İlk Derece Mahkemesi · Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/1355 E. 2018/1747 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2018/1355
- Karar No
- 2018/1747
- Karar Tarihi
T.C. BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2018 KARAR NO : 2018 HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/10/2018 KARAR TARİHİ : 27/12/2018 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/01/2019 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dilekçesi ile; müvekkili ile davalı şirket arasında ... poliçe nolu ve 01/12/2011 tarihli Kasko Sigorta Poliçesi ve 510031911 poliçe nolu ve 01/12/2011 tarihli Motorlu Kara Taşıtları Birleşik Kasko Sigortası Poliçesi akdedilmiş olduğunu, 16/12/2011 tarihinde Rizikonun gerçekleşmesi üzerine müvekkili tarafından sigorta şirketine başvurulduğunu, davalı şirketin ilk başta rizikonun karşılanacağını belirtmiş ise de, daha sonradan başvuru konusunun rizikonun kapsamı dışında kaldığını belirtilerek sigorta bedelini ödemeyi reddettiğini, bunun üzerine 19/10/2012 tarihinde Bursa 5. Noterliğince ihtarname gönderilerek sigorta bedelinin ödenmesi talep edilmiş ise de, davalı tarafça buna da herhangi bir cevap verilmemesi üzerine bu kez kendilerince 06/03/2012 tarihinde Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru yapılarak sigorta poliçelerinin rizikoyu kapsamakta olduğu gerekçesi ile talepte bulunulduğu ve sigorta tahkim komisyonu hakem kararı ile bu taleplerinin haklı görülerek netice olarak 17/04/2013 tarihinde davalı sigorta şirketinin 74.500,00 TL yi işleyecek yasal faizi ile birlikte ödemesi gerektiğine karar verilerek bu kararın İstanbul Anadolu 7. ATM'nin ... esas sayılı dosyası ile onanarak kesinleştiğini, bu kararın davalı tarafından da temyiz edilmediğini, İş bu davanın açılma sebebinin ise rizikonun gerçekleştiği 16/12/2011 tarihinde davalı sigorta şirketine başvuru yapılmış olmasına ve sigorta poliçesinin rizikoyu kapsıyor olmasına rağmen sigorta bedelinin ödenmeyerek müvekkilinin zarara uğratılmış olması olup, kaskoya konu müvekkiline ait aracın ticari bir araç olup, müvekkilinin aracı satın aldıktan sonra düzenlemiş olduğu faturalardan da anlaşılacağı üzerine Ağustos ayında 10.572,00 TL Eylül ayında 12.050,00 TL, Ekim ayında ise 3.562,00 TL kazanç elde etmiş olup, bu kazancın yaklaşık % 40 lık bölümünün araç maliyetlerine kullanıldığı düşünüldüğünde aracın aylık net kazancının ortalama 5.400,00 TL olacağı, müvekkiline 16/01/2012 tarihinde ödenmesi gereken tazminatın davalı şirketçe 17/04/2013 tarihli Sigorta Tahkim Komisyonu Hakem Heyeti kararından sonra Bursa 18. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında açılan icra takibi neticesinde 13/05/2013 tarihinde ödendiğini bu süre içerisinde müvekkilinin yeni bir araç satın alamayıp aylık ortalama 5.400,00 TL civarında bir gelir kaybına uğradığını, davalı şirketçe 13/05/2013 tarihinde ödenen tutarın 77.903,90 TL olup, anılan tarihte yatırılan miktar ile aynı niteliklerde yeni bir araç ve dorse almanın mümkün bulunmadığını, aracın anılan tarihteki piyasa rayiç fiyatının 80.000,00 TL ile 115.000,00 TL arasında değiştiğini, müvekkilinin bu bakımdan da zarara uğramış olduğunu, öte yandan müvekkilinin sigorta şirketinden alacağı parayı temerrüt nedeni ile zamanında alamayan müvekkilinin çalışamadığından vergi borçlarını da zamanında ödeyemediğini, vergi borçlarını zamanında kullanamadığından bilahare vergi borcunu kapatmak için 1.968,20 TL gecikme faizi ödemek zorunda kaldığını, öte yandan öncelikle babası İbrahim Acar vasıtası ile daha sonra da bizzat kendisi kredi kullanarak borçlarını ödemeye çalıştığını, kullanılan krediler dolayısı ile 2.025,00 TL dosya masrafı ve 9.849,31 TL faiz ödemek durumunda kaldığını, öte yandan alacağını elde etmek için yeniden açmış olduğu dava nedeni ile yargılama gideri ve avukatlık ücreti gibi giderleri de yapmak durumunda kaldığını beyanla, anılan nedenlerle BK'nun 105. Maddesi kapsamında sayılan munzam zararlarının tam olarak tespiti ile şimdilik fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 2.000,00 TL munzam zarar alacağının hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili bilahare mahkememize ibraz ettiği 08/04/2014 havale tarihli dilekçesi ile; dava değerini artırarak fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak kaydı ile 83.067,00 TL ye yükseltmiş ve bu tutar üzerinden nispi 1.418,60 TL harcı dosya içerisine yatırmıştır. CEVAP :Davalı vekili davaya cevap dilekçesi ile; yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nun 109. Maddesinin 2. Fıkrası gereği davanın belirlenebilir değerlere ilişkin olup, bu kalemler yönünden belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, dava konusu olayın aracın dvacı tarafından kendi rızası ile kiralanmak amacıyla 3. Bir kişiye anahtar teslimli olarak verilmesi nedeni ile Emniyeti Suistimal kapsamında olup, Hırsızlık ya da dolandırıcılık gibi değerlendirilemeyeceğinden öncelikle Kasko Sigorta Poliçeleri ve Kasko Sigortası Genel Şartları kapsamında Kasko Sigorta Teminatı kapsamında sayılamayacağını, öte yandan dava konusu olaya dayalı yargılamanın Sigorta Tahkim Komisyonunun 06/03/2013 tarih 2013/E-726.5 ve K-2013/694 sayılı 17/04/2013 karar tarihli kararı ile yargılama konusu yapılmış olup, aynı olaya dayalı ve aynı taraflar arasında dava açılması ve görülmesinin mümkün bulunmayacağından öncelikle derdestlik ve kesin hüküm itirazlarında bulunduklarını, davanın bu nedenle reddine karar erilmesini istediklerini, öte yandan davanın esası ile ilgili olarak Kasko Sigorta Poliçelerinin aracın ancak hasar halindeki rayiç değeri üzerinden teminata havi olup, söz konusu tahkim kararının da sigortalı aracın değeri yönünden inşaa edildiğini, dolayısı ile sigortacının sigortalı araca tazminat ödemesi aşamasında yanlızca poliçe kapsamında ve gerçek zarar ilkesi ile sorumlu bulunduğu, aynı hususun Kasko Sigorta Poliçesi Genel Şartları 3.3.1.2 maddesinde de tekrar edildiğini, anılan dava da BK'nun 105.. Maddesinde öngörülen munzam zarar şartlarının gerçekleşmediği gibi davacının akdi ilişki ile arasında illiyet bağı bulunmayan müvekkilinin kasko sigortacısı olması dışında davacı ile aralarında herhangi bir hukuki ilişki bulunmayan bir kapsamda davacının ispat edilemeyen soyut nitelikteki vergi borcu, kredi borcu, işgücü kaybı gibi zarar taleplerinin istenemeyeceğini, yine aynı kapsamda vekalet ücreti ve yargılama gideri gibi ek zarar kalemlerinin de istenemeyeceğini, ödeme tarihindeki aracın rayiç değer artışı gibi zararlarının ise faiz kalemi ile zaten karşılandığını, bunun dışındaki iddia olunan zarar kalemlerinin de Sigorta Tahkim Komisyon kararının taraflarca temyiz edilmeksizin kesinleşmesi de gözönüne alınarak artık istenemeyeceğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER VE GEREKÇE; Dava, 818 sayılı BK'nun 105 ve yeni BK'nun 122. Maddelerinde düzenlemesini bulan munzam zarar istemine dayalı tazminat talebine ilişkin olup, davalı sigorta şirketinin davacı ...'a ait ... poliçe nolu Kasko Sigorta Poliçesi ile 01/12/2011 tarihli ve 510031911 poliçe nolu ve 01/12/2011 tarihli Kara Taşıtları Birleşik Kasko Sigorta Poliçesine akdeden şirket olup, poliçe ilişkisinin varlığı taraflar arasında tartışma konusu değildir. Dosyamız içerisine getirtilerek inceleme konusu yapılan Sigorta Tahkim Komisyonunun 17/04/2013 tarih 2013/E-726.5 K-2013/694 sayılı Uyuşmazlık Hakem Kararının incelenmesinde; davacı ...'a ait 16 JJ 227 ve 16 JP 779 plaka sayılı araçların kiralanması bahanesi ile paravan şirket olarak kurulan Aydınlar Lojistik İnşaat Oto San Tic. Ltd. Şti ile kira ilişkisi kurulduğu zannı ile bir protokol akdedildiği, ancak ilk ay sonunda davacı gibi birçok kişinin birlikte dolandırıldığı, aslında gerçek bir kiralama ilişkisinin bulunmayıp bahsi geçen şirketin de paravan şirket olarak dolandırıcılık maksadı ile kurulduğu, her ne kadar davalı Anadolu Sigorta A.Ş şirketince davaya konu araç ve damper poliçelerinde " Anahtarın ele geçirilmesi ile çalınma " yı güvence altına alan kloz bulunmasına ve davalı sigorta şirketi tarafından Birleşik Kasko Sigorta Poliçesi Klozları 1.16 maddesinde " Araç anahtarının aracın kendi iradesi ile teslim edilmesi ve araç anahtarını-aracı teslim alan 3. Şahıslar tarafından emniyeti suistimal yolu ile çalınması" halinin teminat kapsamı dışında bırakıldığı, bu sebeple tazminat ödenmesinin mümkün bulunmadığı yönünde savunmada bulunulmuş ise de, adı geçen şirket sahibi kişi ve kişiler hakkında Karamürsel C. Başsavcılığının 2012/21 Fezleke Numaralı evrakı davacı tarafça sunulan savcılık soruşturma evrakı ve ceza dava dosyası incelendiğinde; araç zilyetliğinin başlangıçta malın teslimini sağlamak amacı ile hile ve desise kullanılarak sahte kimliklerle paravan lojistik şirket kurulup gazetelere ilanlar verilip sahte kaşe kullanılarak protokol ve senetler tanzim edilmek, kısa bir süre sonra da işyerini kapatarak araçlar ile birlikte ortadan kaybolmak suretiyle işlenen suçun hukuki nitelendirmesi C. Başsavcılığınca da dolandırıcılık şeklinde olup, davalı sigorta şirketinin bahsettiği aracın kendi rızası ile teslimi sonrasında güvenin kötüye kullanılması yolu ile aracın zayi edilmesi söz konusu olmadığından dolandırıcılık suçunun varlığı kabul edilerek sigorta şirketi tarafından talep edilen değere ilişkin herhangi bir itiraz bulunmadığından ve talep konusu değerin poliçede belirlenmiş sigorta değeri ile aynı olduğu görüldüğünden sigorta şirketinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının 3/1. Maddesi gereği sigortacının hasar miktarına ilişkin belgelerin kendisine verilmesinden itibaren en geç 15 gün içinde gerekli incelemeleri tamamlayıp hasar ve tazminat miktarını tespit edip sigortalıya bildirmek zorundadır hükmü uyarınca sigortacının temerrüt başlangıç tarihi hasarla ilgili belgelerin sigortacıya teslimi, ihtarnamenin tebliği tarihi olan 11/10/2012 tarihinden 15 gün sonraki 26/10/2012 tarihi temerrüt tarihi kabul edilerek başvurunun kabulü ile 74.500,00 TL nin 26/10/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden alınarak davacı ...'a verilmesine karar verilmiş, anılan hakem kararı taraflara iadeli taahhütlü posta ile ayrı ayrı tebliğ edilmiş, ancak taraflarca yasal süre içerisinde temyiz edilmediğinden kesinleşen karar Sigorta Tahkim Komisyonunun 17/05/2013 tarihli üst yazısı ile İstanbul Anadolu 7. ATM'ye sunularak İstanbul Anadolu 7. ATM'nin ... esas ve ... karar sayılı 21/05/2013 karar tarihli kararı ile mahkemesinde saklanmasına karar verildiği incelenen mahkeme dosyası, birleşen tahkim dosyası ve Karamürsel Sulh Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dava dosyası ekinin incelenmesinden anlaşılmıştır. Bursa 18. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyasının celp ve incelenmesinde; alacaklı ... vekili tarafından borçlu Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi aleyhine ilamların yerine getirilmesi yolu ile icra takibine konu edilerek 74.500,00 TL asıl alacak, 250,00 TL yargı gideri, 1.602,00 TL vekalet ücreti, 3.403,90 TL faiz alacağı olmak üzere toplam 79.755,90 TL alacağın icra takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili istemi ile 30/04/2013 tarihinde icraya konu edilmiş, davalı sigorta şirketince 13/05/2013 tarihinde icra dosyasına yapılan müracaat ile asıl alacak, işlemiş faiz ve ferileri ile birlikte toplam dosya borcu olarak 84.708,10 TL olarak icra dosyasına yatırıldığı anlaşılmıştır. Dava dosyası, ibraz edilen deliller kapsamında dosya öncelikle Sigorta Hukukçusu ........................'ye tevdii edilerek rapor aldırılması yoluna gidilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenerek dosyamız içerisine ibraz edilen 29/04/2014 tarihli bilirkişi raporu ile öncelikle BK'nun 105 ve yeni BK'nun 122. Maddelerinde sözü edilen Munzam zarar konusu irdelenerek ve Yargıtay uygulamaları ile de karşılaştırılarak "Poliçenin hasarlanan ve zayi olan sigortalı emtiadan doğan zararların giderilmesi amacına yönelik olduğundan sigortalının hasara uğrayan emtiayı yerine koyacağı düşünülerek riziko tarihindeki değerinin dikkate alınması gerekerek aradaki farkın yani sigortalı emtianın hasar veya temerrüt tarihindeki değeri ile bedelinin ödendiği tarihteki değeri arasındaki farkın sigorta ettirenin munzam zararını karşılayacağı" Yargıtay 11. HD'nin 2010/12803 esas ve 2011/9009 karar sayılı ilamına değinilerek görüş olarak bildirilmiş, öte yandan davalı tarafın eylemin aracın rıza ile verilmesi sonucunda oluştuğu bu nedenle poliçe teminatı kapsamı içerisinde dahi kabul edilemeyeceği yönündeki itirazına da kesinleşen Sigorta Tahkim Komisyon Kararında eylemin Dolandırıcılık olarak adlandırılması karşısında yerinde olmayacağı, bu nedenle kazanç kaybının yukarıda anılan Yargıtay ilamında bildirilen görüş çerçevesinde poliçe kapsamında değerlendirilmesi gerekmeksizin BK'nun 105. Maddesi kapsamında munzam zarar olarak kabul edilmesi gerekeceği, anılan riziko tarihindeki değer ile ödeme tarihindeki rayiç değer arasındaki faiz ile karşılanamayan farkın davacıya munzam zarar olarak verilebileceği davalının bundan sorumlu olacağı yönünde görüş bildirmiş, gelir kaybı ile ilgili hususun ispata muhtaç olduğu, kredi ve vergi borçlarının ödenememesinden meydana gelen zarar ile