İlk Derece Mahkemesi · Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/978 E. 2019/1309 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2018/978
- Karar No
- 2019/1309
- Karar Tarihi
T.C. BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR ESAS NO : 2018 KARAR NO : 2019 BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : KATİP : ... ... DAVACI : VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... - VEKİLİ : Av. ... 2- ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 22/06/2018 KARAR TARİHİ : 18/12/2019 Mahkememizde görülen davanın açık yargılamasında, DAVACININ TALEBİ : Davacı taraf dava dilekçesinde Bursa 1.ATM ... Esas sayılı dosyasıyla görülen şirket yöneticisinin sorumluluğu sebebiyle tazminat davasında gerçekleşen zararın 505.202,19 TL olarak tespit edildiğini, anılan davada 10.000 TL'lik kısmi tazminat taleplerinin kabul edildiğini ve bu kararın Yargıtayca onanarak kesinleştiğini, bakiye 495.202,19 TL için Bursa 18. İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile takibe başlandığını, davalıların takibe haksız biçimde itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmektedir. DAVALININ CEVABI : Davalı taraf ayrı ayrı verdikleri cevap dilekçesinde davanın reddini savunmuşlar, davanın İİK 67/1.maddesinde yazılı hak düşürücü sürenin dolmasından sonra açıldığını, takip ve dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, 2 ve 5 yıllık zamanaşımı sürelerinin dolduğunu, davanın esastan reddi gerektiğini, daha önce verilen kararın eldeki dava yönünden kesin hüküm teşkil etmediğini, dellillerin toplanması gerektiğini ileri sürmüştür. DELİLLER ve GEREKÇE: Derdest dava ilamsız takibe itirazın iptali davasıdır. İlamsız takibe dayanak yapılan alacak limited şirket müdürünün sorumluluğundan kaynaklanan tazminattır. Kural olarak ispat külfeti davacı taraf üzerindedir. Davacı taraf davalıların limited şirket müdürü oldukları dönemde özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırı hareket ettiklerini, bu şekilde şirketi zarara uğrattıklarını ve zarar miktarını ispat etmelidir. Eldeki dava ilamsız takibe itirazın iptali davası ise de esasen bir ek dava niteliğindedir. Davacı şirket daha önce müdür sorumluluğu sebebiyle kısmi tazminat davası açmış ve kazanmıştır. Bu dava mahkememizin ... E. sayılı dosyası ile görülmüş, alınan bilirkişi raporu ile şirket zararının 505.202,19.TL olduğu tespit edilerek fazlaya ait haklar saklı kalmak kaydıyla davalılar aleyhine 10.000.TL tazminatın ödenmesine karar verilmiştir. Bu karar davalılar tarafından temyiz edilmiş ancak Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından onanarak kesinleşmiştir. Bilindiği gibi kesin hüküm sadece dava açılan kısım için hüküm ifade eder. Bir kısmi dava açılmışsa, önceden açılan bu kısmi davada alınan kesin hüküm ek dava için de kesin hüküm teşkil etmez. Yeniden delil toplanması ve ek dava için de bir yargılama yapılması gerekir. Ancak kısmi davada alınan kesin hükmün ek dava için de ciddi ve nitelikli bir delil teşkil edeceği izahtan varestedir. Her şeyden önce alacak miktarı için kesin hüküm teşkil etmeyen ilk hüküm, vakıalar yönünden kesin delil niteliğindedir. Somut olayda ortaya çıkan kesin hüküm artık davalıların şirkete özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırı hareket ettiklerini ve bundan şirket aleyhine bir zarar doğduğunu kesin olarak belgeler. Artık bu hususların ispatı gerekmez. Ek davada ispat edilmesi gereken tek husus zararın miktarından ibarettir. Kısmi davada alınan bilirkişi raporu zararın miktarını da belirlemiş, bilirkişi kurulu 10.07.2013 tarihli asıl rapor ile itiraz üzerine 20.01.2014 tarihli ek raporuna göre davalıların müdürlük görevinde bulundukları dönemler içerisinde üretildiği halde satış kayıtlarında ve stoklarda görülmeyen yemlerin 2009 yılına kadar değerinin 284.986,62 TL olduğu, 2010 yılı içerisinde üretildiği halde satış kayıtlarında görülmeyen ve stoklarda bulunmayan yemlerin değerinin 220.215,57 TL olduğu tespit edilmiştir. Bu rapor kesinleşen hükme de esas olan rapordur. Mahkememiz için kuvvetli delil teşkil eden bu raporun hükme esas alınmasında sakınca yoktur. Aradan geçen bunca zamandan sonra aynı kayıtlar üzerinde yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılmasında da pratik yarar görülmemiştir. Davacı taraf bakiye sorumluluk alacağı için dava açmak yerine, önceki bilirkişi raporunu esas alarak doğrudan takip yapmayı seçmiştir. Her ne kadar daha önce alınan rapor bir fikir verse de alacak yargılamayı gerektirir. Kısmi davada alınan rapor alacağı muayyen hale getirmez. Bu sebeple davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmemiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın kabulü ile Bursa 18.İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasına davalı-borçlular tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, Alacağın yargılamayı gerektirdiği gözetilerek davalılar aleyhine icra inkar tazminatlarına hükmedilmesine yer olmadığına, Alınması gereken 33.827,25-TL harca peşin yatırılan 5.951,82-TL harcın mahsubu ile bakiye 27.875,42-TL harcın davalıdan tahsiline, Davacı vekili lehine takdir edilen 33.759-TL ücret-i vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafça karşılanan ve peşin harç dahil edilerek hesaplanan 6.111,32-TL muhakeme masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Kesinleşme süreci tamamlanana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa iadesine dair kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize iletilecek bir dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzlerine karşı açıkça okunup anlatıldı. 18/12/2019 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır