İlk Derece Mahkemesi · Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1278 E. 2019/445 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2016/1278
Karar No
2019/445
Karar Tarihi

T.C. BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR ESAS NO : 2016 KARAR NO : 2019 HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : ... - VEKİLİ : Av. DAVALI : .... ... VEKİLİ : Av. .. DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 06/10/2016 KARAR TARİHİ : 12/04/2019 Mahkememizde görülen davanın açık yargılamasında, DAVACININ TALEBİ : Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının 15/12/2014 tarihli iş sözleşmesi ile müvekkili işveren bünyesinde pazarlama sorumlusu olarak çalışmaya başladığını, davalının görevi dikkate alındığında müvekkili şirketin tüm müşterilerini ve fiyat politikalarını en iyi bilen bir kişi olduğunun açık olduğunu, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin davalının 08/02/2016 tarihinde iş yerinden istifa ederek ayrılması nedeniyle son bulduğunu, davalının işten ayrılmadan başka bir Ortak sağlığı ve Güvenliği Birimi kurmak üzere çalışmalar yaptığının işten ayrılmasından sonra anlaşıldığını, davalı işten ayrıldıktan sonra aynı iştigal konusunda faaliyet gösteren ... Sağlık Güvenlik Birimi Tıbbi Malzeme Eğitim Ve Danışmanlık Hizmetleri Sanayi Ticaret A.Ş'de İdari İşler ve Satış Müdürü olarak çalışmaya başladığını, davalının söz konusu işyerinde yürütmüş olduğu faaliyetleri ile eylemlerinin taraflar arasında akdedilen iş sözleşmesi ile düzenlenen rekabet yasağı düzenlemesine açıkça aykırı olduğunu ve müvekkili şirketin zararını doğurduğunu, davalının belirli bir bölgede (Bursa ilinde) ve belirli bir süre için (2 yıl) müvekkili şirket ile rekabet etmemeyi taahhüt ettiğini, davalının müvekkili şirkette 1 yıl üç ay süre ile pazarlama sorumlusu görevini sürdürdüğünü, şirketin pazarlama ve ticari sırlarına ilişkin olan bilgileri ile müvekkili şirket müşterilerini de daha düşük fiyat vererek ya da farklı avantajlar sağlayarak yeni işyerine bağladığını, bununla birlikte müvekkil şirket personeline de işten ayrılmaları ve kendisinin çalıştığı işyerinde çalışmaları için tekliflerde bulunduğunu, iş sözleşmesi ile kararlaştırılan cezai şart düzenlemesinin yanı sıra davalı tarafından müvekkil şirketin uğramış olduğu diğer tüm zararları da ödemeyi kabul ettiğini, davalının eylemleri nedeniyle dava dilekçesinde belirttiği müşterilerinin davalının çalıştığı ... Sağlık Güvenlik Birimi.... AŞ ile çalışmaya başladıklarını, söz konusu iş kayıplarının toplam cirosunun geçen yıla göre yıllık 89.660,00 TL olduğunu, davalının sözleşme cezai şart bedelinin 25.000,00 Amerikan doları olduğunu belirterek iş akdine ve rekabet yasağına aykırı davranan davalıdan şimdilik 75.000,00.-TL cezai şarta dayalı maddi tazminat ile müvekkili şirketin uğramış olduğu zararlara ilişkin şimdilik 1.000,00.-TL maddi tazminat olmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 76.000,00.-TL maddi tazminatın işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ CEVABI : Davalı vekili cevap dilekçesinde ise özetle, müvekkilinin davacıya karşı rekabet ihlali teşkil eden bir fiilinin bulunmadığını, müvekkilinin dava tarihi itibariyle 24 yaşında yüksekokuldan yeni mezun olmuş bir kişi olup davacıya ait şirkette asgari ücret ile 1 yıla yakın süre satış temsilcisi olarak çalıştığını, müvekkilinin davacının belirttiği firmada çalışmadığını, müvekkilinin davacıya ait işyerinde yoğun ve hedef odaklı çalışma temposuna karşın asgari ücrete bağlanan ve iyileştirilmeyen çalışma koşulları sebebiyle istifa ederek ayrıldığını, müvekkilinin işten ayrılmasını müteakip ailesine ait tarım arazilerinin işletmesiyle ilgilendiğini ve zeytin ticareti yaptığını, BK 420.madde uyarınca hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulunun geçersiz olduğunu, tek yanlı- işveren lehine sonuç doğuran ve karşılıklılık esas alınarak düzenlenmediği için geçersiz olduğunu, sözleşmede yer alan rekabet yasağı düzenlemesinde işverenin faaliyet alanlarında ibaresinin yer aldığını, davacının kuruluş ticaret sicil gazetesi incelendiğinde davacının faaliyet konusunda yer alan ulaşım, halkla ilişkiler, turizm, spor gibi ilgisiz alanların da yer aldığının görüleceğini ve bu hükme geçerlilik tanırsak müvekkilinin yaklaşık otuza yakın sektörde çalışamayacağını, bu düzenlemenin yasanın öngördüğü belirlilik şartına sahip olmadığını, olayda işverenin korunmaya değer haklı menfaatinin varlığı şartının da gerçekleşmediğini, gerek davacı şirketin yaptığı işin niteliği gerekse müvekkilinin asgari ücretle çalıştığı pozisyon itibariyle bir iş sırrına vakıf olma durumunun söz konusu olmadığını ve 1 yıla yakın sürede edindiği tecrübe ile davacıya zarar vermesinin mümkün olmadığını, davacının soyut zarar iddiasının müvekkili ile ilişkilendirilmesinin mümkün olmadığını, ayrıca cezai şart miktarının fahiş olduğunu belirterek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. DELİLLER ve GEREKÇE: Eldeki dava haksız rekabet sebebiyle tazminat ve cezai şart alacağı davasıdır. Davalının bir süre davacıya ait iş yerinde çalıştığı ve daha sonra işten ayrılarak aynı sektörde faaliyet gösteren başka bir iş yerinde çalışmaya başladığı ve bu suretle iş sözleşmesine aykırı davrandığı, haksız rekabet yaptığı ileri sürülmektedir. Davacı taraf işçisi ile arasındaki sözleşmede yer alan rekabet yasağı hükmünün ihlal edildiğini düşünmektedir. İhtilaf taraflar arasında imzalanan sözleşmenin "Sır saklama ve rekabet yasağı" başlığını taşıyan rekabet yasağı hükümlerine dayanmaktadır. Sözleşme içeriği incelendiğinde; sözleşmenin 16.2. Maddesi " İş sözleşmesi ilişkisinin sona ermesinden sonraki 2 yıl boyunca, Bursa ilinde işverenin faaliyet konularında; işverenin iş akdinin sona erme tarihindeki müşterileri bünyesinde, işbu hizmet akdinin konusu dahilinde olsun olmasın çalışması, her ne sebeple olursa olsun ücretli veya ücretsiz görev alması, işe girmesi, ortak iş yapması, sözleşmeler imzalaması, danışmanlık yapması veya herhangi bir sıfat ile çalışması yasaktır. Bu madde hükmünün ihlali halinde, işçi işverene 25.000,00 USD cezai şart ödemeyi kabul, beyan ve taahhüt eder. " hükmünü ihtiva eder. Yerleşik yargıtay uygulamaları nazara alındığında sözleşmenin bu hükümlerinin hukuka aykırı olduğu sonucuna varılır. Elbette rekabet yasağı belli kural ve ölçüler çerçevesinde hukuken korunan hakların ihlalini engelleyici fonksiyon icra eder. Ancak rekabet yasağının dengesiz ve taraflardan birini aşırı derecede mağdur edecek boyutta ele alınamaz. Temel hak ve hürriyetler sınırlanacak biçimde yorumlanamaz. Tarafların sözleşmeden elde ettikleri yararlarla açık bir dengesizlik oluşturacak haksız rekabet şartları geçerli sayılamaz. Bu kapsamda bir anayasal hak olan çalışma hürriyetini işçi aleyhine ciddi biçimde kısıtlanmaması asıldır. Geçimini başkalarının yanında çalışarak sürdürmek zorunda kalan işçi için yer ve zaman bakımından çalışma kısıtlaması getirilmesi işçinin ekonomik mahvına neden olur. Öyleyse haksız rekabet hükümleri hakkaniyet ölçüsü ile sınırlandırılmalıdır. Sözleşmenin 16.2.maddesinde getirilen kısıtlamalar işçi açısından kelepçeleme sözleşmesi niteliğindedir. Şöyle ki; öncelikle davalının bir yıla yakın bir süre davacıya ait iş yerinde asgari ücretle çalıştığı tartışmasızdır. Davalının asgari ücretle çalışması ve davacı şirkette çalışma süresinin kısalığı nazara alındığında sözleşmede belirlenen 25.000 USD tutarındaki cezai şart dengesiz ve fahiştir. TBK 420.maddesi hükmüne göre hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersizdir. Tek yanlı, işveren lehine sonuç doğuran ve karşılıklılık esas alınmadan düzenlenmiştir. Öte yandan rekabet yasağına ilişkin sözleşme hükmü getirdiği sınırlama ile konusu bakımından da net ve belirli değildir. İlgili hükümde işverenin faaliyet konusu ibaresi yer almaktadır. Davacı şirketin kuruluş ticaret sicil gazetesi incelendiğinde ulaşım, halkla ilişkiler, turizm, spor gibi yaklaşık 30'a yakın sektörün yer aldığı görülecektir. Oysa ki rekabet yasağının işverene ait işlerden hangisi ya da hangileri ile sınırlandırıldığı net biçimde belirlenmelidir. Özellikle şirketlerin ticaret siciline kayıt esnasında faaliyet alanlarının geniş tutulduğu ülkemizde işçinin bütün alanlarda çalıştırılmasının sınırlandırılması mümkün olmaz. Bu hükme dayanarak cezai şart ve tazminat talep edilmesi mümkün değildir. Sözleşmedeki hüküm işçinin ekonomik geleceğini tehlikeye düşürmeye müsait ve anayasal çalışma hakkını kısıtlayıcı niteliktedir. Yine davacı tarafça davalının davacı şirketten ayrıldıktan sonra dava dışı ve aynı iştigal konusunda faaliyet gösteren ... Sağlık Güvenlik Birimi Tıbbi Malzeme Eğitim Ve Danışmanlık Hizmetleri Sanayi Ticaret A.Ş'de İdari İşler ve Satış Müdürü olarak çalışmaya başladığını, davalının eylemleri nedeniyle bazı müşterilerinin belirttiği bu şirketle çalışmaya başladığını, maddi zararlarının bulunduğunu ifade etmiştir. SGK İl Müdürlüğünden davalının hizmet dökümü celp edilmiş, davalının ... Sağlık Güvenlik Birimi Tıbbi Malzeme Eğitim Ve Danışmanlık Hizmetleri Sanayi Ticaret A.Ş'de çalışmasına ilişkin kayda rastlanmadığı belirtilmiştir. Davalının son olarak davacı şirketteki çalışmasından sonra herhangi bir sigorta bildiriminin de bulunmadığı ifade edilmiştir. Yine dava dışı ... Sağlık Güvenlik Birimi Tıbbi Malzeme Eğitim Ve Danışmanlık Hizmetleri Sanayi Ticaret A.Ş'ye müzekkere yazılmış, ... isimli bir çalışanlarının bulunmadığı bildirilmiştir. Davacı tarafça davalının rekabet yasağına aykırı davranışta bulunduğu ispatlanamadığı gibi, mahkememizce bu rekabet yasağına ilişkin hükmün de geçersiz olduğu kanaatine varılmıştır. Tüm bu gerekçelerle davalı yönünden davanın reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; Davanın reddine, Alınması gereken 44,40.-TL harçtan peşin yatırılan 1.297,89-TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 1.253,49.-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Davalı vekili lehine takdir edilen 8.710,00.-TL ücret-i vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Davacı tarafça yapılan muhakeme masrafının kendi üzerinde bırakılmasına, Kesinleşme süreci tamamlanana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa iadesine dair kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize iletilecek bir dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzlerine karşı açıkça okunup anlatıldı. 12/04/2019 Katip ... Hakim ...

Atıf: Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2016/1278, K. 2019/445, T. 12.04.2019, www.arakarar.com/karar/bursa-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2016-1278-e-2019-445-k-7d28d49f785a