eylem arasında illiyet bağı bulunmadığından bu tutarların istenemeyeceği, yargılama gideri ve vekalet ücretinin ise sözleşmeden kaynaklanmadığından istenemeyeceği yönünde görüş belirtmiştir. Davacının dosya kapsamı ve bilirkişi raporu doğrultusunda bahsettiği vekalet ücreti ve özellikle davacı aracının yoksun kalınan kara ilişkin hususlarda davacının ticari araçtan kaynaklanan gelir durumlarını gösterir belgelerini ve delillerini dosya içerisine ibraz etmesi istenilmiş, davacı vekili buna ilişkin müvekkili ile aralarında yapmış oldukları Avukatlık Ücret Sözleşmesini dilekçesi ekinde dosya içerisine ibraz etmiş, yine müvekkilinin söz konusu araçtan gelir durumunu gösteren fatura örneklerini 28/10/2014 havale tarihli dilekçesi kapsamında dosya içerisine ibraz etmiş, yine davacı vekilinin davacı gelirlerinin kapsamını tayin anlamında talebi üzerine davacı tarafın sahibi bulunduğu sigortalı damper kasa römork ve çekici ile yapmış olduğu taşımacılık işi ile kazanacağı aylık gelirinin ne olabileceği hususunda Bursa Şöforler ve Otomobilciler Esnaf Odasına yazı yazılmış, bu konuda görüş bildiremeyeceklerini beyan etmeleri üzerine bu konuda ihtisas odası olan Bursa Kamyoncular ve Kamyonetçiler Odasına yazı yazılmış, Bursa Kamyoncular ve Kamyonetciler odasının 16/01/2015 tarihli yazı cevabında; bu gibi araçlar ile ilgili serbest nakliyecilik yapan kişilere ilişkin bir tarife bulunmadığı, bu sebeple ilgili yazıda istenilen nakliye araçlarına ilişkin aylık ve yıllık gelirlere ilişkin bilgilerin Bursa Ticaret ve Sanayi Odası ilgili meslek komitelerinden sorularak öğrenilebileceği dosyamız içerisine bildirilmiştir. Dava dosyasının yeniden davacıya ilişkin munzam zarar taleplerinin dosya kapsamına göre irdelenmesi ile temerrüt tarihi ile fiili ödeme tarihi itibari ile özellikle dava konusu aracın piyasa rayiç değeri arasındaki değer farkının işlemiş faizin düşülerek belirlenmesi ile aracın değer kaybının öncelikle tespit edilerek ve aracın bahsedilen kar kaybının belirlenmesi mümkün ise buna ilişkin belirlemenin yapılarak davacının munzam zarar taleplerinin BK'nun 105. Maddesi kapsamında yerinde olup olmayacağı ve istenilebilecek munzam zarar kalemlerinin ve tutarlarının neden ibaret olacağı konularında inceleme yapılması içen mahkememizce dosyanın bu kez Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk ABD Öğretim Üyesi ............ ile Mak. Müh. .............'den oluşan heyete tevdii ile 04/07/2014 havale tarihli bilirkişi raporu ve bilahare mahkememiz 09/04/2015 tarihli ara kararı ile bu heyete mali müşavir bilirkişi Şükrü Çalışkanın'da katılarak davacıya ait ticari defter ve dayanağı kayıtların da incelenmek suretiyle var ise gelir kaybının da incelenmek sureti ile gerekli belirlemelerin yapılması konusunda düzenlenen 26/10/2015 tarihli bilirkişi heyeti ek raporları dosyamız içerisine alınmıştır. Munzam zarar BK'nun 105. Maddesinde anlatılmış olup buna göre " Alacaklının düçar olduğu zarar geçmiş günler faizinden fazla olduğu suretle borçlu kendisini hiçbir kusur isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe bu zararı dahi tazmin ile mükelleftir, bu munzam zarar derhal taktir olunabilirse hakim esasa dair karar verirken bu zararın miktarını dahi tayin edebilir" hükmünü içermekte olup, davacı davalı sigorta şirketinin geç ödeme