılan incelemede dosyaya ibraz edilen onarım faturalarından bir tanesi hariç diğerlerinin piyasa rayiçleri ile ve hasarla ilişkili olduğu belirtilerek hasar miktarı hesaplanmıştır. Ancak bilirkişilerin bunları belirlerken faturalardaki tutarların hasarın oluştuğu piyasa rayiçlerine uygun olduğu belirtilmesine karşın dosyaya ibraz edilen faturalardaki tutarlarla raporlardaki tutarlar arasında ve toplamında maddi hata yapıldığı görülmektedir. Bilirkişiler zarar kalemleri bakımından 12.980,00 TL, 20.279,23 TL, 5.199,00 TL, 70.013,00 TL, 127.604,62 TL, 1.550.000,07 TL, 59.990,00 TL, 240.000,00 TL, 240.232,24 TL (bilirkişiler bu faturayı maddi hata yaparak 230.232,24 TL olarak dikkate almışlardır) tutarındaki faturaların toplamını hatalı toplayarak hatalı bir sonuca ulaşmışlarsa da bu husus yeniden bir rapor alınmasını gerektirmemektedir. Bu faturaların toplamı 2.326.295,28 TL'dir. Bu tutardan %10 sigorta muafiyeti düşüldüğünde sigorta teminat bedeli 2.093.665,54 TL olmaktadır. Bu sigorta teminat bedeline daha doğrusu tazminat tutarına TTK'nun 1439. Maddesi uyarınca %50 indirim uygulandığında davacının davalıdan talep edebileceği tazminat tutarı 1.046.832,77 TL'dir. Dosyaya ibraz olunan ... Yapı tarafından düzenlenen 30/09/2022 tarihli faturanın bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere tamir ve tadilat işlerini kapsadığı ancak bu işlerin neler olduğu hususunda açıklayıcı bilgi bulunmadığından fatura muhteviyatı denetlenememektedir. Bu haliyle faturanın zarar kapsamında değerlendirilmesi uygun görülmemiştir. Bu sebeple davacının tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE; 1-1.046.832,77 TL tazminat alacağının 15/12/2022 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, -Fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Harçlar yasası gereğince alınması gerekli 71.509,15 TL harçtan başlangıçta alınan 9.392,63, TL peşin harç ile 30.261,26 TL ıslah harcının harcın mahsubu ile bakiye 31.855,26 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan 9.392,63 TL peşin harç, 30.261,26 TL ıslah harcı ile 179,90 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 39.833,79 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 7.043,75 TL yargılama gideri ile 1.274,90 TL keşif harcı olmak üzere toplam 8.318,65 TL yargılama giderinin kabul/red oranına göre 3.750,32 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye miktarın davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı taraf kendisini vekaletnameli vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ye göre hesap ve takdir edilen 145.151,60 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 6-Davalı taraf kendisini vekaletnameli vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ye göre hesap ve takdir edilen 170.267,93 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 7-Dava şartı arabuluculuk kapsamında yapılan 3.120,00 TL masrafın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 10-Kesinleşme süreci tamamlanana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ... Bölge Adliye Mahkemesi İstinaf Yargı Yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.22/05/2024 Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır