İlk Derece Mahkemesi · Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/1371 E. 2018/1641 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2017/1371
- Karar No
- 2018/1641
- Karar Tarihi
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2017 KARAR NO : 2018 HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : VEKİLİ : Av. ... DAVALI : DAVA : Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/10/2017 KARAR TARİHİ : 11/12/2018 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/01/2019 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili beyanlarında özetle ; davalıya 118.000,00 TL tutarında makine sattıklarını, mal bedelinin çek karşılığında ödenmesi konusunda anlaşıldığını, davalı tarafça 145.500,00 TL tutarında çek verildiğini, bu çekin miktarının mal bedelinden fazla olması dolayısıyla kalan kısım için 27.500,00 TL tutarında çek keşide edilerek davalıya verildiğini, davalı tarafça verilen 145.500,00 TL bedelli çekin tahsil edilemediği gibi makine bedelininde ödenmediğini, karşılık olarak verilen 27.500,00 TL tutarlı çekinde bu şekilde karşılığının bulunmadığını, bu çekten dolayı borçlu olmadıklarının tespitini talep ve dava etmişlerdir. Davalı tarafa usulüne uygun tebliğ yapılmasın rağmen süresi içerisinde cevap ve delil bildirmemişlerdir. Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe: Dava 30/10/2017 tarihli 27.500,00 TL bedelli çek nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti davasıdır. Davacı taraf davalıya 118.000,00 TL karşılığı yüksek basınçlı Poliüretan makinesi sattığını, bunun karşılığında davalının kendilerine 145.500,00 TL tutarında çek verdiğini, bu çekin malın değerinin üzerinde olması dolayısıyla aradaki farkı karşılayacak şekilde 30/10/2017 tarihli 27.500,00 TL bedelli çeki keşide ederek verdiğini ileri sürmüştür. Davalıya tebligat yapılmasına rağmen davaya cevap vermemiş davayı redde inkar ettiği anlaşılmıştır. Davacı taraf genel ispat kuralı çerçevesinde iddialarını ispatla mükelleftir , yani davacının 27.500,00 TL tutarlı çeki davalıya ileri sürdüğü hukuksal ilişki çerçevesinde verdiğini ispatlaması gerekmektedir. Davacı tarafa bu konuda yazılı delileri var ise sunmaları için kesin süre verilmiş ise de, verilen kesin süre içerisinde herhangi bir delil sunmadıkları anlaşılmıştır. Eldeki davaya konu çek bir kambiyo senedi olduğuna göre; kambiyo senedi borçluları tarafından açılan menfi tespit davaları, yargılama hukuku bakımından zorunlu olarak İİK 72. maddeye tâbidirler. Kambiyo borcu altına giren kişilerden her biri, kendisine karşı başvuru hakkı bulunan diğerlerine (ciro zincirinde kendisinden sonra gelenlere) karşı kural olarak menfi tespit davası açma hakkına sahiptirler. Bu bakımdan bir kambiyo senedinin borçlusu, kendilerinden alacak iddiasında bulunan yahut bulunma hakkı olan kişilere (lehtar, cirantalar ve hamil gibi) karşı menfi tespit davası açabilirler. Uyuşmazlık kambiyo hukuku yönünden değerlendirildiğinde; bilindiği üzere kambiyo senetleri (ticari senetler) ihdasi (kurucu) nitelikteki senetlerdendir. Gerçekten, bir borç için kambiyo yükleniminde bulunulması borcun yenilenmesi (tecdidi) sonucunu doğurmaz (BK., m. 133). Bu durumdaki bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri asıl borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur. Aynı durum, kambiyo senedinin tedavülü halinde de karşımıza çıkar. Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Davacı burada temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağı için kambiyo yükleniminden kaynaklanan borcunu ödemekten kaçınma hakkı olduğunu (bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası) ileri sürmüştür. Bedelsizlik iddiası, Türk Ticaret Kanunu’nun 687. maddesi anlamında bir “doğrudan doğruya defi”, yani kişisel defidir. Kambiyo taahhüdünde bulunulmasına neden olan ve temel ilişkideki asli para edimini teşkil eden “temel alacak”, o kambiyo taahhüdünün hukuki sebebini oluşturur. Ancak, kambiyo taahhüdünün geçerliliği sebebe bağlı olmayıp, bu senetler maddi anlamda soyut (mücerret) senetlerdir. Kambiyo senetlerinin maddi anlamda soyutluğu ilkesi gereğince temel alacağın mevcut olmaması, geçersiz olması kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta, fakat sebepteki (temel ilişkideki) sakatlık kambiyo borçlusuna“nedensiz zenginlesme defi” öne sürme hakkını vermektedir. Bu davayı açan davacı, kambiyo senedinin hükümsüzlüğünü öne sürmemekte, tersine kambiyo taahhüdünün varlığını kabul etmektedir. Ancak, borçlu, temel ilişkiden bir alacak hakkı doğmadığı halde, kambiyo senedi alacağının istenmesi nedensiz zenginlesme oluşturduğundan kambiyo taahhüdünü yerine getirmek zorunda olmadığını öne sürmektedir. Bu noktada menfi tespit isteminde bulunan; temel ilişkinin varlığını, temel ilişkide ki sözleşmenin türünü, kambiyo senedinin hangi nedenle ve sözleşmesel ilişki nedeniyle verildiğini ispatladıktan sonra bu temel ilişkideki hangi nedenlerden dolayı kambiyo taahhüdünü yerine getirmek zorunda olmadığını ispatlamakla yükümlüdür. Burada iki aşamalı bir ispat yükü söz konusudur ve ispat yükü de menfi tespit isteminde bulunan kişi üzerindedir. Buna ilişkin ispat yükümlülüğü yerine getirilmediği takdirde kambiyo senetlerinin maddi anlamda soyutluğu ilkesi ve mücerretlik ilkesi gereğince temel ilişkiden bağımsız borç ilişkisi yaratacağından kambiyo senetleri/çekler nedeniyle sorumlu olunacaktır. Bilindiği üzere HMK Madde 201'e göre; senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz. Yazılı delille ispatı gerekir. Buna ilişkin olarakta davacı tarafça yazılı bir sözleşme yada delil sunulmamıştır. Burada tarafların ticari defter ve belgeleri incelenmesi hususu düşünülse de bilindiği üzere uygulamada pek çok tacir ticari defterlerini gerçeğe uygun tutmayabilmektedir. Defterlerde kayıt altına almadan pek çok tacir kambiyo senetlerini tedavül ettirebilmektedirler. Burada salt defterlerde temel ilişkiye ilişkin yahut kambiyo senedine ilişkin kayıtların bulunmaması kambiyo ilişkisinin geçersizliği sonucunu doğurmayacaktır. Esasında yapılması gereken temel ilişkinin yazılı sözleşme ile bağıt altına alınması davacının 118.000,00 TL tutarında makine satımına ilişkin olarak 145.500,00 TL bedelli çeki davalıdan aldığını, arta kalan bakiye içinde dava konusu olan 27.500,00 TL tutarlı çeki davalıya verdiğini sözleşme ile kayıt altına alınması iken, böyle bir yazılı sözleşmenin yapılmadığı ve dolayısıyla dosyaya sunulamadığı anlaşılmaktadır. Oysa ki taraflar tacirdir. Fakat bu konuda gereken basiret ve özen gösterilmemiştir. Hukuk Genel Kurulu’nun 17.12.2003 gün ve E:2003/19-781, K:2003/768; 12.10.2011 gün ve E:2011/19-473, K:2011/607; 04.12.2013 gün ve E:2013/19-89, K:2013/1645; 14.05.2014 gün ve E:2013/19-1155, K:2014/660 sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere; bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak, uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. Açıklanan gerekçelerle ispatlanamayan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ve nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Yasası gereğince alınması gerekli 35,90 TL harç başlangıçta alınan 469,64 TL peşin harçtan mahsubu ile artan 433,74 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Kesinleşme süreci tamamlana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa iadesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal sürede Bursa Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yargı yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.11/12/2018 Katip ... Hakim ...