yapmasından dolayı temerrüt faizi ile karşılanmayan zararlarının karşılanmasını istemiş olup, davalının istenilen zararın poliçe kapsamı dışında olduğu iddiaları, anılan kanun hükmü karşısında yerinde görülmemiştir. Zira munzam zarar yapısı itibari ile ana borçtan bağımsız borçlunun temerrüde düşmesinden kaynaklanan yeni bir borç olup, davacı munzam zararının miktarını kesin ve net bir şekilde ispat etmek kaydı ile davalıdan isteyebilecektir. Munzam zarar temerrüt ile olaşmaya başlayan ve asıl borcun ifasına kadar geçecek zaman içinde artarak devam eden yeni bir borç olup bu nedenle asıl alacak ve temerrüt faizleri yönünden icra takibi yapılması ve dava açılması sırasında onlarla birlikte istenilmemiş olması veya bu zarar hakkının saklı tutulmamış olması davanın görülmesine engel olmayıp zaman aşımı süresi içinde herzaman için buna ilişkin dava açılabilir. Asıl borcun kaynağının haksız fiil, sebepsiz zenginleşme ya da sözleşme olması arasında da bir fark bulunmamaktadır. Bu kapsamda davalı sigorta şirketinin Sigorta Tahkim Komisyonu Kararının kapsamı ve bu davanın dayanağı ve kapsamı değerlendirildiğinde kesin hüküm itirazlarının da yerinde olmadığı görülmektedir. Davacının zarar kalemlerinin incelenmesi ve ispatı konusu dosya kapsamına göre ayrı ayrı değerlendirildiğinde davacı vekili her ne kadar müvekkilinin sigortadan kaynaklı tazminat alacağını zamanında alamaması nedeni ile vergi dairesine olan borçlarını ödeyemediği ve sonrasında gecikme faizi olarak ödediği ve yine kredi kartlarından kaynaklanan bankalara olan kredi borçlarını ödeyemediğinden bahisle bu kalemlerin de munzam zarar kapsamında değerlendirilerek hüküm altına alınmasını talep etmiş ise de, davacının 2009 yılından itibaren ödenmemiş birçok vergi borcu kaydının olup, davacının kredi ve vergi borçları ile söz konusu sigorta araç hasarından kaynaklı tazminat alacağı arasında ve tazminatın zamanında ödenmemesi arasında herhangi bir şekilde illiyet bağı görülemediğinden bu zarar kalemleri yönünden davacı talebinin yerinde olmadığı ve reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Davacının yoksun kalınan kar talepleri yönünden; Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odasına, Bursa Kamyoncular ve Kamyonetçiler Odasına yazılar yazılmış ise de, bu tür bir aracın çalışması ile edinilebilecek aylık kazancın ne olduğu konusunda bir bilgi tespit edilememiş, mali müşavir bilirkişi ... aracılığı ile yapılan en son bilirkişi incelemesinde de bu husustaki bilgiler mali müşavir bilirkişi aracılığı ile BTSO dan araştırılmış ise de, sektöre ilişkin aylık ve yıllık kazançların ne olduğu hususunda herhangi bir belgeye rastlanamadığı bildirilmiş, davacı tarafçada incelenen dönemlere ilişkin ticari defter ve dayanağı kayıtlarının inceleme için sunulmadığı, davacı vekilince davacıya ait bazı fatura kayıtları 28/10/2014 tarihli dilekçesi ekinde dosya içerisine sunulmuş ise de, faturalarda yazılı işlerin hangi araçlar ile yapıldığı belli olmadığından davacının bu hususa ilişkin iddialarını da ispat edemediği sonucuna varılmakla bu konudaki taleplerinin de kabul edilemeyeceği reddine karar vermek gerektiği sonucuna varılmıştır. Davacının Munzam zararları kapsamında talep ettiği ve mahkememizce de kabul gören davacı aracının fiili ödeme tarihi olan 13/05/2013 tarihindeki