Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/99 E. 2026/85 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/99
- Karar No
- 2026/85
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
18. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/99
KARAR NO: 2026/85
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KÜÇÜKÇEKMECE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 17/11/2025 Ara Karar
NUMARASI: 2025/276 Esas
DAVANIN KONUSU: Alacak " Ticari Nitelikteki Komisyonculuk
Sözleşmesinden Kaynaklanan "
KARAR TARİHİ: 22/01/2026
Taraflar arasındaki davada; kararda yazılı nedenlerden dolayı verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmalı yapılmasına gerek görülmediğinden, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Başkanı ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede de ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin uluslararası ticaret faaliyetleri kapsamında... ve ... arasında iş yapan saygın bir iş insanı olduğunu,..’daki şirketine yapılan ödemelerin uluslararası yaptırımlar nedeniyle doğrudan banka üzerinden yapılamaması üzerine Türkiye’den dolar transferi ihtiyacı doğduğunu, bu nedenle .... Bankası ...Şubesi Müdürü olan ... ile çalışmaya başladıklarını, ... 'nın müvekkilini, eşi ... ve üvey oğlu ... ile tanıştırdığını, tanışmanın banka odasında yapılmış olduğunu ve bu durumun müvekkilinde güven duygusu oluşturduğunu, .... ve ..., davacının yönlendirmesiyle ..., ... ve .... isimli şirketler üzerinden toplam 3.233.449 USD tutarında altı ayrı ödemeyi teslim aldığını, başlangıçta bu ödemeler ..’a transfer edilerek ilişkinin düzgün şekilde sürdürüldüğünü ancak daha sonra yalnızca 1.573.375-USD müvekkilinin bildirdiği hesaplara aktarıldığını, kalan 1.660.074-USD ödenmediğini, WhatsApp yazışmaları, ses kayıtları ve teslim makbuzları, ödemelerin alındığını ve bir kısmının gönderildiğini açıkça göstermekte olduğunu, davalıların, borcun kalan kısmını ödemediğini, müvekkilini sürekli oyaladıklarını, paranın...’nda ...Şti. adına yürütülen .... projesine aktarıldığını çeşitli ses kayıtlarında bizzat ikrar ettiklerini, ...’in ses kayıtlarında, borcun varlığı ve ödenmemesinin nedeni olarak ... projesindeki finansman sıkıntılarının dile getirildiğini, ... de ayrıca borca karşılık müvekkiline taşınmaz devri teklifinde bulunduğunu, bunun da borcu inkâr etmediklerini göstermekte olduğunu, davalılar hakkında dolandırıcılık ve görevi kötüye kullanma suçlarından savcılık şikayetinde bulunulduğunu; ayrıca .... ve .... Genel Müdürlüğü’ne de başvuruların yapıldığını, davalılara noter aracılığıyla ödeme ihtarnamesi gönderildiğini, arabuluculuk sürecinin ise anlaşmazlıkla sonuçlandığını, somut olayda, davalıların mal kaçırma ihtimali kuvvetle muhtemel olduğunu, nitekim villa projesi tanıtımına ilişkin video görüntüleri, taşınmazların satışa çıkarıldığını ve projenin pazarlanmaya başlandığını açıkça ortaya koymakta olduğunu, bu durumun, HMK m. 389 kapsamında ihtiyati tedbir şartlarının oluştuğunu gösterdiğini beyanla; davalıların adına kayıtlı taşınır ve taşınmaz mallara ihtiyati tedbir konulmasını, ayrıca alacağın, davalı.... Ltd. Şti.’ne aktarıldığının somut delillerle sabit olması nedeniyle, tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak bu şirketin de sorumluluğuna gidilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine dair istinafının reddini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince; " ..Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE,.. " karar verilmiş, bu karar davacı vekilince istinaf edilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Hukukumuzda oldukça önemli bir yere sahip olan ihtiyati tedbir müessesesi talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunduğu hallerde, ihtiyati tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir sebebinin mevcut olması halinde verilebilecek bir karardır. Küçükçekmece Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2025... Esas sayılı dosyası ...11.2025 tarihli ihtiyati tedbir talebimizin reddine ilişkin ara kararında "uyuşmazlık konusu mal, hak ve alacaklar üzerine ihtiyati tedbir konulması mümkün olduğunu, somut olayda dava maddi tazminat istemine yönelik olduğu , dava dilekçesi ve eklerinde sunulan belgeler ile yaklaşık ispat kriterlerinin henüz sağlanmamış olduğu" gerekçesiyle talebimizi reddedilmiştir. Dava konusu somut uyuşmazlık açıkça göstermektedir ki; müvekkil davalılar tarafından kandırılmıştır. Müvekkilin Alacak hakkının varlığı sabittir. İhtiyati tedbir istenen mal ve alacakların özellikle ....... müvekkilin alacağı olan meblağlar ile finanse edildiği göz önüne alındığında uyuşmazlıkla doğrudan bağlantılı olduğu gerçeği de sabittir. Dava Dosyamıza bilahare eklediğimiz yeni deliller ile ayrıca ,mahkemenizin yaklaşık ispat kriterlerinin henüz sağlanamamış olduğu görüşü yeniden değerlendirilmelidir. Sonuç olarak müvekkil tarafından sunulan ses kayıtları, WhatsApp yazışmaları, imzalı para teslim makbuzları, ..... inşaatına dair görüntü kayıtları ve tapu bilgilerinin tamamı, alacağın varlığı konusunda yaklaşık ispat ölçüsünü fazlasıyla karşılamakta; ihtiyati tedbir kararının verilmesini gerektirmektedir. Davalıların mal kaçırmaya dair somut eylemleri mevcuttur. Müvekkilden alınan paralarla davalı ..., ... Şti.'ne para aktararak ....nda ... projesi yapmışlar ve her an.... satıp müvekkilin dava veya icra takibi sonucunda tahsilat yapmasının önüne geçmeye çalışmaktadırlar. Bu kapsamda telafisi güç ve imkansız zararların ortaya çıkacağı ve alacak meblağın çok yüksek olması göz önünde bulundurulduruğunda dolandırıcılık kastı bulunan davalılardan haklı davamız sonuçlandığında müvekkilin alacağını tahsil edememe riski ile karlı karşıya gelineceği gerçeği yadsınamaz. Tüm bu sebeplerle Küçükçekmece Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2025/... Esas sayılı dosyası ....11.2025 tarihli ihtiyati tedbir talebimizin reddine ilişkin ara kararın kaldırılarak Müvekkilin toplam 1.660.074 USD alacağının güvence altına alınması amacıyla, davalıların taşınır ve taşınmaz mallarına, banka hesaplarına, ticaret sicilindeki paylarına ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına ihtiyati tedbir konulması kararı verilmelidir. Sayın Mahkemeniz aksi kanaatte ise en azından dava konusu uyuşmazlık ile doğrudan bağlantılı ve müvekkilden alınan ücretlerle finanse edilen ... ".... Mahallesi,. .. Sokak, No:. Kuşadası/.... Adresindeki.. üzerinde satılamaz devredilemez şerhi konulması gerekmektedir. Tarafımızca ... ,... ve ... ile ilgili ayrıca Dolandırıcılık, Kamu görevinin kötüye kullanılması ve diğer re’sen tespit edilecek suçlar için Savcılık şikayeti yapılmış ayrıca ... ve .... bankası genel müdürlüğüne de şikayet başvuruları yapılmış, idari soruşturmalar açılmıştır. Mahkemenizce ilgili kuruluşlardan celp edilecek soruşturma dosyalarının mahkemeniz 2025/... Esas sayılı dosyasına kazandırılmasını talep etmiştir.
Davalılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Dava dosyasına, davacının tacir olduğuna ve taraflar arasında ticari ilişki bulunduğuna dair herhangi bir sözleşme, fatura, ticari defter ve kayıt sunulmamıştır. Müvekkillerin, davacıyla veya İran'da var olduğunu iddia ettiği şirketiyle gerek kişisel, gerekse kurumsal olarak, herhangi bir ticari ilişkisi yoktur. Derdest davanın ticari bir uyuşmazlığa ilişkin olmadığı bizzat davacının beyanlarıyla sabittir. Açılan dava haksız, mesnetsiz ve yasal dayanaktan yoksun olduğu gibi, davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine dair mahkeme kararı hakkındaki istinaf istemi de haksız ve yasal dayanaktan yoksundur. Şöyle ki; Dava alacak talebiyle açılmıştır. Hal böyleyken davacı, davalı müvekkillere ait taşınır ve taşınmaz mallara, banka hesaplarına, ticaret sicilindeki paylara ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklara ihtiyati tedbir konulmasını talep etmiştir. Müvekkillere ait malvarlığının dava konusu olmadığı açıktır. HMK.m. 389 uyarınca dava konusu olmayan mal varlığı hakkında ihtiyati tedbir kararı verilemez. Açıklanan nedenlerle davacının ihtiyati tedbir talebi haksız ve hukuki dayanaktan yoksundur, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep ederiz. Davacı, işbu davayı açmadan önce, aynı konuda, mükerrer ihtiyati haciz taleplerinde bulunmuştur. Bir kez daha ifade etmek isteriz ki, müvekkillerin, davacı veya İran'da var olduğunu iddia ettiği şirketi ile herhangi bir hukuki, ticari ilişkisi bulunmadığı gibi, müvekkillerin davacıya hiçbir borcu da yoktur. Hal böyleyken davacı, sırf müvekkilleri mağdur etmek amacıyla hukuka aykırı şekilde gizlice kaydedilmiş bir kısım ses kayıtlarıyla, ne şekilde elde edildiği belli olmayan bir kısım mesajları tümüyle bağlamından kopararak, çarpıtarak, soyut ve asılsız iddialarla ihtiyati haciz taleplerinde bulunmuştur. Sonuç olarak, derdest dava alacak talebiyle açılmıştır. HMK.m. 389 uyarınca dava konusu olmayan mal varlığı hakkında ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği açıktır. Açıklanan nedenlerle davacının istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, ihtiyati tedbir talebine yöneliktir.
6100 sayılı HMK'nın 389 – 391.maddelerinde ihtiyati tedbir kararının usul ve esasları düzenlenmiş olup, bu yasal düzenlemeye göre; HMK m. 389- "(1) Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. (2) Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır."
HMK m. 390- "(1) İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir. (2) Talep edenin haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde, hâkim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir. (3) Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.
HMK m. 391- "(1) Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir. (2) İhtiyati tedbir kararında; a) İhtiyati tedbir talep edenin, varsa kanuni temsilcisi ve vekilinin ve karşı tarafın adı, soyadı ve yerleşim yeri ile talep edenin Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, b) Tedbirin, açık ve somut olarak hangi sebebe ve delillere dayandığı, c) Tereddüde yer vermeyecek şekilde, neyin üzerinde ve ne tür bir tedbire karar verildiği, ç) Talepte bulunanın, ne tutarda ve ne türde bir teminat göstereceği, yazılır. (3) İhtiyati tedbir talebinin reddi hâlinde, kanun yoluna başvurulabilir. Bu başvuru öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır." şeklinde düzenlenmiştir. Tarafların ihtiyati tedbir talepleri yönünden bu usul ve esaslara uygun inceleme yapılması ve tensip ara kararından ayrı olarak gerekçeli ihtiyati tedbir talebi ara kararı oluşturulup, taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilerek karara itiraz edilmesi veya istinaf yoluna başvurulması halinde yasal süreler göz önüne alınarak gerekli kararın verilmesi ve gerekli işlemin yapılması zorunludur.
6100 s.HMK.nun 394.m.sinde ihtiyati tedbire itiraz;"İhtiyati tedbir kararına karşı itiraz (1) Karşı taraf dinlenmeden verilmiş olan ihtiyati tedbir kararlarına itiraz edilebilir. Aksine karar verilmedikçe, itiraz icrayı durdurmaz.
(2) İhtiyati tedbirin uygulanması sırasında karşı taraf hazır bulunuyorsa, tedbirin uygulanmasından itibaren; hazır bulunmuyorsa tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren bir hafta içinde, ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak, kararı veren mahkemeye itiraz edebilir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/42 md.) Esas hakkında dava açıldıktan sonra, itiraz hakkında, bu davaya bakan mahkemece karar verilir.
(3) İhtiyati tedbir kararının uygulanması sebebiyle menfaati açıkça ihlal edilen üçüncü kişiler de ihtiyati tedbiri öğrenmelerinden itibaren bir hafta içinde ihtiyati tedbirin şartlarına ve teminata itiraz edebilirler.
(4) İtiraz dilekçeyle yapılır. İtiraz eden, itiraz sebeplerini açıkça göstermek ve itirazının dayanağı olan tüm delilleri dilekçesine eklemek zorundadır. Mahkeme, ilgilileri dinlemek üzere davet eder; gelmedikleri takdirde dosya üzerinden inceleme yaparak kararını verir. İtiraz üzerine mahkeme, tedbir kararını değiştirebilir veya kaldırabilir.
(5) İtiraz hakkında verilen karara karşı, kanun yoluna başvurulabilir. Bu başvuru öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır. Kanun yoluna başvurulmuş olması, tedbirin uygulanmasını durdurmaz." şeklinde düzenlenmiştir.
6100 s.HMK.nun 397.m.si hükmüne göre;"(1) İhtiyati tedbir kararı dava açılmasından önce verilmişse, tedbir talep eden, bu kararın uygulanmasını talep ettiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas hakkındaki davasını açmak ve dava açtığına ilişkin evrakı, kararı uygulayan memura ibrazla dosyaya koydurtmak ve karşılığında bir belge almak zorundadır. Aksi hâlde tedbir kendiliğinden kalkar.
(2) İhtiyati tedbir kararının etkisi, aksi belirtilmediği takdirde, nihai kararın kesinleşmesine kadar devam eder.
(3) Tedbir kalkmış veya kaldırılmış ise bu husus ilgili yerlere bildirilir.
(4) İhtiyati tedbir dosyası, asıl dava dosyasının eki sayılır."
Dava konusu somut ödünç/borç ilişkisi iddiasına ilişkin olarak yargılamanın safahatı ve yaklaşık ispat kuralına göre ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin kararı dava konusu uyuşmazlık konusu dışındaki talepler yönünden 6100 s.HMK.nun 389,m,si hükmüne göre usul ve yasaya uygundur. Davacı tarafın istinaf istemi yerinde değldir.
Bu değerlendirmeler ile dava konusu uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenlemeler doğrultusunda; dosya kapsamındaki delillere göre davacı vekilinin istinaf başvurularının HMK m. 353/1-b-1 uyarınca oy birliğiyle esastan reddine karar verilmesi sonuç ve kanaatine varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1.HMK m. 353/1-b-1 gereğince davacının istinaf başvurularının esastan REDDİNE,
2.İstinaf incelemesinin duruşmasız yapılması nedeni ile AAÜT m. 2/2 hükmü uyarınca davalılar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
3.Davacıdan alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin olarak yatırılan 615,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,
4.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK'nun 360 ıncı maddesi yollamasıyla, madde 323 uyarınca istinafı talep eden üzerinde bırakılmasına,
5.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 22/01/2026 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.