piyasa rayiç değerinin ... plaka sayılı araç için ... Marka FT 95 XF 480 tipi 1998 model çekici için 79.000,00 TL olup, ... plaka sayılı Damper Kasa Römork Alim Marka AD1 tipi 2006 model araç için ise aynı tarihteki piyasa rayiç değerinin 19.000,00 TL olup, toplam rayiç değerlerinin de 98.000,00 TL olduğu, çekici ve dorse için yapılan ödemenin ise aynı tarihte 74.500,00 TL olduğu dikkate alındığından davacının fiili ödeme tarihi itibari ile 23.500,00 TL munzam zararının oluştuğu kabul edilmiş, ayrıca dava dosyasına sunulan davacı ve vekili arasındaki ücret sözleşmesine göre kazanılan tazminatın % 15 i + KDV nin Avukatlık ücreti olarak kararlaştırıldığı, davalının tahkim komisyonuna gidilmesine kendi fiil ve davranışları ile sebebiyet vermiş olup, bundan dolayı kusursuz olduğunu da ispat edememiş bulunduğundan bu kapsamdaki zararında tazmini gerekmiş, mahkememizce 74.500,00 TL tazminat tutarının % 15 i üzerinden yapılan hesaplama da davacının sözleşme kapsamında vekiline ödemesi gereken 11.175,00 TL tutarındaki Avukatlık Ücretini de munzam zarar kapsamında davalıdan talep edebileceği sonucuna varılarak 23.500,00 TL araç değer kaybı ile 11.175,00 TL sözleşme ile belirlenen Avukatlık Ücretinin toplamı olan 34.675,00 TL munzam zarar alacağının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin ise reddine karar verilmiş olup; mahkememiz kararının temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 21/03/2018 gün ve 2016/7968 Esas 2018/2806 Karar sayılı ilamı ile bozulmakla; '' .... Somut olayda dolandırıcılık iddiası bulunmakta olup; savcılık tarafından da bu iddia ile fezleke düzenlenip dava açılmıştır, dava konusu olay ile ilgili dolandırıcılık suçunda yargılamanın devam etmesi sebebiyle davalının riziko bedelini geç ödemesinin olağan olduğu hususu değerlendirilmeksizin munzam zararın oluştuğu kabul edilerek davalı aleyhine yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir....'' şeklinde gösterilen Yargıtay gerekçesi mahkememizce de kabul olunmakla; uyulmasına karar verilen bozma ilamında yer alan ekli gerekçeler ile davacının munzam zararı yönünden davalının riziko bedelini geç ödemesinin olağan olduğu nedeniyle munzam zararın oluştuğunun kabul edilemeyeceğinden; yerinde görülmeyen davanın reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-DAVANIN REDDİNE, 2 - Alınması gereken 35,90 TL maktu harcın, peşin alınan 34,20 TL harç ile 1.418,60 TL ıslah harcının toplamı olan 1.452,80 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.416,90 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa İADESİNE, 3 - Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; karar tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Asgari Avukatluk Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 9.395,36 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4 -Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Davalı tarafça yapılan 63,50 TL yargılama giderinin davacıdan alınıp davalıya VERİLMESİNE, 6-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra 6100 Sayılı HMK'nun 333.maddesi uyarınca taraflara İADESİNE, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzünde kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde Temyiz Yargı yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/12/2018 Katip Hakim